No menu items!

Fehmi Koru

Okumalısınız!

28 Şubat ve Uluslararası Konjonktür- Prof. Dr. Birol Akgün

28 Şubat günü darbe değil de keşke ülkemizin geçmiş ve güncel başarılarını konuşuyor olsaydık. Türkiye’nin kaybettiği o yıllarda...

TÜRKİYE’DEKİ DARBE GELENEĞİNİN ZİHİNSEL ARKA PLANI- Dr. Rasim Koç

Darbeler konusunda çok şey söyleniyor, çok şey söylüyoruz. Hatta çok şey yazıyoruz. Ben sadece darbelerle ilgili okuyucuları kısa bir zaman tünelinden geçirmek...

28 ŞUBAT’TA HUKUK- Prof. Dr. Muharrem KILIÇ

28 Şubat, post modern darbe olarak adlandırıyor. Ben bu darbeyi ‘yeni nesil bir darbe’ türü olarak tanımlıyorum. Nitekim bütün şiddet unsurları, lojistik...

VESAYET KURUMU ARACI OLARAK STK’LAR- İdris Kardaş

Sivil toplum kuruluşlarını darbeci olarak ya da darbeci olan ya da olmayan olarak kod­layabiliriz. Bunu böyle bir paketin içine yerleştirebiliriz ama mesele...

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne kadar koruyarak gelmişler. Ben bunun da yanlış olduğu kanaatindeyim. Yine çok daha öncelerden başlayarak yapmaya çalıştığım tespit şudur: Aslında Türkiye’nin merkez değerleri, kendilerini merkez olarak tanımlayan medyanın kabul edip savunduğu değerler değildir. Bir küçük azınlığın değerlerini merkez olarak tanımlamışlar ve kendilerinin merkez medya olduklarını öne sürerek bu statünün getirdiği rantı; yani daha geniş kitlelere hitap etme rantını bugüne kadar sürdüregelmişlerdir. Aslında baktığınız zaman Türkiye’deki merkez değerler demokrasidir, fikir özgürlüğüdür, din ve vicdan özgürlüğüdür, dindarlıktır, laikliktir, Cumhuriyet’e bağlılıktır. Yapılan pek çok değerler anketinde gördüğümüz gibi, bu saydığım unsurların hemen hepsi de toplumun yüzde 70’inin sahip çıktığı değerlerdir. Kendisini merkez diye tanımlayan medya, bu değerlerden, mesela dindarlığa hiç sahip çıkacak bir durumda değildir. Aynı medya, cumhuriyetçiliği de halkın kendisini yönetmesi olarak değil, büyük bir baskı rejimi olarak; yani tek parti rejiminin günümüzdeki uzantısı olarak tanımladılar. Kendilerince güya Cumhuriyet’e böyle sahip çıkmaları gerektiğini düşündüler. Yoksa halkın kendini yönetme becerisi göstermesi anlamında bir cumhuriyetçiliğe hiçbir zaman eğilimli olmadılar. Bu nedenledir ki, bugüne kadar yapılmış bütün askeri müdahalelerde ya da müdahale denemelerinde; öncesinde, sırasında ve sonrasında medyanın hep destek verdiğini görüyoruz. Adeta o müdahaleler olabilsin diye bir medya var bizde… Dolayısıyla kendilerini merkez medya olarak tanımlayanların bugün demokrasi iddiası da, demokratik olma iddiası da olamaz.”

Önceki İçerikAbdurrahman Dilipak
Sonraki İçerikDinç Bilgin

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

28 Şubat ve Uluslararası Konjonktür- Prof. Dr. Birol Akgün

28 Şubat günü darbe değil de keşke ülkemizin geçmiş ve güncel başarılarını konuşuyor olsaydık. Türkiye’nin kaybettiği o yıllarda...

TÜRKİYE’DEKİ DARBE GELENEĞİNİN ZİHİNSEL ARKA PLANI- Dr. Rasim Koç

Darbeler konusunda çok şey söyleniyor, çok şey söylüyoruz. Hatta çok şey yazıyoruz. Ben sadece darbelerle ilgili okuyucuları kısa bir zaman tünelinden geçirmek...

28 ŞUBAT’TA HUKUK- Prof. Dr. Muharrem KILIÇ

28 Şubat, post modern darbe olarak adlandırıyor. Ben bu darbeyi ‘yeni nesil bir darbe’ türü olarak tanımlıyorum. Nitekim bütün şiddet unsurları, lojistik...

VESAYET KURUMU ARACI OLARAK STK’LAR- İdris Kardaş

Sivil toplum kuruluşlarını darbeci olarak ya da darbeci olan ya da olmayan olarak kod­layabiliriz. Bunu böyle bir paketin içine yerleştirebiliriz ama mesele...

DARBE VE İŞ DÜNYASI STK’LARI- Dr. İsrafil Kuralay

Darbeler maalesef Türk siyaset hayatının önemli kırılma noktalarından bir tanesi. Her on yıllık sürede bir darbe beklentisi alametifarikamız noktasına gelmiş durumda. Ka­çınılmaz...