No menu items!

Ali Kalkancı

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

28 Şubat sürecindeki medya operasyonunun en kilit isimlerinden biri olan Ali Kalkancı, ilkokul mezunu bir “şeyh” olarak Türkiye’nin gündemine oturtuldu. Kamuoyu Ali Kalkancı ismini, Azcimendi lideri Müslüm Gündüz’ün bulunduğu eve yapılan polis-medya baskını sonrasında duymaya başladı. Televizyonların ve gazetelerin irtica haberlerini yağdırdığı 1997 yılının ilk günlerinde, her akşam ayrı bir yerde ağlayarak gündemde kalan Fadime Şahin, şeyh olduğunu ileri sürdüğü, ancak Türkiye’de birkaç kişiden başka tanıyanı olmayan Ali Kalkancı’nın kendisini kandırdığını ilan etti. Bunun üzerine polis tarafından her yerde arandığı iddia edilen Ali Kalkancı, televizyon kanallarında boy göstermeye başladı. Oyuna doğaçlama sahneler de katan Kalkancı, canlı yayının ortasında spikerden namaz kılmak için izin istedi ve medyanın gündemine oturmayı başardı. İlerleyen günlerde ise, senaryonun diğer ismi, Ali Kalkancı’nın eşi Emire Kalkancı, medya organlarında yer aldı. Tarikatları yerden yere vuran Emire Kalkancı, Refah Partisi’nin bu yapıları cesaretlendirdiğini söyledi. Mizansenin ayrıntıları ise birkaç yıl sonra net bir şekilde ortaya çıktı. Senaryoyu organize edenlerden biri olduğunu yıllar sonra itiraf eden “Sisi” lakaplı Seyhan Soylu, Kalkancı’nın her şeyin kurgulandığı yer olan Strateji Dergisi’nin ofisinde yatıp kalktığını ve aslında alkolik biri olduğunu açıkladı. Ergenekon davasında konuşan gizli bir tanık ise, operasyonun Veli Küçük tarafından organize edildiğini iddia etti. 2009 yılına gelindiğinde Türkiye, unuttuğu bir ismi tekrar hatırladı. Narkotik polisinin İstanbul Haramidere’de Ali Kalkancı’ya ait “Kalkale Kimya” fabrikasına düzenlediği operasyonda, 2 milyon adet captagon hapı ele geçirildi. Kalkancı, gözaltındaki ifadesinde, 28 Şubat sürecinde borç batağına girdiğini, Veli Küçük’ün kendisine para yardımı yaptığını ve bu nedenlerle onların her dediğini yapmak zorunda kaldığını iddia etti. 2011 yılında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Ali Kalkancı’ya uyuşturucu ticareti yapmak amacıyla örgüt kurmak ve uyuşturucu hap imal etmek suçundan 20 yıl hapis cezası verildi.

Önceki İçerikVural Savaş
Sonraki İçerikSeyhan Soylu

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...