No menu items!

Fehmi Koru

Okumalısınız!

15 Temmuz 2016’da Darbe Yapmaya Kalkışan Cuntacıların TRT’den Okuttukları Bildiri

Türkiye Cumhuriyeti’nin Değerli Vatandaşları, Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri; devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı...

27 Nisan 2007 TSK E-Muhtıra Bildirisi

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini...

27 Mart 1998 MGK Bildirisi

MGK, 27 Mart 1998’de Cumhurbaşkanı başkanlığında Başbakan, Genelkur­may Başkanı, Kurul Üyesi Bakanlar, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Ko­mutanı ve MGK Genel Sekreteri’nin...

28 Şubat’la İlgili TSK Açıklaması

Türk Silahlı Kuvvetleri bu açıklamayı Mart 1997'de yapmıştır “28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısından beri TSK’yi hedef alan...

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne kadar koruyarak gelmişler. Ben bunun da yanlış olduğu kanaatindeyim. Yine çok daha öncelerden başlayarak yapmaya çalıştığım tespit şudur: Aslında Türkiye’nin merkez değerleri, kendilerini merkez olarak tanımlayan medyanın kabul edip savunduğu değerler değildir. Bir küçük azınlığın değerlerini merkez olarak tanımlamışlar ve kendilerinin merkez medya olduklarını öne sürerek bu statünün getirdiği rantı; yani daha geniş kitlelere hitap etme rantını bugüne kadar sürdüregelmişlerdir. Aslında baktığınız zaman Türkiye’deki merkez değerler demokrasidir, fikir özgürlüğüdür, din ve vicdan özgürlüğüdür, dindarlıktır, laikliktir, Cumhuriyet’e bağlılıktır. Yapılan pek çok değerler anketinde gördüğümüz gibi, bu saydığım unsurların hemen hepsi de toplumun yüzde 70’inin sahip çıktığı değerlerdir. Kendisini merkez diye tanımlayan medya, bu değerlerden, mesela dindarlığa hiç sahip çıkacak bir durumda değildir. Aynı medya, cumhuriyetçiliği de halkın kendisini yönetmesi olarak değil, büyük bir baskı rejimi olarak; yani tek parti rejiminin günümüzdeki uzantısı olarak tanımladılar. Kendilerince güya Cumhuriyet’e böyle sahip çıkmaları gerektiğini düşündüler. Yoksa halkın kendini yönetme becerisi göstermesi anlamında bir cumhuriyetçiliğe hiçbir zaman eğilimli olmadılar. Bu nedenledir ki, bugüne kadar yapılmış bütün askeri müdahalelerde ya da müdahale denemelerinde; öncesinde, sırasında ve sonrasında medyanın hep destek verdiğini görüyoruz. Adeta o müdahaleler olabilsin diye bir medya var bizde… Dolayısıyla kendilerini merkez medya olarak tanımlayanların bugün demokrasi iddiası da, demokratik olma iddiası da olamaz.”

Önceki İçerikAbdurrahman Dilipak
Sonraki İçerikDinç Bilgin

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

15 Temmuz 2016’da Darbe Yapmaya Kalkışan Cuntacıların TRT’den Okuttukları Bildiri

Türkiye Cumhuriyeti’nin Değerli Vatandaşları, Sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri; devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı...

27 Nisan 2007 TSK E-Muhtıra Bildirisi

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini...

27 Mart 1998 MGK Bildirisi

MGK, 27 Mart 1998’de Cumhurbaşkanı başkanlığında Başbakan, Genelkur­may Başkanı, Kurul Üyesi Bakanlar, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Ko­mutanı ve MGK Genel Sekreteri’nin...

28 Şubat’la İlgili TSK Açıklaması

Türk Silahlı Kuvvetleri bu açıklamayı Mart 1997'de yapmıştır “28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısından beri TSK’yi hedef alan...

28 Şubat 1997 MGK Muhtırası

illi Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nden bildirilmiştir: Milli Güvenlik Kurulu, 28 Şubat 1997 günü, Sayın Cumhurbaşkanı baş­kanlığında, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan...