No menu items!

Seyhan Soylu

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

90’lı yıllarda “Travestiler Kraliçesi”, 2000’li yıllarda ise “organizatör” sıfatlarıyla tanınan “Sisi” lakaplı Seyhan Soylu, kendi ifadesiyle “28 Şubat’ın gizli kahramanıydı.” Öyle ki yaptığı “hizmetler” sebebiyle “alnından öpülmüştü.” Türkiye onun ismini daha çok 28 Şubat’ın en kasvetli döneminin hemen ertesinde duymaya başladı. Özellikle hakkında ortaya atılan iddialar ve kendisinin yaptığı itiraflar, bir dönemin önemli ayrıntılarını açığa çıkardı. Seyhan Soylu, Ergenekon tutuklusu Ümit Oğuztan ve “Ergenekon’un kara kutusu” olarak bilinen Tuncay Güney’le birlikte 28 Şubat süreci öncesi, Strateji isimli dergiyi çıkarmaya başladı. Soylu, 2002 yılında Zaman Gazetesi’ne verdiği röportajda, Strateji Dergisi’nin JİTEM’in yayın organı olduğunu ve dergi bünyesinde “irticanın belinin kırılması” için istihbarat çalışmaları yapıldığını açıkladı. Strateji Dergisi bünyesinde, 8 ay boyunca istihbarat çalışmaları yaptığını, tesettüre girerek tarikatları incelemeye aldığını belirten Soylu, kendisini ev hanımı olarak tanıtmış ve ismini de “Kezban” olarak değiştirmişti. Karanlık ilişkiler bu aşamada daha da yoğunlaştı. İddialara göre dergi çevresinde gerçekleştirilen operasyonda senaryolar, Ergenekon’un 1 numaralı sanığı Veli Küçük tarafından organize ediliyordu. Görüşmeler ise, Strateji Dergisi’nin ofisinde yapılıyordu. Neticede, organizasyonun pratikteki ayağı olan Seyhan Soylu’nun çalışmalarıyla Türkiye bir anda Ali Kalkancı-Fadime Şahin ikilisiyle tanıştı. Gazeteler yazı dizilerine, televizyonlar yayınlara başladı. Aczimendi lideri Müslüm Gündüz’ün evi adeta canlı yayında basıldı. Soylu’nun organize ettiği yayınlar reyting rekorları kırdı. Refahyol’un düşmesiyle neticelenen gizli operasyonlarla yıldızı parlayan Soylu ise yıllar sonra, “operasyonel kabiliyetini” kanıtlamak amacıyla itiraflara başladı. 2008 yılında gerçekleşen Ergenekon 8. Dalga operasyonunda gözaltına alındı. Verdiği bir röportajda devlete “büyük hizmetler” yaptığını belirten Seyhan Soylu, “devlet töreniyle” defnedilmek istediğini açıkladı.

Önceki İçerikAli Kalkancı
Sonraki İçerikNur Serter

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...