No menu items!

Erol Yarar

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

“Bizim söylemlerimiz belli çevreleri çok rahatsız etti. Çünkü Türkiye’de sermaye birikimi temelde üç ya da dört büyük ailenin elinde yoğunlaşmıştı ve bunlar piyasada kartel veya bir oligopol yapıdan memnun hâlde, bu konumlarından kaynaklanan büyük bir rantı paylaşıyordu. Türkiye’de bir otomobil, bir buzdolabı almak; hatta aynı o dönemlerde, bir telefon almak için dahi sıraya girildiği gibi, devletten hammadde almak da çeşitli ilişkilere bağlıydı ve parmak ucunda insanlara bir günde çok büyük meblağlar kazandırılabiliyordu. Elbette bunun da politikayla ekonomi arasında bir karşılıklı transferi oluyordu. Bu duruma siz bir politikacı olarak parmak basabilirsiniz, bir muhalefet duygusuyla bastığınız parmak çok etki yapmaz ama bir işadamı olarak parmak bastığınız zaman bilerek parmak basarsınız ve sonuç farklı olur. Çünkü siz o işin içindesinizdir ve orada artık bir kartelin kırılması, bir oligopol piyasanın kırılması meselesi söz konusudur. Anadolu sermayesinin alternatif rekabetçiliği oluşturması, kalkınmayı arttırmasında en fazla korku duyulmasına neden olan unsur sanayinin Anadolu’ya yayılması ve orta ölçekli müesseselerin büyümesiyle farklı ellere geçmesiydi. Eski düzende zira, para ve siyaset arasında kapalı devre bir ilişkiler ağı vardı. Biz o kapalı devreyi kırdık. O kırılma sürecinde bu sefer bunu algılayanlar bir Bizans oyunu oynamaya başladılar. İlk defa 1994 yılında bir reklam ajansı kullanılarak bir kara liste yayımlandı. Bu kara listede bizlerin, MÜSİAD üyelerinin bir kısmının bilgilerine, bizim çeşitli yayınlarımızdan faydalanarak, bazılarını ele geçirerek yer verdiler. “Bu firmalardan alışveriş yapmayın, bunlar dincidir, bunlar İslamcıdır, irticacıdır, İrancıdır”, vb. adlar takmak ve bu kara listeyi fakslarla birbirlerine çekmek suretiyle müthiş bir kampanya başlattılar. Tabii o dönemde internet yok, bu iş faksla yayılıyor. Bir anda bu iş ortaya çıktı.”

Önceki İçerikÖmer Bolat
Sonraki İçerikAhmet Ertürk

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...