MANİFESTO

Cumhuriyetin ilan edilmesinin üzerinden bir asra yakın zaman geçmesine rağmen, Türkiye, demokrasi yürüyüşünde sürekli çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Halk ne zaman milli iradenin oluşumunda söz sahibi olma konumuna gelse halk adına, halk için, halka rağmen milli iradenin önüne geçilmek istenmiştir.

“Rejimin tehlike ve tehdit altında olduğu” bahanesiyle demokrasiye müdahaleler yapılmış; bu müdahaleler sonrası yapılan anayasalarla halk iradesi vesayet altına alınmaya, milli irade darbeler ile engellenmeye çalışılmıştır.

“Darbeler dönemi Türkiye için kapandı” demek ne yazık ki mümkün değildir. Zira 28 Şubat 1997 tarihinde post-modern darbe yapılmış, sonrasında yakın bir tarihte, 27 Nisan 2007’de, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmek isteyen asker, e-muhtıra yayınlayarak demokrasiyi gölgelemekten geri durmamıştır. Bununla da yetinmeyen post modern darbeciler Gezi olaylarını organize ederek önce barışçıl, doğa sever gibi başlayan protestoları daha sonra hükümeti devirmek üzerine dizayn etmişlerdir. Bunda başarılı olamadıktan sonra önce 17-25 Aralık operasyonu ile sivil darbeye teşebbüs etmişler ardından da 15 Temmuz’da bizatihi askeri darbe girişimine teşebbüs etmişlerdir.

15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte başlayan sivil direniş, milli iradenin üstünlüğünün tescillenmesini sağlamıştır. Meşru yollardan başa gelen hükümeti devirmek adına hukuk dışı, demokrasi karşıtı yollara başvurmak isteyenler 15 Temmuz günü sert bir şekilde duvara çarpmışlardır.

15 Temmuz darbe girişimcilerine karşı başlatılan darbe yargılamaları, ne kadar hassas bir şekilde sürecin devam ettirildiğinin bir göstergesidir. Daha önce başlanan ve yargılama sürecinde eleştirilere muhatap olan 12 Eylül ve 28 Şubat yargılamalarının aksine 15 Temmuz darbe yargılamaları daha titizlikle ele alınmıştır. 15 Temmuz öncesi darbecilerin yargılanmaları ve sorumluların cezalandırılması yönünde yapılan girişimler, yargılama süreçlerindeki karmaşa ve sulandırmalarla heba edilmiştir.

Bizler;

 Darbe, muhtıra, sokağa çıkma yasağı, sıkıyönetim gibi olağanüstü haller yaşamış bir toplumun fertleri olarak, demokrasi yürüyüşünün en önemli köşe taşlarından birinin darbelerle yüzleşmek, darbeleri yargılamak olduğunu biliyoruz.  Darbe yapanları yargılamayan ve vesayetçi zihniyeti mahkûm etmeyen bir ülkenin, ileri demokrasiye ulaşmasının mümkün olmadığını ifade ediyoruz.

Daha demokratik bir ülkede, barış ve huzur içinde yaşamak istiyoruz.

Millet iradesine ve sivil siyasete yönelmiş/ yönelecek her türlü askeri, yargısal, medya destekli ve ekonomik darbe girişimlerini reddediyoruz.

Türkiye’deki tüm kurum, kuruluş ve STK’ları daha sivil ve demokratik bir tutum takınmaya; milli iradeye saygıya davet ediyoruz.

Türkiye’ye ekonomik, sosyal ve siyasal maliyet yüksek olan darbe ve darbe girişimlerini tamamen hayatımızdan çıkarmayı istiyoruz.

Darbelerle yüzleşilmesini, darbecilerin, milli iradeye ipotek koymak isteyen herkesin yargılanmasını istiyoruz.

Türkiye’de yaşayan herkesi darbeler konusunda bilinçlendirmeyi, darbelere karşı büyük bir farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz.

Türkiye’de sivil-siyasal kültürün oluşması ve halk iradesinin önündeki engellerin kaldırılması, Türk demokrasinin güçlenip kurumsallaşması, toplumsal huzur ve güvenin kalıcı hale gelmesine katkıda bulunacak adımlar atmak istiyor ve bu amaçla çalışıyoruz.

Bu kapsamda yapılan en önemli çalışmalardan biri, şu anda karşınızda olan www.darbeler.com web sitesidir.

www.darbeler.com, Türkiye demokrasi tarihindeki dönüm noktalarını, darbeleri, muhtıraları, darbe girişimlerini her yönüyle ele almak, yüzleşmek, adalet önünde hesap sormak amacıyla düzenlenen ve bu yolda bizimle birlikte yürümek isteyenlerle buluşabileceğimiz bir platform olacaktır. Üstelik bu konudaki çabamız sadece ülkemizle sınırlı kalmayacak, ülke dışında benzer darbeler ve darbe girişimlerinin de takipçisi olacağız.

Bizler hukukun üstünlüğüne inanan ve ülkesini seven insanlar olarak her türlü vesayetin karşısında olduğumuzu bir kere daha haykırıyor ve darbelere karşı, milli iradenin yanında olacağımıza söz veriyoruz.