No menu items!

Ahmet Ertürk

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

“Rahmetli Özal’ın cumhurbaşkanı olma niyetinin ortaya çıkmasıyla başlayıp, Özal’ın mütevazı de olsa arkasında bıraktığı siyasi ve ekonomik mirasın tasfiyesiyle sonuçlanan bir süreçten söz ediyoruz. Bu süreçte siyasi suikastler, yeni düzenin tahkimine psikolojik temel sağlayan katliamlar ve çatışmalar yaşandı. Bu dönem, aynı zamanda siyasi sistemde yeni güvenlik mekanizmalarının oluşturulması (yargı düzeni, üniversiteler, güvenlik güçleri, ordu vs) çabalarına sahne oldu. Bu süreçte baş ağrıtacak tek unsur, dindar ve muhafazakâr halkın siyasi temsilcisinin daha yaygın bir kitlesel temele oturması ihtimaliydi. Bu ihtimalin ciddiyet kazanmasıyla birlikte önceki ince ve görünmez manipülasyon sürecine nazaran daha kaba, saldırgan ve pervasız bir dayatmacılık aşamasına geçildi. 28 Şubat bu aşamanın simgesi olarak tarihe geçecektir. Hem siyasi ve ekonomik hem de ahlaki olarak içine düşülen bir hastalıklı ruh hâlinin, içinde yaşanılan topluma dair anlayış fukaralığının, bir vizyon ve ufuk darlığının ve düşmanlık hissinin doğurduğu bir saldırgan öfkenin simgesi olarak… Konuştuğumuz bankacılık soygunu da bu aynı aşamanın finansal-ekonomik ayağını oluşturdu. Bu sürecin hem siyasi hem de ekonomik olarak çöküntü ile sonuçlandığını ise hep birlikte yaşadık.”

“Bütün bunlar olup biterken Türk burjuvazisi ve onların örgütlü güçleri ne yaptılar? Çünkü bu, servetin el değiştirmesi, kaynağın yeniden bölüştürülmesi meselesiydi. Bu bölüşümü sağlayacak mekanizma, ekonomik kuralların dışında işleyen, piyasanın veya devletin kaynakları en etkin biçimde dağıtma anlayışını berhava eden, onu yok eden bir sürece yol açtı. Bu süreçte bu değerlere önem veren kurum ve insanlar ne yaptılar?

Bunlar maalesef o dönemde dişe dokunur bir şey yapmadılar. TMSF başkanı olduğum dönemde bu konuya birkaç konuşmamda vurgu yapmıştım. Bu güçler ve bu güçlerin örgütleri, süreci seyrettiler veya onun bir parçası olmaya çalıştılar. Bu bağlamda oldukça ilginç bir tanımlamayı -tabii kaba fakat izah edici bir tanımlama- o yıllarda okumuştum: Aslında belli bir ‘hortumlama mekanizması’ işlerken, malum grup ve kişiler arasında çok sayıda hortumlar döşenmişken binlerce de pipet döşenmişti. Bahse konu dönemde, Türkiye’de düzen; bu küçük kanalların, yani bu süreçte belki ana aktör olarak yer almayıp bu sürecin kaotik durumundan kendi çapında yararlanmak isteyen, yararlanmaya çalışan ve yararlanan kurumlar, örgütler ve güçlerin bir toplamıydı.”

Önceki İçerikErol Yarar
Sonraki İçerikBülent Orakoğlu

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...