No menu items!

Nur Serter

Okumalısınız!

28 Şubat ve Uluslararası Konjonktür- Prof. Dr. Birol Akgün

28 Şubat günü darbe değil de keşke ülkemizin geçmiş ve güncel başarılarını konuşuyor olsaydık. Türkiye’nin kaybettiği o yıllarda...

TÜRKİYE’DEKİ DARBE GELENEĞİNİN ZİHİNSEL ARKA PLANI- Dr. Rasim Koç

Darbeler konusunda çok şey söyleniyor, çok şey söylüyoruz. Hatta çok şey yazıyoruz. Ben sadece darbelerle ilgili okuyucuları kısa bir zaman tünelinden geçirmek...

28 ŞUBAT’TA HUKUK- Prof. Dr. Muharrem KILIÇ

28 Şubat, post modern darbe olarak adlandırıyor. Ben bu darbeyi ‘yeni nesil bir darbe’ türü olarak tanımlıyorum. Nitekim bütün şiddet unsurları, lojistik...

VESAYET KURUMU ARACI OLARAK STK’LAR- İdris Kardaş

Sivil toplum kuruluşlarını darbeci olarak ya da darbeci olan ya da olmayan olarak kod­layabiliriz. Bunu böyle bir paketin içine yerleştirebiliriz ama mesele...

Kemal Alemdaroğlu yönetimindeki İstanbul Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı görevinde bulunan Nur Serter, üniversitenin başörtüsü yasaklarında ileri bir seviyeye ulaşmasının baş aktörlerindendir. Zira Nur Serter, 28 Şubat’ın en göze çarpan uygulamalarından olan “ikna odalarının” teorisyeni ve pratisyenidir. İstanbul Üniversitesi rektör yardımcısı olduğu dönemde, üniversiteye kayıt yaptırmak için gelen başörtülü kız öğrencilere, üniversitenin karanlık koridorlarında hazırlanan “ikna odalarında” başlarını açmaları yönünde telkinde bulunduğu için simgeleşen Serter, öğretim elemanlarından bir kısmını da ikna seanslarında “zorunlu olarak” görevlendirdi. Üstelik yakın zamanda kendisinin de itiraf ettiği üzere ikna odalarındaki seanslar, kayıt altına alındı. Serter’in ifadesiyle “10 bin kayıtın alındığı” bu “psikolojik işkence”, görüşmeye alınan kişilerin aile hayatlarından, okudukları gazeteye kadar birçok konuda, adeta bir “ifade alma” şeklinde gerçekleşti. Verdiği bir röportajda o dönemi anlatan Serter, “başı örtülü olarak okullara gelen öğrencilerin üniversiteye geliş amaçlarının İslamı tebliğ etmek olduğunu, Beyazıt gibi her tarafı cami olan bir yerde bile koridorlara gazeteler yayıp namaz kıldıklarını, dolayısıyla hareketin tek başına başın örtülmesiyle kalmadığını” açıkladı. Üniversiteden ayrıldıktan sonra, emekli askerlerin idaresindeki “sivil toplum kuruluşlarında” faaliyet gösteren Serter, 2007 yılında, “laik bir cumhurbaşkanı” seçtirebilmek ve “Çankaya’yı şeriata kapatmak” için düzenlenen “Cumhuriyet Mitinglerinde” en ön saflarda yer aldı. 28 Şubat döneminde “verdiği mücadele” sebebiyle çok “mağdur” olduğunu söyleyen Serter, sokakta rastladığı başörtülü kadınların yüzüne tükürdüğünü ve tehdit mektupları aldığını” açıkladı. Tam da 28 Şubat darbesiyle ilgili soruşturma hazırlıklarının başladığı bir dönemde, elindeki “ikna odası” kayıtlarını, zaman aşımı gerçekleştiği gerekçesiyle imha edeceğini açıkladı. 27 Mayıs darbecilerinden Albay Emin Aytekin’in kızı olan Nur Serter, babasından miras kalan “laik cumhuriyeti koruma ve kollama görevine”, daha sonra CHP İstanbul Milletvekili olarak devam etti.

Önceki İçerikSeyhan Soylu
Sonraki İçerikNecmettin Erbakan

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

28 Şubat ve Uluslararası Konjonktür- Prof. Dr. Birol Akgün

28 Şubat günü darbe değil de keşke ülkemizin geçmiş ve güncel başarılarını konuşuyor olsaydık. Türkiye’nin kaybettiği o yıllarda...

TÜRKİYE’DEKİ DARBE GELENEĞİNİN ZİHİNSEL ARKA PLANI- Dr. Rasim Koç

Darbeler konusunda çok şey söyleniyor, çok şey söylüyoruz. Hatta çok şey yazıyoruz. Ben sadece darbelerle ilgili okuyucuları kısa bir zaman tünelinden geçirmek...

28 ŞUBAT’TA HUKUK- Prof. Dr. Muharrem KILIÇ

28 Şubat, post modern darbe olarak adlandırıyor. Ben bu darbeyi ‘yeni nesil bir darbe’ türü olarak tanımlıyorum. Nitekim bütün şiddet unsurları, lojistik...

VESAYET KURUMU ARACI OLARAK STK’LAR- İdris Kardaş

Sivil toplum kuruluşlarını darbeci olarak ya da darbeci olan ya da olmayan olarak kod­layabiliriz. Bunu böyle bir paketin içine yerleştirebiliriz ama mesele...

DARBE VE İŞ DÜNYASI STK’LARI- Dr. İsrafil Kuralay

Darbeler maalesef Türk siyaset hayatının önemli kırılma noktalarından bir tanesi. Her on yıllık sürede bir darbe beklentisi alametifarikamız noktasına gelmiş durumda. Ka­çınılmaz...