No menu items!

Mustafa Şentop

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

“28 Şubat döneminin önemli figürlerini dikkate alacak olursak, bunların 1968, 69, 70, 71’de Yön Hareketi, daha sonra Devrim Gazetesi çerçevesinde etrafında bulunmuş kişiler, bu çevreler bakımından temsil kabiliyetine sahip kişiler olduğunu görüyoruz. İsimleri burada zikretmek istemem. Araştırılınca bulunur. YÖN Bildirisi’ne imza atanların kimler olduğu belli. Buna bakılabilir. 9 Martçıların kimler olduğu, bu dergilerde yazanlar belli. Bunlar Kemalizm’in bir sol yorumunu yapan ve bu yorumun Türkiye’de bir askerî bürokratik müdahaleyle hakim olmasını, hayat bulmasını arzu eden, düşünen, buna inanan insanlar. 28 Şubat’ta başlangıç itibariyle sürece hakim olan önemli aktörler bu zihniyetten kişiler. Dolayısıyla, 28 Şubatçıların zihniyet dünyası, mesela 12 Eylülcülerinki gibi değil aslında. Bu bir anlamda resmî ideolojinin bir sol yorumudur. 28 Şubat’ta Türkiye’de hâkim olan da bu yorum. Aslında bu çok da önemli değil. Yani, bir darbeci ideolojinin içeriğinin ne olduğu önemli değil. Önemli olan bir ideolojinin nasıl iktidara geldiği, nasıl egemen olduğu ve bir meşruiyet zeminine oturup, oturmadığıdır. Türkiye’de 28 Şubat’ta gerçekleşen müdahale yürürlükte olan bir pozitif hukuk düzeninin dışında, bir sanal hukuk düzeni oluşturularak, gerçekleştirilmiş bir müdahaledir. Burada neyi kastediyorum? Bunu açıklamamız lazım. 28 Şubat Darbesi’nin bir taraftan bir yargı darbesi, bir hâkimler darbesi olduğunu da söyleyebiliriz. Bu sanal hukuktan kastettiğim de bu.”

“28 Şubat sürecinde yüksek mahkemeler, hukuk kurallarını yorumlayan bir merci olmaktan çıkıp, yeni hukuk kuralları ihdas eden bir merci hâline gelmiştir. Yasama yetkisi yargı tarafından gasp edilmiştir. Teknik olarak bu yönetim tarzı için ‘Yargıçlar İktidarı’ denilmektedir. O dönemde ben de çok sık dile getirdim. Türkiye’de 28 Şubat sadece elinde silahlı güç bulunduran askerî bürokrasinin müdahalesi suretiyle karşımıza çıkmayıp, aynı zamanda yüksek yargı eliyle oluşturulmuş bir sanal hukuk düzeni olarak da işlemiştir. 28 Şubat bu bakımdan Türkiye’de bürokrasinin siyasete, devlet hayatına, toplum hayatına müdahalesi; ama son müdahalesi olarak tarihe geçmiş bir olaydır.”

Önceki İçerikMuhsin Yazıcıoğlu
Sonraki İçerikİshak Alaton

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...