No menu items!

Süleyman Demirel

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Türk siyasi tarihinin önemli karakterlerinden biri olan Süleyman Demirel, Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak 28 Şubat sürecinin tam merkezinde yer aldı. 7 farklı hükümette yaklaşık 12 yıl başbakanlık yapan Demirel, siyasi hayatı boyunca çerçevesi belirli bir siyasi görüşü olmaması ve tutarsız çizgisi sebebiyle “her yolun adamı” olarak bilinmektedir. Çocukluk yıllarında çobanlık yaptığı için “Çoban Sülü”, 1960’ların başlarında çalıştığı ABD’li Morrison Knudsen adlı mühendislik firması nedeniyle ise “Morrison Süleyman” adlarıyla anılan Demirel, Turgut Özal’ın 1993 yılında vefatıyla boşalan Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Her ne kadar “sivil cumhurbaşkanı” olarak takdim edilse de, 28 Şubat döneminde askeri vesayete öncülük eden isimlerin başında yer aldı. 1998 yılında Genelkurmay Karargâhı’na gidip “irtica brifingi” almasıyla tepki toplayan Demirel, askerlerden aldığı mesajları siyasetçilere aktararak, “siyasi kuryeliğin” önünü açtı. 28 Şubat 1997 tarihinde askerlerin dikte ettiği kararların arkasında duran Demirel, 1997 yılı Haziranı’nda, Başbakan Erbakan’ın darbe baskısıyla istifa etmek zorunda kalmasına ve koalisyon protokolü gereği görevi Tansu Çiller’e bırakmak istemesine rağmen, hükümet kurma görevini Mesut Yılmaz’a verdi. Demirel her ne kadar 1999 yılında emekli olsa da, kritik zamanlarda yaptığı açıklamalarla sürekli gündemde olmaya çalıştı. “Kafasının ‘Zenit saati’ gibi çalıştığını” açıklayan Demirel, 28 Şubat sürecini savunarak sürecin Anayasa ve yasalara uygun, demokratik yöntemlerin uygulandığı bir olay” olduğunu açıkça ifade etti. Üstelik 28 Şubat’ta Erbakan’a kimsenin “istifa et demediğini”, “istifasının kendi kararı olduğunu” açıkladı. Başörtülü okumak isteyen öğrencilere ise Suudi Arabistan’a gitmelerini önerdi. 12 Haziran 2011 milletvekili seçimleri öncesinde CHP’ye, Ergenekon tutuklularını milletvekili adayı yapması yönünde “akıl hocalığı” yaptığı iddiasıyla tartışılan Demirel, bir zamanlar mesai arkadaşı olduğu Necmettin Erbakan’ın cenazesine, “Dinimizde cenaze namazını kılmak diye bir zorunluluk yok. Biri kıldı mı herkes kıldı sayılır” açıklamasıyla katılmadı.

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...