No menu items!

15 Temmuz

Okumalısınız!

28 Şubat ve Uluslararası Konjonktür- Prof. Dr. Birol Akgün

28 Şubat günü darbe değil de keşke ülkemizin geçmiş ve güncel başarılarını konuşuyor olsaydık. Türkiye’nin kaybettiği o yıllarda...

TÜRKİYE’DEKİ DARBE GELENEĞİNİN ZİHİNSEL ARKA PLANI- Dr. Rasim Koç

Darbeler konusunda çok şey söyleniyor, çok şey söylüyoruz. Hatta çok şey yazıyoruz. Ben sadece darbelerle ilgili okuyucuları kısa bir zaman tünelinden geçirmek...

28 ŞUBAT’TA HUKUK- Prof. Dr. Muharrem KILIÇ

28 Şubat, post modern darbe olarak adlandırıyor. Ben bu darbeyi ‘yeni nesil bir darbe’ türü olarak tanımlıyorum. Nitekim bütün şiddet unsurları, lojistik...

VESAYET KURUMU ARACI OLARAK STK’LAR- İdris Kardaş

Sivil toplum kuruluşlarını darbeci olarak ya da darbeci olan ya da olmayan olarak kod­layabiliriz. Bunu böyle bir paketin içine yerleştirebiliriz ama mesele...

Yurtta Sulh Konseyi

Yurtta Sulh Konseyi 15 Temmuz darbe girişiminin planlamasını yapan emir komuta zincirinin en üstündeki cunta yapılanmasıdır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, konseyin Ramazan ayında örgütün üst düzey yöneticilerince kurulduğu yer almıştır.[1]

Örgütün kuruluş hazırlıkları devam ederken örgüt elebaşı Gülen, 19 Mart 2016’da haki cübbesiyle kamera karşısına geçti ve “Antrparantez umum adına konuşuyorum. Umum İslam toplumu adına, Kapadokya sakinleri, oradaki serkarlar adına konuşuyorum” ifadelerinin de yer aldığı konuşmasını yaptı. “Kapadokya sakinleri” ifadesinden kastedilenin “örgüt mensubu askerler” olduğu, darbe teşebbüsünden sonra itirafçıların ifadeleriyle ortaya çıktı. Fetullah Gülen’in çağrısından sonra Türkiye’nin dört bir tarafındaki örgüt mensubu asker ve onlardan sorumlu mahrem imamlar arasında karşılıklı darbe toplantıları yapılmaya başlandı. Bu toplantılarda, darbeyi sivil imamlarla birlikte emir komuta edecek “Yurtta Sulh Konseyi” üyeleri belirlendi.[2]

                  Yurtta Sulh Konseyi’nin Türkiye tarihindeki diğer darbeci cunta yapılanmalarına göre en büyük farklılığı, darbe sürecinin başından itibaren darbecilerin kimliklerini halktan saklamaya çalışmalarıydı. 1960, 1980 askeri darbelerinde, 1971 muhtırasında ve 28 Şubat post modern darbe sürecinde yönetici kadro kimliklerini açıkça ortaya koyan ordu mensupları iken, 15 Temmuz gecesinde “Yurtta Sulh Konseyi” adı dışında halka, hiçbir isim ve komuta süreci açıklanmadı. 1960 müdahalesinde bildiriyi radyodan okuyan Albay Türkeş iken ve aynı şekilde 12 Eylül 1980 darbesinde de bildiriyi bizzat okuyan darbenin lideri Genelkurmay Başkanı ve Orgeneral Kenan Evren iken 15 Temmuz 2016 gecesi darbe bildirisi TRT spikeri Tijen Karaş’a okutturulmuştur.[3]

                  15 Temmuz Cuma günü saat 22.15’te Genelkurmay Başkanlığı’nın MEDAS sistemi üzerinden tüm birliklere gönderilen Sıkıyönetim Direktifinin imza kısmında “Yurtta Sulh Konseyi Başkanı” ibaresi, kaleme alanın imza bloku altında da “General Amiral Şube Müdürü Kurmay Albay Cemil Turhan”, müsaade eden imza bloku altında ise “Personel Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç”ün adı bulunmaktadır. Sıkıyönetim Direktifinin taslak metinlerinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Yurtta Sulh Konseyi Başkanı olarak gösterilmiş olmasına rağmen, Akar’ın teklifi kabul etmemesi üzerine Sıkıyönetim Direktifi resmi olarak yayımlandığında ismine yer verilmedi. Tuğgeneral Partigöç ise darbeye hazırlık faaliyetleri kapsamında Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) imamı Adil Öksüz ile yakın çalışan bir isimdi.[4]

Yurtta Sulh Konseyi cuntasının diğer darbeci yapılanmalara göre bir başka özelliği de 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 darbelerinde kışladan çıkan askerler darbe gecesinde herhangi bir kan dökmez iken Yurtta Sulh Konseyi cuntasının yönettiği darbede halka açık ve kanlı bir saldırıya girişilmesi, darbecilerin, vatandaşların üzerine ateş açarak, MİT, TBMM ve Külliye, Gölbaşı Polis Özel Harekat Merkezi’ni bombaları, alçak uçuşlar yaparak korku yaymaya çalışmalarıdır.[5]

                  Yurtta Sulh Konseyinin üçüncü bir özelliği de yaptığı darbe girişimi Fetullahçı bir darbe girişimi olmasına rağmen bunu Atatürkçü bir darbe girişimi olarak halka duyurmasıdır. Önceki darbelerde ve darbe girişimlerinde var olan retorik, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde de mevcuttur. Sıkıyönetim Direktifinde Batı Blokunun sadık bir üyesi olduğu vurgulanmıştır.[6]

                  Yurtta Sulh Konseyi’nin dördüncü özelliği, 1960 darbe bildirisinde Milli Birlik Komitesi’nin, 1980 darbe bildirisinde ise Milli Güvenlik Konseyi’nin, devleti geçici bir süreyle yöneteceği ve en kısa sürede seçim yapılarak milletin seçtiği kişilere yönetimin devredileceği açık bir şekilde ifade edilmiş iken, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde darbeye ilişkin hiçbir belgede böyle bir taahhüde yer verilmemesidir. Buradan Yurtta Sulh Konseyi’nin, geçici bir süreyle değil belirsiz bir süreyle devleti yönetme amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Darbe sonrası ilerleyen zamanda seçim yapılması darbecilerin programında yoktur. TRT’de okunan bildiride, üniter devlet yapısı içinde dil, din, etnik köken ayrımı yapmaksızın toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir anayasa hazırlanmasının en kısa zamanda sağlayacağı, yer almıştır.[7]

Konseyin beşinci özelliği, yapılanma için 27 Mayıs 1960 darbesini gerçekleştiren milli birlik komitesinin referans alınmasıdır. Milli birlik komitesindeki gibi “yurtta sulh konseyi”nin hazırlanması da askeri hiyerarşiye uyulmadan gerçekleştirilmişti ve böylece konseyde generallerin yanı sıra yarbaylar da yer alacaktı.[8]

                  Konsey kendi görevini “devleti yönetmek” olarak tanımlamıştı. Bu tanımlamanın kapsamında iki yetki özel olarak vurgulanmıştı: Kamu yetkisi adına yapılacak tüm atamaların konsey tarafından yapılması ve konseyin, bu yetkisini daha alt düzeyde birimlere devredebilmesi. Konseyin iradesi dışında yapılacak tüm atamalar yok hükmünde sayılacaktı. Meclis feshedileceğinden yasama yetkisi de konsey tarafından yürütülecekti. Yani yasama ve yürütme bizzat konseyin elinde olacaktı. Sıkıyönetim Direktifi’nin 5’inci maddesinde ise halen kurulu bulunan askeri mahkemelerin, mevcut bağımsızlıklarını ve yetki alanlarını muhafaza ettikleri ve “sıkıyönetim mahkemesi” olarak görevlendirildikleri ifade edilmiştir. Bu mahkemelerde görev alacak hakim ve savcılar, Sıkıyönetim Direktifinin ekiyle atanmış ve kolluk makamları, sıkıyönetim mahkemeleri tarafından verilen talimatları yerine getirmekle sorumlu kılınmıştı.[9]

                  YURTTA SULH KONSEYİ ÜYELERİ:[10]

                  HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Orgeneral Akın Öztürk: Yüksek Askeri Şura Üyesi.

Tümgeneral Kubilay Selçuk: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Çiğli 2.Ana Jet Üs Komutanı.

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı.

                  Tuğgeneral Hakan Evrim: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Akıncı Üssü Komutanı.

Kurmay Albay Ahmet Özçetin: Akıncı 4. Ana Jet Üssü Harekat Komutanı.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

Korgeneral İlhan Talu: Genelkurmay Personel Başkanı.

Tümgeneral Mehmet Dişli: Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı

Kurmay Albay Doğan Öztürk: Genelkurmay başkanlığı Stratejik Dönüşüm Daire Başkanlığı Proje Geliştirme Şube Müdürü.

Tuğgeneral Mehmet Partigöç: Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı.

Tuğamiral Sinan Sürer: Genelkurmay Başkanlığı 1.İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı.

                  Kurmay Albay Cemil Turhan: Genelkurmay Personel Dairesi General-Amiral Şube Müdürü

                  Kurmay Albay Orhan Yıkılgan: Genelkurmay Başkanı Başdanışmanı.

Kurmay Albay Ramazan Gözel: Genelkurmay Başkanı Özel Kalem Müdürü.

                  Kurmay Albay Osman Kılıç: Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünde görevli.

                  Kurmay Albay Osman Kardal: Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kontrol Amiri.

Kurmay Albay Mustafa Barış Avıalan: Genelkurmay Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanlığı Şube müdürü.

Kurmay Albay Muhsin Kutsi Barış: Genelkurmay Başkanlığı Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı.

                  Kurmay Albay Ali Yazıcı: Cumhurbaşkanı Başyaveri.

KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

                  Tümgeneral Osman Ünlü: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ankara Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanı.

Tuğgeneral Murat Aygün: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Polatlı 58. Topçu Tugayı komutanı.

Tuğgeneral Ahmet Bircan Kırker: Kara Kuvvetleri Komutanlığı eski Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı.

Tuğgeneral Erhan Caha: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme Daire Başkanı.

Tuğgeneral Ali Kalyoncu: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşlem Daire Başkanı.

Tuğgeneral Özkan Aydoğdu: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1.Ordu 3.Kolordu İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı.

Tuğgeneral Ünsal Coşkun: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanı.

Kurmay Albay Bilal Akyüz: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı Teşkilat Şube Müdürü.

Kurmay Albay Muzaffer Düzenli: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurumsal Dönüşüm Şube Müdürü.

Kurmay Yarbay Savaş Kabaklı: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 28.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı.

Kurmay Yarbay Ertuğrul Terzi: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 28.Mekanize Tugay Komutanlığına bağlı 2.Mekanize Piyade Taburu Komutanı.

                  Kurmay Yarbay Mehmet Şahin: Kara Havacılık Komutanlığı Kurmay Başkanı.

Kurmay Yarbay Özcan Karacan: Kara Havacılık Komutanlığı Taarruz Helikopter Tabur Komutanı.

Kara Pilot Yarbay Halil Gül: 1. Kara Havacılık Alay Komutanlığı Alay Komutan Yardımcısı.

                  DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

                  Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı.

                  ÖZEL KUVVETLER KOMUTANLIĞI

                  Tuğgeneral Semih Terzi: 1.Özel Kuvvetler Tugay Komutanı.

                  Kurmay Albay Fırat Alakuş: Özel Kuvvetler Komutanlığı Alay Komutanı.

                  JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

                  Tuğgeneral Ali Osman Gürcan: Jandarma Genel Komutanlığı Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Tugay Komutanı.

                  Kurmay Albay Murat Koçyiğit: Jandarma İstihbarat Okul Komutanı.

Turgay Sökmen: Jandarma Genel Komutanlığında Asayiş Şube Müdürü.

Genelkurmay Başkanlığındaki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

                  Korgeneral İlhan Talu: Genelkurmay Personel Başkanı.[11] Darbe teşebbüsü sonrasına ele geçirilen darbecilerin Atama Listesinde 20nci sırada yer aldı. İsminin karşısında (bulunduğu göreve) “devam” yazıyordu.[12]

Tümgeneral Mehmet Dişli: Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı[13], 7 Ağustos 2015 Cuma tarihli, 29438 sayılı Resmi Gazetedeki karar göre tümgeneralliğe terfi etti.[14] Savcılık Dişli ve ekibinin, ‘dönüşüm’ adı altında darbenin stratejisine çalıştığına dair bilgilere ulaştı. Listede, Dişli’nin altında görev yapan FETÖ’cüler Proje Geliştirme Şube Müdürü Kurmay Albay Doğan Öztürk (tutuklu), Strateji İzleme ve Araştırma Şubesi’nden Kurmay Binbaşı Bülent Kaya, Kurmay Binbaşı Yusuf Yenidağ, Kurmay Binbaşı Zekeriya Açıkgöz (öldü), Başçavuş Suat Sağlam, Kurmay Albay Zeki Demir, Yarbay Lütfullah Taşyumruk ve Kurmay Binbaşı Ahmet Durmaz. Dişli, Genelkurmay Başkanı Akar’ı darbe bildirisini imzalaması için ikna etmeye çalışanlar arasındaydı.[15]

Kurmay Albay Doğan Öztürk: Genelkurmay başkanlığı Stratejik Dönüşüm Daire Başkanlığı Proje Geliştirme Şube Müdürü. Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığından hareket eden ve içinde 33 Özel Kuvvetler personelini taşıyan otobüs Genelkurmay Karargahı’na ulaştığında, darbeci Yarbay Gökhan Eski’nin karşıladığı personele, Kurmay Albay Doğan Öztürk ve Başçavuş Suat Sağlam refakat etti. Öztürk, Özel Kuvvetler askerlerini Genelkurmay Başkanı’nın giriş çıkış yaptığı 1-A kapısından sokarak komuta katına çıkarttı.[16]

Tuğgeneral Mehmet Partigöç: Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı. Darbe teşebbüsü sonrasında kendisinin ve Kurmay Albay Cemil Turhan’ın odasında 2016 Yüksek Askeri Şura -YAŞ- Toplantısında alınacak kararları mesned teşkil edecek subay değerlendirmeleri ile ilgili belgeler çıktı.[17]

Tuğamiral Sinan Sürer: Genelkurmay Başkanlığı 1.İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı. Çayyolu’ndaki villadaki toplantıda kendisine Mehmet Partigöç, Orhan Yıkılgan ve Ramazan Güzel ile Genelkurmay karargahını yönetme ve Akıncı Üssü ile irtibatı sağlama görevi verildi. Darbe teşebbüsü günü günü yıllık izinde olmasına rağmen, darbe saatinin erkene alınması üzerine sivil kıyafetleriyle karargaha geldi. Karargahı işgal eden FETÖ’cülerle durum değerlendirmesi yaparak, Türkiye’nin yurt dışında bulunan tüm askeri ataşelerinin kayıtlı olduğu “Ataşeler” adlı WhatsApp grubuna, “Arkadaşlar TSK yönetime el koymuştur. Bunu tüm muhataplarına derhal iletin.” diye yazdı. Mesajı ilettiği Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ten “Washington ataşesi Tuğgeneral Yavuz Çelik’i ara, onun muhakkak haberi olsun ki Amerikalılara bildirsin.” emrini alan Sürer, Çelik’i WhatsApp üzerinden arayarak emri iletti. Darbe teşebbüsüne uluslararası alanda meşruiyet kazandırmak için başta Washington ve Moskova’da olmak üzere birçok askeri ataşeye, muhataplarına darbenin emir komuta zinciri içinde olduğunu anlatmaları emrini verdi. Darbe girişimine karşı Genelkurmay Başkanlığı önünde toplanan ve ilerleyen saatlerde karargaha da giren vatandaşlara kurşun sıkanlar arasında bulunan Sinan Sürer, yaralı bir vatandaşı da tekmeledi.[18]

                  Kurmay Albay Cemil Turhan: Genelkurmay Personel Dairesi General-Amiral Şube Müdürü[19] Sıkıyönetim Darbe Direktifini kaleme alan kişidir. Darbe teşebbüsü sonrasında kendisinin ve Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün odasında 2016 Yüksek Askeri Şura -YAŞ- Toplantısında alınacak kararları mesned teşkil edecek subay değerlendirmeleri ile ilgili belgeler çıktı.[20]

                  Kurmay Albay Orhan Yıkılgan: Genelkurmay Başkanı Başdanışmanı. Yarbay Ümit Gencer mahkemede Albay Orhan Yıkılgan’ın talimatıyla darbe bildirisini spikere okuttuğunu ifade etti.[21] Tuğgeneral Ali Kalyoncu, Albay Bilal Akyüz, Yarbay Savaş Kabaklı, Yarbay Ertuğrul Terzi, Yarbay Ercan Türkben ve Yarbay Murat Yanık ile Altınpark civarındaki örgüt evinde bir araya gelerek darbe toplantısı yaptı. Bu ekip 15 Temmuz gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[22] Yarbay Murat Yanık, DGM savcılarından Nuh Mete Yüksel’in 2000 yılında hazırladığı iddianamede adı geçen, Maltepe Askeri Lisesine giriş için cemaat tarafından özel olarak hazırlanmış bir kişi olduğu iddianamede yer almış bir kişidir.[23] 2002 yılında Nuh Mete Yüksel’in bir kadınla cinsel içerikli kasetinin medyaya servis edilmesi sonucu, Yüksel DGM savcılığından ayrılmak zorunda kaldı.[24] FETÖ’nün üzerine gitmeye kararlı kişilerin kişisel zaafiyetlerinin olması da FETÖ’yü dokunulmaz kılıyordu.

Kurmay Albay Ramazan Gözel: Genelkurmay Başkanı Özel Kalem Müdürü. Genelkurmay Karargahının 15 Temmuz’da ele geçirilmesinde aktif rol oynadı ve darbe gecesi yaptığı telefon trafiği Çatı İddianame’de yer aldı. Hulusi Akar’ın saat 22.00 sularında Akıncı Üssü’ne götürülmesinin ardından yoğun bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Bu görüşmelerin başında Washington’da Kara Ataşesi olarak görev yapan, 15 Temmuz’dan sonra darbe teşebbüsünde aktif rol alması nedeniyle TSK’dan ihraç edilen Kurmay Albay Serdar Gülsoy var. Gülsoy Türkiye’ye çağrılmasına rağmen gelmeyerek ABD’de yaşamaya devam ediyor. Gözel’in aradığı kişiler arasında Emniyet kaynaklarının tahminine göre Belçika’da NATO’da görev yapan ve darbeciler ile NATO arasında iletişimi sağlayan FETÖ’cü bir subay da var. Gözel aynı gece darbenin kritik isimlerinden Tümgeneral Mehmet Dişli, Korgeneral Mustafa Özsoy ile de görüşmeler yaptı.[25]

                  Kurmay Albay Osman Kılıç: Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğünde görevli.Kılıç’ın darbe teşebbüsü gecesi çok yoğun bir telefon ve mesaj trafiği olu. Örgütün mahrem imamlarından şüpheli Ali Irmak’ın temin ettiği “patates” tabir edilen açık hat ve kendi kullandığı hatla 14, 15 ve 16 Temmuz tarihlerinde toplam 154 telefon görüşmesi yaptı. Cumhurbaşkanının kaldığı ve cuntacıların suikast için gittiği Marmaris’teki otel, Cumhurbaşkanına suikaste giden Özel Kuvvetler timinin başındaki cuntacı Binbaşı Şükrü Seymen, Gökhan Şahin Sönmezateş irtibat kurduğu kişilerdir. Cumhurbaşkanına suikasti organize etmek için söz konusu görüşmeleri gerçekleştirdiği değerlendiriliyor. Görüştüğü kişiler arasında Semih Terzi de bulunuyor. Ayrıca, Terzi ile birlikte hareket eden Ümit Bak ve Kılıç Akıncı Üssü’nde bulunduğu sırada TRT baskınına giden ve darbe bildirisini okutturan cuntacı Ümit Gencer, Genelkurmayı ele geçiren ve komutanları derdest eden Özel Kuvvetlerin başındaki Fırat Alakuş, helikopterlerin havalandığı Kara Havacılık Okulunun komutanı Ünsal Çoşkun ve Muhafız Alay Komutanlığı’ndaki faaliyeti organize eden Muhsin Kutsi Barış, mahrem imam Ali Irmak da görüştüğü kişiler arasında.[26] Kılıç, 14 Temmuz 2016’da Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli Binbaşı Şükrü Seymen’i alarak, Cumhurbaşkanına suikasti yönetecek olan Hava Kuvvetleri Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ile buluşturdu. Sönmezateş, Binbaşı Şükrü Seymen’e Özel Kuvvetler askerlerinden bir tim oluşturmasını istedi.[27]

                  Kurmay Albay Osman Kardal: Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kontrol Amiri. Kardal’ın ismi, darbe girişimi gecesi Tuğgeneral Mehmet Partigöç imzalı “atama” mesajında Genelkurmay Cari Harekat Daire Başkanı olarak geçti. İddianamede Kardal’ın, darbe gecesi Harekat Merkezi’ne sorumlu olarak girdiği, ayrıca o gece TSK’nın MEDAS sisteminden gönderilen mesajlarda da imzasının olduğu belirtildi. Göreve getirilmeden önce hakkında “hassas kaynak araştırması” yapıldığını söyleyen Kardal, bu güvenlik çalışmasını davanın sanıklarından eski FETÖ sanığı General Amiral Şube Müdürü Cemil Turhan tarafından da yürütüldü.[28] 15 Temmuz 2016 günü saat 21.30’da Genelkurmay Başkanlığı tarafından Gölbaşı Özel Kuvvetler Komutanlığı’na gönderilen yazılı–fakslı imzalı darbe talimatı, Piyade Kurmay Albay Osman Kardal (TSK Komuta Kontrol Amiri) imzalı olarak gönderildi. 2. mesajda Tuğgeneral Mehmet Partigöç (Genelkurmay Personel Daire Başkanı) imzasıyla yeni Özel Kuvvetler Komutanı olarak Tuğgeneral Semih Terzi’nin (1. Özel Kuvvet Komutanı) görevlendirildiği, halihazırda ÖKK olan Zekai Aksakallı’nın görevden alındığı bildirildi.[29]

Kurmay Albay Mustafa Barış Avıalan: Genelkurmay Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanlığı Şube müdürü. Mustafa Barış Avıalan’ın darbe teşebbüsünden önce Ankara Konutkent’teki villada, Adil Öksüz başkanlığında yapılan toplantılara katıldığı, 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’nde olduğu belirlendi. 15 Ekim 2020’de rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.[30]

Kurmay Albay Muhsin Kutsi Barış: Genel Kurmay Başkanlığı Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı. Darbe teşebbüsü sırasında Kurmay Albay Orhan Yıkılgan’ın isteği üzerine TRT’yi işgal için 100 asker gönderdi asker gönderdi. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’yı alıkoydu.[31]

                  Kurmay Albay Ali Yazıcı: Cumhurbaşkanı Başyaveri. Cumhurbaşkanına suikast planı hazırlık ve organizasyonunda yer aldı. Suikastin başarıyla tamamlanması için yapılan iş bölümü doğrultusunda, Cumhurbaşkanı’nın kaldığı yeri kesin biçimde tespit edip, Ankara’dan aracı ile yola çıkarak, suikast eylemini gerçekleştirecek timin hareket noktası olan İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üssüne gelip bu bilgiyi time ulaştırdı.[32]

Hava Kuvvetlerindeki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

 Orgeneral Akın Öztürk: Yüksek Askeri Şura Üyesi. 1996-1998 arasında İsrail Tel-Aviv’deki Türk konsolosluğunda askeri ataşe olarak görev yaptı. Yurtta Sulh Konseyi içerisindeki en yüksek rütbeli askerdir. Öztürk, FETÖ’nün Balyoz davası kumpasıyla komutanlıktaki birçok komutan tutuklanınca 2013’te Hava Kuvvetleri Komutanı oldu. İki yıl sonra 2015’te Yüksek Askeri Şura üyeliğine seçildi.[33] Akın Öztürk’ü Hava Kuvvetleri Komutanlığına taşıyan süreç şu şekilde gelişti:

                  Akın Öztürk 2004 yılında Tümgeneral oldu. Dört yılın sonunda emekli olacaktı fakat görev süresi bir yıl uzatıldı. Bu uzatma sayesinde 2009 yılında korgeneral oldu. Yine dört yılın sonunda Akın Öztürk 2013 yılında Hava Kuvvetleri Komutanı oldu ve aynı zamanda Orgeneralliğe yükseltildi. Hava Kuvvetleri Komutanı olabilmesi için Orgeneral olması zorunluydu. Öztürk’ün dışındakiler, haklarında açılan çeşitli davalar sebebiyle ya tutuklu ya da hükümlü olduğu için orgeneral ve Hava Kuvvetleri Komutanı olabilecek tek kişi Akın Öztürk’tü. Çünkü Hava Kuvvetleri Komutanlığında ataması yapılabilecek başka Korgeneral veya Orgeneral yoktu çünkü atama listesine girmeleri mümkün değildi. Tümgenerallikten emekli olacakken görev süresinin bir yıl uzatılması ve Balyoz davası kumpası, Akın Öztürk’ü 2013 yılına Hava Kuvvetleri Komutanlığına, oradan da 2015’te Yüksek Askeri Şura Üyeliğine taşıdı.[34]

Darbe teşebbüsü gününde İstanbul Moda Deniz Kulübünde Korgeneral Mehmet Şanver’in kızının düğününde nikah şahidiydi. Buna rağmen, nikaha saatler kala eşinin rahatsızlığını bahane ederek düğüne katılmadı.[35] Ankara’da F-16’lar uçarken Korgeneral İlhan Şanver’in kızının Moda’daki düğününe bir Sikorsky S-70 tipi helikopter indi. Helikopterden inen darbeciler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal başta olmak üzere tüm komuta heyetini helikoptere alarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Hava Kuvvetleri üst düzey ekibin darbeciler tarafından kaçırılınca, üs ve filolar hızlı reaksiyon veremedi.[36]

Akın Öztürk, İzmir’de tatildeyken darbe planı gereği askeri uçakla 15 Temmuz saat 13.00’te, Ankara Etimesgut Askeri Havaalanına geldi. Daha sonra saat 14.10’da Akıncı Üssü lojmanlarında bulunan damadı Kurmay Yarbay Hakan Karakuş’un evine gitti. Kuvvet komutanları derdest edilip Akıncı Üssü’ne getirildikten ve jet uçakları Ankara üzerinde uçmak için havalandıktan bir müddet sonra FETÖ’nün sivil imamları Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş’in olduğu 143. Filoya geçti. Öztürk ve beraberindeki darbeciler, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağını kararlaştırdı. Damadı Karakuş’un kuleden komuta ettiği 143. ve 141. Filo’dan kalkan uçaklar da halkın üzerine bomba yağdırdı. Darbe girişiminin başladığı saatlerde Hava Kuvvetleri karargahında bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreteri darbeci albay Veysel Kavak ile görüşmeler yaparak karargah ile Akıncı Üssü arasındaki koordinasyonu sağladı.Darbecilerin sözde atama listesinde Genelkurmay İkinci Başkanı olarak gösterilen Öztürk, Genelkurmay Başkanının ikna edilememesi halinde Genelkurmay Başkanlığına getirilecekti.[37]

Tümgeneral Kubilay Selçuk: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Çiğli 2.Ana Jet Üs Komutanı. Darbe girişimi gecesi Akıncı Üssü’ne getirilen Hulusi Akar’ın darbeye destek vermesini isteyen askerlerin başında geliyordu.[38]

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılacak suikasti organize etti ve yönetti. (Bkz. darbe teşebbüsünde Özel Kuvvetlerin Rolü.)

                  Tuğgeneral Hakan Evrim: Hava Kuvvetleri Komutanlığı Akıncı Üssü Komutanı. FETÖ ilk teması lisede başladı, Hava Harp Okulundaki eğitimi sırasında da sürdü. Örgüte mensup öğrencilerin aralarında “Kaptan” diye bahsettikleri terörist başı Gülen’i ziyaret edip sohbetlerine katıldı. FETÖ imamları Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’a bağlı olarak çalıştı. Darbe teşebbüsü başarıya ulaşsaydı, darbecilerin atama listesine göre “Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı” olacaktı. Akıncı Üssü, kalkışmanın merkezi olarak belirlemişti. Diyarbakır’daki üssün komutanı tuğgeneral Deniz Kartepe ile oradan darbeye katılacak F-16 uçaklarının planlamasını yaptı. Ertesi gün, Özel Harekat Daire Başkanlığını vuran Pilot Binbaşı Mustafa Azimetli’’ye 27 adet F-16 uçağına mühimmat yüklenmesi emrini verdi. Darbe teşebbüsü sırasında derdest edilip üsse getirilen komutanlar buralarda rehin tutuldu. Evrim, darbeye hazırlık faaliyetleri kapsamında 15 Temmuz’da havanın sıcak olmasını bahane ederek, bayrak töreninin saat 14.00’te yapılması emrini verdi, FETÖ’cü olmayan personeli evlerine gönderdi, örgüt mensubu pilotları mesaiye çağırdı. Akıncı Üssü nizamiyelerine FETÖ mensubu askerleri yerleştiren Evrim, üsse girebilecekler listesinde ismi bulunmayan ve “yurtta sulh” parolasını bilmeyen askerlerin içeri alınmamasını emretti. Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Nurettin Oruç, Harun Biniş ve Hakan Çiçek’in üsse alınmasını sağladı. Saat 15.00’ten sonra Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Ünsal Coşkun, Ömer Faruk Harmancık, Ahmet Özçetin, Mehmet Fatih Çavur ile FETÖ’nün sivil kanadına mensup Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş ile 143. Filo’da toplantı yaptı. Bu toplantıda, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağına kararlaştırıldı.[39] Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar derdest edilip Akıncı Üssüne götürüldüğü zaman Akar’a “…dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen ile görüştürürüz…” diyen kişiydi.[40]

Kurmay Albay Ahmet Özçetin: Akıncı 4. Ana Jet Üssü Harekat Komutanı. Derdest edilip Akıncı Üssüne getirilen Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’ı odaya hapseden ekibin içinde yer aldı.[41] Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Ünsal Coşkun, Ömer Faruk Harmancık, Hakan Evrim, Ahmet Özçetin, Mehmet Fatih Çavur ve FETÖ’nün sivil kanadına mensup Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş gibi isimler Akıncı Üssündeki 143. Filo’da toplandı, bu kişiler, kimin nereye ne şekilde gideceğine, hangi eylemlerin yapılacağına, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağına dair aldıkları kararları Ahmet Özçetin ve Mehmet Fatih Çavur’a ilettiler. Özçetin ve Çavur da bunları telsiz ve telefonla 141. Filo’daki Ahmet Tosun ve Mustafa Mete Kaygusuz’a aktardılar. Tosun ve Kaygusuz’un da DESK tabir edilen, uçaklarla bağlantının sağlandığı noktadan telsizler aracılığıyla “vur” emri ile hedefi ve koordinatları havadaki FETÖ mensubu pilotlara bildirdiler.[42] Özçetin ayrıca Cumhurbaşkanının bulunması için Cumhurbaşkanlığına ait uçağın havada görülüp görülmediğini, bu uçağın Dalaman ile Antalya’dan kalkıp kalkmadığını ve radar iz kayıtlarının araştırılması talimatını verdi.[43] Ahmet Özçetin 2 kez F-16 pilotlarına bomba atma talimatı verdi. Akın Öztürk, Özçetin’i Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde genel sekreteri olarak atamıştı.[44]

Kara Kuvvetlerindeki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

Tümgeneral Osman Ünlü: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ankara Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanı. Bu göreve 7 Ağustos 2015 Cuma tarihli, 29438 sayılı Resmi Gazetedeki kararıyla geldi.[45] Darbe teşebbüsü gecesi Topçu ve Füze Okulundan 40’a yakın içleri personel dolu askeri araç darbeye iştirak etmek üzere çıktı. Engelleme çalışmalarına rağmen araçların 20’si şehre girdi. Bu araçlardaki askerler TRT’yi işgal ettiler. Geri kalan 20 kadar aracın Ankara’ya girmesi engellenerek alındı ve askeri personel gözaltına alındı.[46]

Tuğgeneral Murat Aygün: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Polatlı 58. Topçu Tugayı komutanı. Tuğgeneral Mehmet Partigöç, ilk emrini Tuğgeneral Murat Aygün’ü arayarak buraya verdi. İkinci aramayı saat 21.14’te yaparak Murat Akgün’e darbe girişimi için harekete geçmeleri talimatını ve talimatı alan Aygün derhal harekete geçerek tüm birlikleri göreve çağırdı. Mehmet Partigöç’ün talimatıyla kışlayı alarma geçiren Murat Aygün, füze rampalarını taşıyan askeri araçları da Ankara yönüne sevk etti. Ancak yollara çıkan vatandaşlar ve emniyetin direnişi üzerine füze rampalarını taşıyan araçların lastiklerini kesti ve sevkiyatın önüne geçildi.[47]

Tuğgeneral Ahmet Bircan Kırker: Kara Kuvvetleri Komutanlığı eski Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı. Darbecilerin atama emri ile Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına atandı ve tümenden tankları çıkarma emri aldı. Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı’ndaki davanın bir numaralı sanığıdır. 15 Temmuz’da sıkıyönetim mesaj emri ile Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı’na giderek görevi Tümgeneral Erdoğan Akyol’dan devraldı.[48]

Tuğgeneral Erhan Caha: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme Daire Başkanı. Darbe teşebbüsü gecesi kara Kuvvetleri Komutanlığını işgal etti. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezine girerek personele, “Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu, emrim haricinde davranılmayacak” diye bağırdı.[49]

Tuğgeneral Ali Kalyoncu: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşlem Daire Başkanı. Darbecilerin sözde atama listesine göre 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanı ve Ankara sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak atanacaktı. Teşebbüs başarısız olunca yurt dışına kaçtı. Sivillerin şehit olmasına sebep olan darbecilerdendir. Darbe teşebbüsünden 4 gün önce kendisi gibi darbeciler Albay Bilal Akyüz, Albay Orhan Yıkılgan, Yarbay Savaş Kabaklı, Yarbay Ertuğrul Terzi, Yarbay Ercan Türkben ve Yarbay Murat Yanık ile Altınpark civarındaki örgüt evinde bir araya gelerek darbe toplantısı yaptı. Bu ekip 15 Temmuz gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[50]

Tuğgeneral Özkan Aydoğdu: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1.Ordu 3.Kolordu İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı. Darbe planlamasında Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak görevlendirildi. Plana göre, Sabiha Gökçen Havalimanı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu Yakası, Üsküdar Çevik Kuvvet Amirliği, 1. Ordu Komutanlığının takviye edilmesi ve emniyet altına alınması görevlerini üstlendi.[51]

Tuğgeneral Ünsal Coşkun: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanı. 15 Temmuz akşamı Silahlı Kuvvetlerin “harekat yıldırım” öncelik derecesi kodlu sıkıyönetim ilanı mesajını aldıktan sonra Harekat Merkezinden aranarak Kara Havacılık Komutanlığı görevi verildi ve darbe teşebbüsü sırasında hava aracı ihtiyaçlarını karşılaması istendi.[52]

Kurmay Albay Bilal Akyüz: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı Teşkilat Şube Müdürü.[53] Darbe teşebbüsünden 4 gün önce kendisi gibi darbeciler Tuğgeneral Ali Kalyoncu, Albay Orhan Yıkılgan, Yarbay Savaş Kabaklı, Yarbay Ertuğrul Terzi, Yarbay Ercan Türkben ve Yarbay Murat Yanık ile Altınpark civarındaki örgüt evinde bir araya gelerek darbe toplantısı yaptı. Bu ekip 15 Temmuz gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[54]

Kurmay Albay Muzaffer Düzenli: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurumsal Dönüşüm Şube Müdürü. İddianamede, darbe gecesi İstanbul’daki faaliyetleri Whatsapp yazışmaları ile sevk ve idare etmekle suçlandı. “Toplanan kitlelere ve askeri kuvvetlere karşı duran polislere silahla, tanklarla sert şekilde müdahale edilecek’, ‘Arkadaşlar çok şükür Ankara ve İstanbul’da birçok hedef ele geçirildi, TRT’de bildiri okundu, aynen devam, harekatımıza karşı duranlara sert karşılık verilecek, emir budur” şeklindeki Whatsapp yazışmaları tespit edildi.[55] Darbecilerin içerisinde en vahşi karakterli subaylardandır. Darbe teşebbüsü gecesi darbeci subayların haberleştiği “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubunda 21.15 ile 06.35 arasındaki haberleşmelerde diğer subaylara defalarca direnen kalabalıklara ateş açılması emrini verdi. Grupta son mesajını 02.52’de attı. Bir daha da mesaj atmadı.[56]

Kurmay Yarbay Savaş Kabaklı: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 28.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı.[57] Tuğgeneral Ali Kalyoncu, Albay Bilal Akyüz, Yarbay Orhan Yıkılgan, Yarbay Ertuğrul Terzi, Yarbay Ercan Türkben ve Yarbay Murat Yanık ile Altınpark civarındaki örgüt evinde bir araya gelerek darbe toplantısı yaptı. Bu ekip 15 Temmuz gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[58]

Kurmay Yarbay Ertuğrul Terzi: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 28.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı 2.Mekanize Piyade Taburu Komutanı. Cumhurbaşkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının bulunduğu bölgeyi kontrol etmeye çalıştı.[59] Darbe gecesi Cumhurbaşkanlığının önünde şehit olan sivillerden sorumludur. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.) Tuğgeneral Ali Kalyoncu, Albay Bilal Akyüz, Yarbay Orhan Yıkılgan, Yarbay Savaş Kabaklı, Yarbay Ercan Türkben ve Yarbay Murat Yanık ile Altınpark civarındaki örgüt evinde bir araya gelerek darbe toplantısı yaptı. Bu ekip 15 Temmuz gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[60]

                  Kurmay Yarbay Mehmet Şahin: Kara Havacılık Komutanlığı Kurmay Başkanı. darbe teşebbüsündeki hava harekatını sevk ve idare etmekle suçlandı. Mahkemede “TSK’nın gücü hangi seviyede çok yakında göreceğiz” darbenin devamının geleceğini ya da Türkiye’ye bir ülkenin saldıracağını ima etti. Savunmasında TSK’nın içindeki FETÖ’cülerin belirlenmesi için devletin ilgili birimlerinin araştırma yapmasından rahatsızlık duyduğunu, bunun askerin ruhuna aykırı olduğunu söyledi. 15 Temmuz’da MİT’e giderek darbeyi ihbar eden binbaşı O.K. hakkında şikayette bulundu ve binbaşı için “O.K. TSK’ya ettiği yemine ihanet etmiş bir askerdir.” dedi.[61]

Kurmay Yarbay Özcan Karacan: Kara Havacılık Komutanlığı Taarruz Helikopter Tabur Komutanı. Darbe teşebbüsünden sonra firar etti ve 16 Ağustos’ta Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde gözaltına alındı. Çocukluk yıllarından itibaren sevilen, zeki ve saygılı biri olduğu için FETÖ mensuplarınca yakın takibe alındığını belirtti. FETÖ ile ilk temasının askeri lise yıllarına dayandığını söyledi. Harp Okulu 3. sınıftan itibaren FETÖ’nün ışık evlerine gitti. 15 Temmuz’da Ankara’yı kana bulayan helikopterlerin kalkış yaptığı Kara Havacılık Komutanlığında taarruz helikopter tabur komutanı olarak görev yapan Karacan, helikopterlere polis araçlarını vurma emri verdi.[62]

Kara Pilot Yarbay Halil Gül: 1. Kara Havacılık Alay Komutanlığı Alay Komutan Yardımcısı. Kara Pilot Yarbay Halil Gül, 800 adet 20 mm top mühimmatının saat 16.00’da Teröristle Mücadele Harekat Bölgesi’nde görevde olan Kara Pilot Binbaşı Fatih Tiftik’in odasına konulmasını emretti. Gül ayrıca, Alay Komutan Yardımcısı makam aracıyla giderek Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı cephaneliğinden 5 bin adet biksi mühimmatı alınması emrini verdi. Bu emir üzerine İlikci, Zırlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı cephaneliğinden 5 bin adet biksi mühimmatı alarak alaya getirdi. Olay gecesi Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığında bulunan 1. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’na ait “İGLO cephaneliği”nin kilitleri kırılarak 2 bin 800 adet 20 milimetrelik top mühimmatının da çalındığı tespit edildi.[63]

Deniz Kuvvetlerindeki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

                  Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı. 11 Temmuz’da SAT’çı Binbaşı Hakan Egemen’i arayarak atış ve tahrip eğitimlerine sadece darbe teşebbüsünde yer alacak personeli dahil ettirdi. Eğitimler sırasında bazı silah ve patlayıcıları kullanılmayarak kalkışmada kullanılmak üzere kışla dışına çıkarıldı. Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren’in örgüt abisi Yakup Dalkılıç’ın talimatıyla Tuğamiral İmren, Tuğamiral Harmancık 11 Temmuz’da Ümraniye’de eski bir binada Dalkılıç’la buluştu. Cuma günü 15 Temmuz gününü 16 Temmuz gününe bağlayan sabah saat 03.00’te darbe yapılarak, sıkıyönetim ilan edileceği, Genelkurmay Başkanının da ikna edileceği İmren’e söylendi.[64] Soruşturmalarda Harmancık’ın adı gizli bilgilerin sızdırılması konusunda da geçti. FETÖ’cüler Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile ilgili Twitter hesapları açtılar. Başta denizcilikle ilgili bilgiler paylaşan hesaplar, daha sonra Deniz Kuvvetlerinin savaş gemileri ilgili sıradan bir arızadan seyir rotasına kadar birçok bilgi paylaşmaya başladı. Böylece tüm gizli bilgilerin yayılması sağlandı ve Türkiye aleyhine çalışan tüm istihbarat örgütleri ve Yunanistan bu bilgileri Twitter’dan elde ettiler. FETÖ’nün Deniz Kuvvetleri’nden sorumlu sivil imamı Tuncay Opçin ve Twitter’da Fuat Avni Hesabı’nı yöneten Aydoğan Vatandaş’tı. Bu bilgileri abilere sızdıran FETÖ’cülerin başında ise dönemin Kuzey Deniz Saha Kurmay Başkanı olan Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık vardı. Tespitler arasında Harmancık’ın darbe günü Akıncılar Üssü’nde Adil Öksüz’e sürekli bilgi aktardığı da yer aldı.[65]

Özel Kuvvetlerdeki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

                  Tuğgeneral Semih Terzi: 1.Özel Kuvvetler Tugay Komutanı.[66] Darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargahını ele geçirip teslim almak isterken, Özel Kuvvetlerde görevli Astsubay Ömer Halisdemir tarafından öldürüldü. Bkz. darbe teşebbüsünde Özel Kuvvetlerin Rolü)

                  Kurmay Albay Fırat Alakuş: Özel Kuvvetler Komutanlığı Alay Komutanı. Çayyolu’ndaki villada yapılan toplantıda Alakuş’a Genelkurmay karargahın ele geçirme ve komuta kademesindeki paşaları derdest etme görevi verildi. Önceden belirlediği 51 ÖKK personeliyle saat 20.00’de Akıncı Üssü’ne gelen Alakuş, darbenin planlanan saatinin değişmesi üzerine 32 bordo bereli seçerek otobüsle Genelkurmay Başkanlığına geldi ve 21.21’de Güney Nizamiye’den giriş yaptı. O sırada karargaha giriş yapmak isteyen Kara Kuvvet Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Alakuş’un komutasındaki darbecilerce derdest edildi. Çolak’ın yakın koruması Topçu Kıdemli Başçavuş Bülent Aydın aynı ekipçe şehit edildi. Aydın, darbe girişiminin ilk şehidi oldu. Alakuş’un başını çektiği darbeciler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın derdest edip Akıncı Üssüne götürülmesini sağladı . Sonrasında Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’ın da ellerini ve gözlerini bağlayıp darbenin merkez üssüne götürülmelerini sağladı.[67]

Jandarma Genel Komutanlığı İçindeki Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Subaylar

                  Tuğgeneral Ali Osman Gürcan: Jandarma Genel Komutanlığı Şırnak Çakırsöğüt Jandarma Tugay Komutanı. Darbecilerin atama listesine göre “Emniyet Genel Müdürü ve Jandarma Personel Başkanı” olacaktı. Çakırsöğüt tugayının hava yoluyla Ankara’ya getirilmesi ve diğer kuvvetlere takviye olarak verilmesi görevini üstlendi. Darbe teşebbüsü günü örgütten aldığı talimat üzerine 320 tam teçhizatlı komandoyu Şırnak’tan Ankara’ya götürmek üzere 37 askeri araçtan oluşan konvoyu hazırlatarak Zırhlı Personel Taşıyıcı araçlarla saat 00.10 sularında Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na askerleri yola çıkardı. Yolda Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler ve Polis Özel Harekat ekipleri tarafından durduruldu. Tuğgeneral Ali Osman Gürcan buradaki polislere, “Burayı açmazsanız eğer, bombalatırım” diye tehdit etti. Kısa süre sonra vatandaşların da bölgeye gelmesi ve polislerin geri adım atmaması üzerine Gürcan ve beraberindeki 320 komando dönmek zorunda kaldı. Şırnak’tan 3 nakliye uçağıyla Ankara Etimesgut Hava Alay Komutanlığa gitmeyi planlayan Gürcan’ın planı, valiliğin emriyle havalimanı pistinin araçlarla kapatılması ve askeri uçakların inişine izin verilmemesi üzerine suya düştü. Tuğgeneral Gürcan, FETÖ’de Şırnak’taki FETÖ’cü askerlerin abisi görevindeydi. 2014’te Cizre Anadolu Lisesi’nde FETÖ’nün Şırnak il sorumlusu tarafından düzenlenen örgüt toplantısına sivil kıyafette katıldı.[68]

                  Kurmay Albay Murat Koçyiğit: Jandarma İstihbarat Okul Komutanı. Darbe teşebbüsünün komuta merkezi Akıncı Üssü’nde görevlendirildi. darbe teşebbüsünde gece boyunca Jandarma Genel Komutanlığındaki FETÖ’cülerle irtibatta oldu. Darbe gecesi şahsi telefonundan iki kez ABD’yi aradı. Telefonunda FETÖ’cülerin şifreli haberleşme uygulaması ByLock da bulundu.[69]

Turgay Sökmen: Jandarma Genel Komutanlığında Asayiş Şube Müdürü. TSK imamı Adil Öksüz başkanlığında 6-7-8-9 Temmuz 2016’da Ankara Çayyolu’ndaki villada düzenlenen darbeye hazırlık toplantılarına katıldı. Darbe teşebbüsü akşamı Akıncı Üssü’nde olması istendi ve örgüt mensubu jandarma personelini koordine etme talimatı verildi. Darbe teşebbüsünün ilk saatlerinde planlandığı gibi Akıncı Üssüne gitti. 143. Filoda Ankara haritası üzerinde bombalanacak yerlerin planlanmasına katıldı. Ardından sabah saatlerinde başarısız olduklarını anlayınca Akıncı Üssü’nden ayrılarak yurt dışına kaçtı. Darbe teşebbüsünden sonra yapılan soruşturmada Sökmen’in 10 Ekim 2014’te telefonuna FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı ByLock’u yüklediği belirlendi. Yarbay rütbesinde olmasına rağmen darbeyi yöneten Yurtta Sulh Konseyinde yer alması nedeniyle “karanlık yarbay” olarak da biliniyor. Terörden arananlar listesinde kırmızı kategoridedir. Başına 4 milyon TL ödül konulan Sökmen, “anayasal düzeni ihlal” ve “Cumhurbaşkanına suikaste teşebbüs” suçlarının yanı sıra 250 vatandaşın şehit edilmesi, 2 bin 686 kişinin de yaralanmasından sorumlu tutuluyor.[70]

            Sivil İmamlar

                  Darbe teşebbüsü sürecinde oldukça etkin bir rol oynayan ve sonrasında Türkiye’nin gündemini uzun süre işgal eden sivil imamlar, etkinlik güçlerini mensubu oldukları örgütten, yani Fethullahçı Terör Örgütünden (FETÖ) alırlardı. Bir örgüt olarak FETÖ’nün imajı ve isimlendirilmesi dönemler itibariyle farklılık gösterdi. Aslında her dönem aynı güce ve yapılanmaya sahip olmakla birlikte kamuoyuna ve devlet birimlerine yansıyan eylemlerinin farklılaşmasıyla Fethullahçı yapılanmanın ismi de değişiklik gösterdi.

Birinci dönem, Fethullahçı yapılanmanın bir “cemaat” olarak göründüğü dönemdir. Bu dönemde “cemaat” tarafından okullar, yurtlar açılır, Türkçe Olimpiyatları adı altında gösteriler düzenlenirdi. Kendilerine ait TV kanalı, gazete ve dergilerden yayınlar yapılır, manevi değerlere sahip çıkıldığı görüntüsü verilirdi. Bu dönem aynı zamanda devlet kademelerinde ve iş dünyasında sessiz sedasız kadrolaştığı, sohbetler, etkinlikler vasıtasıyla cemaate adam devşirdiği dönemlerdi.

İkinci dönem cemaatin artık hükümeti belirlemeye çalıştığı, emniyette, askeriyede ve diğer bürokrasi kademelerinde kendisine engel teşkil edebilecek kişileri ve başbakanı emniyet, yargı operasyonları ile tasfiye etmeye çalıştığı dönemdir. Bu dönemde cemaat artık “Paralel Devlet Yapılanması” adını aldı.

Üçüncü dönem ise Paralel Devlet Yapılanmasının artık bizzat devlet yönetimine askeri darbe ile el koymaya çalıştığı, kan döktüğü, darbe teşebbüsü sonrasındaki soruşturmalarda da geçmişteki pek çok cinayette de parmağının olduğunun ortaya çıktığı dönemdir. Burada Paralel Devlet Yapılanmasının adı artık Fethullahçı Terör Örgütüdür yani kısaca FETÖ’dür.

                  FETÖ yapılanması model olarak, hiyerarşiktir. Burada lider veya üst kadro politik, sosyal ve ekonomik hedefleri belirler, en küçük birimler olan hücreler de belirlenen hedefler doğrultusunda çalışır. Eylem ile hedef arasında doğrudan bir ilişki vardır. Komuta-kontrol sistemi sayesinde örgüt mensupları sistemin dışına çıkartılmaz ve onlara çeşitli sorumluluklar verilerek bu sorumlulukların hesabının verilmesi istenir. Bu modelde fonksiyonel farklılaşma özelliği de vardır. Mensuplar istihbarat, propaganda, finans, medya vb. çeşitli alanlarda uzmanlaştırılır veya bu alanlardaki uzmanlardan mensup temin edilmeye çalışılır.[71]

                  FETÖ hiyerarşik modeli, Kainat İmamı, Özel kalem, Mollalar Grubu, İstişare Heyetinden oluşan tepe yönetimin altında “iç yapılanma” ve “dış yapılanma” olmak üzere iki yapılanmanın birleşmesinden oluşur. İç yapılanma örgütün kendi içerisindeki hiyerarşisi ve ilişki ağı, dış yapılanma ise devlet içindeki, sosyal ve ekonomik zemindeki örgütlenmedir. İç yapılanmanın dış yapılanma ile kontağını “imam” adı verilen örgüt mensupları yapar. Bütünsel yapı, tepe yönetimin altındadır. İç yapılanmanın motivasyonunu ve taassubunu sağlayan ülküler ile dış yapılanmanın motivasyonunu ve taassubunu sağlayan ülküler temelde birbirinden farklıdır. Örgütün mimarisi kripto kişiler tarafından yapılır. Tepe yönetimin, iç yapılanmanın ve dış yapılanmanın önünü siyasi ve bürokratik zeminde, yabancı ülkelerde açan, örgüte hareket alanı sağlayan kişilerdir.

                  FETÖ’nün hikayesi görüntü itibariyle bir vaizin tek başına yola çıkarak yıllarca süren uğraşılar sonunda büyük bir cemaati kurması gibi lanse ediliyordu. Fethullah Gülen 1941 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesindeki Korucuk köyünde doğmuş 1945’te babasından dini öğretim almaya başlamıştır. Ailesi bir cinayete karıştı ve aynı ilçedeki Alvar köyüne taşındı. Bu sebeple yarım kalan ilkokulunu dışardan bitirdi. 1955 ila 1959 arasında medrese tahsili aldı. Resmi olarak ilkokul mezunudur. Medrese tahsilinin bittiği 1959’da Edirne’deki Üç Şerefeli Cami’ye imam olarak tayin edildi. Diyanet İşleri Başkanlığındaki göreve başlangıç tarihi bu camideki görevi itibariyledir. 1963 yılında Komünizmle mücadele derneğinin kuruluşunda yer aldı. Şöhreti bulması Komünizmle Mücadele Derneğindeki faaliyetlerinden ve 1966’daki İzmir Kestanepazarı’ndaki sohbetlerinden sonradır. CIA Türkiye ve Ortadoğu Şefi Graham Fuller ile ilk teması da aynı tarihlerdedir.[72] 1981’de Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan istifa edip 1989’da bu kuruma tekrar dönen Gülen[73], 1999 yılında sağlık gerekçeleriyle ABD’ye gitti ve bir daha da Türkiye’ye gelmedi. Hayat hikayesine ve kariyer çizgisine bakıldığında Gülen’in küresel bir örgütlenme kurabilecek ya da kuruluşuna önayak olabilecek, bu örgüte strateji belirleyebilecek bilgi, tecrübe, yetenek ve kariyere sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Örgütün kurulu düzeninin en tepesinde dini motifli konuşmalarla motivasyonu sağlayan kişidir.

                  Ezoterik öğreti (gizemli) içeriğine sahip FETÖ’de Fethullah Gülen sorgulanmayan liderdir. Liderin, cemaat mensuplarına din anlatımı mesiyanik (temel öğretinin mesih olduğu) öğretidir. Dini ezoterik yapılarda liderlere peygamberlerdeki özellikler atfedilir. Gülen’in cemaattekiler tarafından “kainat imamı”, “mehdi”, “mesih”, “muhterem” ve “hoca efendi” gibi sıfatlarla nitelendirilmesi ve rüyasında peygamberle görüştüğü iddiaları da onun insanüstü bir varlık olarak görüldüğünü kanıtlar.[74] Bu inanç, iç yapıda görev alanların ve dış yapı ile kontak kuran imamların motivasyonunu sağlar.

İç yapılanmanın bünyesinde iki farklı örgütlenme mevcuttur. Bunlardan bir tanesi “geri plan (stay behind) örgüt tipi”dir. Bu örgütlenmede temel eylem ve planlardan grup mensupları dışındakiler farkında olmaz. Buradaki kişiler kendilerini dışarıya karşı gizlerler, belli etmezler. Diğer örgüt tipi ise, geniş taban desteğine sahip, oldukça görünür olan “sahnedeki örgüt”dür. Özellikle kadın ve gençlerden seçilen gruplar, örgütün üyelerinin sosyal medya hesapları, gençleri etkilemede oldukça aktif olan Enes Kanter, Hakan Şükür gibi popüler kültür ikonlarının açıkça destekleri örgütün bu boyutunda yer alır.[75] Sivil imamlar iç yapılanmadaki geri plan örgütlenmede yer alırlar.

                  Tepe yönetimi Mehdi olarak kabul edilen Kainat İmamı Gülen’den başlar. Örgüt, Gülen’in altında 3 bölüme ayrılır: Özel Kalem, Mollalar Grubu ve İstişare Heyeti (Başyüceler). Özel Kalem, örgütün ilk ayağında bulunan gruptur. Direkt olarak Gülen’e bağlıdır ve onun mahrem işlerini üstlenir. Bu gruptakiler, Gülen’in sırdaşı ve hizmetlisi gibi faaliyet gösterir. Mollalar Grubu, Gülen’in 25-30 yıldır yanından ayırmadığı, bizzat özel olarak ilgilenip yetiştirdiği gruptur. Bunlar da direkt Gülen’e bağlı çalışma yürür. Kainat İmamının her türlü dini konuları konuştuğu bu grup, alınan kararların duyurulmasında da rol üstlenir. Mollalar, aynı zamanda müfettiş olarak da faaliyet gösterirler ve denetleme, sınama çalışmasını yürütürler. Genellikle akademik kariyere sahip ilahiyat mezunlarından oluşur. Örgütün tepe yönetimindeki bu organ etkin rol üstlenir. Alınan kararlar, meclis üyesi olan örgüt mensuplarınca silsile yolu ile en alt birimlere kadar iletilir. İstişare Heyeti (Başyüceler Kurulu):“Özel Kalem” ve “Mollalar Grubu” gibi direkt Gülen’e bağlı olarak faaliyet yürütür. Gülen’in başkanlık ettiği heyet, 16 kişiden oluşur. Talimatlara uyulup uyulmadığını kontrol eden, bilgi toplayan, rehberlik yapan, kontrol ve teftiş işlerini yürüten “İstişare Heyeti”, örgütü ikaz edip uyarabilir. Kıta sorumluları ve ülke imamları bu grubun altında şekillenirken, sadece Türkiye İmamı direkt heyetle bağ kurabilir. Örgütteki tayinleri Tayin Heyeti yapar. Bu heyet iseİstişare Heyetine bağlı olarak 1995’te kuruldu ve heyet, İstanbul Çamlıca’daki Çamlıca Camii yakınında inşa edilen binada faaliyet göstermekteydi. FETÖ’nün “Kıta İmamları” ile “Ülke İmamları” da “Tayin Heyeti”nin altında örgütlendi. Türkiye İmamı dışında diğer Ülke İmamlarının atamaları, yer değiştirmeleri bu yapı tarafından kararlaştırılıp icra edilir. FETÖ’nün Türkiye imamı Mustafa Özcan, hem İstişare Heyetinde bulunmaktadır hem de örgütün Türkiye’deki legal ve illegal örgütsel yapılanmasının sorumlusu kişidir. [76]

Mustafa Özcan

1975 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaizliğe başladı. Gülen ile birlikteliği 1977’de müftü yardımcısı olarak atandığı İzmir’de başladı. O günden sonra örgüt hiyerarşisinde yer alan Özcan, 1992’de vaiz olarak görevlendirildiği Kartal’da aynı zamanda örgütün “İstanbul imamlığı”nı yaptı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı imamlığı, ardından Balkan ülkeleri imamlığına yaptı. Sık sık Pensilvanya’ya giderek örgüt elebaşının talimatlarını alan Özcan, 2003’te “Türkiye imamı” oldu. Diyanet İşleri Başkanlığındaki görevinden 2006’da emekli olduktan sonra örgütün finans kaynaklarından Kaynak Holding’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Bu görev adı altında FETÖ’nün Türkiye’deki para havuzunu kontrol etti, aynı zamanda kamuoyunun yakından tanıdığı isimlere kurulan kumpasları yönetti. Planladığı kumpas soruşturmaları örgütün emniyet mahrem imamı “Kozanlı Ömer” kod adlı Osman Hilmi Özdil ile Balyoz, Ergenekon, İzmir casusluk davaları ile 17/25 Aralık kumpas soruşturmalarıdır. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce karara bağlanan “FETÖ çatı davası” iddianamesinde, Özcan’ın örgüt mensupları da dahil çok sayıda kişinin özel hayatına ilişkin bilgi ve görüntüleri gerektiğinde kullanmak üzere arşivlediğine yer verildi. Gülen’in operasyon ekibi içerisinde yer alan, son olarak “Türkiye imamı-örgütün ikinci adamı” olarak faaliyet gösteren, örgütün elindeki ekonomik kaynakların yönetiminden sorumlu olan, toplanan paranın harcanması, değerlendirilmesi, nemalandırılması, kullanılacağı yerlerin belirlenmesi işlerini idare eden, Gülen’den sonra örgütte en etkili en üst yöneticidir.[77] Türkiye İmamı Mustafa Özcan ile ilgili çok dikkat çekici iki husus vardır ki, bunların ilki örgütteki Tayin Heyetinin Mustafa Özcan’a dokunamaması, Mustafa Özcan’ın örgütte bağımsız bir konumda olması, ikincisi ise bir hukukçu olmadığı halde hukuki detaylara son derece vakıf olmayı gerektiren kumpas soruşturmalarını planlayabilmesidir.

FETÖ’nün Kuruluşu ve Amacı

                  Erzurum’un Pasinler ilçesinin Korucuk köyü nüfusuna kayıtlı Ramiz ve Rabia oğlu 27.04.1941 doğumlu Fetullah GÜLEN, 1958 yılından itibaren çeşitli illerde imam ve vaiz olarak görev yaptı. 1970’li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer alan Fetullah GÜLEN bu tarihten sonra İzmir Kestane Pazarı Kur’an Kursunda görev yaptığı dönemde çevresinde, bulunan arkadaşları ile dini motifleri de kullanmak ve istismar etmek suretiyle örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye başladı. Fetullah Gülen faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırıyordu. Teyp, video kasetlerine çekilen vaaz ve konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile kendi adı ile anılan örgütünü kurdu. Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına da açılmaya başlayan yapı, zaman içerisinde hayatın doğal akışına aykırı şekilde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale geldi.[78]

Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suiistimal ederek “himmet” adı altında topladığı finans ile yurt içi ve yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği finans ve siyasi gücünü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm Anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi ve ekonomik güç haline gelmek amacı doğrultusunda faaliyetlerini yürüttü.[79]

FETÖ’nün Amaca Göre Örgütlenme Stratejisi

FETÖ/PDY 1970’li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu “örgütlenme yöntemleri”, “taktik” ve “stratejiler”, uygulanan yöntemler değişse de amacı değişmedi. Temel hedefi Türkiye’de devletin bütün Anayasal kuramlarını ele geçirmekti. Bu kapsamda FETÖ/PDY;[80]

-Tabanında bulunan insanları istismar ederek kaynak ve meşruiyet devşirme,

-Öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde etme,

-Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma, Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,

-Dinler arası diyalog çerçevesinde, semavi dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalışma,

-Devlet dışında kendisine bağlı bir ekonomik sistem kurma,

-Şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak zenginler kulübü oluşturma böylelikle ulusal ve uluslararası mahiyette söz sahibi olma,

-KPSS, ÖSYS vb. sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmaların açılmasını sağlayarak devlet kadrolarından tasfiye etme ve bu kadrolara kendi örgüt elemanlarını yerleştirme yöntemlerini amacına ulaşmak için kullanma,

                  Amaçları doğrultusunda faaliyet gösteriyordu. ETÖ/PDY, 1970’li yıllardan itibaren devlet içerisine sızarak, özellikle, “Mülkiye, Adliye, Emniyet, Milli Eğitim ve TSK” içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal kadrolaşmaya gitti. Gülen, bazı ifade ve açıklamalarıyla örgüt mensuplarını amaçlara ulaşabilme doğrultusunda yönlendiriyordu. Bunlardan açıklamaların bazıları şunlardır:[81]

                  “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”

“Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”

“Türkiye’deki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır.”

“Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler Şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır.”

“Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesebatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz öyle tertip ve tenkide tabi tutmalıyız.”

“Allah’ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmanın hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu Şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir.”

                  “Yani siz hakim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım. Yani her şey bir oyundur. Kung-Fu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevradır. Çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz. Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir. ”

“Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için Şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma, kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu Şahsen tercih ederim.”

“Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek, tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.”

“Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından; belli bir noktaya, belli bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart. Zaruri, lüzumlu……yanlışı telafi edemeyiz.”

                  “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz. ” “50‟li yıllardan bu yana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde, 10 yaşında olanlar, Şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı, Şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konumlarda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reis-i cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demekti.”

“Her yerde hususen geri kalmış yerlerde mafyanın ağzına azıcık bal sürülebilir.”

“Bize ‘Orta Asya’ya açılın’ diyen sağ ABD Cumhuriyetçileri kaybetti. Yeni iktidarla Türkiye yalnız kaldı.”

“Yüzlerce arkadaşlar; yüzlerce diyorum tabi. Türkiye’nin içinde binlerce yurt dışında burs veriyorlar. Amerika’da otuz küsur değişik üniversitelerde kariyer yapıyorlar. Kariyerin yapılmasının yanında kariyer yapmanın yanında da aynı zamanda bu arkadaşlarımız orada hizmette yapıyorlar ve bu iki üç senelik ömrü olan bir şey. Daha öncede vardı üç beş arkadaş ama fakat bunlar Allah’a çok şükür organize edildi. Himmetler belli bir noktada… edildi. Ve şimdi orada çok iyi güdülüyorlar. Allah’ın inayet ve keremiyle her sene de besleniyorlar. İngiltere’den Almanya’ya oradan Avustralya’ya oradan Amerika’ya kadar her yerde kariyer yapan arkadaşlarımız besleniyorlar. Ve bu arkadaşlar bizim gayeyi hayalimize göre gelecekte o dünyalarda ki üniversitelerde ki bizim tebliğcilerimiz olacaklar. Türkiye’ye döndükleri zaman da burada el üstünde üniversitelerdeki hocalarım olacaklar.”

Bütün bu sözler, kasetlerdeki vaazları, röportajları ile kitaplarda yer alan taktik ve strateji içeren sözlerdir. FETÖ/PDY terör örgütünün strateji ve hedeflerini adeta özetleyen bu ifadeler; fetvalarla “Tedbir ve İstihbarat”, “Maarif ve Şirket” ilkesine göre yetiştirilen örgüt mensuplarının, amaçlarına giden yolda hasım olarak gördükleri diğerlerini de etkisiz kılarak devlet içinde etkin bir duruma gelmeleri hedefini gösterir.

FETÖ’nün Sosyo Kültürel ve Zihinsel Yapısı

FETÖ içerisinde Fetullah Gülen’in “Olağanüstü haller yaşamış bir veli olduğu” görüşü yaygındır. Etrafında bu kadar çok insanı toplayabilmesinin arkasında bu anlayışın da önemli bir etkisi vardır. Fetullah Gülen, örgüt üyelerine gelişen teknoloji ile birlikte teyp, video kasetleri, kitapları, çeşitli dergilerde yer alan başyazıları, internet siteleri, radyo ve televizyon programları ile görüşlerini rahatça iletebildi. Gülen, örgüt üyeleri üzerinde, kendi ifadesiyle “Uyarılarının ve tavsiyelerinin, birinci derecede hareket ettirici etkiye sahip olduğu” biriydi. Bu nedenle, Fetullah Gülen’’in kişisel görüşleri, aynı zamanda örgütün görüşleri anlamına gelmekteydi. Bu sebeple Gülen’in düşüncelerini mercek altına almak, örgüt hakkında da ayrıntılı bilgilere ulaştırır.[82]

FETÖ’nün Yönetim Modeli

                  FETÖ/PDY terör örgütü “Lider merkezli” bir yapıya sahiptir. Lidere en yakın insanlar liderin koruyucusudurlar. “Lider” etrafında örgütlenen hareketin en dışında ise, “Örgüte ilgi duyanlar” bulunur. Bu tür bireyler önemlidir. Çünkü örgüt meşruiyetini sempatizanlarının sayıca çokluğuna dayandırır. Bu bireyler esas itibariyle örgüte ilgi beslemektedirler. FETÖ/PDY örgütlenmesi; gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kağıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme (CV) ve kod adı kullanma gibi özellikleri ile yasadışı terörist örgütlenme taktiklerini kullanır.[83]

FETÖ/PDY’de Fetullah Gülen’in verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her düşünce, eylem veya tavır kuvvetle ezilmekte, liderin ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın da ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır. Fetullah Gülen başta olmak üzere örgüt yöneticileri, halka hitap ederken büyük bir tevazu sergilerken, örgüt içerisinde mutlak bir otorite ile hareket etmekte olup, örgüt içerisinde ödül ve ceza sistemi uygulanır. Örgüt mensuplarının evlilikleri dahi bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Evlilik kararı veren örgüt mensubu bu durumu kendisinden sorumlu imama iletmekte, müstakbel eşini yine örgüte bağlı olan bayanların resimlerinin bulunduğu bir katalogdan seçmektedir. Böylelikle hem mensupların örgüte bağlılığı artırılmakta hem de örgütten ayrılma durumunda ayrılan kişilerin eş ve çocukları örgüt talimatı ile kendisinden uzaklaştırılarak baskı oluşturulmaktadır.[84]

Örgüt mensuplarının iş ve özel hayatlarındaki bütün kararlarını örgütün tasarrufuna bırakmış olmalarının altında yatan sebeplerden en önemlisi, bağlı oldukları imamların ve Fetullah Gülen’in hata yapmayacağına inanmış olmalarıdır. Ayrıca örgüt mensuplarının tamamına belli görev ve sorumluluklar verilerek bağlılıkları perçinlenmektedir. Yazarı M. Abdülfettah Şahin (Fetullah Gülen) olan “Ölçü ve Yoldaki Işıklar” isimli kitabın 57. ve 58. sayfalarında “Hizmet İnsanı” başlıklı bölümde “Cemaate bağlı kişinin azimli, kararlı ve hizmete karşı itaatkar her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde KENDİ RÜTBESİNİ DEĞİL DE HİZMETİN RÜTBESİNİ ÖN PLANDA TUTAN, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını, canını, sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması” gerektiği vurgulanmıştır. Fetullah Gülen’in “Ne olursanız olun makam şöhret başınızı döndürmesin. ‘Sıfır’ olun. Olun ki büyük rakamlarda büyük yerlerde kullanılasınız” şeklindeki sözleri ise örgüt mensuplarının fonksiyonel değerini ifade eder. Gülen’e göre bireysel olarak hiçbir anlam ifade etmeyen fertler, örgüt bünyesindeki faaliyetleri ile değer kazanır. Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ/PDY’nin, dini değerleri zamana ve şartlara göre kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi ve devleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açık ve şeffaf olmak yerine bir istihbarat örgütü gibi “Kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar” kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasadışı yöntemi kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize olmuş bir örgüt olduğunu ortaya koyar.[85]

FETÖ Hiyerarşisi

FETÖ’nün Türkiye örgütlenmesi İllegal Özel Yapılanma ve Legal Özel Yapılanma olarak iki bacaklıdır. İllegal Özel Yapılanma Yargı İmamları (Adaletin her organında hâkim, savcı, adliye çalışanı olarak örgütlenme faaliyetini yürüten grup), Emniyet İmamları (Emniyet teşkilatına sızan ve çalışan grup), TSK İmamı, MİT İmamı (İstihbarat teşkilatı içinde yer alıp bilgi toplama faaliyetini yürüten kişi), Mülkiye İmamı (vali, vali yardımcısı ve kaymakamları koordine eden kişi) şeklindedir. Legal Yapılanma ise sağlık (Sema ve Şifa hastaneleri), STK’lar (vakıflar, sendikalar, dernekler, yardım kuruluşları), eğitim (Dershaneler, üniversiteler, kurslar ve diğer okullar), medya (yazılı, görsel ve dijital medya), finans (Bank Asya, Kaynak Holding, kişi ve kurumlardan toplanan bağış-himmet) şeklindedir. FETÖ’nün örgütlenmesinde Dünya, Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Orta Asya, Pasifik, Ortadoğu ve Afrika’ya olmak üzere sekize bölünmüştür. Kıta İmamları olarak Batı Avrupa, Balkanlar ve eski Doğu Bloku ülkelerinde 3 imam, ABD-Kanada ve Güney Amerika’da 2 imam, Türk cumhuriyetleri, Uzakdoğu, Ortadoğu ve Rusya cumhuriyetlerinde 4 imam, Afrika’da 1 imam görev yapmaktaydı.[86]

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (2016 ve 2017) FETÖ Çatı iddianamesine ve Darbe Çatı iddianamesine göre örgüt yukarıdan aşağıya;

-Kainat imamı,

-Kıta (coğrafi bölge) imamları,

-Ülke imamları,

-Eyalet (bölge) imamları,

-İl imamları,

-Küçük ”il bölge” imamları,

-İlçe imamları,

-Semt imamları,

-Mahalle imamları

-Ev imamları

-Serrehberler (Örgüte ait okul ve dershanelerde çalışan öğretmenlerden sorumlu olan,[87]dershanelerdeki zeki çocukları tespit edip ideolojik eğitimler veren kişi. [88])

-Belletmenler (Yurtta kalan öğrencilere dini bilgiler veren kişi.[89])

-Öğrenciler ve örgüt mensupları (Şakirt ve şakirdeler[90]: Örgüte kazandırılan genç erkekler ve kızlar. Örgüte bağlılık derecelerine göre beşlik şakirt[91] -bağlılığı ve sadakati en kuvvetli, dörtlük şakirt, üçlük şakirt, ikilik şakirt, birlik şakirt -bağlılığı ve sadakati en zayıf- şeklinde kodlandırılıyorlardı. Örgüte en bağlı şakirt ya da şakirde olanlara kamu kurumlarının sınav sorularını veriyorlar ve kamuya yerleştirerek iş sahibi yapıyorlardı.[92])

olarak bir imamlar hiyerarşisine sahiptir. [93]

FETÖ Yemini ve Prensipleri

                  FETÖ’de mensuplara yemin ettirilir ve mensuplar 18 maddelik prensiplere uymakla mükelleftir.

                  FETÖ’nün yemin metni, şu şekildedir:                 

                  Gücüm yettiği kadar Kur’an-ı hayatıma gaye edineceğime;

 Kardeşlerime karşı sadakat izinde bulunacağıma;

Halkın ve talebe arkadaşların izzet ve onurlarını izzetim ve onurum kadar yükseltmeye çalışacağıma;

Kusurlarımın hatırlatılması karşısında memnuniyet ihzar edeceğime;

Dâhilden ve hariçten gelen bilumum taarruz ve tenkitleri, ‘nefsime yapılmış gibi “ret” edeceğime;

Bilumum karar listesindeki esaslara riayette bulunacağıma;

Hizmet adına uhdeme aldığım vazifeleri veya kararla bana tahmil edilen mükellefiyetleri, ‘itirazsız’ yerine getirmeye çalışacağıma;

Kur’an’a sadakatten hiçbir surette ayrılmayacağıma;

Münferit hareket edip bu kararlara muhalif davrandığım an, ihtiyarımla bu kadrodan kendimi ıskat edip, “herhangi bir talebe gibi” dershanede vazifeme devam edeceğime;

VALLAH-BİLLAH kasemleriyle yemin ediyor ve bu yeminin “La Yen Kat’i” olmasına, “Cenab-ı Hakkı istişhadda” bulunuyorum.

Yeminden, hazırlanan prensiplere uymak gerekir. Bu prensipler 18 maddelik kurallar içermektedir;

1.Finansman kaynaklarının tekele verilmesi, şahsi tasarruflar yapılmaması,

2.Finansman kaynaklarının derneğe verilmesi,

3.Lüksten kaçınmak, israf yapmamak,

4.Dershanelere nezaret eden arkadaşlar, evde kalanlara her türlü adap ve edep kaidelerini öğretecek,

5.Şahsi işlerimizi dahi görüşüp kararın varıldığı istikamette işleri yapmakla,

6. Dahilde ve hariçte kim vazifelendirilirse “o vazifeye, o gidecek”, başkası o işe karışmayacak,

7.Herkesin nereye, ne zaman gideceği bir sisteme bağlı olarak yürütülecek (dışarıya gitmeler, içteki ziyaretler),

8.Kusurlarını birbirine hatırlatmak için kardeş edinme,

9.Bu kadroyu etrafa empoze etme, kuvvet kazandırma, çok kuvvetli gösterme (içte ve dışta olacak),

10.Arkadaşların birbirlerini kabul ettirmesi ve ittifak ettikleri o mevzuda aynı şeyleri söylemesi,

11.On beş günde bir, bir araya gelip arıza ve pürüzlere bakılması (Pazar günü ikindi – akşam arası),

12.Bilumum dışarıya giden arkadaşların tenkidinin “15 günlük” toplantıda görüşülmesi,

13.Acil durumlarda o mevzu ile alakalı olan arkadaş, toplantı gününü beklemeksizin Hocaefendi’ye duyurabilir,

14.”Şeriat” fikrinin müdafii olma, “Risale-i Nur” ve Üstadı şeriata muvafık şekliyle arz etme, tesbihat ve evrad-ı ezkar’a ehemmiyet verme, bunların büyüklüğünü anlatma,

15.Karara bağlanan bir şeyin hiçbir zaman aleyhinde bulunmama (“ima ihsas” yoluyla dahi olsa); aksine fikir olursa hayat hakkı tanımama,

16.Her arkadaşın resmi gayri resmi bir işinin olmasına ihtimam,

17.İstişareden sonra fikir beyan etmeme, alınan kararları infaz etme ve istişareyi kimlerle yapacağını bilme (Ashab-ı Rey),

18.Kendi kardeşlerimize hakta öncelik tanıma, bir kardeşin aleyhinde söylenecek söz vs.de onu müdafaa ve söyleyeni de “toplu olarak istintaka tutma”, şiddetle bu iftirayı reddetme.

Bu şartlardan birisine riayet etmeyen kendi kendini azletmiş olacak ve talebe durumuna düşecek, bu durum kadrolardan, evdekilerden ve halktan gizli tutulacak, kimse bilmeyecekti. Işık evlerinde kalan öğrenciler arasında lise öğrencileri de vardı. Üniversite öğrenci evlerine, lise öğrencileri de verilerek; hem öğrencilerin kaynaşması sağlanmış, hem de aileler nazarında güven sağlanmıştı. Ancak rakamlar büyüyünce bu evlerin finansmanı için maddi destek bulunması gerekliliği ortaya çıktı. Bu sorun “şirketler” ya da “küçük esnaflar” yolu ile aşılarak, evlerin ihtiyacı olan bütün eşyalar örgütün esnaf kadrosu tarafından alındı. Öğrencilerin kendileri de güçleri yettiği kadar “ışık evlerinin” ihtiyaçlarının karşılanması için katkıda bulundular. Bu yardımlar FETÖ/PDY’nin sayısal ve ekonomik olarak büyümesinde oldukça etkili oldu.

Örgüt, etkisi altına aldığı öğrencileri öncelikli olarak eğitim fakültelerine yönlendirmekteydi. Hukuk, tıp, mühendislik fakülteleri gibi yüksek puanla kayıt alan bölümleri kazanabilecek öğrencilere bu bölümler yerine eğitim fakültelerinin tercih ettirilmesi toplumun değişik kesimlerince eleştirilmekteydi. Ancak zaman gösterdi ki eğitim fakültelerine yönelmesi örgütün uzun vadeli planlarının bir parçasıdır. Örgüt, eğitim kadrosunun nitelik ve nicelik açısından yeterli düzeye ulaşmasının ardından kendisine bağlı öğrencileri çağın gereksinimleri doğrultusunda yönlendirmiş ve geleceğin elitlerini yetiştirmeye başlamıştı. Eğitim gönüllüsü diğer kuruluşların ve dini referanslı yapıların aksine FETÖ/PDY, ihtiyaç sahibi olan öğrencileri değil, zeki ve başarılı öğrencileri hedef aldı, hatta bu öğrencilere IQ testleri yaptırdı. Böylelikle örgütün devleti ele geçirme amacına ulaşmasına katkı sağlayacak kadrolaşma faaliyetlerinin önü açıldı. Sonuçta, Fetullah Gülen’in 1970’lerin sonunda başlattığı uzun vadeli projenin ilk halkasını eğitim oluştururken, tedrisattan geçenler başta Emniyet, Yargı, TSK ve Mülkiye olmak üzere, devletin önemli kademelerine yerleştirilip, bir kısmı ise işadamı olmaya aday gösterildi. Örgüt bir yandan eğitimle kadro yetiştirdi, bir yandan da diğer alanlarda etkinliğini artırdı.[94]

            FETÖ’nün İstihbarat Ağı ve Arşivi

FETÖ’nün devlet yapılanması içerisinde en güçlü olduğu alanların başında, güçlü bir istihbarat ağına sahip olması gelmekteydi. Öyle ki, kamu kurumlarında çalışan örgüt mensupları elde ettikleri bilgileri örgüte aktarmakta ve toplanan bütün bilgiler yukarıda birleştirilerek, büyük bir havuz oluşturulmaktaydı. Örgüt, hedeflerine ulaşmak için bu havuzdaki bilgi ve belgeleri amaca uygun hale getirerek hasım cephedeki kişi ve kurumlar aleyhinde kullanmaktaydı. Süreç, önce olayın kendilerine yakın medyaya sızdırılması ve kamuoyu oluşturulması ile başlamaktaydı.[95]

FETÖ, Mülkiye, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenerek, güvenlik bürokrasi ve istihbarat alanında bir ağ oluşturma yoluna gitti. Bu kurumların yanı sıra, bu yapının paralel bir örgütlenmeye giderek istihbarat ağına katmaya çalıştığı kurumlardan birisi de TÜBİTAK olmuş; son dönemde, Türkiye’nin en mahrem kurumlarından birisi olan TÜBİTAK’ta da derin bir oluşuma gitmişti. TÜBİTAK’ın özellikle en gizli birimlerinden olan “Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM)”deki kadroları sayesinde, devletin üst düzey siyasi ve bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonların dinlenildiği ortaya çıktı. “Hizmet ve eğitim hareketi” olarak görünmesine rağmen, FETÖ paralel kadrolaşma hedefini, askeri ve stratejik birimlere yöneltti, gücün, stratejik bilginin ve paranın olduğu her yerde örgütlendi. Bu hedeflerden birisi de askeri ve stratejik projelerin, kriptolu telefonların üretildiği, bilirkişi raporlarının verildiği TÜBİTAK birimleriydi.[96]

 Örgütün istihbarat ağı ya da gücünün önemli bir parçası da Fetullah Gülen’in sahip olduğu arşivdir. Bu arşivde; örgütün yasadışı adli ve önleme dinlemeleri, kendine ait gelişmiş cihazlarla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ile örgütle teması olan öğrencilerin ve ailelerinin bilgileri bulunmaktadır. Her bir ilçe imamı, sorumluluğu altındaki ilçede, sohbet toplantısı olarak adlandırdıkları toplantıya katılan esnaf, memur vb. listesini, bunların irtibat bilgilerini, anılanlardan ne kadar himmet alındığını, kendilerine bağlılık derecesini, ne iş yaptığını, sohbetlerdeki tutum ve davranışlarını, ilçede örgüte bağlı menkul ve gayrimenkul listesini tutmakta, ilçeye yeni atanan kamu kurum, kuruluş yetkililerinin tutum davranışlarını takip etmekte, kendilerinden olan ve olmayanları belirlemekte, kişisel zaafları dahil şahıslar hakkında biyografik bilgi formları tutmaktaydı. Kamu kurumlarında çalışan örgüt mensuplarının bilgileri de örgüt tarafından güncel olarak arşivlenmekteydi. FETÖ ‟abilik” ve “ablalık” müessesi sayesinde temas kurduğu öğrencilerin aileleri hakkında da bilgi toplayarak; ailelerin dini, siyasi, ekonomik, etnik köken vb. durumlarını kayıt altına almaktaydı. Böylelikle, ışık evlerinden, mahalle, ilçe, il bölge ve Türkiye geneline, yurt dışında ise yine örgütün faaliyet gösterdiği her bir yerleşim yerine ve alanına kadar, örgütün hafızasını teşkil eden arşivler oluşturuldu. Her bir sorumlunun, sorumluluğu altındaki birime ya da alana dair tuttuğu ve bir üstüne gönderdiği kayıtlar ve arşiv tesis edildi.[97]

FETÖ’nün Haberleşmede Kullandığı Yöntemler

Dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösteren ve binlerce mensubu olan FETÖ için haberleşme, talimatların alınıp verilmesi, gelişmelerin güvenli ve zaman kaybetmeksizin aktarılması, faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi hayati öneme sahipti. Faaliyet alanlarının çeşitliliğine paralel olarak örgütün haberleşme yöntemleri de çeşitlidir. En önemli haberleşme aracı GSM hatlarıdır. Bu hatlar, genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum, kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamayan hatlardı. Yaklaşık 3 ayda bir yeni bir GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmekteydi.[98]

-Örgüt mensuplarının kendi adlarına olmayan GSM hatları temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte değiştirmeleri dahi, legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koyuyordu.

-İnternet üzerinden Haberleşmeye imkân tanıyan ByLock, Skype, Tango, WhatsApp vb. programlar, şifreli ve düşük maliyetli olması nedeniyle oldukça sık tercih edilen haberleşme yöntemlerindendi.

-Türkiye’de Almanya, ABD ya da başka bir ülkeye kayıtlı GSM hatlarının kullanılması, örgütün üst düzey abilerinin kullandığı yöntemlerdendi. Abone bilgilerinden sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebilmesi nedeniyle zaman zaman tercih edilebilmekteydi.

-Kiralık hatlar vasıtasıyla kriptolu IP telefon kullanılması, özellikle yurt dışındaki okullarla irtibatta kullanılan yöntemlerdendi.

-Canlı kurye kullanılması, FETÖ için en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biriydi. Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD/Pensilvanya’ya gidilerek örgüt lideri Fetullah Gülen ile yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktaydı. Fetullah Gülen’in “Çok önemli hususların yüz yüze görüşülmesi” yönünde talimatları vardı.

-Örgüt mensupları, tedbir olarak haberleşme araçlarını değiştirdikleri gibi isim zikretmekten imtina etmekte, “Abi” ya da “Hocam” şeklinde genel ifadeler kullanılmaya özen gösterilmekte, il ve ilçe imamları ise genel olarak “Kod isim” kullanmaktaydılar.

-Örgütsel görüşmeler sırasında hizmet, şakirt, Fetullah Gülen, cemaat gibi kelimelerin telefonda zikredilmemesine özen gösteriliyordu. Buluşma yeri söyleneceği zaman şifreli ifadeler kullanılıyordu.

-Örgüt toplantılarında verilen talimatlar ufak kağıtlara yazılılıyor hatta bunların lüzumu dâhilinde yok edilebilmesi için yenilebilir özellikte olması sağlanıyordu.[99]

FETÖ’nün Baskı Oluşturma Yöntemleri

                  FETÖ, yıllar içinde bir korku imparatorluğu oluşturmayı başardı. Bu sürecin birinci aşamasında, yayınlanan ya da yayınlanacak olan ses kayıtları kamuoyunda gündem oluşturan yazarlar tarafından geniş kitlelere iddia şeklinde ana hatlarıyla duyurulurdu; ikinci aşamada, şahıslar tarafından ortaya atılan bu iddialar, özellikle belirli basın yayın kuruluşları aracılığı ile haber haline getirilir, ülke genelinde tartışılır hale getirilirdi. Üçüncü aşamada ise konuya ilişkin bilinçaltı algısı oluşturulmuş kitlelere yönelik, mevcut hükümet aleyhine tepkiselliğin arttırılması, kitlelerin harekete geçirilmesi, devlet kuramlarının ve bürokrasinin yıpratılması gayeleri ile sosyal medya ve basın yayın organları üzerinden algı operasyonları yapılmaktaydı.[100]

FETÖ’nün, kendisinden olmayanlara karşı kullandığı çok sayıda illegal yöntem vardı. Bunlar, şahsın işinden, ailevi yaşantısına, kişisel zaaflarından, toplumsal konumuna göre şekillenmekte ve çeşitlilik göstermekteydi. Serbest meslekle uğraşan bir şahsı, piyasadaki serbest rekabet şartlarına aykırı olarak ekonomik anlamda zarara uğratmaya çalışan ya da kamudaki mensupları aracılıyla çeşitli gerekçelerle denetlemeler yaptıran örgütün baskısını asıl hissettirdiği alan kamu kurum ve kuruluşları çalışanlarıdır. Kamuda uygulanan genel illegal yöntemleri; kendilerinden olmayan çalışana mobbing uygulanması, terfi ettirilmemesi, stratejik görevlere getirtilmemesi, meslekten ihraca varan disiplin cezaları verilmesi, istem dışı tayin edilmesi, hak edildiği halde ödüllendirilmemesi, yurt dışında eğitim imkanlarından faydalandırılmaması, vb. olarak sıralamak mümkündür. Ancak örgüt kullanmış olduğu bazı yasa dışı yöntemler vardı ki bunlar söz konusu şahsı hem madden hem de manen bitirmeye, yok etmeye yönelik eylemlerdi. Bu yöntemlerle şahıs, aile, sosyal ve iş hayatında yıpratılarak itibarsızlaştırılmakta, kişi bu iftiraların ve saldırıların kimden geldiğini bilse de direnememekte, belli bir süre sonra istifa etmekte ya da örgütün istemiş olduğu davranışları sergilemek zorunda kalmaktaydı. Bu suçların bir kısmı örgütün legal uzantıları ile koordineli olarak yürütülen planlı çalışmalardır. Söz konusu yöntemlerden bazıları şunlardı:[101]

-Kamu çalışanını, çalıştığı kurum ve kamuoyu nazarında itibarsızlaştırmaya ve suçlu göstermeye yönelik iftira niteliğindeki iddialar içeren, kim tarafından gönderildiği tespit edilemeyecek şekilde şahsın özel hayatına ya da meslek hayatına dair isimsiz ve imzasız ihbar mektupları ya da elektronik e-postalar göndermek,

-Bunlara dayanarak kamu kurum ve kuruluşlarındaki uzantıları aracılığıyla şahıslar hakkında hukuk ve ceza davaları açtırmak, hapse göndermek, şahsı aile, sosyal ve iş hayatında itibarsızlaştırmak, tayin ve terfisini engellemek, aile düzenini bozmak,

-Profesyonel olarak asıl yayın yapanın kim olduğunun tespit edilmesini engelleyecek şekilde yurt dışındaki çeşitli sunucular aracılıyla hizmete sokulmuş internet sitelerinden çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ya da yöneticileri ve çalışanları aleyhine çeşitli iddialarda bulunmak, doğrudan özel hayata müdahale eden ve doğruluğu bilinmeyen, şahsı kamuoyu nazarında yargısız infaz eden görüntü ve sesler yayınlamak, legal uzantıları vasıtasıyla internetteki bu tür yayınları söz konusu siteyi kaynak göstererek yayımlamak ve daha geniş kitlelere duyurmak,

-Güvenlik birimleri ya da stratejik kurumlardaki uzantıları vasıtasıyla illegal yöntemlerle temin edilen ve üzerinde oynanmış çeşitli dijital verileri kamuoyuna sunmak,

-Hakkında ceza ya da hukuk davası açılarak meslekten men edileceği, ellerinde özel hayatına dair açıklanmasını istemediği dijital veriler olduğu şeklinde tehditler ve şantajla, şahsı örgüte büyük miktarlarda himmet ödemeye mahkum etmek ya da istenen işi yapmaya zorlamak şeklindeydi.

 Siyasi Baskı:

 Örgütün siyasetle ilişkisi faydacı ve hatta fırsatçı temeldeydi. Öncelikle siyaset ve kurumları üzerinde etkili olarak kadrolaşmanın önünü açmak, elemanlarını etkili konumlara taşımak, onların korunup kollanmasını sağlamak hedeflemekteydi. Siyasi ve sosyal konularda kendi düşünce ekseni etrafında bir kamuoyu oluşturulur, tüm toplum kendi anlayışılarınca terbiye edilmeye çalışılırdı. Karar alıcı ve politikacıları etkilemek amaçlarıyla özel olarak yetiştirilmiş ve medyada, televizyon programlarında ön plana çıkartılmış çok sayıda akademisyen ve gazeteci vardı. FETÖ mensubu olarak ulusal ve uluslararası politikalara yön verebilmek adına başta algı operasyonu olmak üzere her türlü yolu denemekteydi.[102]

 Medya ve Psikolojik Harekat – Propaganda Araçları :

 FETÖ’nün yıllar içinde elde ettiği devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını, gizli telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kendi unsurları vasıtasıyla her türlü yolu meşru sayan bir anlayışla ele geçirip montajlayarak; Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlıyor, devleti ve hükümeti, itibarsızlaştırmak suretiyle casusluk faaliyeti yapıyordu. Öyle ki devletin en mahrem bilgileri dahi medyaya servis edilebilmekteydi. Örgüt özellikle yasadışı dinlemeler esnasında elde ettiği ses kayıtlarını medya organları vasıtasıyla iddia şeklinde kamuoyuna ana hatları ile duyuruyor, ülke genelinde tartışılır hale gelen iddiaları özel bir kurgu ile sunuyor ve hükümet aleyhine tepkiselliğin artırılmasını, devlet kurumları ve bürokrasinin yıpratılmasını hedefliyordu. FETÖ’nün bu tavrı yeni değildi. 28 şubat sürecinde de anti demokratik girişimler grubun medya organlarınca desteklenmiş ve dönemin hükümetini devirmeyi hedefleyen yayınlar yapılmıştır. Yine 1980 askeri müdahalesinin hemen ardından Fetullah Gülen, Sızıntı Dergisi’nde yayınlanan yazısını “Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz” diyerek sonlandırmıştır. Neticede; bütün bunlar, devletin ortadan kaldırılmasına, ele geçirilmesine, anayasal düzenin cebren değiştirilerek yok edilmesine, hükümeti iş yapamaz hale getirmeye ve devirmeye yönelik, belirli bir strateji doğrultusunda gelen talimatlar üzerine yapıldı. Bu uğurda her türlü baskı, cebir vb. tarzda hareketler de örgüt tarafından meşru görülmekteydi.[103]

FETÖ’nün Eğitim Alanı

FETÖ’nün önemli bir ayağını öğrenciler oluştururdu. Bu öğrenciler, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarıdır. Örgütün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı Paralel Devlet Yapılanmasına öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri yetiştirmekti. Bu durum FETÖ tarafından hep reddedilse de, yıllar içinde Fetullah Gülen ve örgütünün amacının, açtıkları okulları sayesinde Türkiye’de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfı oluşturmak olduğu ispatlandı. Işık evleri ile alakalı olarak Fetullah Gülen “Bu evler; bir medrese gibi işler, bir mektep gibi işler, hususi ile her şeyin kapandığı bütün kapılara kilit vurulduğu bir dönemde bu evler geçmişte olan misyonlarından daha büyük misyon yüklenirler, çünkü geçmişte bu evlerin yaptığı vazifelerin bazılarını medrese yapar, bazılarını zaviye yapar“ demiştir.[104]

Örgüt evleri, yurtları ya da dershanelerinden yetişerek kendilerine değişik görev, sorumluluk ve misyon yüklenmiş kişilerin kamuoyuna yansımış açıklamaları sistemin işleyişine ilişkin aşağıdaki bazı gerçekleri ortaya koyar:[105]

-Örgütle ilk karşılaşmalar genellikle dershanelerde ya da benzeri eğitim kurumlarında olmaktaydı. Temas sağlanan öğrenciler, abilerin sorumlu oldukları evlere dağıtılmaktaydı.

-Öğrenciler belirli bir okula yerleştirilmek isteniyorsa, sınavlara birkaç ay kala gruplar halinde farklı yurtlara çıkarılır, bu gruplar, daha sonra daha küçük gruplara ayrılırdı.

-Her öğrencinin bir kod adı vardı. “Paralel Devlet” denilen yapılanma içerisinde, aslında bölgesinden birimlerine kadar herkes “Kod isim” kullanmıştır.

-Mülki İdare, Emniyet, TSK ve Yargı gibi stratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip, yine özel şartlarda hazırlanmaktaydı. Bunlar özellikle dörder kişilik gruplar halinde hazırlanır ve bunların mümkün olduğunca diğerleriyle teması sınırlanmıştır. Bunlara hücre tipi yapılanma modeli uygulanmakta; Askeri Okullara, Polis Akademisi ve Polis Koleji’ne sokulacak öğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleri ile kayıt edilmezdi. Bu öğrencilere sınav soruları sınavlardan önceden verilirdi. Buna örgüt jargonunda “Fetih okutmak” denirdi. Fetih okutmak, “Sınavda çıkacak soruların öğrencilere okutulup, ezberletilmesi ” demekti.

-Özellikle Hukuk Fakültelerinde okuyan öğrencilere top-sakal bıraktırıp, küpe taktırarak, girecekleri ortamda kimliklerini gizlemeleri için ‘stil çalışması’ yaptırılırdı.

-Dershaneler, örgütün adeta vesayet araçlarıydı. Çocukların ve ailelerin bilgilerinin depolandığı bir veri tabanı konumundaydı. FETÖ’nün, her ilde en az bir okulu olmakla birlikte, aileler çocuklarının etiketlenmesini istemediği için pek fazla göndermek istemezlerdi. Fakat dershaneler için bu ihtimal daha az olduğundan, dershanelerine daha fazla öğrenci gitmekte ve aileleri de bu yapının içine çekebilmekteydi. Dolayısıyla hedef sadece eğitim değildi. Paralel Devlet Yapılanması dershaneler üzerinden çocuklara, ailelere, il ve ilçelere, köylere ulaşıp kontrol etmekteydi.

-Paralel Devlet Yapılanması “ağabeylik” ve “ablalık” müessesiyle çocukları bütün yönleriyle iyi tanır hale geliyordu. Çocukların gelişimi takip ediliyor ve bu çocuklar bahanesiyle ailelerinin evlerine gelip bilgi toplayıp, not tutuluyordu. Ailenin dini, siyasi, ekonomik, demografik, eğitim, kültürel, etnik vb. durumu o defterlerde kayıtlı olup, adeta aileler fişlenmekteydi. Bu şekilde Fetullah Gülen örgütünün elinde geniş bir demografik arşiv var. Neticede eğitim alanı, örgüt için adeta bir ara yüz konumundaydı. Zira eğitim alanı, örgüt açısından üç temel fonksiyon görmekteydi;

1-İnsan kaynağı sağlamak.

2-Ekonomik kaynak temin etmek.

3-Hareketin meşru gibi görünmesini sağlamak.

Üçüncü fonksiyon diğer ikisinden daha önemliydi. Çünkü eğitim faaliyetleri, diğer gayri meşru faaliyetleri kamufle eden bir fonksiyondu.

            FETÖ’nün Mali Yapısı ve Genel Durumu

                   Fetullah Gülen, 1960’lı yılların sonlarında İzmir Merkez Vaizi ve Kestanepazarı Camisi imamı olarak görev yaptığı dönemde, küçük bir cami cemaatine hitap eden bir din adamı profilini taşırken, zamanla sayıları milyonlarla ifade edilen bir kitleye hitap eder hale geldi. İlk yola çıkarken “Altın Nesil” oluşturma söylemleriyle ihtiyaç sahibi öğrencilere eğitim ve burs imkanları sağlamayı amaçladığını iddia ederek maliyesini de buna göre oluşturdu. Bu durum, pek çok kişi ve kesim tarafından desteklendi ve takdir gördü. Yapılan hizmetler için gerekli olan maddi kaynaklar ise “ihtiyaç sahibi öğrenciler için yardım” adı altında gelenekçi tarzla fitre, zekat, bağış, hibe, himmet, vb. adlarla doğrudan para temini ya da kurban derisi, gıda yardımı, vb. ayni yardımlar yoluyla karşılandı.[106]

Örgütün mali yapısı zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye başta olmak üzere Dünya’nın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan, son derece geniş bir ağ haline geldi. Bu kapsamda yapılanma zaman içerisinde profesyonelleşti, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, ticari işletmeleri, hastaneleri, Sivil Toplum Kuruluşları vb. çok sayıda kurum ve kuruluŞu olan, milyar dolarlarla ifade edilen gelir/gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline geldi. Denetimindeki eğitim kurumları ve diğer kurum ve kuruluşları aracılığı ile topladığı yardımlar veya ticaret yoluyla elde ettiği kazancın miktarını belirlemek pek mümkün değildir. Sistem, kurumsal bir yapıya oturtulmaya çalışılsa da gelenekçi gelir toplama yöntemleri hala varlığını ağırlıklı olarak devam ettirmektedir ve gelir kalemleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.[107]

Mütevelli Heyetleri ve İllerin Mali Yapılanması:

FETÖ’nün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanırdı. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılırdı. Sohbet gruplarında, zekat, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktaydı. Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere verirdi. Örgütün mali kayıtlarını muhasebeciler tutardı. İl imamının da bir muhasebecisi bulunmakta ve il genelinde mali kayıt tutmaktaydı. Mütevellide yer alanlar arasından her üç mütevelli heyetinden bir mali heyet teşekkül edecek şekilde isimler seçilmekteydi. Mali heyetler yurtdışında bulunan örgüte ait yurt ve okulların yapımı için ihtiyaç duyulan paranın, hangi mütevelli heyetinden ne kadar toplanacağına karar vermekteydi. Mali heyet toplantıları dünyanın her yerinde Salı günleri sabah namazından sonra gerçekleştirilmekte ve bu toplantılara mütevelli heyet sohbet hocaları da katılmaktaydı.[108]

Toplantının Salı sabahı yapılması enteresandır. Lideri ABD/Pensilvanya’da ikamet eden FETÖ’de bu uygulamanın Amerikan geleneğinden alınma ihtimali yüksektir. Çünkü Salı gününü kullanmak 19ncu yüzyıl ABD’sinden kalma bir gelenektir.[109]

İlçe imamlarının sorumluluğu altında bulunan mütevelli heyetlerinin üstünde, il imamlarının sorumluluğundaki il mütevelli heyeti yer almaktaydı. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı bulunduğu bölgenin toplantısında karar verilmekteydi. Burada alınan karar mütevelli heyet toplantısı adı altında yılda bir kez düzenlenen gizli toplantıda mensuplara aktarılmaktaydı. Kişilerden alınan himmet vaadi nakit, çek, senet karşılığı olarak tahsil edilmekte, çek ve senetlerin ödenememesi halinde icra yoluna başvurulmaktaydı. İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile kamp düzenlenirdi. Kamplar esnasında dini duygular istismar edilerek himmet, zekat, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan paraların artırılması sağlanır, toplanan paraların karşılığının Cennet ile mükafatlandırılmak olacağı vurgulanmaktaydı. Mütevelli heyeti mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılmakta, kimin hangi STK’ya üye olacağı sohbet abisi tarafından belirlenmekteydi. Örgüt bu kuruluşların başkan ve üye seçimlerinde söz sahibi olmayı böylelikle de hükümete baskı yapabilmeyi hedeflemekteydi.[110]

FETÖ’nün Gelir Kaynakları :

FETÖ’nün gelir kaynakları çok geniş bir organizasyon ve metot ağını barındırır. Bunlar şu şekildedir:[111]

1.Kamu kaynaklarından elde edilen gelirler (Borsa spekülasyonları, Devlet ihaleleri, teşvik ve hibeler),

2.İşadamlarından sağlanan gelirler (şantaj, tehdit),

3.Gönüllülük esaslı sağlanan gelirler (Himmet, Kurban),

4.Örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinden elde edilen gelirler,

5.Eğitim faaliyetleri gelirleri (Dershaneler, Özel Okullar, Öğrenci Yurtları, Yardımcı sınav Kitapları),

6.Örgüte ait basın ve yayın organlarına verilen reklam ve aboneliklerden elde edilen gelirler,

7. STK’lardan sağlanan gelirler.

Fetullah Gülen Örgütünün Mali Yapıya Sızma Amacı:

FETÖ, devletin mali yapısına da sızmayı sürekli bir hedef olarak gözetti. Burada amaçlanan şunlardı:[112]

1.İhracatta kolaylık ve öncelik sağlama,

2.Kamu destek ve teşviklerini grup şirketlerine yönlendirme,

3.Mali Denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme,

4. Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme, 5. Bilişim altyapısı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı şirketlerin menfaatine kullanma,

 Neticede, Paralel Devlet Yapılanması; sayıları yüzleri aşan söz konusu kurum ve kuruluşları aracılığıyla mali açıdan da ülke içerisinde “Devlete Paralel” olarak örgütlenen organize terör örgütüydü.[113] Bu örgüt, faaliyetlerini 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de darbe teşebbüsünde bulunmaya kadar ilerletecekti.

FETÖ’nün Kuruluşundaki ve Gelişmesindeki Kripto Şahsiyetler

Üst yönetimin altındaki iç yapılanmada, doğrudan Gülen’e bağlı birbirinden habersiz kozmik kadrolar mevcuttur. “Kozmik” FETÖ lisanında[114] istihbarat birimlerine sızmış örgüt mensuplarını ifade eder. Sözde Türkiye İmamının başında bulunduğu bu kadrolar örgütün çekirdeğini teşkil eden “Derin Yapı” niteliğindeki kadrolardır. Söz konusu Derin Yapı, örtülü ödenek harcamaları, emniyet, yargı, Bank Asya, İnşaatlar, Gülen medyası ve stratejik kurumların kontrolünü sağlar.[115]

Sivil imamların dış yapı kadroları ile temasları sırasında, onlara verdikleri talimatların, yönelttikleri stratejinin, asker, bürokrat, işadamı gibi kişilerin üzerindeki yüksek etki gücü bu kozmik kadrolar sayesindedir. Örgütü ayakta tutan ve ona hareket alanı sağlayan asıl kişiler ise kripto şahsiyetlerdir. Bunkarın örgüt ile organik bir bağı olmamakla birlikte örgütü ABD’de barındıran ABD siyasetçileri, bürokratları ile örgüt arasındaki kontağı kuranlar da bu kripto şahsiyetlerdir.

FETÖ’nün kripto uzantıları bir sözde İslami de olsa bir cemaat ile ülkü birlikteliğini benimsemesi mümkün olmayan kişilerde karşımıza çıkar. Ayşe Kulin’in Adı Aylin kitabında eski Dışişleri Bakanı Emre Gönensay’ın eşi ve meşhur rallici Renç Koçibey’in kızkardeşi Aylin Gönensay’ın bir anısı yer alır. Kendisi, 7 Ocak 1995 Cumartesi eski CHP Genel Sekreterlerinden ve Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı görevini yapmış Kasım Gülek’in baldızı Aylin Radomisli Cates’i ABD’de ziyarete gider. Aylin Gönensay’ın ifadelerinde bu ziyaret şöyle anlatılır:

“Cumartesi sabahı Madison Avenue’nin köşesinde dikilip, Aylin’in yolladığı arabayı bekledim. Bir kaptıkaçtı durdu önümde. ‘Aylin hanımefendisiniz değil mi?’ dedi, arabayı kullanan adam. Türkçe konuşuyordu.

Şaşaladım, bindim arabaya.

‘Siz Aylin hanımın şoförü müsünüz?’ diye sordum.

‘Hayır ben (Kasım Gülek’in eşi) Nilüfer Hanım’ın ekibindenim. Zaman gazetesi için makineler almaya geldikti, ben dönemedim, kaldım. Burada ne iş olsa yapıyorum. Bazen Aylin Hanım’a servise gidiyorum. Nilüfer Hanım geldikçe de, onun işlerine koşuyorum dedi.

Avludaki çiçekli göbeğin etrafında dolanıp, burnunu garaja döndürerek durdu araba. Aylin pencereden el salladı, ‘Eve garajdan gir,” diye bağırdı. Garajın içi kümelenmiş saman yığınlarıyla doluydu. Oradan gitmek istemedim, evin esas girişi olan merdivenlere doğru yürüdüm. Cümle kapısı, kocaman bir hole açılıyordu, duvarda Sevgili Aylin’e diye imzalanmış (ABD Başkanı ‘baba’) George Bush’un kocaman bir resmi ve Aylin’in güzel bir portresi asılıydı…”[116]

Hikayedeki Aylin’in ablasının kocası Kasım Gülek, 1980’lerden itibaren Güney Koreli Rahip Sung Myung Moon ve CIA tarafından 1951’de kurulan Moon Tarikatına bağlı “Professors World Peace Academy” (PWPA)’nın Türkiye sorumlusu olarak görev aldı.[117] Eşi Nilüfer Gülek ise FETÖ’nün İstanbul Beylikdüzü’ndeki Fatih Üniversitesinin kuruluşunda, üniversitenin inşa edilmesi için şahsına ait 70 dönümlük araziyi bağışlayan kişiydi.[118] Kasım Gülek 1996’da vefat ettiğinde de vasiyeti üzerine cenaze namazını Fethullah Gülen kıldırdı.

Yine bir başka kripto kişiler örneği de, Türkiye İmamı Mustafa Özcan’ın eskiden beri ilişkide olduğu, Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘FETÖ/PYD üyeliği’ ile ‘siyasi ve askeri casusluk’ suçlarından 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan ABD’ye casusluk yapan eski istihbaratçı Enver Altaylı ile olan ilişkisinde ortaya çıkar.[119] Bu ilişki örgütte Mustafa Özcan’a neden Tayinler Heyetinin dokunmadığını, planladığı ve yönettiği kumpas davalarında hukuki aklı hangi kanallardan aldığını da açıklar.

 Görülmektedir ki FETÖ’nün bütünsel yapılanması dört grup kadro vardır;

                   -Adanmış Ruhlar[120]: Bunlar dershane, yurt okullar aracılığıyla devşirilen ve ışık evlerinde kalmaya başlamasıyla örgüt içindeki “kariyer yolculuğuna” girenler. Kendini örgüte adayan, sadakatinden şüphe edilmeyen kişiler.

                  -Kozmik Kadro: Gizli harcamalar yapan, finanstaki, medyadaki, emniyetteki, yargıdaki, inşaatlardaki kontrolü sağlayan kişiler. Sözde hizmet ehli ve kozmik kadro iç yapılanmayı oluşturur.

                  -Dış Yapılanma: FETÖ ile organik bağı bulunan, örgütten emir ve talimat alabilen askeriye, yargı, emniyet gibi kurumlarda gerek alt gerekse üst kademelerde görev yapanlar.

-Kripto Şahsiyetler: ABD ile bağlantıları kuvvetli, örgüte hareket alanı açan ve onu ayakta tutan örgütü arka planda mensubu oldukları Amerikancı küresel siyasete yönlendiren siyasi ve maddi gücü yüksek kesimden oluşan kişiler. Bu kişilerin görüntüde örgüt ile hiç bir organik bağları yoktur.

Örgütün metodları, kırsaldaki ya da şehirdeki fakir ailelerin çocuklarına, eğitim, iş, kariyerlerinde yükseltme, cemaat içinden evlendirme ve ev bulmalarını sağlama gibi sunulan fırsatlarla iç yapılanmaya katılımlarının sağlanması, üst düzey ruhani kişiye Mesih’in temsilcisi gözüyle bakılması, ast-üst ilişkisi ve görev bilinci, eğitim kurumları açma, başka ülkelere gitme gibi metodlar açısından Cizvitlerin metodu ile aynıdır.[121] İsa’nın toplumu anlamına gelen Cizvitler (Jesuit) tarikatını İgnasio de Loyala adında 1534 yılında bir İspanyol subayın kurduğu tarikattı. İgnasio, Paris Üniversitesinde tanıştığı 6 arkadaşı yoksul ama zeki çocukları, okullarında eğitiyorlar, yurtlarında barındırıp; yetenekli olduklarına inandıklarına tarikatlarının içyüzünü açıklayarak; uzun ve ayrıntılı bir eğitimden sonra başarılı olanlara, tarikatın fikir ve ideallerini öğretiyorlardı. Bunlar devlet kademelerine yerleştirilerek; bu yolla tarikat, istediklerini yaptırabilir bir hale geliyordu. Günümüzde FETÖ de bunları, birebir yapmıştır. Tarikâtın ilkelerine göre; İsa’nın şan ve şerefi, kilise ve Hıristiyanlığın menfaatleri için yalan da söylenebilir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Çatı davasında FETÖ’nün Cizvit tarikatının temel ilkelerini kendi örgütüne uyguladığını belirtilmektedir.[122] Cemaate intikal eden gençlerin aileleri ile bağları iyice zayıflar, örgütün dünyanın herhangi bir yerindeki okuluna tayini çıkarsa, tereddüt etmeden giderlerdi. Dar gelirli, fakir kişilerin maddi ihtiyaçlarının giderilmesi, eş ve iş sahibi yapılmaları, ezoterik öğretilerden beslenme ile birleşince örgüte katı biçimde bağlı bir mensuplar kitlesi ortaya çıktı. Bu öylesine katı ve bağnaz bir bağlılıktı ki, darbe teşebbüsündeki kanlı eylemleri sebebiyle tarihteki Haşhaşiler örgütüne benzetildi.[123]

FETÖ’nün Cizvitler ile bağı sadece metodda değildi. Gülen’in Pensilvanya’da ikamet ettiği malikane Katolik Cizvit tarikatına aitti. Burası Cizvitlerin, yaz kampı olarak kullandığı yerdi. 1993 yılında Hüseyin Çopur isimli bir Türk tarafından 230 bin dolara satın alındı ve 190 bin dolara Gülen Örgütünün bir vakfı olan White Rose’a devredildi.[124]

 15 Temmuz 2016 gecesindeki teşebbüs, ön görüntüsü itibariyle bir askeri darbe teşebbüsüdür fakat farklı perspektiflerden bakıldığında FETÖ’nün iç yapılanması ile dış yapılanmadaki askeriye kolunun birlikteliği görülür. Darbe teşebbüsü 6-7-8-9 Temmuz 2016’da iç yapılanmadaki TSK İmamı Adil Öksüz’ün ve başka üç imamın, dış yapılanmadaki Yurtta Sulh Konseyinin yöneticileri olan subaylarla Ankara Çayyolu’ndaki villada toplantısından sonra yapılmıştır.[125]

FETÖ’nün hakimiyetindeki kurumlar ve kişiler sadece cuntacı askerlerden ibaret değildi. Bürokratlar, iş insanları, medya, yargı mensupları, sivil toplum kuruluşları mensupları, sporcular, sanatçılar arasında FETÖ’nün organizasyonuna dahil örgütlenmiş insan toplulukları vardı. Bu insanların devletin yasalarına tabi kurumlarda görev yapmalarına rağmen gayrı resmi bir dini organizasyon tarafından idare edilmeleri örgütün ezoterik yönü ile açıklanamaz. Bu kişilerin cemaatin cazibesine kapılarak onun dairesine girmesi birkaç sebeple izah edilebilir:

-Samimi dini hassasiyetleri olan fakat meselelerin detaylarını kafa yoracak vakti olmayanların kandırılmaları.

-Normal koşullarda hayatta bir başarı sağlayamayacak nitelik seviyesi düşük kişilerin, cemaat mensubu olduktan sonra zamanla imam olması. Eğitim, maddiyat gibi kendisinden daha üst düzeyde kişilerin başına amir konumuna geçmenin, bunu da ilahi bir misyonla temellendirmenin verdiği haz. Ayrıca imam olduktan sonra örgütten yüksek maaş almaları. Örneğin il veya eyalet imamları 20 bin ila 50 bin TL arasında maaş almaktaydı.[126] (2016 yılında asgari ücret: 1,300.99 TL)

-Pek çoğunun kariyerini ve geleceğini her şeyin önünde tutarak kariyerinde yükselme, servetinde artış, işini büyütme, yeni işler bulma, etki alanını genişletme gibi beklentilerle cemaatin etki alanına girmesi.

-Son derece gayrı milli düşünce yapısına sahip bazı insanların, ABD’nin Türkiye’yi sürekli tahakküm altında tutacağı inancı, “Türkiye’de ABD’nin istediği olur” gibi bir anlayışa sahip olmaları ve FETÖ’ye ABD’nin açık ve yoğun ilgisini görmeleri. ABD’nin iktidarı bir şekilde devireceği ve Fethullahçıların ülkeye hakim olacağı inancının getirdiği “gelecekteki iktidara şimdiden yatırım yapma” düşüncesi.

-Popülaritesi yüksek olan cemaatin içinde görünüp itibar elde etmeye çalışma.

-Geçmişinde sıkıntılı ve toplumun hoş görmeyeceği gayrı ahlaki ve gayrı vicdani işler yapanların cemaate girerek -dini bir yaşam tarzına bile girmeden- geçmişine sünger çekme amaçları.

-Yaşamında dini hassasiyetleri çok fazla gözetmediklerinin farkında olanların ve bunu içten içe vicdani sıkıntı yapanların bu cemaate girip sohbetlere iştirak ederek kendini manevi olarak tatmin etme amaçları.

-Okulların yurt içindeki ve yurt dışındaki etkinliğini görüp çocuklarını bu okullarda okutmak istemeleri ve çocuklarının bu okullar sayesinde iyi iş imkanları yakalayacaklarına inançları.

Bunlar dış yapılanmanın motivasyonu ve taassubunun, iç yapılanmanın motivasyonu ve taasubundan çok farklı olduğu noktalardır. İç yapıdakilerin ülküsü sözde İslam’a hizmet iken dış yapıdakilerin ülküsü de para, kariyer, itibar, geçmişi gizleme, şöhret odaklıydı. İç yapının sivil imamları, dış yapıdakilerin kendi ülkülerine ulaşmada onlar için çok önemli kişilerdi. Ayrıca örgütün maddi gücünün, ABD’de sahip olduğu imkanların hepsi farkındaydı. Örgüt onların gözünde “çok güçlüydü”, bu çok güçlü örgütün sivil imamları da doğal olarak onlar için çok güçlü insanlardı. Bu nedenle imamlar ne diyorlarsa eksiksiz yapıyorlardı. Bazı askerler, emniyet mensupları, bürokratkar sivil imamların “emir eri” gibi olmuştu.

                  Pek çok kişi özellikle 1990’lı yıllarda Fethullah Gülen’in Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Abraham Foxman, Morton Abramowitz, Papa II. Jean Paul gibi isimlerle görüşmesini, Fethullah Gülen’in, hayatını kaybeden CHP eski genel sekreterlerinden Kasım Gülek’in cenaze namazını kıldırmasını[127], Sabah Gazetesinden Nuriye Akman’a röportaj vermesini[128], Hürriyet Gazetesi Başyazarı Ertuğrul Özkök’ün Gülen’in Zaman Gazetesine tam sayfa röportaj vermesini[129] Fatih Çekirge ve Yavuz Gökmen gibi gazetecilerle Gülen’in yakın olmasını[130] ve bunun gibi Fethullah Gülen’e ve cemaate itibar kazandıran olayları gördükçe, cemaatin dairesinde olanların kamu sınavlarını kazandıklarını, istedikleri yere atamalarının yapıldığını, hızla yükseldiklerini fark ettikçe, cemaatin cazibesine kapılıyordu. Böyle bir atmosfer içerisinde ezoterik iç yapılanmaya katı biçimde sadık sivil imamların dış yapılanmadaki kendilerinden kariyeri, eğitimi, gelir düzeyi, sosyal statüsü çok daha yüksek kişiler üzerinde hakimiyet kurmaları ve onlara istediklerini yaptırmaları acı bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.

Fetullah Gülen’in Bedduaları        

                  17 Aralık 2013’te FETÖ, hükümeti devirmeye yönelik olarak yargı üzerinden kumpas kurmaya kalkınca, devlet de karşı hamlelerde bulunarak bu kumpası yapanların üzerine gitmeye başladı. Bir süre sonra FETÖ köşeye sıkışmaya başladı ve örgüt lideri Fetullah Gülen’in demeçleri medyada yer almaya, FETÖ’nün yayın organı Herkul.Org sitesinde beddua seansları yayınlanmaya başladı.

Öncelikle FETÖ’nün temel taktiklerinden olan “inkar” yolunu seçen Fetullah Gülen “Kimse onlar tanımıyorum, binde birini bile tanımıyorum…” diyerek kendini onlardan soyutluyor, sonrasında da olayları dışarıdan seyreden biriymiş gibi destek veriyor, önce kumpası yapanlar haksızsa güya onlara beddua ediyor, sonrasında da asıl bedduayı bu kumpasçıların üzerine gidenlere yapıyordu: “Bu işin üzerine ‘Hukukun ve aynı zamanda sistemin, dinin ve aynı zamanda demokrasinin gerektirdiği şeyler bunlardır.’ deyip arınma adına, yıkanma adına, temizlenme adına, kirlerin öbür tarafa kalmasına meydan vermemek adına bir şey yaparken dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlara, bize de nisbet ediyorlar, dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum, dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa, yaptıkları şey Kur’an’ın temel disiplinlerine aykırıysa, Sünnet-i Sahiha’ya aykırıysa, İslam’ın hukukuna aykırıysa, modern hukuka aykırıysa, günümüz demokratik telakkilere aykırıysa, Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın. Ama öyle değilse, hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler, cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar, Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın, birliklerini bozsun, duygularını sinelerinde bıraksın, önlerini kessin, bir şey olmaya imkan vermesin.”[131]

                  Beddua etmek Fetullah Gülen’in sık sık başvurduğu bir yoldu. Esas itibariyle kendisi ve örgütü ile ilgili çemberin daraldığını görmesinden dolayı çaresizliğin ve öfkenin sonucu olan bu beddualar, -örgüt mensuplarınca liderleri ulvi bir zat olarak görüldüğünden- Fetöcülerin hedeflerine ulaşma yolunda bir motivasyon olarak içselleştiriliyordu.

Kendisi beddua ettiği gibi, örgüt mensuplarına da bulundukları her ülkedeki mensuplarına aralıksız beddua edilmesi talimatı veren Fetullah Gülen, kendi hırsının zikrettirdiği içi boş beddualara karşılık gerçek bedduayı bizzat kendisi 15 Temmuz darbe teşebbüsünün bastırılmasından sonra şehit ailelerinden aldı. (Bkz. Medet Ekizceli – Şehit; Köksal Kaşaltı – Şehit; Bülent Karalı – Şehit; Emin Güner – Şehit)

            Darbe Planlarının Yapıldığı Çayyolu Toplantıları

Darbeye hazırlık toplantılarının yapıldığı “Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi, 2880 sokak, no: 3, Çankaya/Ankara” adresindeki üç katlı villa[132], Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının “mahrem hizmetler soruşturması”nın şüphelilerinden Serkan Aydın tarafından “Ümitköy Empati Danışmanlık Ticaret ve San. Ltd. Şti.” adına 9 Kasım 2015 günü kiralandı.[133] 5-6-7-8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde toplantılar yapılarak darbe planı üzerinde çalışıldı. FETÖ’nün TSK imamları ve TSK içindeki üst rütbeli birçok subayın katıldığı toplantılarda darbe sonrası Genelkurmay Başkanlığına eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün getirilmesi ayrıntılı olarak konuşuldu. Toplantıların tamamına katılan “Namık” kod adlı FETÖ’nün hava kuvvetleri imamı Adil Öksüz diğer imam Sedat kod adlı Kemal Batmaz[134] ile darbe planı toplantılarının sonrasında 11 Temmuz 2016 günü THY uçağıyla New York’a gitti. Burada Fethullah Gülen ile görüştüler ve 13 Temmuz 2016’da THY uçağıyla dönüş yaptılar. İstanbul’a indikten sonra Ankara’ya geçen imamlar darbe günü koordinasyonu sağlamak için Hava Kuvvetlerinin Akıncı Üssüne gittiler.[135]

Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın 11 Temmuz 2016’da New York’a uçtukları günün akşamı cunta toplantı yaptı. Bir araya gelen generallerin arasında iddiaya göre Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyesi ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk de vardı.[136] Generaller 11 ve 14 Temmuz arasında üst üste her akşam toplandılar. Bu toplantılara üçüncü ve dördüncü gününde 13 Temmuz’da ABD’den dönen Adil Öksüz ve Kemal Batmaz da katıldı.

Darbe planı toplantılarında alınan kararlar şu şekildeydi:

Toplantılarda 15 Temmuz darbe gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan Binali Yıldırım’ın, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’in, TEM (Terörle Mücadele) Dairesi Başkanı Turgut Arslan’ın, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’in, Özel Harekat Daire Başkanının alınarak muhafaza edilmeleri kararlaştırıdı. Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, MİT Müsteşarı, Özel Kuvvetler Komutanlığının timleri tarafından, Emniyet Genel Müdürü, TEM Dairesi Başkanı, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı, Özel Harekat Daire Başkanı jandarma timlerince alınacaktı. Cumhurbaşkanı yakalandıktan sonra helikopterle açık denizdeki bir gemiye getirilip burada muhafaza edilecek, diğer devlet görevlileri ise Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın bulunduğu Akıncı Üssüne getirilecekti. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın ikna edilmeden darbenin kesinlikle başarılı olamayacağı bilindiğinden, özellikle Adil Öksüz’ün, Genelkurmay Başkanının ikna edilmesinde herhangi bir sıkıntı çıkmayacağı yönündeki düşüncesi üzerine toplantıya katılanlar tarafından da bu görüş benimsendi. Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi de FETÖ üyesi değildi fakat onun da darbe girişimini destekleyebileceği görüşü orada bulunanlar tarafından benimsendi.[137]

Çayyolu’ndaki villada darbe toplantılarına katılanlar şu kişilerdir:[138]

Adil Öksüz (FETÖ İmamı)

Kemal Batmaz (FETÖ İmamı)

Hakan Çiçek (FETÖ İmamı)

Nurettin Oruç (FETÖ İmamı)

Mehmet Partigöç (Tuğgeneral)

Gökhan Şahin Sönmezateş (Tuğgeneral)

Ömer Faruk Harmancık (Tuğamiral)

Halil İbrahim Yıldız (Tuğamiral)

Murat Koçyiğit (Albay),

Bilal Akyüz (Albay)

Hakan Bıyık (Albay)

Mustafa Barış Avıalan (Albay)

Turgay Sönmez (Yarbay)

Özcan Karacan (Yarbay)

İlkay Ateş (yarbay)

Erdal Başlar (Yarbay)

Taha Fatih Çelik (Binbaşı)

            15 Temmuz Gecesi Darbeci Subaylara Gönderilen Sıkıyönetim Direktifleri

                  15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesi FETÖ mensubu askerler kendi aralarında “Yurtta sulh” parolasını belirlediler ve üslere giriş çıkışlarda bu parolayı kullandılar. Akıncılar ve Çiğli Ana Jet Üssüne girenler sağ ellerini kaldırarak “Yurtta sulh” dedikten sonra içeriye alınıyorlardı.[139]

Darbe teşebbüsü öncesinde ordu içindeki tüm birimlere gönderilen “gizli” ibareli 3 sayfalık “harekat yıldırım” öncelik derecesine sahip yazıda “Sıkıyönetim Direktifleri” sıralandı. “Harekat yıldırım”, gidecek yazı ile ilgili askeriyede kullanılan bir öncelik derecesi tanımlamasıdır. Öncelik derecesi, ilgili adreslere gönderilmek üzere hazırlanan bir yazının ne kadar zamanda adreslere ulaştırılacağını gösterir. Bu kod ile gönderilen bir yazı, diğer yazılara göre daha önce ve daha çabuk gönderilir.

Direktifin yazılı olduğu evrakın “Kimden” bölümünde “GENKUR” yani “Genelkurmay” , “Kime” bölümünde ise “MAGG 5101 TÜM BAKANLIKLARA” yazıyordu. MAGG, Milli Adres Gösterge Grubunun Kısaltmasıdır. Yanında yazan numara ile anlamlıdır. Bu numarada gönderilen bir yazının bazı adreslere “gereğinin yapılması, bazı adreslere de “bilgi edinilmesi” gönderileceği anlamındadır.

“Konu” kısmında “SIKIYÖNETİM DİREKTİFİ” VE “İlgi” kısmında “SIKIYÖNETİM KANUNU” ibaresi olan, Kurmay Albay Cemil Turhan tarafından kaleme alınan ve Tuğgeneral Mehmet Partigöç onaylı 20 madde şu şekildedir: [140]

1-Yüce önder Atatürk’ün bizlere armağan ve emaneti olan cumhuriyetin kurucu unsuru olan Türk Silahlı Kuvvetleri “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ışığında;

A-Milletin huzur, güven ve refahını temin etmek,

B-Özgürlükler ve hukuk devleti önündeki fiili engelleri ortadan kaldırmak,

C-Milletin ve devletin bekasını ve bölünmez bütünlüğünü devam ettirmek,

D-Cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri ortadan kaldırmak,

E-Yolsuzluk ve terörün önüne geçebilmek,

F-Hak ettiğimiz evrensel insan haklarını ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımız için yeniden sağlamak,

G-Laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti düzenini yeniden tesis etmek

Ğ-Uluslararası organizasyonlar ve toplum küresel barış, istikrar ve huzurun temini içim daha güçlü bir ilişki ve işbirliği kurmak maksadıyla 16 Temmuz saat 03.00 itibari ile yönetime el koymuştur.

2-Aynı saatten itibaren tüm yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir.

3-İkinci bir duyuruya kadar askeri makamlarca görevlendirilecek veya izin verilecek kişi ve araçlar ile sağlık maksatlı intikaller hariç olmak üzere, 16 Temmuz 2016 saat 06.00’da itibaren tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

4-İllerin idaresi maksadıyla görevlendirilen İl Sıkıyönetim Komutanları listesi EK-A’dadır. Atanan sıkıyönetim komutanları derhal görevlerini deruhte ederek gerekli faaliyetlere başlayacaktır. İhtiyaç duyulacak ilçelerde sıkıyönetim komutanlarının belirlenmesi ve görevlendirilmesi yetkisi il sıkıyönetim komutanlarına verilmiştir. Görevlendirilen sıkıyönetim komutanları 1402 sayılı sıkıyönetim kanunundaki yetki ve görevlere haiz olarak faaliyetlerini yürüteceklerdir.

5-Sıkıyönetimin tatbiki ve kamu düzeninin tesisi maksadıyla halen kurulu bulunan askeri mahkemeler mevcut bağımsızlıklarını ve yetki alanlarını muhafaza ederek sıkıyönetim mahkemesi olarak görevlendirilmiştir. Buralarda görevlendirilen hakim ve savcı kimlikleri EK-B’dedir. Kolluk güçleri, sıkıyönetim mahkemeleri tarafından verilen talimatların yerine getirilmesinden sorumludur.

6-İkinci bir düzenlemeye kadar kamu yetkisi ile yapılan tüm atama ve görevlendirmeler teşkil edilen Yurtta Sulh Konseyi tarafından veya onun vereceği yetkiye istinaden yapılacaktır.

7-Ankara ve İstanbul şehirleri asayiş ve takviye planı EK-C’dedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından emir-komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimi maksadıyla Yurtta Sulh Konseyi teşkil edilmiştir. Konsey BM, NATO ve diğer tüm uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.

8-Meşruiyetini kaybetmiş mevcut yürütme erki görevden el çektirilmiştir. Meclis fesh edilmiştir. Vatana ihanet içinde bulunan kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına karar vermeye yetkili olan mahkemeler önünde hesap vermesi sağlanacaktır.

9-Sıkıyönetim komutanları vazifelerini ilgili kanun gereğince yerine getirecektir. Bu kapsamda sorumlu oldukları illerde güvenlik ve asayişin temini için tüm askeri kolluk güçlerini aktif olarak görevlendirerek her türlü tedbiri alacaklardır.

10-Tüm hava meydanları, limanlar, gümrük kapıları kontrol altına alınacak. İkinci bir emre kadar Türk vatandaşlarının her türlü vasıtayla yurt dışına çıkmalarına izin verilmeyecektir. 16 Temmuz 2016 saat 12.00’a kadar limanlarımızdan hiçbir gemi ve deniz vasıtasının çıkışına izin verilmeyecektir. 16 Temmuz saat 03.30’dan itibaren sahil güvenlik komutanlığına ait tüm sahil güvenlik gemi ve botları deniz kuvvetleri harekat kontrolüne verilecektir.

11-Tüm valiler görevden alınmıştır. Ankara, İstanbul, İzmir ve Kayseri illerine ait vali ve büyükşehir belediye başkanları Yurtta Sulh Konseyi tarafından ivedilikle atanmıştır. Diğer iller ve ilçelerdeki vali, kaymakam ile gerek görülen belediye başkanlarının yerine görevlendirmeler sıkıyönetim komutanları tarafından yapılacaktır. Önümüzdeki günlerde tüm il, ilçe, vali, kaymakam ve belediye başkanları için atamalar yapılacaktır.

12-Siyasi faaliyetlerin tüm faaliyetleri sonlandırılmıştır. Siyasi partiler hakkındaki diğer adli ve idari işlemler müteakip dönemde yetkili makamlar tarafından ivedilikle yerine getirilecektir.

13-Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bakanlıklar, belediyeler, valilikler ile kaymakamlıklar ; TSK, jandarma ve polis teşkilatı tarafından emniyet altına alınacaktır. Hiçbir evrak ve malzemenin bina dışına çıkarılmasına, imha ve tahrif edilmesine izin verilmeyecektir.

14-Halkın huzur ve güveninin sağlanması maksadıyla kamu düzenini bozucu toplantı, gösteri ve yürüyüş gibi hiçbir faaliyete izin verilmeyecektir. Kamu düzeninin bozulmasına, ve vatandaşın günlük yaşantısının aksatılmasına asla müsaade edilmeyecek. Bu tür eylemler ve fiillerde bulunanlara gereken adli ve idari işlemler derhal yapılacaktır.

15-Tüm polis teşkilatı sıkıyönetim komutanları emrine alınmıştır. Vazifenin yerine getirilmesinde kusurlu davrananlar hakkında gereken adli ve idari işlemler sıkıyönetim komutanlıklarınca yapılacaktır.

16-Suçluların ve suç şebekelerinin içinde olanların ve arananların yakalanarak muhafaza altına alınması, asayiş ve emniyet temini maksadıyla sıkıyönetim komutanları il, ilçe belediyeleri, emniyet müdürlükleri yakın işbirliği ve koordinasyon içinde çalışacaktır. Bu kapsamda vatandaşların da desteğinin sağlanması için gereken tedbirler alınacaktır.

17-Halkın günlük ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik her türlü tedbir alınacaktır.

18-Sağlık ve cenaze işlerinin yürütülmesi maksadıyla sıkıyönetim komutanlıkları ve sağlık bakanlığınca tüm tedbirler alınacaktır.

19-Tüm vatandaşların can ve mal emniyetinin sağlanması için her türlü tedbir alınacaktır.

20-Yurtta Sulh Konseyi tarafından yürürlüğe konacak tüm talimat ve bildiriler, Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesinden duyurularak resmi olarak tebliğ edilecektir.

            Darbe Saatinin Erkene Alınmasının Nedenleri

                  15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin tüm planlamalar, gece saat 03.00’te başlayacak bir harekata göre yapıldı. Herkes uykudayken harekete geçilecek, kimsenin direnmesine fırsat verilmeden ve millet ne olduğunu anlamadan hedefler ele geçirilecekti.[141] Darbecilerin sıkıyönetim direktiflerinde “… maksadıyla 16 Temmuz saat 03.00 itibari ile yönetime el koymuştur…” ifadesi geçer.

                  Kara Havacılık Komutanlığı Binbaşısı O.K, 11 Temmuz’dan itibaren ailesiyle birlikte Akçay Tatil Kampında tatil yaparken 13 Temmuz Çarşamba Kara Havacılık Komutanlığında tabur komutanı olan Binbaşı Deniz Aldemir tarafından arandı ve cuma günü görevde olması gerektiği söylendi. Binbaşı O.K, 14 Temmuz Perşembe akşamı Ankara’ya döndü. Cuma sabah mesaiye gittiğinde, Yarbay Murat Bolat, kendisine kimsenin duyamayacağı şekilde “Bu akşam seninle gece uçacağız, hazırlık yaparsın” dedi. Binbaşı O.K., Saat 10.30’da alay komutanının yanına gitmek üzere Binbaşı Deniz Aldemir’in arabasına bindi. Deniz Aldemir, arabaya binince Binbaşı O.K’dan telefonu kapatmasını istedi ve radyonun sesini açtı. Daha sonra “Ben senin hizmetten olduğunu biliyorum ama uzatmayacağım, bu gece faaliyetimiz olacak. Ben Cougar helikopteriyle Hakan Fidan’ı alacağım, sen de Murat Bolat’la uçacaksın. Çok kan akacak” dedi.[142]

                  Deniz Aldemir’den duyduklarından dolayı şok geçiren Binbaşı O.K, tepki vermedi. Deniz Aldemir devamında saat 19.00 gibi tekrar buluşacaklarını, muhtemelen bütün gece uçacaklarını söyledi. Binbaşı O.K. saat 13.55’te izinsiz bir şekilde mesaiyi terk ederek MİT Müsteşarlığına gitti. MİT Müsteşarlığının nizamiyesinden 14.20’de giriş yaptı. Binbaşı O.K, görüştüğü iki MİT görevlisine tatilden çağrılışını ve gün içinde yaşadıklarını anlattıktan sonra “bir helikopter Hakan Fidan’ı alacak, diğer helikopterin ne yapacağını bilmiyorum” dedi. O.K’nın verdiği bilgiler, ivedi bir şekilde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a aktarıldı. MİT Müsteşarı, o sırada kurum içinde bir toplantıdaydı. Durum kendisine iletilince toplantıdan ayrılarak ilk olarak mülakatı yapan memurları dinledi. O.K.nın ihbarı ciddiye alındı, çünkü benzer ihbarlardan farklıydı. İhbar, yer, zaman ve kişi bilgisi dahil teyit edilebilir somut veriler içeriyordu. Ayrıca daha önceki suikast ihbarlarından farklı olarak ihbarı, bizzat eylemin muhtemel faili ulaştırıyordu ve bu kişi TSK mensubu bir subaydı. Hakan Fidan, güvenlik istihbaratından sorumlu yardımcısını çağırdı ve binbaşı O.K’yı bir kez de kendisinin dinlemesini, kimliğini teyit etmesini istedi. Müsteşar yardımcısı, Binbaşı O.K. ile görüşüp döndükten sonra kimlik teyidi ile birlikte aynı bilgileri Hakan Fidan’a aktardı. Değerlendirme sonucunda ihbar içeriğinin ciddi olduğu ve büyük bir planın parçası olabileceği sonucuna varıldı. Bu değerlendirmeler ışığında istihbaratın Genelkurmay Başkanlığı ile paylaşılmasına ve istihbaratın içeriği ve önemi dikkate alınarak bir müsteşar yardımcısının Genelkurmay Karargahına gidip ikinci başkanla konuyu yüz yüze görüşmesine karar verildi.[143]

                  Genelkurmay Karargahında, 15 Temmuz Cuma günü saat 14.00’te Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler başkanlığında önemli bir toplantı vardı. Toplantı devam ederken saat 16.15 MİT Müsteşarı telefonla Güler’i aradı. Toplantıdan çıkıp ve odasına geçen Güler’e Hakan Fidan, “Bugün MİT Müsteşarlığına bir subayın geldiğini, çok önemli şeyler söylediğini, yardımcısı Sebahattin beyi gönderdiğini, teferruatını Güler’e anlatacağını söyledi. Yaşar Güler’in makamına gelen Sabahattin Asal, gelen ihbarı Güler’e anlattı. O sırada Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, YAŞ hazırlıkları kapsamında görüşüyorlardı. Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanının makamına geçerek kendisini bilgilendirdi ve Hakan Fidan’ı çağırmasının uygun olacağını söyledi. Bunun üzerine Hulusi Akar, Hakan Fidan’ı telefon ile bağlatarak kendisinin karargaha davet etti.[144] Müsteşar Fidan’ın karargaha gelmesiyle toplantı başladı ve ihbarın ayrıntılarını tekrar anlattıktan sonra bu olayın daha büyük bir olayın bir parçası olabileceğini söyledi. Hakan Fidan’ın analizi orada bulunanlar tarafından da benimsendi. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, derhal telefonu kaldırdı ve harekat merkezindeki görevli Cari Harekat Daire Başkanı Tuğgeneral İlhan Kırtıl’a Türk hava sahasını her türlü askeri uçuşa yasakladığı emrini verdi.[145]

Somut ihbar, Kara Havacılık Komutanlığında görevli pilotların içinde bulunduğu bir uçuşa ilişkindi. Bu nedenle öncelikle Kara Havacılık Komutanlığı Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak tarafından, Etimesgut Zırhlı Birlikleri de Ankara Garnizon Komutanı ve 4. Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Gürak tarafından ani bir şekilde denetlendi.Hulusi Akar, Salih Zeki Çolak’a Kara Havacılık Komutanlığına giderken yanına Askeri Savcıyı, Merkez Komutanını (yanında beş kişi kadar adamı) ve Kara Kuvvetleri kurmay başkanını da almasını, saat 19’dan önce Kara Havacılık Komutanlığına ulaşmasını, ancak olayı maskelemek için bir adet B-200 uçağı hazırlamalarını ve Ankara dışına bir yere gidileceğini söyleyerek Kara Havacılık Komutanlığına gidiş nedenini anlamamalarını sağlamasını istedi. Şayet 19’da uçuş olursa uçuşu yapanları derhal derdest etmesini, sonra olayı tereddütte mahal bırakmayacak şekilde aydınlatmasını, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde alarak, devamlı olarak kendisine bilgi vermesini emretti.[146]

Orgeneral Çolak, 08.24’te, emir subayı Binbaşı Yunus Can’la birlikte Kara Havacılık komutanlığına gitmek üzere Genelkurmay’dan ayrıldı. Yolda Kurmay Başkanı İhsan Uyar’ı arayarak 19’dan önce Kara Havacılık komutanlığında olmasını merkez komutanını 5 kişi ile birlikte komutanlığa gönder, ayrıca Askeri Savcı Yarbay Naci Akdemir’i de mesaiye çağırmasını emretti. Kendisinin de Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahına gittiğini, muhtemelen bir derdest olayı olacağını söyledi. Ardından Kara Havacılık Okul Komutanı Tümgeneral Hakan Atınç’ı da telefonla aradı ve “Kara Havacılık komutanlığına intikal edeceğini, Ankara dışında bir bölgeye gideceğini, bunun için de süratle bir B-200 uçağı hazır etmesini” emretti. Orgeneral Çolak, “havada uçak olup olmadığını, gece uçuşu yapılıp yapılmayacağını” sorunca Hakan Atınç, “Malatya’dan uçakla yeni geldiğini, sabahki brifinge katılamadığını, bu nedenle uçuş olup olmadığını bilemediğini, araştıracağını” söyledi. Salih Zeki Çolak ve beraberindekiler, 18.36’da Kara Havacılık Komutanlığı 1 numaralı Nizamiyesinden giriş yaparak saat 18.37’de Kara Havacılık Komutanlığı Karargahına geldiler.[147]

                  Salih Zeki Çolak, aldığı ilk bilgileri ve kendi gözlemlerini aktarmak için 19.12’de Hulusi Akar’ı aradı veKara Havacılık komutanlığında herhangi bir hareketlilik gözlemlenmediğini, merkez komutanı, kurmay başkanı ve askeri savcının kışlaya girmek üzere olduğunu, biraz sonra detaylı inceleme için hangarlar bölgesine gideceğini söyledi. Hulusi Akar, Salih Zeki Çolak’a Kara Havacılık personelinin, askeri savcı ve merkez komutanının gelişini anlamaması için onları kışla içine sokmamasını, dışarıda bekletmesini ve hangarlar bölgesine gittikten sonra kendisini tekrar aramasını emretti. Bir saate yakın süren brifingden sonra Salih Zeki Çolak, Hulusi Akar’ı tekrar aradı ve durumun sakin olduğunu, meydanda bir hareketlilik olmadığını, hangar kapılarının kapalı olduğunu, durumu maskelemek için CH-47 helikopter kabul töreni hazırlıklarının kontrolünü yaptığını söyledi. Hulusi Akar verilen bilgilerden yine tatmin olmadı ve Salih Zeki Çolak’a “Alaydaki pilotlarla görüşmesini gerekirse onlarla çay içip sohbet ederek ağızlarından laf almayı denemesini” istedi. Kara Havacılık Komutanlığında denetim yaklaşık iki buçuk saat sürmüş, sorulacak sorular sorulmuş ve cevaplar alınmıştı. Orgeneral Çolak’ın gözünde denetim tamamlanmış ve ihbarı teyit eden bir bulguya rastlanmamıştı. Normal koşullarda, taarruz helikopterlerinin bir faaliyet planlaması olmadığı zamanlarda hangarda beklemesi gerekirdi. Denetim sırasında helikopterler, uçuş hattına çekilmiş vaziyette beklemekteydi. Bu sıra dışı durum denetim heyetinin dikkatini çekmemiş veya çekmekle birlikte doğru bir şekilde analiz edilememişti.[148]

                  Denetim yapılan birliklerden biri de Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığıydı. 15 Temmuz Cuma günü 18:30 sıralarında Hulusi Akar emir subayı vasıtasıyla 4. Kolordu ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak’ı aradı. Orgeneral Akar telefonda Metin Gürak’a, “Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığında bir tank dahi çalışmamasını, ikinci bir emre kadar tank hareketi olmamasını” emretti. Akar ayrıca, Kara Havacılık Komutanlığında hiçbir hava aracının uçmasına müsaade edilmemesini, havadaki vasıtaların da indirilmesini emrettiğini ve bu emirlerin tebliğ edilmesini istediğini belirtti.[149] O sırada Mamak Kolordu Karargah binasında bulunan Korgeneral Metin Gürak, 1-2 dakika içerisinde Etimesgut’a doğru yola koyuldu. Trafik nedeniyle muhtemel gecikmenin yol açacağı sakıncaları bertaraf etmek için Etimesgut Zırhı Birlikler Okul Komutanı Tümgeneral Erdoğan Akyol’u arayarak yerini sordu. Erdoğan Akyol, bir düğüne gitmek üzere hazırlık yaptığını söyledi. Metin Gürak, bir konu hakkında görüşmek için Etimesgut’a doğru geldiğini ve makamda kendisini beklemesini söyledi. Erdoğan Akyol konuyu sorunca da        telefonda söylemek istemediğini, gelmek üzere olduğunu” söylemekle yetindi. 19.00 sularında Etimesgut’taki Zırhlı Birlikler’e ulaştığında Nizamiyeden Komutanlık Karargahına kadar anormal bir hareketlilik gözüne çarpmadı. Tümgeneral Akyol, Korgeneral Metin Gürak’ı komutanlık binasının önünde karşıladı ve beraber makam odasına geçtiler. Gürak, Akyol’a önce “tankların kontrol altında ve emniyette olup olmadığını” sordu ve “hareket eden tank varsa hemen durdurulmasını” istedi. Daha sonra tank hareketliliği ile ilgili birçok soru sordu. Verilen cevaplarda olağan dışı bir durum gözükmedi.[150]

Metin Gürak, denetimlerin akabinde 19.10 sıralarında telefonla Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı arayarak “Zırhlı Birlikler Okulunda olduğunu, Tümen Komutanının yanında ve tankların emniyette olduğunu, olağandışı bir durum gözükmediğini, şimdi Kara Havacılık Komutanlığı’na gideceğini” söyleyerek19.15 sıralarında birlikten ayrıldı. Metin Gürak da Salih Zeki Çolak gibi her şey yolunda, olduğu olağan dışı bir hareketlilik olmadığı bilgisini vermişti. Sahadan gelen hiçbir bilgi, MİT’e gelen ihbarı teyit etmemişti.[151]

MİT Müsteşarlığına gelen ihbar, hava araçlarıyla icra edilecek bir operasyona ilişkindi. Bu nedenle uçuş yasağı en etkili yol gözüküyordu. Her ne kadar ihbar edilen uçuş Ankara ile sınırlı gibi gözükse de başka yerlerde benzer başka kontrolsüz uçuşların olma ihtimali olabilirdi. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın talimatıyla “Uçuş Yasağı” kararı alındı. Uçuş yasağı, Türkiye hava sahasının tüm askeri ve sivil uçuşlara kapatılması anlamına gelen hava sahasının kapatılması gibi kapsamlı bir uygulama değildi. Başlangıçta tüm askeri hava araçlarını kapsayan ve bilahare esnetilen bir uygulama niteliğindeydi. Talimat uyarınca havadaki tüm askeri nitelikteki hava araçları ivedi olarak uçuşu sonlandırıp iniş yapacak, ikinci bir emre kadar da hiçbir uçuş gerçekleşmeyecekti. Uçuş yasağının kayıtlara geçtiği ve ceridelere işlendiği saat 19.06’ydı.[152]

Karargahtaki hareketlilik, geceyi bekleyen darbecilerin dikkatinden kaçmadıı. Harekete geçmeye saatler kala, MİT Müsteşarının Genelkurmay Karargahına gelmesi, genelkurmay başkanı ve diğer komutanlarla toplantı yapması olağan bir haraketlilik değildi. Darbenin deşifre olduğundan şüphelendiler. Hareketliliğin sebebi hakkında mutlaka bilgi almak gerekliliğini hissettiler. Hulusi Akar’ın Emir Subayı darbeci Levent Türkan’ı aradılar. Türkkan, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ı toplantı odasından çıkarken görünce, Çolak’ın ağzını yoklamak istedi ve Çolak’a yaklaşarak “Sayın komutanım bir şey mi var” diyerek ne olduğunu öğrenmeye çalıştı. Ancak Çolak, “Herhangi bir şey yok karargaha gidiyorum” diyerek soruyu geçiştirdi. MİT Müsteşarlığına gelen ihbar üzerine, MİT’te ve Genelkurmay Başkanlığındaki hareketlilik darbecilerin dikkatinden kaçmamıştı. Önce MİT müsteşar yardımcısının gelip ikinci başkanla görüşmesi, hemen akabinde saat 18.00’e doğru MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın karargaha gelmesi, göz ardı edilebilecek gelişmeler değildi. Karargah, yaverlerden özel kalem müdürlerine kadar Fethullahçılarla doluydu. Tüm hareketlilik ve temaslar, Akıncı Üssündeki yöneticilere ve bilgi verilmesi gereken diğer kişilere anlık olarak aktarılıyordu.[153]

 

Darbenin merkezi olan üssü Akıncı Üssüne, darbeyi yönetecek sivil imamlar ile asker yöneticilerin çoğu, erken saatlerde gelmiş, planlanan saatin gelmesini beklemeye başlamışlardı. Türkiye genelinde tüm hazırlıklar tamamdı. Bazı önemli aktörler de muhtemel gelişmelere bağlı olarak “acil” koduyla Akıncı Üssü’ne çağrılmıştı. Genelkurmay Karargahı ile irtibatı sağlayacak olan Kurmay Albay Mustafa Barış Avıalan, İstanbul’daki eylemleri koordine edecek olan Kurmay Albay Muzaffer Düzenli, Jandarma birliklerini sevk ve idare edecek olan Albay Murat Koçyiğit ile örgütün Deniz Kuvvetleri İmamı Hakan Çiçek de saat 18’den sonra aceleyle Akıncı Üssü’ne gitmişlerdi. Herkes, Genelkurmay Karargahı ile MİT Müsteşarlığı arasındaki temaslardan çıkacak sonucu bekliyordu. Saat 18.30’dan sonra genelkurmay başkanının talimatıyla Kara Kuvvetleri Komutanının, Kara Havacılık Komutanlığına yanında savcılarla denetim için gönderilmesi ve sonra Ankara Garnizon Komutanı Metin Gürak’ın önce Zırhlı Birlikler Komutanlığına ve akabinde Kara Havacılık Komutanlığına gönderilmesi, darbecileri tedirgin etti. Türkiye genelinde uçuş yasağının konulması da, darbenin deşifre olduğu yönünde güçlü bir kanaatin oluşmasına yol açtı. Kara Havacılık Komutanlığı, Cumhurbaşkanı’na suikast dahil olmak üzere Ankara ve İstanbul’daki kritik önemdeki operasyonların sevk ve idare edileceği yerdi. Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığına da Ankara’nın batısının kontrol edilmesi görevi verilmişti. Buraların en üst düzeyde denetlenmesi, planların deşifre olduğuna işaretti. Akıncı Üssü’nde 25 adet uçak başta olmak üzere birçok hava üssünde mühimmatlı halde onlarca uçak, havalanmak için emir bekliyordu. Türkiye genelinde uygulanan uçuş yasağının bunlarla ilgili olabileceği şüphesi doğdu[154] ve tüm bu gelişmeler, Akıncı’daki sivil imamlar ve yönetici darbeci askerler tarafından darbenin deşifre olduğu şeklinde yorumlandı. Saat 03.00’e kadar beklenilmesi halinde her şey için geç olabileceğinden, bu koşullarda beklemek çok riskli gözüküyordu. Muhtemelen 03.00’e kadar beklemenin, darbeyi erkene almaktan daha riskli olacağı değerlendirildi. Yapılan istişareler neticesinde darbenin erkene alınmasına ve hemen harekete geçilmesine karar verildi. Yapılan analiz hatalıydı. Aslında Kara Havacılık Komutanlığı ve Zırhlı Birlikler Komutanlığında yapılan denetimlerden hiçbir şey çıkmamıştı. Darbeyi erkene almakla stratejik bir hata yaptılar. Gece boyunca hiçbir taktik hamleyle, bu stratejik hata telafi edilemedi.[155]

Darbe Saatinin Erkene Alınmasının Sonuçları

15 Temmuz akşamı darbeciler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın gönderdiği denetimlerden kuşkulandılar[156] ve harekete geçilecek zaman olan 16 Temmuz 03.00’ı beklemeyip akşam 15 Temmuz 20.30’da harekete geçtiler.[157] Darbe teşebbüsünü yapacak birlikler harekete geçtikten sonra saat 21.15’te “Yurtta Sulh Biziz” isimli bir Whatsapp grubu kuruldu ve sahadaki darbeciler bu grup üzerin talimatlaşmaya ve haberleşmeye başladılar. Sıkıyönetim direktifini saat 23.25’te darbecilere gönderilebildiği 23.13’te o sırada Çekmeköy’de bulunan 23. Motorlu Piyade Alay Komutanı Kurmay Albay Ömer Faruk Özköse’nin gruba attığı “Sıkıyönetim direktifi geldi” mesajından anlaşılmaktadır.[158] Saat 03.00’te yapılacak bir darbeye göre hazırlanmış direktif aceleyle gönderilmiş fakat sahadaki darbecilere ulaşması harekete geçişten 40 dakika kadar sonra olmuştu.

                  MİT Müsteşarlığına Binbaşı O.K.’nın yaptığı ihbar ve sonrasındaki gelişmeler, her şeyden önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın darbeciler tarafından derdest edilmesi ihtimalini ortadan kaldırdı. Darbe teşebbüsüün başlamasıyla tüm teşkilat personeli acilen teyakkuz durumuna geçirildi. İlk helikopter saldırısıyla birlikte MİT karargahına yurt genelindeki bölge ünitelerinin tamamına teşkilat yerleşkelerine hiçbir darbecinin girmesine izin verilmeyerek karşı konulması, yerel mülki idare amirleri ve emniyet güçleriyle gereken işbirliğinin yapılması yönünde talimatlandırıldı ve ateş emri verildi.[159] Milli İstihbarat Teşkilatı hemen valiler, kaymakamlar ve emniyet güçleriyle işbirliği yapmaya ve koordinasyona başladı. Emniyetin güçlerinin sahadaki karşı kpymasına sivil halkın da destek vermesiyle darbecilerin önüne büyük bir duvar örülmüş oldu.

                  Saat 22.38’de MİT Yenimahalle Yerleşkesi Güney Nizamiyesine Kobra ve Skorsky helikopterleri ile havadan ateş açılmaya başlandı. Yerleşke saat 06.30’a kadar 3 sorti Güney Nizamiyeye, 2 sorti Doğu Lojmanları Kuzey Nizamiyeye olmak üzere 5 defa seri olarak helikopterlerdeki makinalı tüfeklerle tarandı. Helikopter saldırılarında 7.62 mm ağır makinalı silah ile 20 mm çapında top mermisi kullanıldı. Ayrıca F16 uçakları tarafından da saldırının başlangıcından bitiş tarihine kadar Merkez Site ve lojmanlar üzerinde alçak uçuş yaparak tacizde bulunuldu. 01.45 civarında alçak uçuş yapan bir askeri helikopter MİT’in İstanbul Bölge Başkanlığının bulunduğu Beşiktaş yerleşkesine ateş açtı. 03.15 civarında da bir Skorsky helikopteri tarafından projektörlerini yakmak suretiyle kısa süreli gözlem yapıldı. Sonrasında bir Kobra helikopteri yerleşke üzerinde alçalarak taciz uçuşları yaptı. Karargah Yerleşkesi ve İstanbul Bölge Başkanlığına gerçekleştirilen helikppter saldırılarına karşı MİT personeline “ateş” emri verildi ve helikopterlere hafif silahlarla anında karşılık verilerek personel tarafından direnç gösterildi. Teşkilat personelinin gösterdiği güçlü direniş ve bu kapsamda helikopterlere açılan yoğun ateş sonucu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı almaya gelen helikopterin yerleşkeye inme ve sızma faaliyetleri önlendi. Darbecilerin Kars Bölge Daire Başkanlığına tank ile girme teşebbüsü de kurum personelinin direnişi ile engellendi.[160] MİT’in darbe teşebbüsüne karşı koordinasyon yapabileceğini darbeciler de biliyordu ve MİT’i meşgul etmeye çalışıyorlardı. Darbe teşebbüsünün ilk hamlesi bu nedenle MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı almakdı. Gelen ihbar ve darbenin erkene alınması plan dahilindeki işleyişi bozdu. Hakan Fidan’ı alamadılar. Bununla birlikte ihbarı alan MİT Müsteşarının bundan sonra olacaklara karşı teşkilat mensuplarını yoğun çatışmalara karşı koyacak şekilde silahlandırdığı şüphesizdir.

                  Karargahtaki çatışmalarda şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu, üç teşkilat mensubu yaralandı. Teşkilat personeli gerekli donanımla birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık Çankaya Köşkü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Kısıklı’daki konutu ve çalışma ofisinin bulunduğu Huber Köşkünün emniyete alınması için destek sağlandı. Bu noktalara taşına etkili silahlarla caydırıcı atışlar yapıldı ve hava araçlarının alçak uçuşları ile iniş yapmaları, darbecileri indirmeleri engellendi. Darbecilerin kullandıkları savaş uçakları Gölbaşı’ndaki Emniyet Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığına, Özel Harekat Daire Başkanlığına ve Türksat tesislerine saldırı yaptılar. Bunun üzerine Teşkilat personeline hava savunma silahlarıyla sahaya çıkma talimatı verildi. MİT Müsteşarı, karadan havaya etkili savunma sistemleri kullanılması için Başbakan Binali Yıldırım’dan onay aldı ve Ankara Hava Sahasının tüm uçuşları kapatılmasını talep etti. Alınan obay sonrasında Teşkilat personeli hava savunma füzeleri MİT Müsteşarlığı Yenimahalle Yerleşkesi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ateşlenerek kullanıldı. Alınan önlemler sayesinde hava savunma füzelerini otomatik olarak algılayan savaş uçakları ve helikopterlerin stratejik kuruluş ve tesisler üzerindeki uçuş sayılarında belirgin bir azalma meydana geldi. Hava Savunma Füzelerinin hedefi olan harp araçları da faaliyetlerini sınırlandırdı.[161]

Teşkilat personeli, hava savunma silahlarıyla birlikte 16 Temmuz 2016 sabahı helikopter hareketliliğinin olduğu Güvercinlik’teki Kara Havacılık Okulu ve darbenin merkez üssü olan Kazan’daki Akıncılar Üssü çevresinde de konuşlandı. Gerekli tedbirlerin alınmasına destek verdi ve darbecilerin teşebbüslerinin engellenmesine yardımcı oldu. Darbe gecesi ve takip eden süreçte MİT Müsteşarlığı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık Köşkü, Huber Köşkü ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Kısıklı’daki konutunda da hava savunma füzeleri anti-tank silahları ve uçaksavarlar ile birlikte 24 saat esasına göre tertibat alındı. Darbecilerin işgal ettiği Özel Kuvvetler Komutanlığının kurtarılması amacıyla da Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı ve yakın ekibine karargahlarında tekrar kontrolü sağlamaları için iki adet zırhlı araç teslim edildi. Darbenin başlamasıyla Genelkurmay Başkanlığı ile Özel Kuvvetler Komutanlığı arasındaki emir-komuta bağı kopmuştu. MİT, faaliyetleriyle üst makamların talimatlarının Özel Kuvvetler Komutanlığına iletilmesini sağladı. MİT Müsteşarı, diğer ülkelerdeki muhataplarıyla temaslar kurarak, kalkışmanın bir darbe girişimi olduğunu belirtti ve uluslararası alanda kalkışma karşıtı açıklamalar yapılmasını sağladı.[162]

MİT Müsteşarı darbe teşebbüsü gecesi İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü ve Özel Kuvvetler Komutanıyla sürekli temas kurarak darbenin bastırılmasına yönelik faaliyetlerin koordinesine destek verdi. İllerde bulunan MİT Bölge Başkanlıkları, Bölge Daire Başkanlıkları ve Bölge Müdürlükleri de yerel makamlarla darbe gecesi boyunca koordinasyonlarda bulundular. Darbe teşebbüsünün akamete uğratılması amacıyla darbe karşıtı üst düzey TSK mensupları tarafından medyada açıklama yapılması, basın-yayın organlarının sürekli bilgilendirilerek medyanın darbe karşıtı tutumlarının sürdürülmesi ve darbeci unsurların moralinin bozulmasına yönelik mesajların medya organlarında yer almasını sağladı. darbecilerin MİT Müsteşarlığına yönelik saldırıların başarısızlıkla sonuçlanmasında Teşkilat içerisindeki FETÖ/PDY mensuplarının önceden tespit edilerek pasif görevlere atanmış olması ve bağımsız Teşkilat ünitelerinin sorumluları arasında örgüt mensubu bulunmaması etkili oldu.[163] Tüm bunlar, darbecilerin darbe teşebbüsüne neden MİT Müsteşarını alarak başlamak istediklerini çok net açıklar. Binbaşı O.K.’nın ihbarı, darbenin öne çekilmesi MİT’e hazırlık yapmasını ve darbeye direnecek unsurlar arasında koordinasyon yapabilmesini sağladı.

 Darbenin öne çekilmesi ve bastırılması, darbecilerin darbe teşebbüsü beraberinde ve sonrasında yapacakları bazı operasyonların başlamadan imha olmasına sebep oldu.

 Darbe teşebbüsü sonrası yapılan soruşturmalarda Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Tuğamiral Sinan Sürer’in odasında ele geçirilen dokümanlarda, Türkiye’yi iç savaşa sürekleyecek ve bölünmesine neden olacak plan bulundu. Darbe teşebbüsünün bastırılmasından sonra olay yeri inceleme ekiplerince Sürer’in Genelkurmay Başkanlığındaki odasında bulunan materyallerin konulduğu koli, sanığın yargılandığı Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine 1 Kasım 2018’de açılarak incelendi. Sürer’in makam odasındaki çekmecede darbe teşebbüsü sonrası arama yapan polislerin dikkati sayesinde bulunan “gizli kişiye özel” antetli 19 sayfalık döküman da kolideki belgeler arasında incelendi.

Planda önce saha çalışmaları yapılmıştı bu çalışmalara göre kaos çıkarma noktasındaki düşüncelerine göre özellikle denize bakan semtlerde istenilen başarının sağlanabileceği belirtiliyordu. Plandaki ifadelere göre denizlere bakan semtlerin büyük çoğunluğunda devrimciler ve sol ideolojiye sahip kişiler yaşamaktaydı ve bu şahısların maddi durumları kötüydü. Bu şahısları hareketlendirmek kolaydı. Sahadaki ilk nabız yoklaması, insanların harekete geçirilmesi için olumlu sonuçlar vermekteydi. Sağlam bir plan ve organizasyonla şahıslarla temas halinde kalarak gerçekleştirilecek bir proje, Türkiye’de daha önce görülmemiş çapta bir devrime tanıklık edilmesini sağlayacaktı.

Planda şunlar yer almaktaydı:

                  -Alevilerin desteklenmesi için çok çalışılması, Alevilerin içlerinde bir ya da iki grup hariç olmak üzere silahlı mücadeleye yöneltilmemeleri, Alevilerin, vandalizm şeklindeki eylemler ve uzun süreli eylemlerde çok faydalı olacakları.

-Güneydoğu Anadolu’da halk isyanı çıkarılarak, bölgenin Türkiye’den koparılmasının sağlanması, küçük, dar bölge yönetim şekillerine geçilebileceği. Güneyde sivil isyan çıkarılması. Yeni yönetimler oluşturulması, en dar sınırları garanti ederek onlarla dışarıda görüşülmesi. Göz yaşartıcı gaz geçirmeyen maske, gıda maddesi, yolu kesmek için lastikler gibi gelecekte gerekli olacak ihtiyaçlar temin edebilmeleri için onlara mali destek sunulacaktı. Öte yandan, aralarında ve dış dünyayla iletişim kurabilmeleri için internet desteği verilecekti.

-Recep Tayyip Erdoğan’ı uluslararası baskı altına almak için gece 00.00’dan önce yabancı gazeteciler olayların olduğu bölgelere geçirilecekti. Durumu kontrol altına alabilmek için Erdoğan’ın, gerçek mermi, makineli tüfek kullanmaya yöneleceğini düşünüyorlardı. Buna yönelmesi halinde, Güney bölgesi isyan haline bürünecekti. Özellikle Kürtlerin isyanıyla meşgul olunduğu sırada dengeli bir çalışma yapılırsa isyancı gruplara lojistik desteğe ihtiyacın olmayacağı değerlendirilmekteydi.

Ele geçen dökümanlarda yer alan bir İstanbul haritası üzerinde rakamlar ve aşağısında rakamların açıklamaları vardı. Bu rakamların açıklamasına göre İstanbul’un bazı semtlerinde planlanan provokasyonlar şu şekildeydi:

“1- Bölge (Okmeydanı ‘Şişli’) bir kafeden başlanabilir (Koza Caddesi), sonra Koçtepe bölgesine uzanan kültür, gençlik, hukuk merkezleriyle devam edilir. Polisin kolaylıkla kontrol altına alamayacağı bölgede büyük bir kalabalığı hareket ettirmek mümkündür.”

“2- Küçük Armutlu Mahallesi ve Sarıyer bölgesine uzanıyor, devrimciler genellikle bu bölgelerde oturuyor. Oturanların çoğunluğu Sivas ve Tokat’ta oturan Alevilerdir. İntikam almak isteyen bir kitle ve harekete geçirilmeleri mümkündür.”

“3- Maltepe bölgesinin bir parçası olan Gülsuyu Mahallesi, orada kendini devrimci diye addedenlerin teftiş noktaları mevcuttur. İyi düzeyde silahlıları, sorunları geliştirmek ve rekabeti sürdürmek için onlarla bağlantı kurma vesilesi ve birleştirilme imkanı mevcuttur.”

“5- Demirkapı Mahallesi, orada Karanfil isimli bir kültür merkezi mevcuttur. ‘Karanfil’ kelimesi, orada hareketlilikleri düzenlemek için kullanılacak gizli kelimedir. Bu bölge daha önce İstanbul’daki eylemlerde kullanılmıştır. Çok sayıda mahalleyle içe içe girmiş olmasından dolayı korumak mümkündür. Çok sayıda kişiyi kargaşa yaratmak için harekete geçirmek üzere bağlantı kurmak mümkündür.”

“12- Mustafa Kemal Mahallesi, oradaki herhangi bir hareketlilik Ümraniye Mahallesi’ne uzanır, eğer orası alevlenirse Erdoğan kontrolü tamamen yitirir.”

“15- Beyoğlu Bölgesi, bu bölgede birçok mıntıka bulunmaktadır. (Çukur Mahallesi, Hacı Mahallesi, Hacı Hüsrev Mahallesi, Hacı Ahmet Mahallesi, Dolapdere Mahallesi) Protestocular-devrimciler bu semtleri polisle çatışmaları esnasında manevra alanı olarak kullanmaktadır. Bu semtleri hareketlendirmek dahilindedir.”[164]

                  Bu planlarda Erdoğan isminin yer alması, eğer yapılacak idiyse, neden planlarda Erdoğan hala görevdeymiş gibi ifadeler kullanıldığı sorusunu akla getirebilir. Bundan planların darbe teşebbüsünden önce yapıldığı anlaşılır. Bu aynı zamanda planlarda 7 Haziran 2015 seçimleri ile ilgili tahminlerin yer almasından da anlaşılır. Darbe yapılmasına karar verdikten sonra da Tuğamiral Sürer bu planları çöpe atmadı çünkü bu planlar Erdoğanlı ya da Erdoğansız her koşulda uygulanacak planlardı. Hatta, Erdoğan devrildikten sonra uygulanması daha kolaydı. Darbecilerin amacı ülke genelinde kaos çıkarmak ve Siyonistlerin hevesleri doğrultusunda Güneydoğuyu Türkiye’den kopartmaktı (Bkz. FETÖ Ezoterizmi).

            Darbecilerin Emir- Komuta Zincirini Koparma Planları: Konsey Oluşturma.

                  Darbecilerin emellerine ulaşabilmesi için askeriyedeki, mülki idarelerdeki ve emniyetteki emir-komuta zincirini kopartıp kendi emir-komuta yapılanmasını ikame etmeleri gerekiyordu. Bu doğrultuda ilk adım bir konsey oluşturmakla atıldı. Sonrasında MİT Müsteşarının ele geçirilmesi, Genelkurmayda örgüte ait organizasyonu kurmak, Akıncı üssünü darbenin yönetildiği merkez yapmak, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının ele geçirilmeleri, Cumhurbaşkanının ele geçirilmesi ve öldürülmesi, Genelkurmaya doğrudan bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının ele geçirilmesi, Sosyal Medyadaki iletişimi kesme, TRT’den darbe bildirisinin okunarak ülke genelindeki tüm komutan ve subaylara “Yönetime el koyduk, bize tabi olun” mesajı verilmesi ve plana darbe teşebbüsü sırasında konulan diğer televizyonların yayınlarını kesme adımları atılacaktı.

                  15 Temmuz darbe teşebbüsü, 12 Eylül darbesi gibi en yukarıdan aşağıya doğru bir emir-komuta zinciri kanalıyla yapılmadı. Bunun sebebi, ordu içindeki Fetöcü grubunun dışında darbe fikrini benimseyen komutanların ve subayların olmamasıdır. 1960 darbesinde de aynı durum söz konusuydu. Bu sefer ordudaki en üst komuta kademesindeki subaylar değil, daha alt kademedeki subaylar kendi aralarında “Milli Birlik Komitesi” adı altında örgütlenerek üst kademeki subayları etkisizleştirdi ve darbeyi gerçekleştirdi. Model itibariyle 1960 darbesi ile 15 Temmuz darbe teşebbüsü aynıdır.

                  Bir diğer model benzerliği de 23 Temmuz 1952’de Mısır’daki Hür Subaylar hareketinin yaptğı darbe iledir. Ordu içerisindeki gizli bir grup, aniden harekete geçip krallık yönetimini devirdikten sonra yönetimi ele geçirmeden önce planlar yapmış ve örgütlenmişti.[165] Hür Subaylar darbesinin sonrasındaki süreç 5 Haziran 1967 yılında başlayan ve 6 gün süren Arap-İsrail Savaşı’na kadar gitti. Tarihe 6 gün savaşı olarak geçen bu savaş ile Ortadoğu’daki tüm dengeler değişti. Bu savaş sonucunda İsrail kesin zafer kazanarak, Mısır’dan Sina yarım adasını, Suriye’den Golan Tepeleri’ni ve Filistin’den Gazze ve Batı Şeria topraklarını alarak sınırlarını 4 kat genişletti. Filistin meselesinin de Pan-Arabizm ile çözüleceği fikri bu savaştan sonra sona erdi. 6 günün bilançosu ağır oldu; 17 bin’e yakın insan öldü. Bunların 10 bin’i Mısırlı, 6 binden fazlası Ürdün’lü, 700’e yakını ise İsraillidir. İsrail bu toprakları BM’nin (2253 sayılı) kararına rağmen hala elinde tutmaya devam edtmektedir. Bu savaşın en önemli sonuçlarından biri de Kudüs’ün işgalidir. İlk başta kimse tarafından kabul edilmese de, daha sonra 6 Aralık 2017’de ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü resmi olarak İsrail’in başkenti ilan etti.[166] 15 Temmuz darbe teşebbüsünün başarılı olması halinde Türkiye’yi de benzer akibetin beklediği, Güneydoğunun Türkiye’den kopacağı 14-20 Haziran 1997 tarihli, FETÖ’ye ait Aksiyon dergisi kapağındaki mesajlardan anlaşılmaktadır. Bu dergide “Yurtta Sulh” cümlesi kapak yapıldı. Kapakta, askeri kamuflaj giydirilen büyük bir kartal kafalı adam, Türkiye haritası üzerine gözlerini ve gagasını dikmiş olarak resmedilmişti. Kartalın sağ tarafında da Türkiye’ye bakan yedi adet kartal gözü vardı. Kartal, Amerika Birleşik Devletlerini simgeliyordu. Derginin kapağı FETÖ’nün darbe teşebbüsünden 19 yıl önce hazırlandı. FETÖ burada ezoterik (gizemli) dil kullandı.[167] (Bkz. FETÖ Ezoterizmi.)

                  1952’de Mısır’daki darbenin 1960 yılında Türkiye’deki darbecilere model olduğu, 1960 darbesinin de 2016’daki Fetöcü darbecilere model olduğu muhakkaktır. Her üç darbede de emir-komuta zincirinin tasfiyesini ilk adımı bir konsey oluşturmak idi.

Yurtta Sulh Konseyi darbe sürecinin başından itibaren darbecilerin kimliklerini halktan saklamaya çalıştığı, kan dökmekten çekinmeyen ve hatta bunu halka korku salmak için özellikle isteyen liderleri Atatürk’e “deccal” demesine[168] rağmen kendisini Atatürkçü gösteren takiyyeci, bir konseydi. Yurtta Sulh Konseyi geçici bir süreyle değil belirsiz bir süreyle devleti yönetme amacı taşımaktaydı. Emir-komutanın en tepesindeki konsey olarak uzun bir süre mevcut olmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Askeri hiyerarşiye uyulmadan gerçekleştirilen bir konseydi ve görevini “devleti yönetmek” olarak tanımlamıştı. Kamudaki bütün atamaları konsey yapacak, Meclis feshedileceğinden yasama yetkisi de konsey tarafından muhtemelen kararnamelerle yerine getirilecekti.

                  Yurtta Sulh Konseyindeki subayların sayısı rütbelerine göre 1 orgeneral, 1 korgeneral, 3 tümgeneral, 11 tuğgeneral, 2 tuğamiral, 14 albay, 6 yarbay olmak üzere 38 kişiydi.

 Darbe teşebbüsü gecesi darbecilere gönderilen Sıkıyönetim Direktiflerinin 7. maddesine göre Yurtta Sulh Konseyi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından emir-komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimi maksadıyla teşkil edilmişti. Konsey BM, NATO ve diğer tüm uluslararası yükümlülüklerini yerine getireceğini dış dünyaya taahhüt ediyordu.[169]

            Darbecilerin Emir-Komuta Zincirini Koparma Planları: MİT Başkanını Ele Geçirme.

 26.04.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6532 sayılı Kanun ile gelen yeni düzenlemelerle birlikte MİT’e her türlü kurum, kuruluş, örgüt, oluşumlar ve kişiler ile doğrudan ilişki kurma ve uygun koordinasyon yöntemlerini uygulama yetkisi verildi. MİT’e sağlanan bu yetki ile milli güvenliğe yönelik iç ve dış tehditler karşısında, istihbarat elde etmede diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda bilgi toplama imkanlarının genişletilmesi hedeflendi. Milli güvenliğin sağlanması hedefine ulaşılması için, MİT’in her türlü kurum ve kuruluş ile etkin koordinasyon kurması hayati önem taşımaktaydı.[170] Bu çok önemli düzenlemeydi; çünkü kaos ortamlarında devlet kurumları arasında kopukluklar oluştuğunda Milli İstihbarat Teşkilatına her türlü kurum ve kuruluş ile irtibata geçip aralarındaki koordinasyonu kendi üzerinden sağlama yetkisini kanunen alıyordu. Böylece her türlü kaotik ortamda devletin işleyişi sorunsuz devam edecekti.

 Fetöcü darbeci subayların kurumları ifsat etme stratejisi olarak, kurumun en tepesindeki yöneticiyi ele geçirerek kurumun kendi içindeki emir komutayı ve ve başka kurumlara diyaloglarını kesmeyi hedeflediği görülecekti. Bu sebeple darbe teşebbüsünün ilk hamlesi MİT Başkanını ele geçirmekti. Diğer hamleler de Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargahını ele geçirmek Genelkurmay Başkanını ve Kuvvet Komutanlarını ele geçirmek, Cumhurbaşkanını ele geçirmek ve öldürmek olarak planlanmıştı. Cumhurbaşkanı ile ilgili “öldürmek” gibi bir niyeti darbeciler çıkarıldıkları mahkemelerde zikretmeseler de gerek darbecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otelini helikopterlerden açılan makinalı tüfek ateşiyle taramalarından (Bkz.Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu) gerekse darbe teşebbüsünden iki gün önce 13 Temmuz 2016’da saat 19.53’te FETÖ’cü yazar Tuncay Opçin’in “Yatakta basıp, şafakta asacaklar” diye Twitter hesabından mesaj atması[171], gerçek niyetin öldürmek olduğunu gösterir.

 MİT Müsteşarı Hakan Fidan ele geçirilerek devamında gelecek operasyonların doğuracağı kaotik ortamda devlet kurumları işlemez hale gelecek, müsteşarını darbecilere kaptıran MİT ise kendi iç kaosundan dolayı devlet kurumları arasında koordinasyonu sağlayacak durumda olamayacaktı.

Darbeciler Kara Havacılık Komutanlığı Binbaşısı O.K’nın 15 Temmuz günü saat 14.20’de MİT Müsteşarlığına giderek ihbar yapması ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı helikopterle alacaklarını söylemesi üzerine[172] Mit Müsteşarını ele geçiremediler. İhbarı alan Hakan Fidan’ın acilen tedbir aldı ve personeli silahlandırdığı muhakkaktır. Darbecilerin saat 22.38’de MİT Yenimahalle Yerleşkesi Güney Nizamiyesine Kobra ve Skorsky helikopterleri ile havadan ateş açılmaya başlayarak ve 06.30’a kadar Güney Nizamiyeye ve Kuzey Nizamiyeye toplam 5 sorti ile helikopterlerden 7.62 mm ağır makinalı silah ve 20 mm lik top mermisiyle yerleşkeye yaptıkları saldırı, MİT personeline “ateş” emri verilmesi ve helikopterlere hafif silahlarla anında mukavemet edilmesiyle[173] karşılıklı çatışma şekline dönüştü. Darbeciler MİT’e girmeyi başaramadılar. MİT karargahını ve Müsteşarını ele geçirememe ihtimalini şüphesiz ki darbeciler de bilmekteydi. Bununla birlikte MİT’in darbe teşebbüsüne karşı kamu kuruluşları, özel kuruluşlar ve sizil halkın direnişi koordinasyonunu yapacağını darbeciler de bildiğinden, saldırılar MİT’i meşgul etmek amacını da taşıyordu. Buna rağmen, personelin darbecilere mukavemetiyle karargahın içinde faaliyetlerine devam edebildi ve darbeye direniş koordinasyonunu yürüttü.

             Darbecilerin Emir-Komuta Zincirini Koparma Planları: Cumhurbaşkanını Ele Geçirme.

                   Siyasi iradenin başını ve ordunun Başkomutanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ele geçirilmesi, askeriyenin ve mülki idarenin kendi içindeki emir-komuta zincirinin koparılabilmesi için darbeciler açısından çok önemli bir operasyondu. Cumhurbaşkanının ele geçirilmesi, her şeyden önce halkta, mülki idarede ve büyük çoğunluğunu darbe karşıtı olduğu askerlerde moral çöküntüsü yaşatacaktı. Yetki karmaşası doğacak, mülki idarede ve askeriye de darbe karşıtı hamleler için inisiyatif almaktan çekinenler olacaktı. Örneğin, 15 Temmuz gecesi saat 23.00’te Ankara’da;

-Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz, Başbakan Binali Yıldırım ile görüştü ve “darbecilere hiçbir şekilde taviz verilmemesi gerektiği, devlet hakimiyetinin ve meşru otoritenin idame ettirilmesi ve darbecilere karşı mecbur kalındığında silah kullanılması” talimatını aldı.

-İçişleri Bakanı Efkan Ala, Esenboğa Havalimanında Koruma Müdüründen ve telefonla arayan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan darbe teşebbüsünde bulunulduğu bilgisini aldı ve Emniyet Genel Müdürünü arayarak “kesinlikle Türkiye sathında silahla karşı konulacaktır, Emniyet teşkilatımıza bu şekilde talimatı geçin, Jandarmaya bu şekilde geçin” talimatını verdi.

-Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, İçişleri Bakanı Efkan Ala’yı arayarak “kendisinin harekete geçeceğini, yetki istediğini” ifade etmesi üzerine Efkan Ala’dan “Hükümet adına söylüyorum, Cumhurbaşkanımız adına da söylüyorum, bunlara karşı koyma konusunda her türlü yetkiye sahipsin ve harekete geç talimatını” aldı ve bu talimat üzerine Aksakallı “Emredersiniz, ben bu meseleyi vatan meselesi olarak görüyorum” karşılığını vermiştir.

-Jandarma Tümgeneral Arif Çetin Emniyet Genel Müdürüne “Beştepe’deki Jandarma Genel Komutanlığı binasının işgal edildiğini, kendilerinin de kuvveti olmadığını, özel harekat verilirse operasyon yapılabileceğini” söyledi ve kendisine o saat itibarıyla 40 kişilik özel harekat polisi gönderildi.

-Jandarma Tümgeneral Arif Çetin Ankara Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mehmet Artar’a “havaalanı bölüğünden belli bir miktar kuvvet alarak İl Jandarma komutanlığını tekrar ele geçirmesi, orayı komuta merkezi yapması” emrini verdi, Tuğgeneral Mehmet Artar Demetevler’deki İl Jandarma Komutanlığını yeniden ele geçirip, arkasından Beytepe’ye giderek Beytepe’dekileri ve Alay Komutanını kurtardı. Beytepe Kışlasını işgal eden Tuğgeneral Sadık Köroğlu’nu evinde gözaltına aldı.

-Jandarma Tümgeneral Arif Çetin Güvercinlik’teki Jandarma Helikopter Filo Komutanı İsmail Balıbek Albayı arayıp, “Hiçbir helikopter kalkmayacak” emrini verdi, Jandarma Helikopter Filo Komutanı İsmail Balıbek “Komutanım, Ata Paşam da (Korgeneral Ata Kalkan) emir verdi, ben helikopterleri, pilotların hepsini bir odaya topladım, başında da ben varım. Anahtarları da topladım” diyerek birliğinin emniyette olduğunu bildirdi. Jandarma Tümgeneral Atilla Aydın komutasında Jandarma Helikopter Filo Komutanı İsmail Balıbek ve Jandarma Özel Harekat timleri, ilerleyen saatlerde Ankara’yı bombalayan helikopterlerin ikmal ve iniş-kalkış yaptıkları bitişiklerindeki Kara Havacılık Komutanlığını ele geçirdi.[174]       

                   Tüm bu olaylar sadece saat 23.00’de Ankara’da gerçekleşti. Bu olayların gerçekleşmesini ve inisiyatiflerin alınmasında motivasyonu sağlayan en önemli unsur, Cumhurbaşkanının darbecilerin eline geçmemiş olması ve hükümetin anayasa ve yasalardan aldığı yetkileri kullanabiliyor olmasıdır.

                   Cumhurbaşkanı darbe gecesi halka seslenişi saat 00.24’ten bir saat önce yapacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otelde, “millete sesleniş” konuşmasını yaptı. Cumhurbaşkanının konuşmasını takip eden ajans muhabirlerinden bir tanesinin telefonunun şarjı bitmişti. Diğerinin ise telefonunda internet paketi yoktu. 2 ajans, bu nedenle Cumhurbaşkanının halka seslenişini canlı olarak veremedi. Basın açıklaması bittikten bir süre sonra açıklamayı internete yüklemeye başladılar fakat o sırada darbeciler bölgenin internet erişimini kestiler.[175]

 Cumhurbaşkanının Özel Kalem Müdürü, Muğla Valisi Amir Çiçek’i arayarak “Ne kadar gücü varsa Marmaris’e getirmesini” istedi. Vali Çiçek, çok hızlı biçimde polislerin Cumhurbaşkanının bulunduğu otele ulaşmasını sağladı. Ardından Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Necip Topuz valiyi arayarak valinin yanına geleceğini, kendisinin ve ekibinin vali ile birlikte hareket edeceğini söyledi. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün valiyi arayarak talimatını beklediğini, ara. ihtiyacı, itfaiye vb kurtarma araçları varsa göderebileceğini söyledi. Vali Marmaris’e vardığında Kaymakam Celalettin Yüksel ve polisler Cumhurbaşkanının kaldığı otelin önünde korumaya pozisyonu almışlardı. Vali, kaymakama orada durup emir gelirse kendisine iletmesini, Marmaris İlçe Emniyet Müdürü Ertan Sarıkaya’ya da bie çatışma olursa gerekirse vurmaları talimatını verdi. Cumhurbaşkanının çağırması üzerine yanına giden vali Çiçek, Cumhurbaşkanının basın açıklamasını ve internete yükletilmesini bekledi.[176] İnternet kesildiğinden bu sefer cep telefonundaki FaceTime uygulaması üzerinden CNN Türk Muhabiri Hande Fırat’a 00.24’te bağlandı.

Valinin Emniyet Müdürlüğüne talimatıyla Marmaris-Muğla yolu, Aksaz Deniz Üssünün bulunduğu yol ve Datça yolu kesildi. Vatandaşlar dahil kimse sokulmadı. Emniyet Müdürlüğü ile bir helikopter saldırısı olursa helikopterlerin nereden geleceği ve alınacak tedbirler konuşuldu. Cumhurbaşkanının Muğla’dan güvenli biçimde ayrılabilmesi için Dalaman Havalimanındaki tedbirler gözden geçirildi ve ilave tedbirler alındı. Cumhurbaşkanı Marmaris’ten Dalaman’a, oradan da Atatürk Havalimanına ulaştırılıp halkla buluşturuldu.[177]

Vali Çiçek, Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya ile beraber Valilik makamındaki İl Kriz Merkezine gitti. O sırada vatandaşlar da meydana çıkmışlardı. Valiliğe girerlerken Emniyet Müdürü 3 helikopterin Cumhurbaşkanının ayrıldığı otele saldırıya başladığı bilgisini verdi. Vali Çiçek o andaki hissiyatını ve düşüncelerini daha sonra şöyle ifade edecekti: “Devletimizin ayakta olduğunu, güçlü olduğunu ve bunun da üstesinden geleceğini bu hainlere göstermemiz gerekiyordu”.[178]

Cumhurbaşkanının darbecilerine eline düşürülmemesi, can güvenliğinin sağlanması, mülki idarecilerin moral motivasyonunu üst seviyede tuttu. Mülki idarecilerin merkezinde olduğu emir-komuta sistemi kusursuz çalıştı. Devletin kurumları birbirleri üstelik beklenmeyen bir menfur operasyon karşısında kusursuz bir biçimde koordineli olarak çalıştı.

Darbecilerin Emir-Komuta Zincirini Koparma Planları: Genelkurmay Karargahının İşgali ve Komutanların Ele Geçirilmesi.

Genelkurmay Başkanlığı merkez kademelerine yerleştirilmiş FETÖ mensubu personel tarafından ve ayrıca Genelkurmay Başkanlığına sevk edilen Fetöcü Özel Kuvvetler Personeli tarafından Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının bulunduğu alan işgal edildi. Öncelikle Genelkurmay Başkanlığı merkez personeli FETÖ mensupları ile birlikte Özel Kuvvetlerden gelen FETÖ mensupları ilk olarak Genelkurmay Başkanı Sn. Hulusi AKAR’ı makam odasında elleri bağlanmak sureti ile alıkoydular. Sonrasında karargaha giriş yapan Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki ÇOLAK, karargah kapısından giriş yaptığı esnada binayı işgal eden örgüt üyeleri tarafından yere yatırılmak sureti ile elleri bağlandı ve alıkonuldu. Komutanların alıkonulmasını devam eden süreçte hürriyetlerinden yoksun bırakılan komutanlar karargaha gelen helikopterler ile hain darbe girişiminin yönetildiği Akıncılar Üssüne götürüldüler.[179]

15 Temmuz darbe girişiminin en kritik adresi Genelkurmay Karargahıydı. FETÖ’cü darbecilerin ihanet planları için baskın yaptığı, silah seslerinin ilk duyulduğu karargahta 2 şehit verildi. Karadaki ilk hareketlilik Genelkurmay Karargahında başladı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın toplantısında konu, bir grup askerin emir dışı hareketliliğiydi. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak, Kara Havacılık Komutanlığına denetlemeye gönderildi. Darbeciler bu görüşme ve teftişten deşifre olduklarını düşündü. Gece 3’te başlayacak darbe planı erkene alındı. Saat 21.30’da Genelkurmay Başkanlığı’ndan ilk silah sesi geldi. 33 darbeci Özel Kuvvetler personeli karargahı bastı. Hedeflerindeki isim dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’dı. Darbeciler tarafından derdest edilen Hulusi Akar, Salih Zeki Çolak, Yaşar Güler’in de aralarında bulunduğu 11 general Akıncı’ya götürüldü. Astsubay Piyade Başçavuş Bülent Aydın darbecilere karşı koymaya çalışırken çıkan çatışmada şehit oldu. Bülent Aydın “15 Temmuz’un ilk şehidi” oldu. Karargahın işgali sırasında Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Yaşar Güler’in koruma subayı Yüzbaşı Burak Akın da vuruldu. Yüzbaşı Akın’ın FETÖ’nün askeri yapılanmasında yer aldığı, aylar sonra kendi itirafı ile ortaya çıktı.[180]

Genelkurmay Başkanlığı 1.İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Daire Başkanı Tuğamiral Sinan Sürer Genelkurmay karargahını yönetme ve Akıncı Üssü ile irtibatı sağlama görevini üstlenen kişiydi.

Silahlı Kuvvetleri Komuta Kontrol Amiri, Kara Piyade Kurmay Albay Osman Kardal, darbeciler tarafından Genelkurmay Cari Harekat Daire Başkanı olarak atandı. Kardal, darbe gecesi Harekat Merkezine sorumlu olarak girdi.[181] Askeriyede Cari Harekat Daire Başkanlığı, kendi başkanlığının görev alanına giren konularda ve ilgili diğer Daire ve Başkanlıklarla gerekli koordinasyonu sağlar. Ülke genelinde meydana gelen ve hareket Merkezine intikal eden terör, kaçakçılık ve asayiş olayları ile diğer önemli olaylara ait bilgiler, bu başkanlıkta toplanır, takibi yapılır. Askeriyenin yaptığı operasyonları takip eder, operasyon planlarını ve sonuçlarının analizini Komuta Katına arz eder, operasyon kayıtlarını tutar. Ülke genelindeki kıt’a intikallerini, silah, mühimmat ve diğer askeri malzeme nakillerinin takip ettirir sonuçlarını Komuta Katına arz eder.[182] Böylelikle darbe harekatı bütün detaylarıyla merkezden takip edilebilecekti.

Darbe teşebbüsü gecesi TSK’nın MEDAS sisteminden gönderilen mesajlarda Kardal’ın imzası vardı.[183] MEDAS, 2010 yılında uygulamaya konan bir çeşit e-evrak yöntemidir; açılımı Mesaj ve Evrak Dağıtım Sistemi şeklindedir. MEDAS ile askeri belge ve bilgilerin dağıtımı, personel içi paylaşımı hızlı ve dışarıdan müdahalenin olamayacağı bir şekilde bilgisayar ortamında gerçekleştirilir.[184] 15 Temmuz 2016 günü saat 21.30’da Genelkurmay Başkanlığı tarafından Gölbaşı Özel Kuvvetler Komutanlığına gönderilen yazılı–fakslı imzalı darbe talimatı, Piyade Kurmay Albay Osman Kardal (TSK Komuta Kontrol Amiri) imzalı olarak gönderildi. 2. mesajda Tuğgeneral Mehmet Partigöç (Genelkurmay Personel Daire Başkanı) imzasıyla yeni Özel Kuvvetler Komutanı olarak Tuğgeneral Semih Terzi’nin (1. Özel Kuvvet Komutanı) görevlendirildiği, halihazırda ÖKK olan Zekai Aksakallı’nın görevden alındığı bildirildi.[185]

Kardal, darbe teşebbüsü icra edilmeye başlandıktan sonra, “Darbe oldu, sırada Tayyip var, yakalayacaklar, sonra yargılayacaklar” diyen kişidir.[186] Darbecilerin mahkemeleri, sonucu belli mahkemelerdir. İdama gideceği kesin olan bir yargılama, yargılananların haysiyetini ayaklar altına alacak bir şekilde, düzmece iddianamelerle üzerinden yapılırdı. Amaç kamuoyunda “darbenin haklı yapıldığı” algısını yaratmak ve yargılananlara karşı birikmiş kini kusmak, ego tatmini yapmaktır. Aslında her darbede en büyük amaç darbe yapıldıktan sonra boşalan devlet makamlarına hızla oturup kariyer maddi kazanç yükselmesi sağlayıp buna kimsenin dokunamayacağı otoriter bir düzen kurmaktı. Halkın oyları ile gelmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için darbeci Kardal’ın zikrettiği bu ifade bütün darbecilerin emellerini, ihtiraslarını gösteren bir ifadedir. Örgütün menfaatleri için halkın iradesini, devlet düzenini imha etmek, kan dökmek, çok tehlikeli bir ruh haliydi.

            Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın darbeciler tarafından alıkonulması ve Genelkurmay Karargahının ele geçirilmesinden sonra mevcut emir-komuta zincirini koparmak ve yerine kendi emir komuta-zincirini kurmak darbeciler açısından hayati önemdeydi. Gerek sivil idaredeki gerekse askeri idaredeki emir-komuta zincirinin zincirinin koparılması gerekiyordu. Bunun için Cumhurbaşkanının alıkonulması ve öldürülmesi, kuvvet komutanlarının alıkonulması, özel kuvvetler komutanının alıkonulması, TRT’den bildiri yayınlayarak tüm ordunun ve halkın darbecilere itaatinin sağlanması, darbenin ekosistemi içerisindeki en önemli icra hareketleriydi.

            Darbe teşebbüsünün başladığı sırada Genelkurmay karargahında bulunduğundan dolayı ilk alıkonulan kişi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar oldu. Akar’ın darbe bildirisine imza atması darbecilerin emir-komuta zincirinin bütün askeriyeye hakim olması, tüm komutan ve subayların darbecilere itaatini sağlayacaktı. Bunu Akar da bilmekteydi ve tüm zorlamalara rağmen bildiriye imza atmadı. Akar’ın imzasını taşımadan tüm subaylara gönderilen darbe direktifi, daha baştan darbe teşebbüsünün bir grup örgütçünün işi olduğunu deşifre etti.

            Bu durum askeriyedeki komutanların büyük çoğunluğunun darbecilere katılmasını engellediği gibi, mülki idarecilerin de durumun hemen idrakini sağladı ve bir özgüven verdi. Darbe teşebbüsü sırasında Muğla Valisi görevinde olan Amir Çiçek’in anlatımı bunu teyit eder: “Marmaris’te hainlerin saldırısı sürerken Muğla İl Jandarma Komutanımızla görüştüm. ‘Ne yaptın, neredesin?’ dedim. ‘Karargahtayım’ dedi. ‘Biz devletimizin, milletimizin, polisimizin yanındayız’ dedi. O zaman Kriz Merkezine geleceksin dedim. Komutan ‘Anlaşıldı sayın valim, Kriz Merkezine geliyorum’ dedi. O zaman anladım ki, bu emir komuta işi değil. Tamamen bir avuç darbecinin, tamamen ihanet çetelerinin işi.”[187]

                  Ordu Kuvvetlerini başsız bırakmak, kaos oluşturmak, birliklerin, filoların hızlı reaksiyon vermelerini engellemek için kuvvet komutanları ele geçirilmek, enterne edilmek istendi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu ve Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ele geçirilemedi.

15 Temmuz akşamüstü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler haftalık toplantı sonrası Akar’ın izinsiz uçacak 3 adet helikopterin araştırılması emrini yerine getirdikten sonra Hulusi Akar’ın emir subayı Levent Türkkan’ın “Genelkurmay Başkanımız sizi karargaha bekliyor” diyerek Çolak’ı çağırması ve Çolak’ın karargaha girmesiyle darbeciler tarafından ele geçirildi.[188] Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, 15 Temmuz akşamı Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’in kızının düğünündeyken darbeciler tarafından ele geçirildi.[189] Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi emekli Tümgeneral Burhanettin Aktı’nın kızının Gazi Orduevi’ndeki düğününde darbeciler tarafından ele geçirildi.[190] Aynı düğünde bulunan Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ise darbecileri atlatmayı başardı.[191] Zekai Aksakallı darbecilerin eline düşmeyerek Özel Kuvvet Kuvvetler Komutanlığı Karargahını teslim almaya giden Tuğgeneral Semih Terzi’nin öldürülmesi emrini Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir’e verebildi. (Bkz. Özel Kuvvetlerdeki Darbecilerin Hamleleri).

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’nun darbecileri atlatmasından sonra Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a telefonla ulaşıp bakana, komuta kademesi olarak darbe girişimini kabul etmediklerini, komutanlara ulaşamadıklarını, kendisi ile irtibatta kalarak ortak hareket etmek istediklerini söylemesi, ardından CNN Türk kanalına 01.26’da telefonla bağlanarak, girişimi kesinlikle kabul etmedikleri açıklamasında bulunması, meşru emir komuta zincirini tekrar çalışır hale getirdi ve oramiralin 11 savaş gemisine derhal üslerine geri dönme emrini vermesiyle darbenin Deniz Kuvvetleri ayağı etkisiz hale getirildi.[192]

Darbecilerin Emir-Komuta Zincirini Koparma Planları: TRT’den Darbe Bildirisi Okunması.

Genelkurmay Başkanının, Kara Kuvvetleri Komutanının, Hava Kuvvetleri Komutanının ve Jandarma Genel Komutanının darbeciler tarafından alıkonmasından sonra, TRT’den darbe bildirisi okundu. Bu bildirinin üç hedef kitlesi vardı:

Birinci hedef kitle Askeriyenin kendisi idi. Tüm komutan ve subaylara yönetime el konulduğu, kendilerine tabi olunması gerektiği verilerek, askeriyenin tamamında Fetöcülerin merkezde olduğu emir-komuta zincirini fiilen oluşturmak amaçlandı. İkinci hedef kitle Türk Halkı, üçüncü hedef kitle de dış dünya idi.

TRT spikeri Tijen Karaş’a 00:13’de[193] okutturulan darbe bildirisinde “Devletin yönetimi teşkil edilen yurtta sulh konseyi tarafından deruhte edilecektir. Yurtta sulh konseyi BM-NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır” ifadesi geçmekteydi.[194] Darbecilerin emir-komuta zincirinin en üst noktasında Yurtta Sulh Konseyi bulunmaktaydı.

Özel Kuvvetlerdeki Darbecilerin Hamleleri

                  Genelkurmay Başkanlığı Harekat Başkanlığına bağlı, güvenlik sorunuyla bağlantılı üç birim bulunur. Bunlar, Psikolojik Operasyonlar Daire Başkanlığı, İç Güvenlik Operasyonları Başkanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığıdır.[195] Özel Kuvvetler, Bordo Bereliler olarak da anılır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin değişik sınıf ve rütbelerdeki subay, astsubay ve uzman erbaşlardan oluşur. İç ve dış tehditler karşı her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilen üst düzey eğitimli özel askerlerden oluşur. Kolordu seviyesinde bir birliktir. Hiçbir kuvvet komutanlığına bağlı olmaksızın doğrudan Genelkurmay Karargâhına bağlıdır. Özel Kuvvetler Komutalığı Timleri (Bordo Bereliler) birliklerinde üstün bir performans, başarı gösteren subay ve astsubaylarla uzman erbaş ve erlerden seçilir. Özel Kuvvetler görev gücü Gayri Nizami Harp görevini yerine getirmek için kurulmuştur. Bu birlikler sınır içinde ve sınır dışı operasyon yapabilirler. [196] MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) ve Özel Kuvvetler Birbirleri ile bağlantılı çalışırlar.[197] Özel Kuvvetler askerleri (Bordo Bereliler) istihbarat konusunda uzmandırlar ve zaman zaman buradan MİT’e geçişler olur.[198]

                  Özel Kuvvetler, sürekli arkasında FETÖ’nün olduğu operasyonlara maruz kaldı. Askerleri son derece eğitimli sınır içi ve sınır dışı operasyonları her koşulda yapabilen, istihbarat ile koordineli çalışan, doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı, hareket kabiliyeti yüksek böyle bir birliği yıpratmak, ele geçirerek etkisiz hale getirmek daima FETÖ’nün ajandasındaydı.

                  Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) yönelik en sıcak operasyon 4 Temmuz 2003 tarihindeki “Çuval Operasyonu”dur. ÖKK, 4 Temmuz 2003’te de Peşmerge liderlerine suikast yapacağı iddiasıyla baskına uğramıştı.[199] Kuzey Irak’taki Süleymaniye’de geçen bu olayda Özel Kuvvetler askerlerinin başlarına çuval geçirildi.

                  Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) yönelik en sıcak operasyon 4 Temmuz 2003 tarihindeki “Çuval Operasyonu”dur. Özel Kuvvetler Komutanlığının Süleymaniye ve Erbil gibi kentlerde Ankara ve Kürt liderler arasında yapılan bir antlaşmanın parçası olarak 1998 yılından beri irtibat ofisleri mevcuttu ve bu ofiste, 1400 ile 2000 arasında Türk askeri ve 1 tank taburu bulunduğu bulunmaktaydı. İrtibat ofisinin temel görevi, Kürt liderler arasında 1997’de sağlanan ateşkesi kontrol etmek ve buna ek olarak bölgede faaliyet gösteren PKK elemanlarına karşı mücadele etmekti. ABD’nin bağımsızlık gününün kutlandığı 4 Temmuz 2003’te 100 civarında ABD askeri ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) peşmergeleri, Süleymaniye kentindeki irtibat ofisine bir operasyon gerçekleştirdi. 3’ü subay 8’i astsubay olmak üzere 11 Türk askerini “yasadışı faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle” başlarına çuval geçirerek gözaltına alındı ve Kerkük’e götürüldü.[200] Özel Kuvvetler bunun misillemesi Milli Egemenlik Bayramının kutlandığı 19 Mayıs 2004’te Kuzey Irak’taki Kokpitepe’de yakaladıkları ABD’li albayı çırılçıplak soyarak yaptı.[201]

                  Özel Kuvvetleri ayrıcalıklı kılan özelliklerinden birisi, MİT ile doğrudan çalışmasıdır. Haziran 2005’te MİT’in Telekom şirketleri üzerinden fişleme yaptığı iddiaları ortaya atıldı.[202] Bu iddialarda başka bir konu üzerinden MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ismi de geçti. bu olayda 14 Kasım 2005’te ise Türk Telekom Lübnanlı Öger Telekom şirketine satıldı.[203]

                  2005 yılında Özel Kuvvetler Binasının Ankara Gölbaşı’ndaki merkez binasının inşaatında yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle dava açıldı[204] ve Haziran 2007’de binayı yapan müteahhit ve bazı subaylar hapis cezasına çarptırıldı.[205]

                  Temmuz 2008’de başlayan ve Fetöcü savcılar tarafından yazılan Ergenekon Davasının iddianameleri sürecinde Özel Kuvvetlerin İstanbul’da 914 kişi ve kuruluşu fişlediği yer aldı[206] ve konu meclise taşınarak soru önergesi verildi.[207]

                   Aralık 2009’da dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın evinin iki Özel Kuvvetler görevlisi tarafından takip edildiği iddiasıyla Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Bölge Başkanlığı yargıç nezaretinde 27 saat boyunca arandı.[208] Sahte bir ihbarla Bülent Arınç’a suikast girişimi yapılacağı isnadı ortaya atıldı ve bu isnadı kuvvetlendirmek adına sahte delil yaratıldı. bazı belge ve notlara gerçekle bağdaşmayacak şekilde anlamlar yüklenerek soruşturma mecrasından çıkarıldı. Bu sayede soruşturmaya dahil edilen asker sayısı genişletilerek usulsüz şekilde iletişimlerinin denetlenmesi tedbirlerine başvuruldu. devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgelerin bulunduğu 11 ve 16 nolu Kozmik Odalarda arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi. Devlet sırrı niteliğindeki bazı bilgi ve belgeler ile elektronik veriler ele geçirildi.[209] Aramalar devam ederken FETÖ’nün yayın organları Taraf Gazetesi ve Yeni Hayat Gazetesinde yazarlık yapan ve eski bir askeri hakim olan Ümit Kardaş[210] Aralık 2009’da “Bütün ülkeler Gladio yapılanmasını tasfiye etti. Türkiye edemedi. Türkiye artık bu yükle yaşamamalı. Hukuki altyapısı, denetimi olmayan bu birimin tasfiye edilmesi gerek” diye demeç verdi.[211] Demeçte enteresan nokta, Kuzey Irak’ta ABD askerleri ile didişen Özel Kuvvetlerine “Gladio” denmesiydi. FETÖ bu operasyon zinciri ile hem Özel Kuvvetleri yıpratmaya çalıştı hem de devlet sırlarını ele geçirerek casusluk yaptı.

            2011 Kasım ayında MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinde öldü.[212] Ergenekon Soruşturması kapsamında hakkında yakalama çıkarılan Kaşif Kozinoğlu 2011 Mart ayında görev yaptığı Afganistan’dan ifade vermek için gelmiş FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz’e ifade verdikten sonra tutuklanarak cezaevine konmuştu.[213] Kaşif Kozinoğlu MİT’ten önce görev yaptığı Özel Kuvvetlerde üsteğmen iken bir arkadaşı ile beraber 1991 yılında Özel Kuvvetlere iki teğmen seçmek üzere Eğirdir Komando Okuluna gitti. On günlük çalışma sonunda Kozinoğlu ve arkadaşı 400 teğmen arasından iki teğmen seçti. Fakat Ankara’ya döndüklerinde başka iki teğmenin atandığını öğrendiler. Bunun üzerine bu teğmenler hakkında istihbarat çalışması yaptılar ve araştırma sonucunda bunlardan birinin, o zamanki adıyla Fetullah Gülen Cemaati ile bağlantılı olduğunu tespit ettiler. Bunun üzerine rapor yazdılar. Kaşif Kozinoğlu raporda bu teğmen için “Bağlantıları nedeniyle TSK’da barındırılmayıp, derhal ihraç edilmeli!..” yazdı. Fakat bu teğmenin raporları sümen altı edildi ve FETÖ’cü subay, terfi kademelerini hızla geçmeye başladı. Söz konusu teğmen Semih Terzi’dir.[214] Bu durum ülkeyi ele geçirme planının başlangıcının 1990’a kadar uzandığını gösterir.

                  Bu arada FETÖ zaman içinde Özel Kuvvetlerde kadrolaşmış Semih Terzi ile beraber çok miktarda mensubunu bünyeye sokmuştu. Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü FETÖ 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) mensubu 77 askerin odalarında arama yapıldı. Aramalarda bazı dijital veriler ile FETÖ’cülerin kullandığı “bir dolarlık” banknotlar ele geçirildi. Astsubay Ömer Halisdemir’i şehit eden askerlerin kullandığı silahların da bu aramalarda ele geçti.[215] Darbe teşebbüsü sonrası ilk yapılan ihraçta Özel Kuvvetler’den 100’den fazla kişi ihraç edildi.[216]

15 Temmuz 2016 gecesi Korgeneral Zekai Aksakallı’nın kendisini tutuklamak isteyen darbecilerin elinden kurtulması, Astsubay Ömer Halisdemir’le 8 kez telefonla konuşması ve Tuğgeneral Semih Terzi’yi öldürme emrini vermesi, 01.11’de TGRT ve 01.47’de NTV televizyonlarına canlı yayın bağlantısı yaparak darbecilerin başarılı olamayacağını söylemesinin ardından Astsubay Ömer Halisdemir’in timiyle beraber Özel Kuvvetler Komutanlığını teslim almaya gelen Semih Terzi’yi başından vurarak öldürmesi darbenin akışını tersine çeviren en önemli olaylar zincirinden birisi oldu.[217]

Özel Kuvvetlerin rolü karargahı teslim almaya gelen darbecilerle sabaha kadar silahlı çatışma yapması ve direnmesi açısından çok önemlidir. O gece evlerinde olan Bordo Bereliler de Zekai Aksakallı’nın emriyle silah bulup sivil kıyafetleriyle koşup geldiler ve darbecilerle çatışmaya girdiler. Çatışmada Semih Terzi’nin yanında gelen Silopi timi Terzi’nin öldürülmesinden sonra silah bıraktı ve teslim oldu.[218] Silopi Timi, Özel Kuvvetler Komutanlığının Şırnak’ta görev yapan timiydi ve Semih Terzi’ye bağlıydı. Darbe gecesi 17 kişilik tim Semih Terzi ile Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığına geldi.[219] Semih Terzi o sırada Silopi’de görevdeydi. Darbe gecesi Ankara’daki eşi Nazire Terzi’yi arayarak, “komutanı Zekai Aksakallı’nın eşi Nursel Aksakallı’yı aramasını ve annesinin (Semih Terzi’nin annesinin) hasta olduğunu, Ankara’ya gelmesi gerektiğini” söylemesini istemişti.[220] (Nazire Terzi darbe teşebbüsünün bastırılmasından sonra bulunamadı. Gıyabında 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verildi. 27 Aralık 2021’de teslim olması üzerine hakkındaki cezaya istinaden tutuklandı ve cezaevine kondu.[221]) Semih Terzi’nin öldürülmesiyle karargahı darbecilere karşı korumak kolaylaştı. Darbeciler açısından en kritik operasyonlardan birini yürüten Semih Terzi’nin daha operasyonun başında Astsubay Ömer Halisdemir tarafından beklenmeyen bir hamleyle ve kendi ölümüne razı olarak öldürmesinin darbeciler üzerinde şok etkisi yapması açısından çok önemlidir.

                  Darbecilerin Özel Kuvvetleri ele geçirmeleri darbeyi tamamlayabilmelerinde çok etkili olacaktı. Devlet yöneticilerinin tutuklanması (Bkz. Darbeye hazırlık faaliyetleri kapsamında Çayyolu’ndaki villada yapılan toplantı, önemi, mahiyeti ve içeriği), direnen komutanlara operasyonlar, Özel Kuvvetler timlerince yapılacaktı. Özel Kuvvetler Birliği doğrudan Genelkurmay Başkanlığına bağlı olduğundan karargahın ele geçirilmesi, üst komuta kademesini tamamen savunmasız hale sokacaktı.

                  Özel Kuvvetleri ele geçirme operasyonu bastırıldıktan sonra 16 Temmuz 2016 sabahı Özel Kuvvetler Komutanlığındaki makamına oturan Korgeneral Zekai Aksakallı, hemen Cumhurbaşkanına suikast için gönderilen timini yakalamak üzere Marmaris’e bir tabur gönderdi.[222] Özel Kuvvetler taburu, suikast timini yakalamak üzere Marmaris’te 17 gün boyunca arama yaptı ve 37 kişilik timin 36’sı yakalandı. Operasyossnu yöneten Gökhan Şahin Sönmezateş ise Ankara’da yakalandı.[223] Tim 12’si Özel Kuvvetler askeri olmak üzere, SAT Komandolarından (Sualtı Taarruz Komandoları-yani Deniz Komandoları) ve MAK Timinden (Muharebe Arama Kurtarma Birliğinin timi) oluşmaktaydı.[224]

Yıllarca FETÖ ve işbirlikçileri tarafından Özel Kuvvetler Komutanlığının sistemli bir biçimde yıpratılmaya çalışması, içine FETÖ’cü askerlerin sokulmaya çalışılması ileride yapılacak darbeye direnebilecek bir kuvveti etkisizleştirme hatta ortadan kaldırma amacını taşıdığı, 15 Temmuz gecesi yaşananlar analiz edildiğinde net olarak idrak edilen bir durumdur. Özel Kuvvetlerin imhası onun sınır dışındaki başarılı operasyonlarından hazzetmeyen ülkelerin de hoşuna gidecekti.

            Ömer Halisdemir

                  Ömer Halisdemir 20 Şubat 1974’te Niğe’nin Bor ilçesinin Çukurkuyu Köyünde anne babasının üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. İlkokulu köyündeki Fatih İlkokulunda ortaokulu İsmail Erol Ortaokulunda okudu. Okul sonraları Çukurkuyu’da çobanlık yaptı. Liseyi ise Niğde’deki Endüstri Meslek Lisesi Makine bölümünde her gün 50 kilometre yol gidip gelerek bitirdi. 1993’te gittiği askerlikte teskere bıraktı ve uzman çavuş olarak orduya katıldı. Uzman Çavuş olarak Zekai Aksakallı’nın yanında çalışmaya başladı. 1996’da gönüllü olarak Özel Kuvvetler Komutanlığına geçti. 1999’da astsubaylığa terfi etti. Astsubay olması için teşvik eden ve bizzat sınavlara götüren Zekai Aksakallı’dır.[225] 24 yaşındayken Hatice Hanım’la evlendi, Elifnur ve Doğan Ertuğrul adını koyduğu iki çocuğu oldu. Zorlu görevi nedeniyle eşi ve çocuklarından sürekli uzak kalan Halisdemir, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda operasyona katıldı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda 20 yılı tamamladı. Arazide çok iyi olan, çok cesur, az uyuyan, gözükara bir askerdi.[226]

15 Temmuz 2016 günü Özel Kuvvetler Komutanlığında hareketlilik artmaya başladı. Akşam vakti askeri uçakla Diyarbakır’dan Ankara’ya doğru gelmek için Tuğgeneral Semih Terzi hazırlık yapmaya başladı. Saat 22.55’te Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli Tuğgeneral Semih Terzi, Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı kulesini arayarak Ankara’ya gitmek üzere 2 adet CASA tipi nakliye uçağın ayarlanması talimatını verdi. Kule bu talimatı Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi’ne iletti. Tuğgeneral Terzi’nin istediği uçaklara önce izin verilmedi. Bu sırada Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi’nde bulunan şüpheli Tuğgeneral Osman Nuri Gür, Diyarbakır kuleye telefon açarak, Terzi’nin istediği uçakların ayarlanması talimatı verdi. Terzi, Özel Kuvvetler Komutanlığı yönetimini ele geçirmek için Diyarbakır’dan 061 kuyruk numaralı CASA uçağı ile yola çıktı. Uçakta bulunan general rütbesindeki personelden sonra en kıdemli personel olarak Tabur Komutanı Binbaşı Fatih Şahin vardı. Uçakta yaklaşık 25-30 personel vardı. Uçağın rotası ilk önce Diyarbakır’dan Cizre’ye, oradan Ankara’ya gelmek yönündeyken rota değişti ve uçak direkt Ankara rotasına yöneldi. Terzi, Etimesgut Askeri Havaalanı’ndan yanındaki timle beraber bir helikoptere bindi ve Gölbaşı’na gitti.[227] O gece Astsubay Ömer Halisdemir, Özel Kuvvetler Komutanlığı Makamının nöbetçi koruması olarak görev yaptığı için komutanlık karargahında bulunuyordu.[228]

Darbecilerin niyeti ortaya çıkmaya başladıktan sonra Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı ile Astsubay Ömer Halisdemir arasında konuşma trafiği başladı. Tümgeneral Aksakallı o gece 8 kez Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’i arayarak, bilgi aldı. Son görüşmede Aksakallı, Semih Terzi’nin hain olduğunu, darbeci olduğunu, vatanı ve milleti adına onu vurması emrini verip bunun sonunda şehadet olduğunu söyleyip, hakkını helal etmesini istedi. Halisdemir de Aksakallı’ya “Sonuna kadar helal olsun, başüstüne komutanım” karşılığını verdi. Saat 02.00 sıralarında Terzi ve ekibini taşıyan helikopter Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki piste indi. Tuğgeneral Terzi hızlı adımlarla karargâha doğru yürümeye başladı. Karargah binasına çok az bir mesafede Ömer Halisdemir saat 02.16’da[229] sağ taraftan 3-4 el ateş ederek Terzi’yi vurdu. İsabet alan Terzi yere yığılırken, çevresindeki koruma timi Ömer Halisdemir’e kurşun yağdırmaya başladı. Darbeci askerler ateş ederek, Halisdemir’i şehit ettiler.[230] Şehit olduğunda 42 yaşındaydı.

            Ömer Halisdemir’in şehit edilmesi, darbeci subayların emri altında görev yapan askerlerin “verilen emri uyguladıkları” mazeretini çürütür niteliktedir. Mahkemede Halisdemir’i örnek göstererek kendini savunan çıksa da hakim bu kıyası kabul etmedi.[231] Darbe gecesi “darbeci subayların emirlerini uygulayanlar” ve “darbeci subaylara karşı koyanların emirlerini uygulayanlar” olmak üzere iki grup emir uygulayıcısı konumunda olan askerler vardı: Saat 20.30’da darbenin uygulamaya konmasıyla başlayan hareketlilik, “emir uygulayıcısı” askerler için de yoğun bir hareketliliğe sebep oldu. Darbe hareketliliğinin başladığı saatten, saat 22.00’de Akıncı Üssünden F16 jet uçaklarının havalanmasına, saat 00.02’de[232] TRT’de spiker Tijen Karaş’ın darbe bildirisini okumasına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın saat 00.24’te CNN Türk spikere Hande Fırat’a bağlanarak halkı sokağa davet etmesine kadar geçen süreçte söz konusu hareketliliğin bir darbe teşebbüsü olduğu çoktan anlaşılmıştı. Darbe teşebbüsünün anlaşıldığı andan itibaren darbeci subayların ve astsubayların tarafında yaşanan hareketlilik kadar darbeye karşı pozisyon alan, darbeyi bastırmaya çalışan komutanlar ve onlardan emir alan alt rütbeli subay ve astsubaylar tarafında da yaşandı. İki taraf arasında yaşanan karşılıklı mücadelede Ömer Halisdemir’in Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Birliğini teslim almaya giden Tuğgeneral Semih Terzi’yi, Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın emriyle başından vurarak öldürmesi, meşru olmayan emri uygulamayıp, meşru olan emri uygulamanın en çarpıcı örneğidir. Çünkü bu örnekte Halisdemir yapmış olduğu tercihi, bu tercihinin bedelini hayatıyla ödeyerek yaptı.

                  Ömer Halisdemir Niğde Çukurkuyu’daki şehitliğe defnedildi. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden vatandaşlar ziyaret etti. Ziyaret edenlerden birisi de 18 Ağustos 2016’da şehitliğe gelen komutanı Zekai Aksakallı’ydı. Aksakallı, ziyarette Halisdemir’in baba ocağına da uğrayıp annesi, babası ve kardeşlerine taziyede bulundu.[233]

Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir’in daha önce altında beş yıl görev yaptığı[234] Tuğgeneral Semih Terzi’yi hiç düşünmeden öldürmesi ve hemen ardından otuz kurşunla şehit edilmesi[235], 15 Temmuz darbe girişimi bastırıldıktan sonra “15 Temmuz kontrollü bir darbedir” iddialarını[236] çürüten en kuvvetli delillerden birisidir. Afganistan, Irak gibi çok kritik ve zorlu görevler yapmasından[237], beş yıl görev yaptığı komutanı Semih Terzi’ye karşı duygusal yaklaşmamasından, Halisdemir’in ülkesini samimiyetle seven, çok nitelikli, prensip sahibi ve ordudaki Fetöcü yapılanmanın tehlikesini bilen bir asker olduğunu anlaşılır. Bu vasıflardaki bir askerin bedelini hayatıyla ödeyeceği kurgusal operasyonlara girmesi ya da bu doğrultuda kandırılması mümkün değildir. Fetöcüler çıkarılıkları mahkemelerde şehit ailelerinin gözleri önünde ta bir tiyatro oyunu sergilediler (Bkz. Hasan Altın – Şehit)

Ömer Halisdemir, askeriye içerisinde bireysel cesaretin ve kahramanlığın neleri değiştirebileceğini gösterirken, askerlik mesleğini ülkesine sadakatle yapanlara rol model, büyük bir moral ve meslekleriyle ilgili gurur kaynağı oldu. Türkiye’nin efsane kahramanları arasında da yerini aldı.

            Hava Kuvvetlerindeki Darbecilerin Hamleleri

                 1980’lere kadar Hava Kuvvetleri’nde üç farklı savaş uçağı (F-5, F-100 ve F-104) aktif olarak kullanılmaktaydı. Türkiye Devleti bu modelleri dönemin teknolojisine uygun uçaklarla değiştirmek istedi ve bu iş için oluşturulan heyet, uzun çalışmalar sonucunda F-16’lar üzerinde karar verdi. ABD’li yetkililerle sözleşmenin imzalanması aşamasında Ankara, uçakların Türkiye’de üretilmesi şartında ısrar etti ve bunun için Türkiye-ABD ortaklı TAI ve TEİ firmaları kuruldu.[238] Devamında ise FETÖ tarafından Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı yapılanmasını ele geçirme çalışmaları başlamıştı. F16 pilotu yetiştirilen tek eğitim filosu “Öncel Filo” denilen 143. Filo idi. FETÖ’nün jet uçağı pilotu olacak subayları belirlemedeki etkisi üst seviyedeydi. Mezun subayların Çiğli’deki uçuş okulundaki eğitimleri “başlangıç uçuş” eğitimleri (123. Filo), “temel uçuş” eğitimleri(122. Filo ve 121. Filo) programında yapılırken, örgüt üyesi olmayan subayların yıldırma, düşük not verme ve benzeri yöntemlerle jet pilotu olmaları engellendi[239] ve gelecekteki bir darbe girişimde Hava Kuvvetlerinin kullanılabilmesinin adımları böylece atılmış oldu.

FETÖ’nün medyadaki uzantılarından Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihindeki manşeti ve bu gazetede yazarlık yapan Mehmet Baransu’nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bazı belgeler teslim etmesiyle soruşturma başlatıldı ve soruşturma sonucu 19 Haziran 2010′ da İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi kamuoyunda “Balyoz Davası” adıyla bilinen davayı açtı.[240] Davanın amacı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde ülke savunması açısından stratejik öneme sahip komutanlıkların ele geçirilmesi hedefine ulaşmak üzere FETÖ/PDY mensubu silahlı kuvvetler mensuplarının terfi ettirilip mevcut komutanların tasfiyesinin sağlanmasıydı. Bunu için 20 Ocak 2010 tarihinde kumpas döneminde yayına başlayan ve ulusal bir gazete olan Taraf Gazetesinde “Fatih Camii Bombalanacaktı”, “Kendi Jetimizi Düşürecektik” başlıklı haberlere haberlere yer verilerek, 2003 yılındaki darbe planlarının ele geçirildiğinden bahsedildiği ‘çarşaf’ ve ‘sakal’ kod adlı planlara göre darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt Camilerinde cuma günü bombalı saldırı düzenleneceği haberlerine yer verildi ve bu sayede TSK tarafından darbe yapılabileceğine dair kamuoyunda algı oluşturuldu. Devamında da bir kısım vatandaşların dilekçe ile ihbarda bulunmaları sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturmaya konu olan belgelerin yer aldığı 3 adet DVD, 1 adet CD, haberin yayınlanmasından bir gün sonra 21 Ocak 2010 tarihinde Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu tarafından Cumhuriyet Başsavcı vekilliğine teslim edildi.[241] Yürüyen davada Hava Kuvvetleri’nden 11’i kurmay albay ve 16’sı general olmak üzere 30 muvazzaf askerin tutuklanması[242], ordudaki 400 civarındaki tutuklamanın örgüt üyesi olmayan pilotlarda yarattığı tedirginlik ve kişisel ekonomik sebepler nedeniyle Hava Kuvvetlerindeki 10 yıllık mecburi hizmet süresini dolduran pilotlar istifa etmeye başladı.[243] Pilotlar üzerinde binbaşı, yarbay, albay seviyesinde baskı kuruluyor, TSK ile ilişkilerini keserek özel havayolu şirketlerinde pilot olmaya zorlanıyorlardı. ASkeri pilot maaşlarının özellikle düşük tutularak, kalifiye pilotların sivil havayolu şirketlerine geçmeleri sağlanmıştı.[244] Devamında ise boşalan kadroları FETÖ üyesi pilotlar doldurdu. Tecrübeli pilot kalmadığından yaşanan F-4 ve F-16 uçak kazaları pilot hatalarından kaynaklanmasına rağmen bu uçakların neden düştüğü ile ilgili yeterli inceleme yapılmadı. Özellikle FETÖ üyesi komutanlara bir şey olmaması için kusur başka yerlerde arandı.[245] 15 Temmuz darbesinden 5 ay öncesinde ise “Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin Öğrenim, Eğitim ve Yetiştirme Masraflarının Tespitine Dair Yönetmelik”te değişikliğe gidildi. Bu değişiklikle, subay veya astsubayların eğitim ve yetiştirme masraflarının nasıl hesaplanacağı yeniden düzendi. Artık mecburi hizmet süresini tamamlamadan istifa eden ya da ihraç edilen olursa, personelden tazmin edilecek para hesaplanırken Harp Akademileri’nde ve sınıf okullarında aldığı eğitimler, yabancı dil eğitimleri, TSK namına yapılan lisans ve lisansüstü eğitimler, staj programları, SAT ve SAS gibi kursların masrafları yanında verilen tüm pilotaj eğitimlerindeki uçuş sırasında sarf edilen yakıt, yağ ve oksijen giderleri de eklenecekti. İlaveten mecburi hizmet süresi de 10 yıldan 16 yıla çıkarılarak[246] örgüt üyesi pilotların özel sektörde yüksek maaşlarla çalışma cazibesine kapılma sebepli olası istifalarının bu düzenlemelerle önüne geçildi.

Örgüt üyesi olmayan pilot ve pilot adaylarının hava kuvvetleri ile ilişiğinin kesilmesi, mevcut kadroları örgüt üyesi pilotların doldurması sonucunda 15 Temmuz gecesi 2016 gecesi jet uçakları Ankara semalarına havalanarak bombardımana başladı. Cuntacı Askerlerden Mete Kaygusuz’un emriyle Ankara Emniyet Müdürlüğü bombalandı. Emniyet Müdürlüğüne atılan iki bombanın biri “Aslan 4 Bir Numara” koduyla İlhami Aygül’ün kullandığı “94-1562” kuyruk numaralı uçaktan, diğer bomba ise “Aslan 4 İki Numara” kodlu pilot Mustafa Özkan tarafından kullanılan “94-0095” kuyruk numaralı uçaktan atıldı. 141. ve 143. filolardan kalkan F-16 savaş uçakları, Cumhurbaşkanlığı Köprülü Kavşağına bir, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yanındaki otoparka 1, TBMM’ye 3, Ankara Emniyet Müdürlüğüne 3, Gölbaşı’ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığına 1, Havacılık Daire Başkanlığına 1, TÜRKSAT tesislerine 4 bomba attı.[247]

2017 Mart’ında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı, FETÖ’nün Hava Kuvvetleri Komutanlığına ilişkin mahrem yapılanması ve örgüt üyesi Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli hakkındaki “Mahrem imamlar” iddianamesi, “2013-2014-2015-2016 yıllarında Akıncı 4. Ana Jet Üssüne F-16 pilotluğu eğitimi için gelen tüm kursiyerler ile örgüte bağlı kursiyerlerin sayıları karşılaştırıldığında, son yıllardaki kursiyerlerin neredeyse tamamının FETÖ üyesi olduğu, bu nedenle de son yıllarda F-16 pilotu olan subayların neredeyse tamamının FETÖ üyesi olduğu, darbe teşebbüsünde F-16 ya da diğer jet uçaklarının pilotlarından çok az bir bölümünün kullanılmadığı” tespitlerine yer vermekteydi.[248]

Hava Kuvvetlerinin, darbe teşebbüsündeki en etkin komutanlık konumunda olması, FETÖ’nün askeriyede en çok sızdığı yerin Hava Kuvvetleri olmasındandır. Darbeciler Hava Kuvvetlerinin katılımıyla kalkışmanın çok rahat amacına ulaşacağından emindiler.[249]

 Deniz Kuvvetlerindeki Darbecilerin Hamleleri

                  Deniz Kuvvetlerindeki FETÖ’cü yapılanmaya yönelik şüpheler doğrultusundaki operasyonların başında 1986’daki İstanbul’da bulunan Deniz Lisesi öğrencilerine yönelik açılan soruşturma yer alır. Bu soruşturma kapsamında FETÖ’cü örgütlenmeyi tespit için okul komutanı tarafından öğrencilere çeşitli soruların olduğu kağıtlar dağıtıldı ve “Sızıntı dergisi okur musunuz?, Ailenizde Sızıntı dergisi okuyan var mı?, Bu okula gelmeniz için yönlendiren birileri oldu mu?” gibi sorular soruldu. Lise birinci sınıflara sorulan bu soruların ardından çok sayıda öğrencinin okul ile ilişiğinin kesildi. FETÖ çatı iddianamesinde de belirtildiği üzere uzaklaştırılan bu öğrencilerden bazıları ilerleyen yıllarda FETÖ’ye ait çeşitli kurum, şirket ve vakıflarda üst düzey yöneticilik yaptı.[250] Fakat bu soruşturma tuhaf bir durumdu, çünkü 12 Eylül 1980 darbesini yapan NATO’cu subayların çoğu hala görevdeydi. Darbecilerin lideri konumundaki Kenan Evren o tarihte cumhurbaşkanıydı. Fethullah Gülen Türkiye’deki camilerde kürsü konuşmaları yapmaktaydı ve Deniz Lisesi’ndeki örgüt mensubu öğrencilerinin sorulan sorulara neden doğru cevap vermiş oldukları da soru işaretiydi. Nitekim bu soruşturma sonrasında Deniz Kuvvetlerindeki FETÖ’cü yapılanmanın önü kesilmediği gibi okulla ilişiği kesilen öğrenciler, okulu ve deniz kuvvetlerini ve buralardaki askeri sistemi bilen kişiler olarak FETÖ kurumlarında üst düzey yöneticilik yapmışlardı.

Fethullah Gülen 1980 darbesine vaazları ve Sızıntı dergisindeki yazılarıyla tam destek veriyordu. 1980 darbesi döneminde İzmir Bornova’da vaizlik yapan Fethullah Gülen, şartların ağırlaştığı ve görevini istediği gibi yapamadığı gerekçesiyle görevine gitmiyordu. 12 Eylül’den 2 ay kadar sonra Kasım ayında görevi Çanakkale’ye çıksa da yine doktor raporu ile görevine başlamadı ve 20 Mart 1981’de de vaizlik görevinden istifa etti. Burada ilginç olan nokta, Fethullah Gülen’in adının 12 Eylül’ün ertesi günü gözaltına alınacaklar listesinde olmasına rağmen bir türlü yakalanamıyor oluşuydu. O dönemde 1 milyondan fazla kişi tutuklanmasına rağmen Gülen bir türlü bulunamadı. Derken 12 Ocak 1986’da gözaltına alındı ve dönemin başbakanı Turgut Özal devreye girdi. Bir gece Burdur Emniyetine götürülüp ifadesi alınan Gülen, ertesi günü serbest bırakıldı. Polis koleji ve askeri liselerin kapılarının da cemaat üyelerine ardına kadar açıldığı bir dönem yaşanmaya başlandı.[251]

                  Deniz Lisesi’nde 1986 yılında soruşturma yapılması aslında bütün askeriyede Fethullahçı örgütlenme şüphesinin var olduğunu gösterir. Buna rağmen, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünde rol alan ve örgüt üyesi olan 1985 girişli subaylardan askeriye bünyesinde çokça bulunmaktaydı. 2021 yılında Trabzon Başsavcılığı’nın yürüttüğü cemaatin mahrem yapılanmasına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan iki albay ve emekli bir yarbayın ifadesi bu durumu teyit eder niteliktedir. İki albaydan birisi olan K.K. 1985’te, Çorum’daki bir cemaat yurdunda askeri okullara hazırlanmış ve okula girmişti. Albay K.K. o dönem yurtta kalan ve hala subay olan başka askerlerin de ismini savcılıkta verdi. İfade sonrası bu isimler de gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan R.A., sınavda çıkacak olan Türkçe sorularının kendilerine ezberletildiğini söyledi. Cemaat sadece soruları vermekle kalmıyor, okula girişi de garantiye alıyordu. Cemaat yurdunda sağlık kontrolünden geçirildiklerini, renk körü çıktığını anlatan R.A, sınavı geçtikten sonra kendisinin yerine başkasının sağlık kontrolüne sokularak Kuleli Askeri Lisesi’ne girdiğini de itiraf etti.[252]

                  15 Temmuz 2016 gecesi Deniz Kuvvetlerinde yaşananlar, darbecilerin üç ana eylemi üzerinden ele alınabilir. Birincisi, Türk Deniz Kuvvetlerinin ana üssü olan Gölcük Deniz Ana Üssünün ele geçirilmesidir. İkincisi, Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı’nın ele geçirilerek darbe gecesi sabaha kadar karargah olarak kullanılması ve üçüncüsü de darbe girişiminin başladığı saatlerde savaş gemilerine denize açılması emri verilerek seyre çıkarılmasıdır. Darbe gecesi Gölcük Deniz Ana Üssü nizamiyesine direniş için gelen halk ile birlikte polis ekipleri de geldi ve kapıdaki askerler ile tartıştı. Deniz üssündeki eylemler saat 21.34’te başladı. Ertesi gün 08.40’ta ise sona erdi.[253]

Deniz üssündeki eylemde Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren nöbetçi personele artık idarenin kendisinde olduğunu, Donanma Komutanının Cumhurbaşkanı ile birlikte hareket eden bir hain olduğunu söyleyerek, Deniz İstihbarat Albay Muharrem Aslan ve emir Astsubayı İsmet Coşkun ile birlikte Deniz Üssündeki kritik bölgeleri kontrol altına almaya çalıştı. İmren, direnişçilere karşı ateş emri vererek ve kendisine karşı çıkan personeli Merkez Komutanlığı nezarethanesinde tuttu ve telefon ile kendisine ulaşan mülki makamlar ve askeri personelin ‘Teslim ol’ çağrılarına cevap vermedi.[254] Hayrettin İmren, komutanı olduğu üssü askeriyenin hiyerarşik emir-komuta zinciri dışına çıkarmıştı.

Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığındaki eylem, darbecilerin burayı üs olarak kullanması amaçlıdır. Burası, Kartepe’deki Cengiz Topel Deniz Hava Meydan Komutanlığı idi. Darbenin ekosistemi darbeci komutanların askeri birimleri ele geçirmek ya da komutanlığını yaptığı birimi darbe direktifleri doğrultusunda hareket ettirmekti. Burada askeriyenin kurumsal yapısı bozulmadan yine bu birimler arası emir-komuta zinciri üzerinden ortak hareket amacı görülmektedir. Eğer bir birimin başındaki komutan darbeci değil ise o komutan tasfiye edilerek birim ele geçirilecek ve birim darbe organizasyonuna sokulacaktı. Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma[255], o gece ve ertesi sabaha kadar olan tüm süreci yönlendiren isimdi. Kızılelma o gece, izinli ve tayini çıkmış personelden bir kısmını göreve çağırdı. Darbe girişimi bilgisinin alınması sonrası verilen, “hava da hiç bir askeri araç kalmayacak” emrine rağmen üstten uçakların kalkışına izin verdi. Üssün tüm giriş ve çıkışlarını kapatarak birlik komutanları dahil tüm personeli silahlandırdı.[256] Tuğamiral Kızılelma, Cengiz Topel Sivil Havalimanının işgali, bir askeri mühimmatın yüklenmesi 2 adet VİP helikopterin de pazartesi gününe hazırlanması emrini verdi. Tezcan Kızılelma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için giden ve iki polisi şehit eden saldırıyı yapan bir helikopterin Dalaman Deniz Hava Komutanlığına iniş yapması sonrası, bu helikoptere de yakıt verilmesi talimatını verdi.[257]

Darbe gecesi Deniz Kuvvetlerindeki üç ana eylemden birisi de Donanma Komutanlığına bağlı fırkateyn, korvet ve hücumbotların yüzde 70’ini oluşturan 29 askeri geminin 15 Temmuz gecesi açık denize açılarak seyir yapmaya başlamasıdır.[258] Açık denizde seyir yapılmasının sebebi darbe gecesi yayınlanan direktifin 10’ncu maddesindeki “hava meydanları ve gümrük kapıları ile birlikte tüm limanların kontrol altına alınması, 16 Temmuz saat 12.00’ye kadar limalardan hiçbir gemi deniz vasıtalarının çıkışına izin verilmemesi” talimatı gereği idi. Darbe ile ilgili ilk mesajın karargahlara 21.20’de gelmesine rağmen gemilerin denize saat 21.00’de açılmaya başlaması, darbe teşebbüsünde Deniz Kuvvetlerinin rolünü dikkatleri çeken bir konuma koyar. Darbe gecesi tam olarak 31 gemi denize açıldı. Bunların 29’u Türkiye’ye deniz vasıtalarının çıkışını ve girişini kontrol almak için İzmir Körfezi, Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazını kapatma görevi yapmışlardı. İki gemi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakalanması muhtemel yerlerin açıklarındaydı. Bunlardan birisi Marmaris’te otelde kaldığı haberi alınan cumhurbaşkanını teslim almak üzere gönderilen timin yakalama operasyonu bittikten sonra gemiye teslim edilebilmesi için bir geminin Aksaz Deniz Üssü’nde hazır beklemesi[259] diğeri de rivayetlere göre cumhurbaşkanının İstanbul’da yakalanma ihtimaline karşı İstanbul Moda açıklarında seyretmesiydi.

Moda açıklarında gezen TCG Kemalreis gemisi 16 Temmuz 2016’da saat 05.50’de gemiden deniz üzerinde emniyetli bir sahaya halkı sindirmek amacıyla 3 adet top atışı yaptı.[260] Darbe planına göre cumhurbaşkanı ve yakın çevresi, siyaset, iş ve medya dünyasından bazı isimler ile FETÖ karşıtı askeri ve sivil bürokratlar gemilere doldurarak açık denizlere dümen kırılacak ve Türkiye’de ise cumhurbaşkanı için “yurt dışına kaçtı” denilerek algı operasyonları yürütülerek itibar suikastı yapılacaktı. Darbeciler, muharip gemilere müdahale edilemeyeceği gerçeğinden hareketle bu planlamayı yapmışlardı. Cumhurbaşkanı yakalandıktan sonra bir gemide tutulacak ve bu tutuklu haldeyken kamuoyu nezdinde yıpranması için kara propaganda yapılacaktı. Türkiye’de FETÖ kontrolü sağlandıktan sonra “yakalanmış” süsü verilerek ortaya çıkarılacaktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “kaçan lider” pozisyonuna düşürülerek yakalandığı duyurulacaktı.[261]

Darbe girişimini haber alan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı ardından Kara, Hava ve Jandarma komutanlarını aramasına rağmen ulaşamadı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’a telefonla ulaşabilen Bostanoğlu, Işık’a, komuta kademesi olarak darbe girişimini kabul etmediklerini, komutanlara ulaşamadıklarını, kendisi ile irtibatta kalarak ortak hareket etmek istediklerini söyledi. Deniz Kuvvetleri Komutanı, ardından CNN Türk kanalına 01.26’da telefonla bağlanarak, girişimi kesinlikle kabul etmedikleri açıklamasında bulundu. Bu açıklama Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki askerler için kırılma noktası oldu. Kuvvet komutanının darbeyi desteklemediğini gören gemilerin personeli ne olduğunu anlayınca darbecilerin gemi üzerindeki hakimiyeti azaldı. Deniz Kuvvetleri Komutanı 11 savaş gemisine derhal üslerine geri dönme emrini verdi. Bunun üzerine Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele’nin de darbeciler tarafından tutuklanarak alıkonulduğu TCG Yavuz başta olmak üzere tüm gemiler bağlı oldukları limanlara geri döndüler. Deniz Kuvvetleri komutanının olaya zamanında müdahale etmesi ve kararlı tutumu, denizde füze, güdümlü mermi, uçaksavar, top bataryaları ve torpidoları ile dolaşan gemilerin geri dönmesini sağlarken, denizde yaşanacak muhtemel bir çatışmanın da önüne geçti.[262]

            Genelkurmay Başkanının Darbecilerin Eline Düşmesi

Milli İstihbarat Teşkilatından darbe girişimi yapılacağı haberini alan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, hemen uçakların ve helikopterlerin kalkmaması, tankların da birlik dışına çıkmaması emirlerini verdi. Akar makamındaki toplantı masasında çalışırken kapı çaldı. İçeriye Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli girdi ve Akar’a “Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz” dedi. Dişli’nin söylediklerini önce anlamlandıramayan Akar bunun bir kalkışma olduğunu anladım ve hiddetle “Ne diyorsun ulan sen, ne operasyonu, sen manyak mısın, sakın ha!” diye bağırdı.[263]

Dişli’yi gittikleri yolun yanlış olduğu, büyük bir bataklığa battıklarını, ceza çekecekleri ve ölüm kalım olmadan bu işi sonlandırmaları konusunda ikna etmeye çalıştı. Daha sonra odaya emir subayı Levent Türkkan, koruma ekibinden Astsubay Abdullah ile emir subay yardımcısı Yüzbaşı Serdar ve özel kuvvetlerden bazı görevliler girdi. Levent Türkkan, Akar’a “Komutanım otur, kalkma, sakin olun, zorluk çıkartmayın” diye bağırdı. İçlerinden birisi Akar’ı iterek sandalyeye oturttu ve o esnada arkadan bir başkası da elinde el havlusu ile Akar’ın hem ağzını hem burnunu kapatarak, nefes almasını engelledi. Bu esnada kolunu boğazına dolayarak sıktı. Askeri kıyafetteki ip türü bir cismin boğazıma sürtünmesi yüzünden o anda nefes almakta güçlük yüzünden debelenirken, bir başkası plastik kelepçeyi bileklerine taktı. Sonrasında burnumu açacak şekilde Akar’ın ağzını kapattılar. Bağırmamı engellemek istedikleri açıktı. Nefes alma düzenim yerine gelince birazcık Sakinleştiğini görünce ağzını kapattıkları havlu benzeri kumaşı çektiler. Bu mücadele sırasında kelepçenin bileklerine verdiği acı nedeniyle Akar yeniden bağırmaya başladı ve kelepçeleri çıkartmalarını söyleyerek ayağa kalktı. O esnada Levent Türkkan’ın elinde tabanca ile “Komutanım sakin olun, vururum, sıkarım” diyordu. Akar, Levent Türkkan’ın üzerine yürüyüp “Sık ulan” diye bağırdı. Akar, Türkkan’ın gözlerindeki sıkmakla sıkmamak arasındaki robotik tereddüdü gördü. Elini sıkan kelepçeleri açmalarını istedi ve Mehmet Dişli’nin onayıyla bir komando bıçağı çıkartıp biraz uğraşıdan sonra kelepçeyi kestiler. Sonrasında da, arkasında biri olacak şekilde oturtarak, etkisiz hale getirdiler.

Bir süre sonra Akar, Dişli’nin eşliğinde helikopterle Akıncı Üssü’ne götürüldü. burada darbe bildirisi kendisine okundu ve bildiriyi okuyup imzalaması istedi. Akar darbecilere “Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz 2. Başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin. Sizin başınız, kıçınız kim?” diye bağırdı. Bunun üzerine Hakan Evrim, “Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen ile görüştürürüz” dedi. Akar “Ben kimseyle görüşmem” diyerek tersledi. Ardından Akın Öztürk dışındakiler odayı terk etti. Hulusi Akar ve Akın Öztürk, üs komutanının odasına saat 00.00’a doğru girdiler. Akar, Öztürk’e de darbecilere söyledikleri şeyleri söyledi. Gecenin ilerleyen saatlerinde televizyon görüntülerinde Akar, Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamalarının yayınlanmasıyla darbecilerde umutsuzluk ve moral bozukluğu başladını ve Erdoğan’ın havaalanında konuşmasının ardından darbecilerin bütün ümitlerinin yok olduğunu fark etti.[264]

                  Darbeciler artık bir şey başaramayacaklarını anladıkları noktada sabah saatlerinde Akar’ı Başbakan Binali Yıldırım’la görüştürdüler. Akar, Yıldırım’a “hiçbir pazarlığın söz konusu olmayacağını, askeri savcı, cumhuriyet savcısı, polis ve inzibata teslim olacaklarını” söyledi. Akar, helikopterle Çankaya Köşküne götürüldüğü sırada kendisine eşlik eden Mehmet Dişli’nin indikten sonra gözaltına alınması önerisini kendisini karşılayan Başbakanlık Müsteşarına iletti.[265]

            Kara Kuvvetleri Komutanının Darbecilerin Eline Düşmesi

                  15 Temmuz günü öğle saatlerinde darbe teşebbüsünde görevli subaylardan biri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığına gitti. MİT’e verdiği bilgiye göre akşam 19.00’dan itibaren 2 adet Skorsky, 1 adet Cougar helikopteri ile izinsiz uçuş yapılacağını, uçuşun geç saatlere kadar devam edeceğini, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın alınacağını söyledi. İhbarcı subay bunu kendisi gibi Fethullahçı bir pilottan öğrenmişti.[266] Saat 14.20’deki bu ihbarı alan MİT Müsteşarı Hakan Fidan, 18.00’de MİT’in Yenimahalle’deki karargahından ayrıldı ve doğrudan Genelkurmay Başkanlığına giderek aldığı bilgiyi paylaştı.[267]

 15 Temmuz akşamüstü, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler haftalık toplantı yaptılar. Akar 3 adet helikopterin akşam 19.00’da izinsiz şekilde Ankara’da uçuş yapacağını söyledi ve Çolak’tan bu hususun araştırılmasını istedi. Çolak emir doğrultusunda Kara Havacılık Komutanlığına gitti ve incelemelerde bulundu fakat şüpheli bir durum ile karşılaşmadı. İncelemelerini tamamlayan Çolak, 21.20 sıralarında kışladan ayrıldı. Ayrıldıktan sonra Genelkurmay Başkanı Akar’ı arayarak son gelişmeler hakkında bilgi vermek istedi. Kendi emir subayını telefonla Genelkurmay Başkanının emir subayı Levent Türkkan’ı arattırdı. Bu sırada “başkana ver başkana ver” diye bir ses geldi ve birden hat düştü. Çolak, emir subayına hattın düştüğünü tekrardan denemesini söyledi. Bir süre sonra Levent Türkkan arayarak “Genelkurmay Başkanımız sizi karargaha bekliyor” diyerek, Çolak’ı çağırdı.[268]

Genelkurmay Karargahına giden Çolak’a, karargah kapısında nöbet tutan askerler tatbikat yapıldığını söyledi. 21.45’te Genelkurmay Karargahının giriş kapısına yoğun atışlar eşliğinde vardı. Kendisine aracın kapısından dışarıya çıkarken “Kışlada tatbikat yapılıyor” dense de Karargaha saldırı yapıldığından şüphelendi. Bir müddet ilerledikten sonra sağlı sollu sütunların arkasından eli tabancalı kişiler üzerine atladı. Çolak ve yanındakileri yere yatırarak “Hareket etmeyin, emniyetiniz için yapıyoruz” dediler ve Çolak’ın ellerini arkadan bağladılar. Çolak, derdest edildikten sonra 15 Temmuz darbe teşebbüsünün sonrası FETÖ itirafçısı olan Koruma Subayı Burak Akın duruma müdahale etmeye çalışırken vuruldu ve yere yığıldı. Çolak’ı Genelkurmay 2. Başkanı’nın odasına aldılar. Sürekli birilerinin girip çıktığı bir odadaydı.Odadaki televizyondan olanları seyrediyordu. Sonra başına yün başlık geçirerek ve kelepçeleyerek 22.18 sıralarında helikopterle 20 dakikalık uçuştan sonra Akıncı Üssüne götürüldü.[269]

             Hava Kuvvetleri Komutanının Darbecilerin Eline Düşmesi

 Abidin Ünal, 15 Temmuz akşamı Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’in[270] kızının düğünü için İstanbul Moda’daki Deniz Kulübüne gitti. 19.00 sıralarında kendisine hava araçlarının faaliyetlerinin yasaklandığına dair haber geldi ve bunu astlarına iletti. Daha sonra düğünün olduğu salona girdi. Bir süre sonra uçuş yasağı kapsamı zorunlu uçuşlara yönelik gevşetildi. 20.30’da da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşüp durumu bildirmek istedi ancak kendisiyle görüşemedi. Bunun üzerine olanlar hakkında bilgi almak için Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanı Tümgeneral Cevat Yazgılı’yı arayarak “Ankara üzerinde savaş uçaklarının uçmaya başladığını öğrendiğini” söyledi. Bu haberi alınca darbe girişimi olabileceğini düşündüğünü belirten Ünal, bu durumu, düğün salonundaki generalleri toplayarak aktardı.[271]

Ünal, daha sonra Akıncı Üssü komutan Hakan Evrim ile telefon görüşmesi yaptı. Ünal, Hakan Evrim’e “Bu uçaklar senin mi?” diye sordu. “Benim” cevabını verince hemen indirmesini söyledi. Evrim, “İndiremem, benim hayatım da sizin hayatınız da tehlikede” dedi. Görüşmeden sonra sonra salondaki generalleri topladım ve “Birliğinden uçak kalkan divanı harpliktir, engelleyin” dedi. Ardından 1.Ordu Komutanı Ümit Dündar ile görüştü. Dündar kendisine emniyetli bir yerde beklemesini söyledi.[272]

Ünal, Ankara’daki Hava Kuvvetleri Harekat Merkezinin (HKHM) emirleri üzerine farklı birliklerden yapılabilecek uçuşları engellemek için harekete geçti. Bu amaçla 4 astını Eskişehir Birleşik Hava Harekat Merkezine gönderdi. Ünal, bu 4 generale darbe girişimini engellemeleri emrini verdi ve “Gerekirse Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini mezar haline getirin” dedi. Ünal, 15 Temmuz akşamı, darbe girişiminin 1 numaralı ismi olduğu öne sürelen eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’le görüştü. Kendisine darbecileri vazgeçirmesini söyledi. Ünal, daha sonra Eskişehir’deki Birleşik Hava Harekat Merkezi vasıtasıyla Hava Kuvvetlerine bağlı birliklere darbeye karşı ilk emri, 16 Temmuz 2016 saat 00.08’de yayımladı. Söz konusu emirlerde, “Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi tarafından kanunsuz emirler verildiği tespit edilmiştir. HKHM’nin emirleri yerine getirilmeyecek. Hava Kuvvetleri Komutanının emirleri, Eskişehir vasıtasıyla yayınlanacak, uymayanlar cezalandırılacak.” deniyordu.[273]

İstanbul Moda’da düğünün yapıldığı salonda bulunan generallerle bir kriz masası oluşturuldu. Ünal, bu sırada darbecilerin elinde bulunan Ankara’daki HKHM’nin Diyarbakır’daki üstten darbeci general Semih Terzi’ye 2 uçak tahsis edilmesi talebinde bulunulduğunu öğrendi ve Terzi’nin 2 uçak talebi kabul edilmedi. Bunun üzerine Semih Terzi tek uçakla Ankara’ya geldi. Terzi’nin Ankara’ya geliş sebebinin “annesinin hastalığı için” olduğu biliniyordu. (Bkz. Darbe Teşebbüsünde Özel Kuvvetlerin Rolü.) Eğer 2 uçağa izin verilseydi Terzi daha kalabalık bir ekiple Ankara’ya gelerek, darbeye destek verecekti.

23.48’de darbecilerin kullandığı “Yurtta sulh biziz” isimli Whatsapp grubuna Muzaffer Düzenli, Moda Deniz Kulübünde Abidin Ünal’ın olduğunu buraya müdahale edilmesi gerektiğini yazdı.[274] Bir süre sonra düğün salonuna kamuflajlı ve tam teçhizatlı askerlerin geldi. Gelenler Arama Kurtarma İhtisas Personelleri (AKİP) idi. Ünal, “Burada ne arıyorsunuz?” dedi. “Sizin güvenliğinizi almaya geldik” cevabını verdiler. Ünal’ın “Böyle bir emir vermedim, size kim emir veriyor?” diye sorması üzerine “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler. Ünal kamuflaj kıyafetli askerlere dışarı çıkmalarını söyledi. Biraz uzaklaşsalar da bir süre sonra dışarıdan gelen 8-10 kişi seri ateşlerle, bağırarak içeriye girdiler. Ünal’ı dışarı çıkararak helikoptere bindirdiler ve Sabiha Gökçen havalimanına götürdüler. Oradan da 01.40’ta Akıncı Üssüne indiler. Ünal Akıncı Üssünde 141’inci Filoya götürüldü ve orada rehin tutuldu.[275]

Deniz Kuvvetleri Komutanının Darbecileri Atlatması

                  Mahmut Arduç, 15 Temmuz 2016 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı Özel Sekreteriydi. Darbe teşebbüsünden bir gün önce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı karargahında Tuğamiral İrfan Arabacı ile bir araya geldi ve darbe akşamı icra edeceği göreve ilişkin bilgi aldı. En yakınındaki isim olması nedeniyle Arduç’a Bostanoğlu’nu kaçırma görevi verildi. Hazırlıklara başlayan Arduç, ekibini seçti. Arduç, 15 Temmuz sabah saatlerinde Heybeliada’da Deniz Lisesi Mezuniyet Töreni ile Sancaktar Amfibi Gemisi’nin denize indiriliş törenine katılmak için İstanbul’a geçen Bostanoğlu’na eşlik etti.[276]

Oramiral Bostanoğlu 15 Temmuz 2016’da Heybeliada’da Deniz Lisesi mezuniyet törenindeydi. Törene katılmak üzere, 15 Temmuz sabah 09.30’da askeri uçakla İstanbul’a hareket etti. Önce Haydarpaşa GATA Hastanesi’nde tedavi gören emekli Oramiral Murat Bilgel’e ziyarette bulunduğunu, öğle yemeğinden sonra, Kalamış Marina üzerinden Sahil Güvenlik Botu TCSG-19 ile Heybeliada Deniz Lisesi’ne geçti. Heybeliada’daki diploma töreninin ardından saat 18.15 civarında Ataköy Marina’ya intikal etti ve, daha sonra beraberinde eşi, emir subayı Binbaşı Özkan Gülömür ve araç sürücüsü Uzman Çavuş Nurhan Öztürk ile annesinin Ataköy’deki evine geçti. 19.30 sıralarında da düğün için Çınar Otele gitti, burada araç sürücüsünü ve emir subayını gönderdi.[277] Gündüz programı bittikten sonra Bostanoğlu, kendisine eşlik eden Arduç’tan ayrılmıştı.

Darbe saatinin öne alınmasıyla harekete geçen Arduç, önceden hazırladığı silahlı ekibe haber verdi. Bostanoğlu’nun yakın koruma ekibindeki eski astsubaylar Faruk Kamalak, Mehmet Metin ve Mustafa Polat’ın da yer aldığı darbeci ekip, Fenerbahçe Orduevi’nin önünde Arduç ve eski kurmay yarbay Tuncel Karaya ile buluştu. Arduç, daha sonra beraberindekilerle Bostanoğlu’nun katıldığı düğünün yapıldığı otele hareket etti. Ankara’da olağan dışı gelişmeler yaşandığına ilişkin haberler alan Bostanoğlu, Sahil Güvenlik Komutanlığından Ataköy Marina’ya bir bot göndermesini istedi. Buradan Fenerbahçe Orduevi’ne gitmeyi planlayan Bostanoğlu, kendisini almaya gelen TCSG-19 botunda Arduç’un olduğunu öğrenince durumdan şüphelenerek bota binmekten vazgeçti. Başka bir adrese geçen Bostanoğlu, bu şekilde izini kaybettirdi. Fenerbahçe Orduevi’nde Bostanoğlu’nu bulamayan Arduç, Kalamış Limanı’na rotasını çevirdi. Gece boyunca Bostanoğlu’nu alıkoymak için kaldığı yeri öğrenmeye çalışan Arduç, bunu gerçekleştiremedi.[278]

TSK’nın bazı birliklerinde olağan dışı bir hareketlilik olduğundan, saat 22.23’te gelen telefonla Bostanoğlu darbe teşebbüsünden haberdar oldu. Bostanoğlu, Ankara’da bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkan Vekili Tümamiral Macit Arslan (Personel Başkanı) ile telefonla görüştü. Arslan, “Karargahta olağan dışı hareketlenmeler olduğunu, gelişmeler hakkında bilgi vereceğini” söyledi. Daha sonra emir subayına otele gelmesi talimatını verdi ve sahil güvenlik botunu arayarak Ataköy Marina’ya intikal etmesini söyledi. 10 dakika sonra emir subayının otele gelmesiyle, güvenli bir bölgeye intikal etmek için, düğün töreninin yapıldığı mekanı eşi, oğlu ve geliniyle birlikte 22.35 sıralarında terk etti. Ayrılmadan bir dakika önce İzmir Özdere’de bulunan Kurmay Başkanı Koramiral Serdar Dülger, Ankara’da olağan dışı gelişmeler olduğunu, oturduğu lojmanda ikamet eden Genelkurmay Lojistik Başkanı Hava Korgeneral Fikret Erbilgin’in derdest edilerek, götürüldüğünü eşinden öğrendiğini söyledi.[279]

Bostanoğlu, Tuğamiral İrfan Arabacı, Tuğamiral Murat Şirzai, Tuğamiral Muhittin Elgin, Tuğamiral İhsan Bakar, Tuğamiral Hasan Kulaç’ın, Deniz Kuvvetleri Karargahını ve harekat merkezini, darbe teşebbüsü kapsamında kontrol altına aldığını öğrendi. Ayrıca Foça’daki özel eğitim merkezinde tatilde bulunan emekli Koramiral Atilla Kezek saat 22.55’te arayarak, kampta bulunan Tümamiral Aydın Şirin ve Tümamiral Hasan Nihat Doğan’ın, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız ve personelince derdest edilerek, Foça dışına götürüldüğünü Bostanoğlu’na söyledi, Bostanoğlu, Deniz Kuvvetlerinin İstanbul’da konuşlu bir birliğine geçerek, iletişim imkanının daha güvenli olduğu bir ortamda, Deniz Kuvvetlerine bağlı birliklerdeki duruma ilişkin bilgi temin etmeyi ve emir komuta hiyerarşisi dışındaki teşebbüsleri kontrol altına almayı amaçladı. Bostanoğlu, bu maksatla Deniz Kuvvetleri Komutanlığının ana ast komutanları olan Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Hasan Uşaklıoğlu, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Şükrü Korlu, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanı Koramiral Adnan Özbal, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı vekili Tümamiral Macit Arslan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargah Komutan Vekili Deniz Yarbay Aşkın Öge ile görüşmeler yaptı. Bu sırada araç radyosundan ve cep telefonundan olanları anlamaya çalışan Bostanoğlu ve beraberindekiler, bölgede araç yoğunluğu olduğu için yerleri tespit edilemesin diye yaklaşık bir saat, Florya’da, havaalanı yakınındaki İSPARK otoparkında bekledi. Ancak daha sonra diğer araçların otoparktan ayrılması üzerine Yeşilyurt/Yeşilköy bölgesindeki sokaklarda kendilerini takipten kurtarmaya çalıştı. Aracın radyosundan darbe girişimine ilişkin haberlerin öğrenilmesi, ayrıca gelen telefon raporları ve medya yayınlarıyla darbenin netleşmeye başlaması üzerine, uzun mesafeli araç intikalinin riskli olacağını düşündü. Bu sırada İstanbul bölgesindeki Deniz Kuvvetleri bağlı birliklerin komutanı olan Koramiral Korlu ile görüştü. Korlu, Bostanoğlu’nu güvenliğim için birliğine davet etti. Korlu’ya itimat etmesine rağmen, birliğin güvenliğine ilişkin tereddütler taşıdığından ve Yeşilköy’den Kasımpaşa’ya intikal esnasında darbeciler tarafından alıkonabileceğini düşündüğünden vazgeçti.[280]

Gece 01.00’de Poyrazköy’de konuşlu SAT Komutanı Deniz Albay Turan Ecevit kendisini arayarak, “Emniyetini sağlamak üzere bölgeye bot intikal ettirebileceğini, bu maksatla güvendiği iki personeli göndereceğini söylediğini” söyledi. Fakat bir süre sonra Ecevit’in “Kendi birliğinde de bazı darbeci personelin olduğunu, bazı mühimmat ve silahın birlik dışına çıkarıldığını ve Poyrazköy bölgesinin emniyetli olmadığını”söylemesi üzerine bundan da vazgeçildi. Bostanoğlu, gece boyunca Yeşilköy bölgesinde araç içinde kalıp, sık sık yer değiştirerek, kendisinin ve ailesinin güvenliğini sağlamanın ve mobil telefon aracılığıyla kriz yönetiminin uygun olacağına karar verdi. Yer değiştirme sürecinde kendisine ve ailesine ulaşılmasına mani olmak, rehin alınmamak ve darbecilerin elektronik olarak mevkilerini belirlemesini engellemek için mobil telefonunu saat 23.11-01.11 arasında kapattı. Bununla birlikte üst düzey yetkili merciler tarafından bilinen, emir subayının cep telefonu sürekli açık tutuldu. Bu telefon üzerinden iletişim sağlamaya devam ett. Ast birliklerden raporlar alındı ve gerekli görüşmeleri yapıldı.[281]

                  Tümamiral Arslan ve Deniz Yarbay Öge’den Ankara, Koramiral Korlu, Koramiral Özbal ve Deniz Albay Ecevit’ten İstanbul bölgesi, Koramiral Uşaklıoğlu’ndan İzmir bölgesi, Oramiral Kösele’den ise Gölcük bölgesi ve gemilerin durumuyla ilgili görüşmeler yaptı. Görüşmeler sırasında seyre kaldırılan gemilerin üslerine dönmesi ve darbecilerden kurtarılması emrini verdi. Ayrıca Deniz Kurmay Albay Bülent Olcay ve Deniz Albay Oğuz Kaan Yavuz ile Sahil Güvenlik Komutanlığına emir dışında giden gemilerin geri dönmesini ve komutanlığın emniyete alınmasını, yani darbecilerden kurtarılmasını emretti.[282]

Oramiral Bostanoğlu, Deniz Harp Okulu Komutanı Tümamiral Mesut Özel’in darbeciler tarafından Maltepe Askeri Cezaevinde enterne edildiğini öğrendikten sonra doğrudan kendisiyle temas kurdu. Özel ile konuşmasını, Maltepe askeri Cezaevi Komutan Vekili yarbay sağladı. Bostanoğlu, yarbaya, “Yaptığı işin kanunsuz olduğunu ve amirali derhal serbest bırakmasını” söyledi. Yarbay kendisine “Birinci Ordu’dan emir aldığını” ifade etti. Bostanoğlu, bir süre sonra Tümamiral Özel’in, taksiyle cezaevinden ayrıldığını öğrendi.[283]

Genelkurmay Başkanı ve diğer kuvvet komutanlarından haber alınamaması üzerine saat 01.17’de Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile telefon irtibat sağlayan Bostanoğlu, Bakana “Komuta kademesi olarak darbe girişimine karşı olduklarını, bu girişimin FETÖ cuntası tarafından yapıldığını değerlendirdiğini ve güvenli bir bölgede bulunduğunu” ifade etti. Sonrasında Bakan ile daha müteaddit defalar telefonla görüşerek, sürekli irtibatta kaldı. Gelişmelere yönelik olarak kendisine bilgi verdi.[284]

Bostanoğlu daha önceden, Deniz Kuvvetlerinin basın faaliyetlerinden tanıştığı CNN Türk muhabiri Kenan Şener ile saat 01.24’te irtibat kurdu. Ona da benzer açıklamalarda bulundu. “Komuta kademesi olarak bu girişimi kesinlikle kabul etmiyoruz” şeklindeki ifadesi CNN Türk’te yayınlandıktan sonra diğer televizyon ekranlarında ve internette son dakika gelişmesi olarak kamuoyuna duyuruldu. Darbe teşebbüsü gecesi kuvvet komutanı olarak açıklama yapabilen tek komutandı. Bu açıklamadan sonra 02.30’da Genelkurmay İstihbarat Başkanı Mustafa Özsoy (tutuklu), Bostanoğlu’nun emir subayını arayarak nerede olduğunu öğrenmeye çalıştı. Kendisine herhangi bir cevap verilmedi.[285]

Bostanoğlu, darbe girişimi gecesi kendi telefonundan 80 dakika süren 62, emir subayının telefonundan 77 dakika süren 78 telefon görüşmesi yaptığ. “Toplamda 9 saat süreyle mobil halde ya da belirli yerlerde duraklayarak, aracın içinde kendini emniyete aldı. Darbecileri etkisiz hale getirmek için telefon iletişimiyle süreci yönetti. Bostanoğlu’nun, darbeciler tarafından ulaşılamamış ve rehin alınamamış olması sayesinde, Deniz Kuvvetleri bağlısı birlikler ile iletişim kurabildiği, CNN Türk ile kurduğu irtibat ve yaptığı açıklama tüm Türkiye’de kamuoyunu rahatlatan bir beyanat oldu.[286]

Jandarma Genel Komutanının Darbecilerin Eline Düşmesi

Darbe teşebbüsünün yaşandığı gece Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi emekli Tümgeneral Burhanettin Aktı’nın kızının Gazi Orduevi’ndeki düğününe, eşi ve emir astsubayı Aytaç Oğuz ile gitti ve düğünde nikah şahitliği yaptı.[287]

Nikah 21.00 gibi kıyıldı. Yaklaşık 15 dakika sonra emir astsubayı Aytaç Oğuz, Galip Mendi’nin oturduğu masaya gelip Genelkurmay Başkanlığı önünde silah sesleri duyulduğunu söyledi. Mendi, Oğuz’dan olayı araştırmasını ve kendisini bu konuda bilgilendirmesini istedi.[288]

Oğuz’un kısa süre sonra tekrar gelip Mendi’ye Genelkurmay önünde çatışma çıktığını söylemesi üzerine salondan ayrılmak için çıkış kapısına hareket etti. Bu sırada Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Merkezi ile Genelkurmay Başkanlığını arattı ancak ulaşılamadı. 21.30’da kurmay başkanlığına vekalet eden Arif Çetin’i arayıp durumu ona sordu.O sırada evinde bulunan Çetin de Harekat Merkezine ulaşamadığını, muhtemelen bir siber saldırı gerçekleştiğini düşündüğünü söyledi. Mendi, Arif Çetin’den karargaha gitmesini ve kendisini bilgilendirmesini istedi ve kıyafetini değiştirdikten sonra kendisinin de geleceğini söyledi.[289]

Mendi, düğün salonu önünde aracını beklerken Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’yı gördü ve ona durumu sordu. Ancak Aksakallı’nın net bir bilgisi olmadığını anladı. Mendi’nin makam aracı yanaşırken, düğüne birlikte gitmediği emir subayı Murat Yılmaz, sivil giysili vaziyette birden koşarak yanına geldi ve heyecan ve telaşla Mendi’ye “Birinci başkan ve ikinci başkanın Genelkurmay Karargahında toplantıda olduğunu ve acele beklediklerini” söyledi. Mendi eşine, araca binmesini kendisini konuta bırakıp üstünü değiştirip Genelkurmay Karargahına geçeceğini söyleyince Murat Yılmaz, tekrar atılarak, “Çok acil durum olduğunu, acele beklediklerini ve eşini konuta götürmek üzere bir araç hazırlandığını” söyleyince buna inandı. Çünkü, daha önceki plan dışı toplantılarda komutanlara emir subayları vasıtasıyla bilgi verilirdi. Mendi, yaklaşık 8 yıl emir subaylığını yapan birisinin FETÖ’nün içerisinde olduğunu, yalan söyleyeceğini ve ihanet içinde olacağını aklına getirmedi.[290]

                  Toplantıya acilen beklendiğinin söylenmesi üzerine emir astsubayı Oğuz’a, araçla eşini götürmesini söyledi. Kendisi de arabaya bindikten hemen sonra aracın sol arka kapısı açıldı. Açılan kapıdan Konya Jandarma Bölge Komutanı Timurcan Ermiş, eğitim elbiseli, silahlı, tabancalı olarak hızla bindi. Timurcan Ermiş’in araca binmesinden sonra araç süratle hareket etti. Mendi, Ermiş’e yüksek sesle çıkışarak, “Bu halin ne, Konya’dan buraya niye geldin? Bu kıyafetle, gecenin bu saatinde, bu kıyafetin anlamı nedir?” gibi sorular sordu. Ermiş, “Akıncılar’da kendisine bilgi verileceğini, birliklerin faaliyete geçtiğini, darbe yapıldığını” Söyledi. Ermiş, “Özel Kuvvetler Komutanlığının da bu işin içinde olduğunu, Mendi’yi de aralarında görmek istediklerini” söyleyince, orgeneral büyük bir tepki gösterdi. İşin içinde başka şeyler olduğunu anlayıp “Siz çete misiniz, eşkıya mısınız?” diye bağırınca, Mendi’nin kendileriyle birlikte olmayacağını anlayan Timurcan Ermiş, silahını doldurup kafasına doğrulttu. Mendi “Allah belanızı versin” deyince Ermiş, tabancayı sürekli kafasında tuttu. O sırada Murat Yılmaz’a da “8 yıldır yanımda yılan beslemişim. Sen de bu çetenin içindeymişsin, yazıklar olsun. Allah belanızı versin” dedi. Timurcan Ermiş’e de “Vurursan vur!” diye bağırdı. Galip Mendi, Murat Yılmaz’ın da şoför Oğuzhan K’ye silah doğrulttuğunu farketti ve Akıncı Üssüne kadar başına tabanca doğrultulmuş şekilde gittiler. Mendi’ye darbe öncesi Timurcan Ermiş için istihbarat kaynaklarından FETÖ bağlantısı olduğuna dair bilgi gelmişti. Bu sebepten, darbe teşebbüsünün de FETÖ ile bağlantılı olduğunu anladı.[291]

                  Akıncı Üssü nizamiyesine yaklaştıklarında bir VİP minibüs önlerine geçip durdu. Teğmen ve üsteğmen rütbeli, pilot tulumlu kişiler, aracının etrafını sardı. Timurcan Ermiş araçtan inerek VİP minibüsteki birileriyle konuştu, ardından da dışarıdaki birileriyle konuştu. Mendi’nin sürekli tepki göstermesi üzerine onu darbeyi sevk ve idare ettikleri Akıncılar Üssündeki harekat merkezine götürmediler.[292]

                  Kısa süre sonra, kendierini takip ettiğini bilmediği astsubay Halil Gözalıcı şoför mahalline geçti ve sürücü er Oğuzhan K’yi geri gönderdiller. Yaklaşık 200 metre sonra su deposuna benzer küçük bir binanın önünde durdular. Kendilerini pilot tulumlu üç subay karşıladı ve labirent şeklinde girişi bulunan binaya girdiler. İçeride çelik bir kapı ve üstünde “Sorgulama merkezi” yazısı bulunuyordu. Mendi başında bekleyenlere, “yapılanların Türk subayına yakışmadığını” söyledi.[293]

                  Bir süre sonra odaya başlarında bir yüzbaşı bulunan pilot tulumlu havacılar girdi. Ekibin sorumlusu olan yüzbaşı, büyük bir saygısızlıkla, “Mendi’yi tutuklamaya geldiğini” söyledi. Mendi, “hangi yetkiye dayanarak kendisini tutukladıklarını” sorunca, Yüzbaşı, saygısızca bir şekilde, “emir aldığını, bu emir gereği kendisini tutuklayacağını” ifade etti. Elindeki plastik kelepçeleri göstererek Mendi’den elinizi uzatmasını söyledi. Mendi tepki gösterince yanında bulunan diğer subaylar zor kullanarak iki kolunu birleştirdiler ve kelepçeyi taktılar. Mendi, “Yunanlılara bile esir olsaydım bu muameleyi görmezdim” dedi. Daha sonra ayaklarına da plastik kelepçe takıldı. Ağzı bantlandı, gözü kapanacak şekilde başına siyah bir bere geçirildi. Mendi, yaklaşık 30 dakika sonra yine ayak sesleri duydu ve yanındaki sandalyeye bir kişinin oturtulduğunu, bu kişinin gözlüklerini sorması üzerine sesinden dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim Doktrin Komutanı Orgeneral Kamil Başoğlu olduğunu anladı.[294]

Ağzındaki bant gevşediği için konuşabilen Mendi, bir süre Başoğlu ile bu şekilde görüştü. Başlarında nöbet tutanlar da konuşmalarına izin vermişti. Mendi, tuvalet ihtiyaçları için yaklaşık 50 metre mesafedeki bir binaya götürüldü. Gece elektrikler kesilmişti. Sabah olduğunu içeri sızan gün ışığından anladı. Galip Mendi, bu sefer dışarıdan bomba ve makineli tüfek sesleri duydu. Bir süre sonra ise iki kişinin içeri girmesiyle son olarak tuvalete giderlerken plastik kelepçeler takılmadı. En son kendilerini tuvalete götüren kişi Cumali Pusat’dı. Halil Gözalıcı kapıdan seslenerek “Komutanım duydum, Sizi vuracaklar” diyerek, buranın terk edilmesi gerektiğini söyledi.[295]

Saatin 10.30-11.00 civarına gelmişti. Cumali Pusat da kapının yakınında durdu ve kendilerini buradan çıkartacağını, haklarını helal etmelerini istedi. Pusat, bulundukları yeri terk etmelerine yardımcı oldu ve lojman nizamiyesinden çıkış yaptılar. Fakat hiçbir güvenlik görevlisi görmediler. Yolda polisler vardı ve Kazan Emniyet Müdürlüğüne geçtiler. Ardından da Genelkurmay Başkanının yanına geçip durumu izah ettiler.[296]

            Darbecilerin Özel Kuvvetler Komutanını Ele Geçirme Operasyonu

15 Temmuz 2016 saat 14.00’te Genelkurmay Karargahında, toplantı vardı. Saat toplantıda 16.00 gibi Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in önüne bir not bırakılması üzerine, Güler toplantıdan ayrıldı. Bu durum toplantıda bulunan Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın dikkatini çekti. Ardından da toplantıya başkanlık eden Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanının önüne de bir not konuldu. Notu okuyan Kurmay Başkanı da salondan ayrılınca, Aksakallı ters giden bir şeyler olduğunu hissetti. Her ikisinin de toplantı salonundan ayrılmasından sonra Genelkurmay MEBS (Muhaberebe, Elektronik, Bilgi Sistemleri) Başkanı Uğur Tarçın toplantıya başkanlık ediyordu. Ondan izin alarak toplantıdan ayrıldı. Komuta katına çıktı. Koridordaki bir görevliye Genelkurmay İkinci Başkanının nerede olduğunu sordu. Genelkurmay Başkanı’nın yanında olduğu, aynı zamanda yanlarında MİT Müsteşarının ya da yardımcısının olduğu cevabını aldı. Aksakallı, birtakım şeylerin ters gittiğine emin oldu ancak ne olduğunu anlayamamıştı. Bu sırada, Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı (darbeci) Tuğgeneral Mehmet Partigöç ile koridorda karşılaştı. Partigöç’ün çok telaşlı olduğunu ve yüzünün kıpkırmızı olduğunu görünce ona hasta olup olmadığını sordu; Partigöç de “Yok komutanım, iyiyim, bir şey yok” diye cevap verdi. Sonrasında Aksakallı tekrar toplantıya girdi.[297]

Toplantı saat 19.00 gibi sona erince Aksakallı, yeniden Genelkurmay İkinci Başkanı ile görüşmek için komuta katına çıktı. İkinci Başkan’ın, Genelkurmay Başkanının yanında olduğunu kendisine söylenince, biraz koridorda oyalandı. Daha sonra o gün kızı evlenecek olan ve hastalığı nedeniyle tedavi gören Tümgeneral Burhanettin Aktı’nın düğününe davetli olduğunu hatırladı. Kendisine düğün için hediyeyi takdim görevi de verilmişti. Daha önceden Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın da düğüne katılacağı ve düğün sahibine hediye takdim edeceği Aksakallı’ya iletilmişti. Toplantı sonrasında bu sefer kendisine Kara Kuvvetleri Komutanının düğüne katılamayacağı ve Çolak’ın vereceği hediyeyi onun takdim etmesi istendi.[298]

Aksakallı ve eşi 20.00 gibi düğüne katılmak amacıyla Beştepe’de bulunan Gazi Orduevindeki düğüne katılmak üzere eşi ve araç şoförü Aykut Yurtseven ile sivil aracıyla evinden çıktı. Salona girmek üzereyken düğün sahibine takdim edilecek hediye çeki kendisine verildi. Oturacağı masa gösterildiğinde askeri protokol ve teamüllere uymayacak şekilde salonun en arkasındaki masaya oturma planına göre yerleştirildiğini hatta sırtlarının sahneye dönük olduğunu tespit etti. Aksakallı, kendisi için ayrılan bu oturma düzeninin doğru olmadığını düşündü. Aynı masada dört aile daha vardı. Bu ailelerden ikisini tanımıyordu. Karşısında oturan kişinin MİT Sinyal İstihbarat Daire Başkanlığında çalışan emir astsubayı olduğunu gördü, ancak bu kişi Aksakallı’yı çok iyi tanımasına rağmen onu tanımazdan geldi. Aksakallı kendisine, “Sizi bir yerden hatırlıyorum” gibi sözlerle hitap edince emir astsubayı heyecanlandı ve kendini tanıttı. Aslında bu kişinin emir astsubayı olması ve MİT ile Özel Kuvvetler arasındaki ilişki gereği Özel Kuvvetler Komutanlığıyla sürekli temasta olan bir kişi olması nedeniyle Aksakallı’yı tanımaması mümkün değildi.[299]

Oturtuldukları masanın konumu ve bu kişinin tavrı nedeniyle Aksakallı’nın canı sıkıldı, eşiyle konuşup hediyeyi takdim ederek saat 21.30 sıralarında salondan ayrıldılar. Salondan çıkarken Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi ile karşılaştılar. Mendi, “Seni uzun zamandır takım elbiseli görmemiştim.” diyerek kendisine espri yaptı. Aksakallı, Mendi’nin bir taraftan da elindeki telefonla bir yerleri aramaya çalıştığını ancak ulaşamadığını gördü. Mendi, “Genelkurmaya ulaşamıyorum, siber saldırı mı vardır, nedir?” dedi. Bir süre Mendi’nin telefonuyla meşguliyetinin bitirmesini bekledi, sonra da izin isteyerek eşiyle Mendi’nin yanından ayrılaran Aksakallı, sivil makam aracıyla orduevinden çıkmak üzere hareket etti.[300]

Gelen telefonlardan, sıra dışı bir durum olduğunu fark eden Aksakallı, bir yandan Gazi Orduevinin çıkış kapısına yaklaşırken, diğer taraftan da kurmaylarını arayıp alarma geçirdi. Orduevinin çıkış kapısına yaklaştıklarında, eşi dışarıda birini gördü ve Aksakallı’ya dönüp o kişiyi gösterdi. Eşinin gösterdiği subay, Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli Kurmay Albay Fatih Yarımbaş’dı. Zekai Aksakallı, yanında bir tim ile birlikte Albay Yarımbaş’ı tam teçhizatlı ve silahlı şekilde görünce olağanüstü bir şeyler olduğuna kesin olarak kanaat getirdi. Çünkü Fatih Yarımbaş, komutan Zekai Aksakallı’nın istememesine rağmen, bir ay önce Özel Kuvvetler Komutanlığına Alay Komutanı olarak atanan iki isimden biriydi. Diğer isim de Fırat Alakuş’tu.[301]

Orduevi’nden ana yola çıkışa yaklaşık 30-40 metre kala siyah renkli bir minibüs yanlarından hızla geçerek ani frenle önlerinde durdu. Aksakallı’nın aracı da fren yapmak zorunda kaldı. Hemen ardından sol taraflarında da gri renkli bir binek bir araç yaklaştı. Araçlardan inen iki kişi Aksakallı’nın oturduğu sağ arka kapıya doğru yöneldi. Şoförü araçtan inmek istediğinde “Araçtan inme, kapıları kilitle” talimatı verdi. Sağ arka camı açtı. Gelen kişiler Aksakallı’ya, “Komutanım, bizimle geleceksiniz, sizi götüreceğiz” dediler. Arkadaki şahsın elinde bir de silah vardı fakat silahı Aksakallı’ya doğrultmamıştı. Aksakallı onlarla konuşmak isterken kolundan çekiştirmek istediler. Bu durumu gören eşi Nursel Aksakallı hamle edince bu sefer eşinin kolundan çekiştirdiler ve eşinin sol kolu yaralandı. Bunun üzerine Zekai Aksakallı, “Şerefsizler, durun, iniyorum, geliyorum” diye bağırınca saldırganlar araçtan ineceğini sanıp biraz açıldılar. Tümgeneral sağ arka kapıyı açıp inecekmiş gibi yaparak önde duran şahsa tekme ile vurdu. Bunun üzerine her iki şahıs da sendeledi. Şoför ani bir refleksle geri vitesle hareket etti ve Aksakallı ile eşi derdest etmeye gelen şahıslardan kurtuldular.[302]

            Özel Kuvvetler Komutanının Darbecilere Yönelik Karşı Hamleleri

Tümgeneral Burhanettin Aktı’nın kızının Gazi Orduevindeki düğünündeyken darbecilerin ele geçirme operasyonuna uğrayan fakat ellerinden kurtulan Aksakallı’nın aracı diğer araçlardan sıyrılarak Çukurambar istikametine girdi. Zekai Aksallı ve eşi Nursel Aksakallı’nın bulunduğu aracı kullanan şoför Aykut Yurtseven kırmızı ışığı görünce yan yola girdi ve ardından tekrar Çukurambar-Bahçeli kavşağını geçerek Kirazlıdere girişindeki polis noktasına aracı ve içindekileri ulaştırdı. Aksakallı, polislere kendimi tanıtıp olayı anlattı.[303] Polis noktasında, düğünde bulunan Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’nin de başına aynı şeylerin geleceği endişesiyle kendisini aradı ancak ulaşamadı. Ardından Genelkurmay İkinci Başkanını, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanını aradı ancak onlara da ulaşamadı.[304] Aksakallı yolda, Silopi’deki Birinci Tugay Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi’nin Ankara’ya geldiği bilgisini almış, bunun üzerine Ankara’da bulunan astlarını sırayla arayıp “Semih Terzi karargahı ele geçirmeye geliyor” deyip acil olarak karargaha gitmelerini istemişti.[305] Özel Kuvvetler Komutanı Aksakallı, polislere sokağı kapattırıp evine girdi. Evinde Koruma Astsubayı Makbul Uluğ ile buluştu. Kolundan ağır darbe alan eşi Nursel Aksakallı’ya ilk müdahaleyi yapıp kıyafetlerini değiştirdi.[306] Aksakallı, daha önceden aradığı Özel Kuvvetler Harekat Merkezini tekrar aradı. Darbeci Yarbay Mehmet Ali Çelik ile yeniden görüştü. Mehmet Ali Çelik kendisine Genelkurmaydan mesaj geldiğini, Özel Kuvvetler Komutanı görevinden alındığımı, yerine Semih Terzi’nin atandığını söyledi. Aksakallı, Çelik’ten mesajı detayları ile okumasını istedi. Mesajı okuduktan sonra mesajın gerçek olmadığını, mesaja itibar etmemeleri gerektiğini ve benim halen görevde olduğumu söyledi. Bu esnada Harekat Merkezine gelen Albay Ümit Bak ile konuştu. Ümit Bak, darbe mesaj emrini kastederek bu emirlere uyacağını, benden emir almayacağını ve yeni atandığı iddia edilen Semih Terzi’nin emirlerine uyacağını söyledi. Aksakallı da kendisine emirlere uymamasının çok ağır sonuçlar doğuracağını söyledi. Buna rağmen yine Albay Ümit Bak tavrını değiştirmedi. Aksakallı, birçok generalle irtibat kurarak durumu özetledi. Darbeye karşı neler yapılabileceğini anlattı. Emir ve talimatlar verdi. Saat 23.15 sıralarında Genelkurmay Başkanı, İkinci Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanına ulaşamaması nedeniyle koruma astsubayı aracılığıyla, Kara Kuvvetleri Komutanı Koruma Astsubayı Teoman Yıldırır ile irtibat kurdu. Yıldırır kendisine Kara Kuvvetleri Komutanının Genelkurmay girişinde derdest edildiğini, koruma astsubayı Bülent Aydın’ın şehit olduğunu, koruma müdürü Yüzbaşı Burak’ın da her iki bacağından yaralandığını söyledi. Aksakallı, ardından Selahattin/Irak bölgesinden sorumlu Tuğgeneral Halil Soysal’ı arayarak Semih Terzi’nin sorumluluğunda olan karargah ve birliklerin emir komutasını alma talimatı ve darbeye karışanların tutuklanması emri verdi. Aksakallı’nın daha önce birliğinden istediği zırhlı araç kendisini almaya Spor Okulu Nizamiye bölgesine doğru geldi. Araca nizamiye bölgesinde helikopterden ateş edildi. Koruma timinde bulunan Üsteğmen Mustafa Koyuncu yaralandı. Uzman Çavuş Osman Gül’ün bacağı kasık bölgesinden koptu. Aslında Üsteğmen Mustafa Koyuncu da darbeciydi. Aksakallı’yı korumak amacıyla gelen zırhlı araca Albay Ümit Bak’ın görevlendirmesiyle bindirilmişti. Aksakallı’yı derdest etmek için orduevi çıkışında önlerine çıkan araçta bulunan kişilere zırhlı araca ilişkin bilgi verilmiş, bu araç da zırhlı aracın peşine Gölbaşı’ndan itibaren düşmüştü. Aksakallı’nın beklediği araç aslında orduevinde kendisini derdest etmeye gelen darbecilerle birlikte gelen araçtı. Aksakallı bunu bilmiyordu. Helikopterden açılan ateşle darbecilerin bilmeden zırhlı araca zarar vermeleri ve aracın kullanılamaz hale gelmesi üzerine Aksakallı ve yanındakiler zırhlı araca binmeyip, geri döndüler. Bu arada Aksakallı’ya telefonlar gelmeye başladı. Aksakallı, bunların yerini tespit etmek için yapıldığını anladı evde kalmanın tehlikeli olabileceğini düşünerek aynı sitede bulunan başka bir arkadaşının evine geçti ve orayı karargah olarak kullanmaya başladı.[307]

Tümgeneral, yanında bulunan koruma astsubayı Makbul Uluğ vasıtasıyla 1. Özel Kuvvetler Tugay Komutanı ve Silopi Özel Kuvvetler Harekat Üssü (ÖKHÜ) komutanı olan Tuğgeneral Semih Terzi ile 00.30 civarında görüştü. Semih Terzi o sırada Diyarbakır’dan Ankara’ya hareket ediyordu. Koruma astsubayının Terzi’ye telefonda, “Özel Kuvvetler Komutanımız sizinle görüşecek” hitabına karşılık, Semih Terzi alaylı biçimde “Seni anlamıyorum ama sen anlat, anlat” cevabı üzerine telefonu Aksakallı aldı. “Memleketi felakete sürüklüyorsunuz, ne yapıyorsunuz” dedi. Terzi, “Anlaşılmıyor, duyulmuyor” diyerek telefonu kapattı. Bunun üzerine Aksakallı, 3. Özel Kuvvetler Tugay Komutanı ve Irak Harekat Alanından sorumlu olan ve Irak´ın Selahattin kasabasında bulunan Tuğgeneral Halil Soysal ile 23.30 civarında cep telefonundan irtibata geçti. Semih Terzi ve onunla hareket eden personelin ihanet içinde olduklarını, güvenliğini alarak hemen Silopi’ye hareket etmesini ve ÖKHÜ komutanlığının emir komutasını ele almasını, darbecileri etkisiz hale getirmesini emretti. Emri alan Halil Soysal Silopi’ye hareket etti. 03.45 civarında Tuğgeneral Halil Soysal, Habur Sınır Kapısına ulaştığı esnada Aksakallı’yı aradı ve sınır kapısının kapalı olduğunu iletti. Aksakallı da daha önceki verdiği emri tekrarladı. Soysal emri yerine getirerek ÖKHÜ komutanlığının emir komutasını aldı ve darbeye katılan personeli gözaltına aldı.[308]

Aksakallı, darbe teşebbüsü gecesi, daha önce de birlik içerisinde görev yapan ve darbeci olmadığını düşündüğü Volkan Vural yüzbaşı ile koruma astsubayı aracılığıyla telefonla birkaç kez görüştü. Vural, kendisine birlik içerisinden bazı bilgileri aktardı. Bu arada MİT Müsteşarı Hakan Fidan da Aksakallı’yı aramış, Tümgeneral de durum hakkında bildiklerini aktarmıştı. Ardından Kolordu komutanlarını arayıp, darbeyi önlemek amacıyla alınabilecek tedbirleri kendilerine aktardı.[309]

Aksakallı, Semih Terzi Ankara’ya uçuyorken Özel Kuvvetler Komutanı makamında koruma nöbetçiliği görevini yapan Ömer Halisdemir’i koruma astsubayı Makbul Uluğ vasıtasıyla aradı. Darbeci Albay Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik’in takip edilmesi ve fırsat bulunursa etkisiz hale getirilmesi talimatını verdi. Ardından Ömer Halisdemir, Ümit Bak’ın, odasında korumalı vaziyette olduğunu söyledi. Bu şekilde Ömer Halisdemir ile sekiz kez telefonla görüştü. Son görüşmesinde kendisi güvendiği bir asker olduğu için ve Semih Terzi’nin de karargah binasına geleceğini öğrendiği için Terzi’nin hain olduğunu, darbeci olduğunu söyleyerek onu öldürmesi emrini verdi. Konuşmamızda “bu olayın sonunda şehadet olduğunu” da belirtti ve hakkını helal etmesini istedi. Halisdemir “Helal olsun komutanım” dedi.[310]

Bu arada Aksakallı, MİT Müsteşarlığından bir yetkiliyle görüşüp ve bu kişi aracılığıyla saat 01.11’de TGRT ve 01.47’de NTV televizyonlarına canlı yayın bağlantısı da yapıp “Eşkiya ve ihanet çetelerinin başarılı olamayacaklarını, görevinin başında olduklarını” beyan etti. Televizyon konuşmalarından sonra gece saat 02.00 gibi MİT Müsteşarı da Aksakallı’yı aramış[311], Tümgeneral de durum hakkında bildiklerini aktarmıştı. Ardından Kolordu komutanlarını arayıp, darbeyi önlemek amacıyla alınabilecek tedbirleri kendilerine aktardı.[312] İlerleyen süreçte kendisini arayıp durum hakkında bilgi almak isteyen üst rütbeli generallere de televizyonlara bağlanmaları için yardımcı oldu; televizyonda konuşmalarını tavsiye etti.[313]

Aksakallı’yı 01.26 sıralarında da Diyarbakır’dan ÖKK 1. Tugay 2. Grup Komutanı Albay Altan Bora[314] aramıştı. Bora, Semih Terzi’nin uçakla Ankara’ya hareket ettiğini ancak şüpheli hareketleri olduğunu söylemişti. Aksakallı, Bora’ya Semih Terzi’nin hain olduğunu söyleyip Diyarbakır’da uçakların bulunduğu üssün hassas olduğunu, oralarda tedbir alınması gerektiğini iletti. Sonrasında da Albay Altan Bora, Semih Terzi ile uçakla Ankara’ya giden Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz’ı arayarak, Semih Terzi’nin hain olduğunu iletti.[315] Saat 02.16’da[316] Ömer Halisdemir, Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargahının kapısından girip binaya giden Semih Terzi’ye sağdan yaklaşıp kafasına 2 el ateş ederek öldürmüş, fakat kendisi de şehit edilmişti.[317] Olay henüz duyulmamıştı. Saat 02.30 sıralarında Fırat Çelik, Aksakallı’yı aradı ve Diyarbakır’dan Semih Terzi ile birlikte gelen tim komutanı Ahmet Kemal Yılmaz yüzbaşı ile onun emrindeki bir grup astsubayın Etimesgut’ta Özel Hava Alayında kaldığını, Ahmet Kemal Yılmaz’ın kendisinden emir beklediğini söyledi. Saat 02.54 gibi de bu kez Ahmet Kemal Yüzbaşı Aksakallı’yı doğrudan aradı. Olayı anlattı. Aksakallı da kendisine Semih Terzi’nin, Ümit Bak’ın, Mehmet Ali Çelik’in darbeci olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yüzbaşı Ahmet Kemal, Semih Terzi ile birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığına helikopterle giden tim içerisinde çok güvendiği personellerin olduğundan bahsetti. Aksakallı da ismini zikrettiği kişilerin etkisiz hale getirilmesi emrini verdi. Görüşmelerin sonrasında Diyarbakır’dan 12. Özel Kuvvet Taburunun Ankara’ya getirildiğini öğrendi. Gelirken seçilen 1 ve 3 nolu timler, teknik imkanları ve kabiliyetlerine göre seçilmişti. 1. tim keskin nişancı ağırlıklı, 3. tim teknik imkanlar yönünden güçlüydü. Mihrali üsteğmenin komutasında bulunan tim personeli, Yüzbaşı Ahmet Kemal vasıtasıyla kendisine yöneltilen emirleri yerine getirdiler. Bu kapsamda Albay Ümit Bak, Yarbay Mehmet Ali Çelik gözaltına alınıp, etkisiz hale getirildi. Ümit Bak’ın gözaltına alınması sırasında darbeci olduğundan tereddüt ettikleri Nedim Şahin de bu tim tarafından, gözaltına alınma işlemine karşı geldiği için öldürüldü.[318]

Halisdemir’e verdiği emirden sonra Semih Terzi’nin vurulduğu ve GATA’ya götürüldüğü haberini nöbetçi subay olarak görev yapan ve Fetöcü olmadığını düşündüğü Yüzbaşı Volkan Vural Bal’ın koruma astsubayını arayarak öğrenen Aksakallı, GATA Kurmay Başkanı Albay Muammer Alper’i arayarak Terzi ile GATA’ya gelen kişilerin darbeci olduğunu ve tutuklamaları emrini verdi. Terzi ile GATA’ya giden Binbaşı Fatih Şahin silahlarını teslim etmemek için direnip zorluk çıkardılar hatta yanında bulunanlara da bu konuda tesir etmeye çalıştılar fakat burada gözaltına alındılar.[319]

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere devletin tepe yönetimini alıkoymak amacıyla Özel Kuvvetler Komutanlığına giden Semih Terzi öldürülmüş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağı da 03.20’de[320] darbeci pilotların kullandıkları F16’ları atlatarak Atatürk Havalimanına inmişti.[321]

Darbecilerin kurmuş oldukları ve darbe eylemlerini bunun üzerinden koordine ettikleri “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubunun üyelerinden Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanı tuğgeneral Cemalettin Doğan[322] gruba saat 05.28’de “Öldürülen general var mı?”, 05.31’de de “Habertürk’te darbeci bir general öldürüldü diyor” diye iki mesaj attı.[323] Aralarından bir generalin öldürüldüğünü öğrendiler fakat ölenin Semih Terzi olduğunu onlar da bilmiyorlardı. Darbeciler hala eylemlerine devam etmeye çalışırken aslında darbenin amacına ulaşabilmesi için çok kritik bir kişiyi kaybetmişlerdi.

Aksakallı, darbenin püskürtüldüğü 16 Temmuz günü öğleden sonra Genelkurmay Başkanının emri üzerine onu Çankaya Başbakanlık binasından alarak konutuna geldi. Bu saatten itibaren Genelkurmay Başkanlığının kontrol altına alınması, toparlanması, sağlam kalan kamera kayıtlarına el konularak muhafaza edilmesi, kamera görüntülerinden tespit edilen darbeye karışanların tahkiki ve polise teslimi gibi faaliyetler 24 saat esasına göre icra edildi. Aynı faaliyetler Gölbaşı Özel Kuvvetler Yerleşkesinde de devam ettirildi. Bu faaliyetler için görevlendirilen kişilerle yazılı ve sözlü olarak “Binde bir adaletsizlik olmayacak, binde bir merhamet de yok” anlayışı ile çalışmaları talimatını verdi.[324]

            Kara Kuvvetleri Bünyesindeki Darbecilerin Ankara’daki Operasyonları

Darbenin nihai amacına Kara Kuvvetleri ile ulaşılacak olması Kara Kuvvetlerinin rolünü en önemli noktaya koyar. Kara Kuvvetlerindeki darbecilerin eylemleri, Ankara ve istanbul’daki operasyon ağları olmak üzere ikiye ayrılır.

Darbeciler Ankara’da toplantı yaptılar. Ankara’daki toplantıda Tuğgeneral Ali Kalyoncu ve Albay Bilal Akyüz Ankara’yı ikiye bölerek yarısını batıdaki Etimesgut Zırhlı Birliklere, diğer yarısını da doğuda bulunan Mamak’taki 28. Mekanize Piyade Tugayının kontrolüne bıraktılar.[325] Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel Plan Daire Başkanı Tuğgeneral Ahmet Bican Kırker Zırhlı Birlikler Tümeninin, Yurtta Sulh Konseyi üyesi Tuğgeneral Ali Kalyoncu da 28. Mekanize Piyade Tugayın komutasını ele geçirmek için seçildi. Bu iki generalin ismi, sıkıyönetim atama listesinde “Ankara sıkıyönetim komutan yardımcısı” olarak yer aldı.

Şehrin Batısına Füze Rampaları Yerleştirilmesi:

Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün 21.14’te arayarak emir vermesiyle birlikte, Polatlı 58. Topçu Tugayı komutanı Tuğgeneral Murat Aygün derhal harekete geçerek tüm birlikleri göreve çağırdı ve füze rampalarını taşıyan askeri araçları da Ankara yönüne sevk etti (Ancak yollara çıkan vatandaşlar ve emniyetin önlerini kesmesi ve direnişi ile beraber füze rampalarını taşıyan araçların lastiklerini kesti ve sevkiyatın önüne geçildi.)[326] Darbeciler, Türk silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında konuşlandırdığı ‘Kasırga çok Namlulu Roketatar’ı Ankara’ya getiriyordu. Füze rampaları 150 kiloluk çelik bilyeli tahrip başlıklarına sahipti. 100 kilometre öteden nokta atış yapabiliyordu. Roketatara mühimmat da Konya’dan sevk edilecekti. Konya’dan Ankara’ya başka füzeler ve mühimmat da gönderildi. Darbenin bastırılmasından sonra birliğin komuta merkezinde Ankara haritası bulunda ve ele geçirilmek istenen yerlerin işaretli olduğu görüldü.[327]

                  Etimesgut’tan Tankların Çıkarılması:

Kara Kuvvetleri Komutanlığı eski Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Ahmet Bircan Kırker, darbecilerin atama emri ile Etimesgut Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığına atandı ve Görevi Tümgeneral Erdoğan Akyol’dan devralan Ahmet Bircan Kırker, tümenden tankları çıkarma emri aldı.[328]

TRT’nin İşgal Edilmesi ve Darbe Bildirisinin Okunması:

Tümgeneral Osman Ünlü komutasındaki Polatlı Topçu ve Füze Okulundan çıkan 40’a yakın içleri personel dolu askeri araç darbeye iştirak etmek üzere çıktı. Engelleme çalışmalarına rağmen araçların araçların 20’si şehre girdi. Bu araçlardaki askerler TRT’yi işgal ettiler. Geri kalan 20 kadar aracın Ankara’ya girmesi engellenerek alındı ve askeri personel gözaltına alındı.[329]

            Ankara’nın Cadde ve Sokaklarında Kontrolü Sağlama:

            Darbe girişiminin başlamasıyla belirlenen görev yerlerine giderek komutayı ele geçiren darbeci generaller, Ankara’nın cadde ve sokaklarında kontrolü sağlamak için mühimmat yüklü zırhlı araçları çıkarma emri verdi.[330]

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Binasının İşgali:

Darbe teşebbüsü gecesi Kara Kuvvetleri Komutanlığı binası Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kuvvet Geliştirme Daire Başkanı Tuğgeneral Erhan Caha tarafından işgal edildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezine girerek personele, “Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu, emrim haricinde davranılmayacak” diye bağırdı.[331]

Kritik Kamu Kurumlarının ve Şehrin Ana Güzergahlarının Ele Geçirilmesi:

Darbecilerin sözde atama listesine göre 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanı ve Ankara sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak atanan Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşlem Daire Başkanı tuğgeneral Ali Kalyoncu[332],bir araya geldiği; Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanlığı Teşkilat Şube Müdürü Kurmay Albay Bilal Akyüz,[333] Genelkurmay Başkanı Başdanışmanı Kurmay Albay Orhan Yıkılgan, Mamak 28.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Savaş Kabaklı,[334] Mamak 28.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı 2.Mekanize Piyade Taburu Komutanı, Kurmay Yarbay Ertuğrul Terzi, Yarbay Ercan Türkben, Yarbay Murat Yanık ile beraber darbe teşebbüsü gecesi Ankara’nın kritik kamu kurumları ile şehrin ana güzergahlarını zırhlı araçlarla işgal etme görevini üstlendiler.[335] Ali Kalyoncu, sivillerin şehit olmasına sebep olan vahşi karakterli darbecilerdendir.

Helikopter Saldırıları:

Güvercinlik Kara Havacılık Okul Komutanı Tuğgeneral Ünsal Coşkun 15 Temmuz gecesi kendisine Kara Havacılık Komutanlığı görevi verildi. Darbe teşebbüsü sırasında hava aracı ihtiyaçlarını karşılamasından sorumluydu.[336] Coşkun, darbe teşebbüsü gecesi “sıkıyönetim” direktifi henüz Kara Havacılık Komutanlığına gelmeden dönemin Kara Havacılık Komutanı olan Tümgeneral Hakan Atınç’ın derdest edilmesini sağladı ve darbe girişiminin başlamasının ardından emrindeki helikopterlere kalkış emri verdi. Uçuş yapan Kobra, Süper Kobra, Atak, Skorsky ve Cougar tipi helikopterler, Ankara’da Beştepe, Kızılay, Genelkurmay Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü, MİT, TRT, Özel Kuvvetler Komutanlığı, TÜRKSAT gibi bölgelere saldırı düzenledi.[337]

Kara Havacılık Komutanlığı Taarruz Helikopter Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Özcan Karacan 15 Temmuz’da Ankara’yı kana bulayan helikopterlerin kalkış yaptığı Kara Havacılık Komutanlığında taarruz helikopter tabur komutanı olarak görev yapıyordu. Karacan, helikopterlere polis araçlarını vurma emrini verdi.[338] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırının sanıkları arasındadır. Emirleri Kara Havacılık Okul Komutanı Tuğgeneral Ünsal Coşkun’dan aldı. 15 Temmuz gecesi görevde olabilmesi için nöbet değişikliği yaptı ve darbe teşebbüsü gecesi helikopterleri telsizlerle koordine etti. Karacan’ın talimatlarıyla darbeci helikopter pilotları MİT, Genelkurmay Başkanlığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Çankaya Spor Okulu, Ankara Emniyet Müdürlüğü civarında alçak uçuş gerçekleştirdiler ve söz konusu yerlerde polis araçlarına, sivillere, kamuya ait binalara ve araçlara ateş açtılar.[339]

                  Hava Harekatları:

Darbe teşebbüsünde hava harekatının sevk ve idaresi Kara Havacılık Komutanlığı Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Mehmet Şahin’eaitti.[340] 1. Kara Havacılık Alay Komutanlığı Alay Komutan Yardımcısı Kara Pilot Yarbay Halil Gül ise darbeden bir gün önce Yarbay Özcan Karacan, Kara Pilot Yarbay Murat Bolat’la birlikte Ankara’nın Ostim semtinde gittikleri bir sitede Cumhurbaşkanının nasıl derdest edileceğini konuştular. Cumhurbaşkanının İstanbul’da alınması planlandı ama Cumhurbaşkanı Marmaris’e gidince bu plan bozuldu.[341]

            Kara Kuvvetleri Bünyesindeki Darbecilerin İstanbul’daki Operasyonları

İstanbul’daki darbe girişimi faaliyetlerini Akıncı üssünden Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurumsal Dönüşüm Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer Düzenli yönetti. İstanbul’daki bütün planlamaları yapan kişiydi. Boğaz Köprüsünün kapatılması, toplanan kalabalıkların ateş açılarak dağıtılması ve diğer eylemlerin başlaması talimatlarını verdi.[342]

Organize olmak ve görev yerlerindeki son durum hakkında bilgi aktarımı yapmak amacıyla kurmay albay Muzaffer Düzenli’nin kurmay binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu’na kurdurduğu “Yurtta Sulh Biziz” isimli WhatsApp grubunda,[343] diğer subaylara direnen kalabalıklara ateş açılması emrini sık sık tekrarladı. Darbeciler 21.15’ten 06.35’a kadar grupta haberleşirken Özel Kuvvetler Grup Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi’nin, Özel Kuvvetler Komutanlığı karargahını teslim almaya giderken saat 02.16’da Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürülmesinden sonra son mesajını 02.52’de attı. Bir daha da mesaj atmadı. Çünkü Muzaffer Düzenli hem Ankara’da darbe yönetimin karargahı konumundaki Akıncı Üssünde bulunması hem de darbe yönetiminde bizzat talimat verme görevini üstlenen kişi olması nedeniyle, gelişmelerden anında haberdar oluyordu. Darbeciler grupta iki sefer Muzaffer Düzenli’ye yazdılarsa da cevap gelmedi.[344]

Sabiha Gökçen Havalimanı ve Boğazdaki Köprülerin Kontrol Altına Alınması:

Darbe planlamasında Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak görevlendirilen1.Ordu 3.Kolordu İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğduplana göre, Sabiha Gökçen Havalimanı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu Yakası, Üsküdar Çevik Kuvvet Amirliği, 1. Ordu Komutanlığının takviye edilmesi ve emniyet altına alınması görevlerini üstlendi.[345] Darbe teşebbüsünde bulunan hainlerin umudu, 5. Kolordu Komutanlığıydı. Trakya’dan gidecek olan zırhlı birliklerin, İstanbul’u takviyesini planlamışlardı. Bu nedenle köprülerin neden Anadolu tarafı tutuldu, Avrupa tarafı tutulmadı.[346]

Üsküdar Çevik Kuvvet Amirliği ve 1. Ordu Komutanlığı:

Tuğgeneral Özkan Aydoğduplana göre Çevik Kuvvet Amirliği ve 1. Ordu Komutanlığının takviye edilmesi ve emniyet altına alınması görevlerini de üstlenmişti.[347] Plandan anlaşılmaktadır ki, darbeciler 1. Ordunun kendileri ile birlikte hareket edeceklerini düşünüyorlardı. Fakat Ümit Dündar’ın darbenin ilk saatlerinde, A Haber’e bağlanarak 00:52’de gerçekleştirdiği canlı bağlantıda darbeyi desteklememesi ve kalkışmanın bastırılacağını ifade etmesi[348] bu planı alt üst etti.

66. Mekanize Piyade Zırhlı Tugaya Bağlı Topkule ve Baştabya Kışlalarının Desteği:

01 Mayıs 2005 tarihinden itibaren, NATO’nun Barış Gücü olarak teşkilatlandırılarak NATO Ani Reaksiyon Kuvvetlerine tahsis edilen 66’ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına[349] bağlı Esenler’deki Baştabya Kışlasından darbe teşebbüsü gecesi Atatürk Havalimanı ve Vatan Caddesi’ne zırhlı araç sevkiyatı yapıldı. Baştabya Kışlası, 66. Mekanize Zırhlı Piyade Tugay Komutanlığına bağlı üç kışladan biridir. Bu Tugay Komutanlığına bağlı diğer kışlalar ise Kartaltepe topçu kışlası ve Topkule tankçı kışlasıdır.[350] Topkule ve Baştabya kışlalarında meydana gelen darbe teşebbüsü eylemleri nedeniyle Sait Ertürk, Serdar Gökbayrak, Mehmet Güder, Halit Yaşar Mine[351] ve Servet Asmaz şehit oldu. 14.07.2016 tarihinde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında toplantı yapıldı ve birliklerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesini, Bayrampaşa Çevik Kuvvet Yerleşkesini ve Atatürk Havalimanını ele geçirmesi planlandı. Gece boyunca tugaydan çıkan darbeci personel tarafından gerçekleştirilmiş darbe teşebbüsüne yönelik faaliyetler, darbe teşebbüsünün yaşandığı gece boyunca kalkışma faaliyetini yürüten, sahadaki darbeci birliklerin sevk ve idaresi, koordinesi, darbe karşıtı müdahale girişimlerine yönelik nizamiye güvenliği, mühimmat dağıtımı gibi icra faaliyetler; siyasi kişilerin gözaltına alınması için enterne timi kurma; Bayrampaşa Emniyet Çevik Kuvvet Yerleşkesini ele geçirmeye çalışan darbeci birliklere takviyeye gidilmesi; Vatan Caddesi Emniyet Müdürlüğü Yerleşkesini ele geçirmeye çalışan darbeci birliklere takviyeye gidilmesi; A Haber televizyon kanalı binasının işgali; CNN Türk televizyonunun bulunduğu Doğan Medya Center binasını ele geçirmeye çalışan darbeci birliklere takviyeye gidilmesi faaliyetleriydi.[352]

 Darbe gecesi boyunca 66. Mekanize Piyade Tugayından çıkan darbeci tanklar, zırhlı araçlar ve askerlerce İstanbul ili Avrupa yakasında birçok darbe teşebbüsü eyleminin gerçekleştirildiği, darbe teşebbüsünün karşısında durmak ve kışla güvenliğini sağlamak amacıyla hareket eden Kolordu Harekat Kurmay Başkanı Şehit Kurmay Albay Sait Ertürk ve Kışla Komutanı Gazi Albay Davut Ala ilerleyen saatlerde Topkule Kışlasına geldiler.[353]

Tugaydan öncesinde birkaç tank çıkmış ve zaiyata neden olmuş, bunun üzerine halk orada toplanmıştı. Sait Ertürk sivil olduğu için kimliğini gösterip, kendisini halka tanıttı ve “Biz bu hainleri yakalamaya geldik, bu olayları bastırmaya geldik” diyerek halkı teskin edici bir konuşma yaptı. Bunun üzerine halk, “En büyük asker bizim asker” diye tezahürat yaptı. Ertürk, Ala ve iki polis nizamiyeden hücum yeleği ve silah isteyerek, Ala’nın yanında iki polis bir uzman çavuş, Ertürk’ün yanında bir polis iki uzman çavuş iki ayrı tim olarak, karargaha doğru ilerlediler ve 04.38’de[354] komutanlık binasına girdiler.

Sait Ertürk ekibiyle ilerlerken darbecilere “Ben Sait Albay, teslim olun” demesi üzerine darbecilerden biri “Ben de albayım siz teslim olun” şeklinde karşılık verdi. Davut Ala ve yanındaki emniyet personelinin de tekrar sanıklara yönelik teslim olun çağrıları üzerine alana yayılmış olan darbeciler dört bir yandan ateş etmeye başladılar. Saat 05.20 – 05.25 sıralarında başlayan çatışma yer yer yayılarak devam etti. Yaşanan çatışmada polis memuru Serdar Gökbayrak ve Kurmay Albay Sait Ertürk vurularak şehit oldu. Davut Ala ile polis memurları Ferdi Akyün, Veysel Akdağ, Muslahattin Murat Bilik, Kemal Cavit Alpdemir ve Yaşar Demiral yaralandılar. Mesut Karaman ve Bayram Dirlik ise çatışmadan yara almadan kurtuldular. Mekanize Piyade Tugayındaki çatışma haberini alıp sonradan kışlaya gelen emniyet güçleri yaralı arkadaşlarına yardım etmek ve şehitleri almak amacıyla kışlaya girdiklerinde kışla içerisinde beklemekte olan bir kısım darbeciler tarafından tekrar ateş açıldı. Darbeciler, tam çatışmanın başladığı vakitlerle uyumlu şekilde silahlanarak harekat merkezinin bulunduğu binadan çıkış yaparlarken, çatışma sonrasında da farklı zamanlarda grup grup harekat merkezine dönüp saat 06.10 sıralarından itibaren aynı binadan sivil şekilde kaçtılar. 05.47’de[355] darbecilerin “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubundan darbe teşebbüsü faaliyetinin iptal olduğunu ve herkesin ya teslim olması ya da canını kurtarması gerektiği yönünde paylaşımların yapıldı. Bu mesajdan sonra 05.47 sonrasından saat 06:10’a kadar hızla sivil kıyafetlerini giyip tugaydan kaçtılar. 66. Mekanize Tugayına ait olmadığı halde darbeciler tarafından 15 Temmuz darbe teşebbüsünde aktif olarak kullanılan dört adet helikopter 66. Mekanize Tugayında gece boyunca görev aldı ve Vatan Caddesine takviyeye giden, CNN Türk-Doğan Medya Center binasının işgal girişimine destek veren ekipler başta olmak üzere aktif olarak görev yaptı. Bu helikopterlerden 4. Kara Havacılık Alay Komutanlığına ait olan Skorsky tipi askeri helikopter 66. Mekanize Piyade Tugayı’ndan ayrıldıktan sonra önce Riva’ya indi. Ardından bu helikopterdeki 8 darbeci asker Yunanistan’a kaçtı.[356]

Darbe teşebbüsü gecesi Atatürk Havalimanınıı ele geçiren askerler ve tanklar, İstanbul Bağcılar’daki, NATO Barış Gücüne bağlı tank birliği olan Baştabya’dan çıkmışlardı. Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’ten CNN Türk televizyonuna bağlanarak halka sesleniş konuşması yapmasından sonra da Baştabya’dan çıkan askerler CNN Türk yayınını kesmek için yola çıktılar. Bu sırada Sultançiftliği’nde oturan 16 yaşındaki Engin Tilbaç, Cumhurbaşkanının çağrısı üzerine sokağa çıkmıştı. Tilbaç’ın annesi zihinsel, babası fiziksel engelliydi ve bayram tatili için gittikleri memleketleri malatya’dan dönmemişlerdi. Tilbaç ve arkadaşları bir kamyon kasasının arkasında Baştabya kışlasının önüne geldiler. Hep birlikte kışlayı ablukaya aldılar. Kışladan başka tankların ve askerlerin çıkarak Cumhurbaşkanının ineceği Atatürk Havalimanına ve CNN Türk’ü basan darbecilere takviyeye gitmesini engellediler. Ertesi gün kışlanın önünde tankın altında kalan Engin Tilbaç’ın cesedi yüzü parçalanmış halde bulundu.[357]

Trakya Birliklerinin Desteği:

                  İstanbul’daki darbe operasyonunda şehre giriş-çıkışlar saat 23:36’da kontrol altına alındı. Destek için saat 02.04’te Trakya Birliklerinin yola çıktığı haberi darbecilerin Whatsapp grubuna düştü. Fakat saat 02.30 gibi Babaeski’deki 1. Zırhlı Tugayın , Edirne’deki 54. Mekanize Piyade Tugayının, Kırklareli’ndeki 55. Mekanize Piyade Tugayının, Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugayı’nın, Ulaş’taki Kolordu Zırhlı Süvari Taburunun, Çorlu’daki 105. Topçu Alayının, Pınarhisar’daki Kolordu İstihkam Savaş Alayının, Kırklareli/Vize’deki 41.Komando Tugayının bağlı olduğu 5.Kolordu Komutanlığı darbecilerin ihtiyaç duyduğu takviyelere müsaade etmediği gibi, karşı harekete geçmek için 100 kişilik subay, astsubay ve uzmanlardan oluşan ekip kurulması emrini verdi [358] Korgeneral Alparslan Erdoğan ilk anlardan Çorlu Kaymakamı Levent Kılıç ve kurum müdürleri ile temas halinde oldu ve hep beraber milli iradeye bağlılıklarını teyit ettiler. Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli valilerini arayarak, bölgede, askerin dışarı çıkmayacağını herhangi bir çıkışta, derhal bilgilerinin olmasını istediler. Çorlu’da Atatürk Meydanı ve Cumhuriyet Meydanında toplanan yüzlerce vatandaş Kolordu Komutanlığına yürüyecekti. Bunu öğrenen Korgeneral Alpaslan Erdoğan, Kaymakam Levent Kılıç vasıtasıyla vatandaşlara bir mesaj iletti. Kaymakam Levent Kılıç ve dönemin kurum müdürleri ile siyasi parti temsilcileri, Cumhuriyet meydanında polis otosunun megafonundan Vatandaşlara bu mesajı iletti. Toplanan yüzlerce vatandaş Kolordu komutanına güvenerek geri döndü. Diğer şehirlerde yaşanan birliklerin nizamiyesinin kapatılmasına benzeyen hiçbir olay Tekirdağ’da ve Çorlu’da yaşanmadı. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın emrinde emir komuta zincirine bağlı kalınarak İstanbul’daki darbe girişiminin bastırılmasına yönelik olarak da hazırlıklar yapıldı ve emir beklendi. Gece Saat 3 civarında bir televizyon kanalına telefon ile bağlanan Korgeneral Alpaslan Erdoğan, darbecilerin terörist olduğunu söyledi. İstanbul’daki darbeciler kaybedeceklerini anlayınca Trakya bölgesinde tugaylardaki darbecilere İstanbul’u takviye görevi verdiler. Saat 04.00 civarında ilk önce Lüleburgaz’dan birliklerin hareketlendiği haberi üzerine Kırklareli valisi, Lüleburgaz kaymakamı, emniyet müdürü, başsavcı ve ilçe jandarma komutanı ile koordine olundu. TEM gişelerinde ilk birlik durduruldu. Eğer burada darbeciler durdurulmasaydı Çerkezköy’deki zırhlı birliklerden bir tank birliğine görev verilip TEM otoyolu kesilecekti ve eğer oradan da çatışarak hainler geçselerdi karşılarında bir tank bölüğünü bulup orada imha edileceklerdi. TEM gişelerinde durdurulan birlik, başta Tugay Komutanı olmak üzere 130 personel gözaltına alındı ve İstanbul’daki, darbecilerin en büyük umutları söndü. Korgeneral Alpaslan Erdoğan’ın,15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün yaşandığı gece tabur komutanı ve bölük komutanı seviyesindeki tüm komutanları tek tek arayıp, “Sen darbeci, hain misin? Yoksa vatansever misin?” sorusunu sorması üzerine, hiçbir birlik komutanı birliğini, kışladan dışarıya çıkaramadı. Çıkarmaya niyeti olanlar da, derhal geri döndüler.[359]

                  Yalova Hava Meydan Komutanlığından İstanbul’a Gönderilen Destek:

                  İstanbul’daki darbecilere destek olarak Yalova Hava Meydan Komutanlığı’ndan İstanbul Yeşilköy Hava Harp Okulu Komutanlığı personeli göderildi. Darbeci askeri kanadın İstanbul’daki fiili hakimiyetini sağlamak amacıyla Hava Meydan Komutanı Metin Yıldırım’ın talimatı ve yönledirmesiyle, Hava Harp Okulu öğrencilerinden bir grup, mühimmatlarla otobüslerle bindirilerek İstanbul’a nakledildi. İkinci grup ise darbe teşebbüsünün başarısız olması nedeniyle gidemediler ancak hazır bekletildiler. Bir diğer geru ise Pilotlar Tuncay Yıldırım ve Haşan Kaya silahlı ve teçhizatlı helikopterle İstanbul içerisinde darbe girişimine katılan personellerin naklini gerçekleştirdiler. Söz konusu nakil eylemlerinden birisi de Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne Vodafone Arena Stadına helikopter indirilerek yapıldı.[360] Metin Yıldırım’ın emriyle Dağıtım Takım Komutanı Kıdemli Astsubay Alaettin Mercan 20 bin adet G-3 piyade tüfeği fişeğini öğrencilere teslim etti. Bu öğrencilerden bir kısmı TRT’nin Ulus’taki binasının işgalinde görev alırken, bir kısmı ise Beşiktaş Vodafone Park, Digitürk Merkez Binası ve Atatürk Havalimanını işgalde yer aldı. Darbe sonrası faaliyete geçmesi planlanan sıkıyönetim listesine göre Kurmay Albay Metin Yıldırım Yalova Sıkıyönetim Komutanı olarak atanacaktı belirtilen iddianamede, her yıl Temmuz ayında hafta sonu yapılan kampın tarihi darbe teşebbüsü için erkene çekildi. Öğrenci Alay Komutanı Albay Hüseyin Ergezen darbeden iki gün önce Yalova Taşköprü Belediye Başkanını arayarak 16 Temmuz saat sabah 03.00’da öğrencileri taşımak için 4-5 otobüs istedi. Darbe gecesi İstanbul semalarında darbecileri taşıyan helikopter kullanan pilot Kerime Yıldırım Yalova’dan havalandı.[361] Kerime Yıldırım’ın kullandığı helikopter Vodafone Park Stadı’na indi. Kerime Yıldırım o gece İstanbul Ulus’taki TRT binasına ve Vodafone Park’a asker taşıdı. Sonra da Boğaziçi Köprüsündeki (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) cuntacıları almak için uçtu. Kerime Yıldırım, gün ağardıktan sonrada Yalova’daki birliğine geri döndü.[362] Karayoluyla giden askerlerin önünü TEM Otoyolu Orhanlı Gişelerinde Tuzlalı vatandaşlar kesti.Darbe teşebbüsünün başladığı saatlerde Tuzla’daki konutunda bulunan Başbakan Binali Yıldırım’ın canına kastetmeyi amaçlayan ve Sabiha Gökçen Havaalanını işgal etmek isteyen hainler, gişelerde önlerine set kuran polis ve vatandaşlara kurşun yağdırdı. Yalova’da kamp yapan Hava Harp Okulu öğrencilerinin tam teçhizatlı olarak İstanbul’a girmelerini engelleyen olayda 1’i polis memuru 4 vatandaş şehit oldu, 8’i polis memuru 36 vatandaş ise yaralandı.[363]

                  Yalova Hava Meydan Komutanlığında Binbaşı Mehmet Gürler ise içtima alanında kalan öğrencileri gece 04.00’a kadar bekletti. Darbe teşebbüsünün başarısız olması sebebiyle öğrencilere ‘Herkes yatmaya gitsin’ dedi.[364]

TRT’nin Darbeciler Tarafından Ele Geçirilmesi ve Darbe Bildirisinin Okunması

Darbe bildirisinin okunması ve TRT’den darbecilerin hedeflerinin aksi istikametinde yayınlar yapılması önlemek için TRT’nin işgal edilmesi gerekiyordu. Bunun için Tümgeneral Osman Ünlü komutasındaki Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanlığından 40’a yakın içleri personel dolu askeri araç Ankara’ya doğru yola çıktı. Yoldaki engelleme çalışmalarına rağmen araçların 20’si Ankara’ya vardı[365] ve araçlardaki askerler saat 22.30’da Oran’daki TRT binasına vardılar. Yaklaşık 25 asker TRT binasının içinde yer aldı. 22.56’da rejideki haberciler darbecileri gördü. Askerler insanları tekmeleyerek yere yatırıyorlardı. Ardından habercilere yöneldiler ve “Teslim olun, yere çökün!” diye bağırdılar. Askerler ikinci olarak “Eşyalarınızı ve telefonlarınızı bırakın!” talimatı verdiler ve tek sıra halinde rejiye indirildiler. Çalışanların elleri arkada plastik kelepçelerle kelepçelendi. Darbecilerin başında mavi bereli yarbay Ümit Gençer vardı. Askerler tam teçhizatlıydı. Ümit Gençer TRT çalışanlarına “DAİŞ tehdidi var, tüm kurumlara saldırı tehlikesi var. Bu yüzden buradayız” dedi fakat personelin geneli buna inanmadı. Çalışanların hepsi yerde yatıyordu. Çalışanlar bloke edildiği için o sırada TRT’nin yayınları dondu; ekranda sürekli hava durumu yayını vardı. Bir süre sonra askerler bildiri okuyacaklarını söylediler. Askerler yanlarında “bilişimci” dedikleri dört de sivil getirmişlerdi. Darbe bildirisi askerlere Whatsapp’tan geldi. Önce bildiriyi Yarbay Ümit Gençer’in okuyacağı söylendi; hatta bunun için yarbay yanında getirdiği tören kıyafetini yanında yanında getirmişti. Daha sonra spikerin okuması yönünde talimat geldi. TRT’nin editörleri spikerin bunu telefondan, Whatsapp’tan okuyamayacağını, mutlaka bilgisayara aktarılması gerektiğini, kendilerinde ise promptere bağlı bilgisayarın şifresinin olmadığını söylediler. TRT çalışanları bu şekilde darbecileri oyalamaya çalışıyordu. Askerler bağırmaya devam ediyorlardı. Yanlarındaki bilişimciler bilgisayarın başına oturdular, çok kısa bir süre içinde şifreyi kırdılar. Bilgisayardaki, haber programına girip, bildiriyi bilgisayara ve promptere yüklediler. Spiker Tijen Karaş stüdyoya oturtuldu ve eli silahlı bir asker karşısına geçti. Bu arada çalışanlardan birisi telefonunu ve şarj aletini darbecilerden gizlemiş Whatsapp grubundan yaşadıklarını gizlice yazıyordu. Tijen Karaş’a darbe bildirisini tekrar tekrar okutarak prova ettirdiler. Çalışanlar darbe bildirisinin neden bütün kanallarda yayınlanmadığını anlamıyorlardı. Bir süre sonra Türksat’a ve Özel Harekat Merkezine saldırı yapıldığını öğrendiler. Saat 00.02’de[366] darbe bildirisi TRT’den okundu.[367] Darbeciler, Türksat’a saldırı yaparak, yayın yapan kanal olarak bir tek TRT’yi bırakacaklardı. Darbe bildirisinin okunması Türkiye’deki bütün komutan, subay ve astsubaylara net olarak darbe yapıldığını bildirmek açısından onlar için önemliydi. Ülkeye tamamen hakim olduklarını duyuracaklardı. TRT’yi basan askerler de hakimiyeti sağladıklarını düşünüyordu.

            15 Temmuz Darbe Bildirisi ve Diğer Darbe Bildirilerinden Farklı Tarafları

            16 Temmuz 2016 saat 00.02’de[368] TRT spikeri Tijen Karaş’a okutturulan darbe bildirisi metni[369] şu şekildeydi:

Bu metnin tüm Türkiye Cumhuriyeti kanallarında yayınlanması Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir isteği ve emridir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli vatandaşları, sistematik bir şekilde sürdürülen anayasa ve kanun ihlalleri; devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli bir tehdit haline gelmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri dahil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından; temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı, laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır.

Devletimiz; uluslararası ortamda hak ettiği itibarını yitirmiş ve evrensel temel insan haklarının göz ardı edildiği, korkuya dayalı otokrasi ile yönetilen bir ülke haline getirilmiştir.

Bürokrasi içerisindeki yolsuzluk ve hırsızlık ciddi boyutlara ulaşmış, ülke sathında bununla mücadele edecek hukuk sistemi işlemez hale getirilmiştir.

Bu ahval ve şerait altında, yüce Atatürk’ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakarlıklarla kurduğu ve bugünlere getirdiği cumhuriyetimizin koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinden hareketle; Vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin ve devletin bekasını devam ettirmek, Cumhuriyetimizin kazanımlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri bertaraf etmek, Hukuk devleti önündeki fiili engelleri ortadan kaldırmak, Milli güvenlik tehdidi haline gelmiş olan yolsuzluğu engellemek, Terörizm ve terörün her türlüsü ile etkin mücadele yolunu açmak, Temel evrensel insan haklarını, mezhep ve etnisite ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarımız için geçerli kılmak, Laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti ilkesi üzerine oturan anayasal düzeni yeniden tesis etmek, Devletimizin ve milletimizin kaybedilen uluslararası itibarını yeniden kazanmak, Uluslararası ortamda barış, istikrar ve huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve işbirliğini tesis etmek maksadıyla yönetime el koymuştur.

Devletin yönetimi teşkil edilen yurtta sulh konseyi tarafından deruhte edilecektir.

Yurtta sulh konseyi BM-NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.

Meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidara görevden el çektirilmiştir.

Vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına hakkaniyet ve adaletle karar vermeye yetkili mahkemeler önünde hesap vermesi temin edilecektir.

Tüm yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir.

İkinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacaktır.

Vatandaşlarımızın kendi güvenlikleri için bu yasağa hassasiyetle uymaları önem arz etmektedir.

Havaalanları, sınır kapıları ve limanlardan yurt dışına çıkışlara yönelik ilave tedbirler getirilmiştir. Devlet düzeninin en kısa zamanda tesis ve idamesi için her türlü tedbir alınmış ve uygulanmaktadır.

Hiçbir vatandaşımızın zarar görmesine müsaade edilmeyecek, kamu düzeninin bozulmasına fırsat verilmeyecektir.

Hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm vatandaşlarımızın ifade özgürlüğü, mülkiyet hakki, evrensel temel hak ve hürriyeti yurtta sulh konseyinin teminatı altındadır.

Yurtta sulh konseyi üniter devlet yapısı içinde dil, din, etnik köken ayrımı yapmaksızın toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir anayasa hazırlanmasını en kısa zamanda sağlayacaktır.

Çağdaş, demokratik, sosyal, laik hukuk ilkelerine dayalı anayasal düzen tesis edilene kadar yurtta sulh konseyi ulusumuz adına her türlü tedbiri alacaktır.

Tüm vatandaşlarımıza saygıyla duyurulur.

 15 Temmuz darbe teşebbüsünün model olarak alındığı 27 Mayıs 1960 darbesinin bildirisi ile 15 Temmuz’un darbe bildirisi mukayese edildiğinde, iki bildiri arasındaki ortak ve farklı yönler, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün daha net anlaşılmasını sağlar.

 27 Mayıs 1960’da TRT Radyosunda saat 04.36’da[370] Alparslan Türkeş’in okuduğu darbe bildirisi[371] de şu şekildeydi:

“Sevgili Vatandaşlar,

 Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır.

Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır.

Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz, hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile müsaade etmeyeceği gibi, edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir.

Kim olursa olsun ve hangi partiye mensup bulunursa bulunsun, her vatandaş; kanunlar ve hukuk prensipleri esaslarına göre muamele görecektir.

Bütün vatandaşların, partilerin üstünde aynı milletin, aynı soydan gelmiş evlatları olduklarını hatırlayarak ve kin gütmeden birbirlerine karşı hürmetle ve anlayışla muamele etmeleri, ıstıraplarımızın dinmesi ve milli varlığımızın selameti için zaruri görülmektedir. Kabineye mensup şahsiyetlerin, Türk Silahlı Kuvvetlerine sığınmalarını rica ederiz.

Şahsi emniyetleri kanunun teminatı altındadır. Müttefiklerimize, komşularımıza ve bütün dünyaya hitap ediyoruz.

Gayemiz, Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve insan hakları prensiplerine tamamen riayettir. Büyük Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ prensibi bayrağımızdır.

Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO ve CENTO’ya inanıyoruz ve bağlıyız. Düşüncemiz ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’tur.”

                  İki darbe bildirisi mukayese edildiğinde ortak ve farklı yönler göze çarpmaktadır.

Gerek 27 Mayıs bildirisi, gerek 15 Temmuz bildirisi darbecilere “ıslah edici” görüntüsü vermek için Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine atıf yapar.

                  27 Mayıs bildirisi:

“Gayemiz, Birleşmiş Milletler Anayasası’na ve insan hakları prensiplerine tamamen riayettir. Büyük Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ prensibi bayrağımızdır…”

15 Temmuz Bildirisi:

“Bu ahval ve şerait altında, yüce Atatürk’ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakarlıklarla kurduğu ve bugünlere getirdiği cumhuriyetimizin koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinden hareketle;…”

                  Hem 27 Mayıs bildirisi hem de 15 Temmuz bildirisi NATO’ya bağlılık vurgusu yapmaktadır.

                  27 Mayıs bildirisi:

“Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO ve CENTO’ya inanıyoruz ve bağlıyız…”

                  15 Temmuz Bildirisi:

“Yurtta sulh konseyi BM-NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır…”

                  27 Mayıs darbe bildirisinde ülkeyi yönetecek konseyin adı (Milli Birlik Komitesi) zikredilmezken, 15 Temmuz darbe bildirisinde de ülkeyi yönetecek konseyin adı zikredilir.

                  27 Mayıs bildirisi:

“…partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında…”

                  15 Temmuz bildirisi:

Devletin yönetimi teşkil edilen yurtta sulh konseyi tarafından deruhte edilecektir.

                  27 Mayıs darbe bildirisi metni herhangi bir siyasiyi hedef göstermezken, 15 Temmuz bildirisi metninde Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri gaflet, dalalet ve hıyanetle suçlanmıştır.

27 Mayıs bildirisi:

                  “Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir…”

15 Temmuz Bildirisi:

“Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından; temel hak ve hürriyetler zedelenmiş, kuvvetler ayrılığına dayalı, laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır…”

27 Mayıs bildirisinde halkın iradesiyle ülkeye yönetenlere yönelik “kin” metnin içerisinde yer almazken, 15 Temmuz bidirisinde bu kin çok açık biçimde ifade edilir.

15 Temmuz bildirisi:

“Vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına hakkaniyet ve adaletle karar vermeye yetkili mahkemeler önünde hesap vermesi temin edilecektir…”

27 Mayıs bildirisi en kısa zamanda seçim yapılacağını taahhüt ederken 15 Temmuz bildirisi ucu açık ifadeler kullanır, seçim taahhüdünde bulunmaz.

                  27 Mayıs bildirisi:

“…en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır…”

15 Temmuz bildirisi:

“Çağdaş, demokratik, sosyal, laik hukuk ilkelerine dayalı anayasal düzen tesis edilene kadar yurtta sulh konseyi ulusumuz adına her türlü tedbiri alacaktır…”

15 Temmuz bildirisinde darbenin sebeplerinden birisi olarak “Terörizm ve terörün her türlüsü ile etkin mücadele yolunu açmak…” olarak ifade edilirken o gece 251 masum vatandaşı öldürmeleriydi.

Ayrıca, liderinin Atatürk’e “deccal”[372] dediği, onu Hitler ile bir tuttuğu[373] bir örgütün mensupları olan 15 Temmuz darbecilerinin, darbeyi “…yüce Atatürk’ün önderliğinde…” ifadesiyle Atatürkçü hareket olarak göstermeye çalışmaları da gerçek niyeti gizleme çalışmasıydı.           

 Darbecilerin Türksat Yayınlarını Kesme Teşebbüsü ve Yerleşkeye Saldırısı

 15 Temmuz gecesi darbe teşebbüsü devam ederken TV yayınlarının da devam etmesi halkın direnişinde büyük rol oynuyordu. Cumhurbaşkanının 00.24’te CNN Türk kanalından Hande Fırat’a canlı bağlantısı ve halka sokağa davet etmesinin ardından darbecilerin “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubunda, yer alan sahadaki darbecileri koordine eden Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurumsal Dönüşüm Şube Müdürü Kurmay Albay Muzaffer Düzenli 00.12’de “Müzahir yayın organları susturulacak” mesajı attı. Kahramanmaraş Garnizon Komutanı ve darbe teşebbüsü gecesi İstanbul’daki irtibat ve koordinasyon timinin sorumlusu Kurmay Albay Uzay Şahin[374] de 00.14’te “Müzahir yayın organlarını hava kuvvetleri vurmalı, talimat verin” ve 00.34’te “Bu TV’lerin susturulması gerekiyor” diye mesaj attı.[375] Darbeciler yayınların kesilmesinin zaruri olduğunu düşünerek eyleme geçtiler.

                  TRT’de darbe bildirisinin okunmasının ardından, Türksat’ın Genel Müdür Cenk Şen’in talimatıyla TRT yayınını kesmesinden sonra, kurumun Gölbaşı kampüsüne darbeciler tarafından saldırı yapıldı. Darbeciler Uzay şahin’in mesajından 12 dakika sonra 00.47’de Türksat’a iki helikopterle geldiler. Bu helikopterlerden bir tanesi nizamiye bölgesine ateş üssü oluştururken diğer helikopter arka bölgedeki açıklık alana yaklaşık 14 kişilik bir timi indirdi. 14 kişilik tim iki bölüme ayrıldı. 4 tanesi uplink istasyonuna yöneldi, diğer 10 tanesi nizamiyeyi ele geçirmeye çalıştı. Nizamiyeyi ele geçiren askerler, güvenlik güçlerini 00.55’te etkisiz hâle getirdiler. Helikopterlerle ana nizamiye ateş altına alındığı sırada tesislerden sorumlu olan direktör Ahmet Özsoy ve hukuk müşavirliğinde görevli Ali Karslı, ve güvenlikten sorumlu şefi Ferhat Oruç, helikopterler bir süre ateş edip bölgeyi terk ettikten sonra herhangi bir zayiat ya da yaralanma olup olmadığını merak ederek 00.55’te hızla nizamiyeye doğru gelmeye başladılar. Askerler “dur” uyarısı yapmadan hızla gelen aracın üzerine ateş ettiler. İlk ateş esnasında şoför Ali Karslı şehit oldu, direktör Ahmet Özsoy ağır yaralanarak, arabanın içerisinden dışarı çıktı. Güvenlik şefi Ferhat Oruç ise arabanın arkasından dışarı çıktı fakat askerler müdahale etti. Ahmet Özsoy 01.37’ye kadar (42 dakika) yaralı vaziyette aracın yanında bırakıldı ve kendisi orada şehit oldu. Darbeciler kendisine tıbbi müdahaleye müsaade edilmedi. Tüm bunlar nizamiyede olurken vurulan büyük anten ve altındaki uplink istasyonu 4 asker tarafından ele geçirildi ve uplink istasyonundaki personeli etkisiz hale getirip cep telefonlarını topladılar.[376]

 Askerler personele kendi yayınlarını çıkarmaları için baskı yapmaya başladılar. O sırada darbeciler TRT’nin yayında olduğunu düşünüyorlardı. “Sadece TRT’yi çıkarın, diğer yayınları indirin” diye baskı yaptılar. Çalışanlardan birisi birçok televizyon kanallarının yayın kalitesinin kontrol edildiği ekrana giden bir mekanizmayı kapatarak “yayını kapattık” diyerek askerleri oyaladı. Fakat askerlerin bir tanesi yan tarafa geçip bağlı olmayan bir televizyonu açtığı zaman yayınların kapanmadığını fark etti. Askerler personelin direneceklerini anlayınca 4 kişilik bir sivil ekipten telefonla yardım istediler. Bu arada çalışanlar da polise telefon edebildiler. Polisler gelip kampüs dışında tedbir aldılar. Tüm bu saldırı, çatışma esnasında “uplink” istasyonunun ele geçirilmesi için desteğe gelen sivil 4 Fetöcü içeri sokulmadı. Askerler darbenin başarısızlığa doğru gittiklerini fark ettiklerinde istasyonu tahrip etmeye başladılar. “Uplink” istasyonunda tutuklu olarak esir aldıkları personelleri nizamiyenin dışına doğru çıkartıp Türksat’ın bombalanması yönünde istekte bulundular. Çalışanlar, bombala yapılmadan önce 76 hanelik bir lojmanların boşaltılması için hemen lojmanlara haber verdiler. Darbeciler lojmanlarla beraber çıkan arabalardan yararlanarak kaçmak için harekete geçtiler. 2 şirket arabası ve bir çalışanın minibüsüyle beraber lojmanı boşaltan darbeciler yanında bazı Türksat çalışanlarıyla Konya yoluna doğru giderken polisle çatıştılar. Bir polis yaraladı. Darbecilerden de bir kişi yaralandı fakat daha sonra kendi arkadaşları tarafından öldürüldü.[377]

Tesise uçaktan 4 adet bomba atıldı. 1’inci bomba 03.12’de, 2’nci bomba 03.13’te, 3’üncü bomba 03.15’te 4’üncü bomba da 03.18’de atıldı. 1’inci atılan bomba büyük antenin hemen yanındaki binaya isabet etti. İkincisi, hemen 50 metre ilerisine, üçüncü bomba anten parkının tam ortasına düştü; yaklaşık 3,5-4 metre çapında bir çukur açtı. Dördüncü bomba anten parkının biraz dışarısında olan trafo bölgesine atıldı.[378]

Daha sonra, 03.24 itibarıyla halkın TÜRKSAT’a destek vermek üzere gelmesi, silahlı helikopterle saldırıya güvenlik kuvvetlerinin gönderdiği bir zırhlı araç ve üzerindeki hava savunmaya yönelik makineli tüfekle cevap verilmesi, Türksat’ın darbeciler tarafından fazla hasar görmemesini sağladı. Anten ilk uydu 1B’yi kontrol eden 170 ton ağırlığında bir antendi. 4 bombadan 3’üncüsü bu bölgedeki anten parkına düştü. Anten parkı özel tasarımlı bir anten parkıydı altından geçilebilir şekildeydi. Alttan çok ciddi, değerli, kıymetli kablolar kablolar geçmekteydi. Bomba buraya vurdu. Bombanın basınç etkisiyle antenler hasar aldı.[379]

Türksat kampüsünün olduğu yer normalde jandarma bölgesiydi ve Gölbaşı Jandarma Bölük Komutanlığının sorumluluk sahasındaydı. Türksatçılar o akşam tüm güvenlik birimlerini aradı. Hem Başbakanlık güvenlik Genel Müdürlüğüyle irtibattalardı hem de Gölbaşı’ndaki Emniyet Müdürlüğüyle irtibattalardı. Tüm güvenlik güçleri darbe hareketliliği nedeniyle belli bölgelere dağılmıştı. İlk etapta destek sağlayan Gölbaşı Emniyetten gelen polislerdi. Daha sonradan Özel Harekattan zırhlı araç geldi. Darbeciler, uplink merkezinde yayınları kesemeyeceklerini anlamaları ve dışarıdan da teknik ekibin gelmemesi üzerine “Artık plan değişti, burayı bombalayacağız” diye konuştular; devamında da binadan çıktılar.[380]

Türksat’ın saldırıya ve uçakta atılan 4 bombaya rağmen yayınına devam edebilmesi şu sebeplerden dolayı gerçekleşti:[381]

  1. Genel Müdür Cenk Şen’in Kara Harp Okulu Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümünden mezun, 22 yıl askerlik görevi yapmış en son kıdemli albay olarak mezun olmuş, çok tecrübeli bir yönetici olması:

Genel Müdür, personelini normal zamanlarda olası tehdit senaryoları için eğitti. Bu nedenle personel baskın sırasında bilinçli, taviz vermeyen ve hata yapmayan bir tutum içinde oldu. Saat 22.00 sularında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Boğaziçi Köprüsü askeri araçlarla kapatılınca Türksat Genel Müdürü Cenk Şen bir darbe teşebbüsü olduğunu hemen anladı ve tedbirler alınmaya başlandı. 00.02’de korsan bildirinin okutulması üzerine Türksat 4A ve 3A uydularından TRT’nin yayınını kesildi. Daha sonra, Cumhurbaşkanının bütün milleti meydanlara davet etmesiyle beraber bu yayınının diğer tüm televizyonlar vasıtasıyla tüm Türkiye’ye yayınlanmasını sağlandı.

  • 17-25 Aralık süreci sonrasında Türksat’tan 41 Fetöcünün ihraç edilmesi ve kurum bünyesinde Fetöcü bırakılmamış olması:

17 25 Aralık sürecinden sonra kamu kurumlarında başlayan Fetöcü temizliği, Türksat’tan da 41 Fetöcünün gitmesini sağladı ve darbecilerin geldiği sırada içerden bir ihanet gelmedi.

  • Teknik personelin yayınları kesmek isteyen askerlere ölümü göze alara oyalama taktiği yapması:

15 Temmuz gecesi Türksat’ta nöbetçi Teknik Destek Uzmanı olarak görev yapan Asım Akkaya, helikopterden açılan ateşte arkadaşlarının şehit olduğunu düşünerek her şeyi göze aldı ve darbecilerin başına silah dayayıp yayınları kesmesini istediklerinde sadece yerel TV’leri kapattı. Ardından çanak antenlere gitmeleri gerektiğini söyleyerek darbecilerin binadan uzaklaşmalarını sağladı. Askerlerin kendi aralarında “Aralarından bir tanesini vuralım, korksunlar” dediğini duymasına rağmen Asım Akkaya oyalama taktiğinden vazgeçmedi. Hiç ulusal kanal monitörü olmayan odadaki yayınları keserek darbecilerin bütün yayınların kesildiğini sanmasını sağladı. Oyalama yaparak zaman kazanırsa dışarıdan yardım gelebileceğini düşündü. Darbeciler yaklaşık bir saat sonra bekleme salonunda TV’yi açınca A Haber yayınını gördülerler. Akkaya, darbecilere o yayınların Kıbrıs üzerinden yapıldığı, onlara bir şey yapılamayacağı yalanını söyledi.[382]

  • Saat 22.15’de kalkışmanın haber alınması üzerine izinli olan tüm güvenlik personeli Türksat’ın kampüsüne çağırılması ve güvenlikçi sayısının 3 misline çıkarılması:

Çağırılan güvenlikçilere hafif piyade tüfekleri dağıtıldı. Başbakan ve Cumhurbaşkanının televizyonlardan verdiği mesajlar sonrasında, alınması gereken tedbirler üzerine çalışılmaya başlandı. Darbecilerin Konya yolundan gelebilecekleri düşünülerek o yolu kapatmak maksadıyla, kurumun itfaiye aracı ve kepçesi engel için yola konuldu. TRT’nin yayınını kesildikten sonra muhtemel olarak çalışanlara saldırılacağı hesap edildi ve güvenlik güçlerine telefon ederek bilgi verildi. Polisler gelip bina dışında tedbir alıdılar. Darbeciler silahlı bir araçla gelirlerse de o silahların menzilinin dışında tutulması amaçlandı. Bunlar, Genel Müdür Cenk Şen’in asker geçmişinin bilgi ve tecrübesinden kaynaklanan tedbirlerdi. Darbecileri ise beklenmeyen bir şey yaptılar ve Cumhurbaşkanının 00.24’te halkı meydanlara çağırmasından sonra, kampüse 00.47’de iki helikopterle geldiler.

  • Türksat’ın sıcak yedeklilik sistematiğiyle çalışıyor olması:

Sıcak yedeklilik, her şeyin bir yedeğini tutmaktır. Hayati faaliyetleri yerine getiren parçalar arıza veya hasar gördüğünde anında değiştiriliyordu. Türksat’ın bu konuda ciddi anlamda bir teknolojik gelişkenliği vardı.15 Temmuz gecesi boyunca Türsat’ın sadece birkaç tane faaliyeti kayboldu. Bombalarda hasar verilen antenler ise televizyon yayıncılığını etkilemeyen antenlerdi. Bu yüzden yayınlarda kesinti yaşanmadı.

  • Polisin darbecilere destek için gelen Fetöcü sivil teknik ekibi kampüse almaması ve tutuklaması:

Darbeciler yayını kesemeyeceklerini anlayınca telefonla 4 kişilik bir sivil ekip çağırdı. 02.00’da Türksat kampüsüne 4 sivil geldi. Bunlar, Samanyolu TV çalışanları Birol Baki, Salih Mehmet Dağköy ve TÜBİTAK’ta daire başkan yardımcıları iken görevden alınmış Aydın Yavuz ve Burhan Güneş’di. Halkın artık direnişe geçmesinden sonra 4 sivilin buna rağmen gelmesi Fetöcülerin nasıl bir gözü dönmüşlük içinde olduğunu, darbenin sadece askerlerin eylemleriyle sınırlı olmadığını gösterir. Sadece Fetöcü askerler değil, sivil Fetöcüler de gerektiğinde her türlü yardıma gelebiliyordu. Bu kişiler “Türksat çalışanıyız” diyerek içeri girnek istedi fakat dışarıdaki polislerin şüphelenmesi ve kurum kimliği sorması üzerine kampüse gitmelerine müsaade edilmedi ve gelenler gözaltına alındı. Bombalanma esnasında bir panik havası oluşurken 3 kişi polis tarafından götürüldü fakat bir kişi aracın içerisinde unutulmasına rağmen ertesi gün kelepçeli vaziyette kaçarken yakalandı. Türksatçılar medya dünyasını tanıyan kişiler olduğu için ertesi gün terörle mücadele ekipleriyle beraber, bu kişileri teşhis etmeye gittiler ve teşhis ettiler.

  • Binanın sağlamlığı ve kampüsün bombardımana karşı dirençli bir özellikte olması:

03.12’de başlayan uçak bombardımanıyla atılan 4 bombadan sonra da yayınlar devam edebildi. Uçaklar 141. ve 143. filolardan kalkan F-16 savaş uçaklarıydı.[383] Türksat uyduları “Broadcasting” denen televizyon yayıncılığı ve internet, telefon gibi görevleri yapmaktaydı. Bombalama sonucu bir faaliyet aksasa, diğeri devam edecekti. Sadece 1-2 yeri bombalamak Türksat’ın faaliyetlerini durduramazdı. Türksat’ı tamamen imha etmek ağır bombardıman gerektiriyordu fakat darbecilerin fazla vakti ve hazırlığı yoktu. Türksat’ı bombalamak sonradan darbe eylemi içinde kararlaştırılmıştı. Vurulan antenler de yayıncılığı çok etkilemeyecek antenlerdi. Türksat uydularının antenleri 170’er ton ağırlığındaydı. Türksat’ın binası çatısındaki 170 tonluk anteni taşıyabilecek statikteydi ve normal binalardan çok daha fazla dirençliydi. Bu nedenle Türksat’ın kampüsüne atılan bombalari binaya içindeki ekipmana zarar vermedi. Bununla birlikte binaya isabet eden bir bomba yayını kesemese de binanın uç kısmına önemli bir hasar verdi.

  • 03.24’ten itibaren halk Türksat’a destek vermek üzere kampüsün önüne gelmesi:

Halkın Türksat önüne gelmesi ve güvenlik güçlerine destek vermesinden sonra darbecilerin Türksat’a karadan gelmesi tamamen imkansız hale geldi. Halkın gelmesiyle Türksat’taki yaralılar hastanelere götürülebildi.

  • Darbecilerin Türksat’ın önemini sonradan fark etmeleri:

Darbeciler Türksat’ın önemini sonradan fark ettiler. TRT’yi ele geçirip darbe bildirisini okutmakla büyük oranda herşeyi halledeceklerini sandılar. Fakat Cumhurbaşkanının halka sokağa çağırması ve sokaklardaki hareketliliğin başlaması, sivil bürokrasinin gerekli tedbirleri almak için harekete geçmesi, darbecilerde sadece ellerinde tuttukları TRT’nin yayınını devam ettirmek ve diğer kanalların yayınlarını kesmenin zaruri olduğunu hissettirdi. Bu nedenle 00.24’teki Cumhurbaşkanının çağrısından sonra aceleyle 00.47’de Atak ve Skorsky helikopterleri ile geldiler. Gelen darbecilerin teknik bilgileri olmayışı, bombalayan uçaklardaki pilotların tam olarak kampüsün neresini bombalayacaklarını bilmediklerinden bombaların düştüğü yerde fazla tesir göstermemesi ve tesisin imhası için 4 bombanın yetersiz olması, Türksat’ta darbecilerin alt edilmesini sağladı.

  1. Güvenlik güçlerinin kampüse zırhlı araç göndermesi: Saat 04.00’ten itibaren darbeciler Türksat’ı silahlı helikopterle taramaya başladılar. Silahlı helikopter saldırırken güvenlik kuvvetlerinin kampüse gönderdiği bir zırhlı araç ve üzerindeki hava savunmaya yönelik makineli tüfekle karşılık verildi ve karşılıklı çatışma yaşandı. Amacına ulaşamayan helikopter daha sonra sabah saatlerinde Gölbaşı’nda düşürüldü.[384]

            Darbe Teşebbüsü Sırasında Sivil Fetöcülerin Rolü

                  15 Temmuz darbe teşebbüsü askeriyenin içindeki Fetöcü yapılanma tarafından gerçekleştirildi. Fetöcü askerlerin, FETÖ’nün sivil imamları ile planlayıp organize ettiği bu kanlı darbe teşebbüsünde sivillerin rolü sadece imamlar düzeyinde kalmadı.

FETÖ, yıllar içerisinde halk tabanında bir cemaat kitlesine sahip oldu. Bu cemaat kitlesi içinde işadamları, çalışanlar, serbest meslek sahipleri olduğu gibi hemen her meslekten şahıslar da vardı.

FETÖ’nün yatırım yaptığı ve örgütlendiği hastane, okul, medya gibi alanlardaki kurumlarda doğal olarak mesleklerini icra eden kalifiye kadrolar da oluştu. FETÖ’nün hastanelerinde çalışan Fetöcü doktorlar, FETÖ’nün medyasında çalışan Fetöcü gazeteciler, yorumcular, teknik elemanlar, bilişim uzmanları gibi kadrolar, bu kurumlarda ve üniversitelerde yetiştirildi ve çalışmaya başladı.

15 Temmuz gecesi çok kritik anlarda bu kadroların darbeci askerlere doğrudan emek desteği verdikleri görüldü. Bunların en çarpıcı ve somut örnekleri darbeci askerlerin TRT ve Türksat baskınında ve Ankara’da caddelerde vurulan vatandaşların hastaneye kabul edilmeyişlerinde yaşandı.

TRT’yi başılarında mavi bereli yarbay Ümit Gençer ile basan tam teçhizatlı askerler basmıştı. Bu askerler TRT personeline “DAİŞ tehdidi var, tüm kurumlara saldırı tehlikesi var. Bu yüzden buradayız” demelerine rağmen personelin geneli buna inanmamıştı. Çalışanların hepsi yere yatırılıp bloke edildiğinden dolayı TRT’nin yayınları dondu; ekranda sürekli hava durumu yayını yer almaya başladı. Bir süre sonra askerlerin niyeti anlaşıldı ve bildiri okuyacaklarını söylediler. Bu askerlerin yanlarında “bilişimci” dedikleri dört de sivil vardı. Fetöcü siviller buraya her türlü teknik destek için gelmişlerdi. Sonrasında darbe bildirisi askerlere Whatsapp’tan gönderildi. Bildiriyi askerlerin başındaki Yarbay Ümit Gençer okuyacakken daha sonra spikerin okuması yönünde talimat geldi. TRT’nin editörleri spikerin bunu telefondan, Whatsapp’tan okuyamayacağını, mutlaka bilgisayara aktarılması gerektiğini, kendilerinde ise promptere bağlı bilgisayarın şifresinin olmadığını söyleyerek darbecileri oyalamaya çalıştılar. Fakat darbecilerin yanlarındaki Fetöcü sivil bilişimciler bilgisayarın başına oturup, çok kısa bir süre içinde şifreyi kırdılar ve TRT editörlerinin direnişini boşa çıkardılar. Bu sayede darbe bildirisi televizyondan okunabildi (Bkz. TRT’nin Darbeciler Tarafından Ele Geçirilmesi ve Darbe Bildirisinin Okunması)

Benzer olay darbecilerin Türksat baskınında da yaşandı. Personel, Türksat’ı basan askerleri çeşitli bahanelerle yayınların kesilmemesi adına darbecileri cesurca oyalarken, darbeciler yayını kesemeyeceklerini anlayınca telefonla 4 kişilik bir sivil ekip çağırdılar. Saat 02.00’da Türksat kampüsüne 2014’te kapatılan Samanyolu TV çalışanları Birol Baki, Salih Mehmet Dağköy ve daha önce TÜBİTAK’ta daire başkan yardımcıları iken görevden alınmış Aydın Yavuz ve Burhan Güneş geldi. Fakat burada işler darbecilerin beklediği gibi yürümedi. Bu kişiler “Türksat çalışanıyız” diyerek içeri girmek istediler fakat dışarıdaki polislerin şüphelenmesi ve kurum kimliği sorması üzerine kampüse gitmelerine müsaade edilmeyerek gözaltına alındılar (Bkz. Darbecilerin Türksat Yayınlarını Kesme Teşebbüsü ve Yerleşkeye Saldırısı).

Dehşet verici örnekler ise meydanlara, caddelere çıkan vatandaşlara Fetöcü askerlerin ateş etmeleri, bomba atmaları sonucu yaralananların Fetöcü doktorlar tarafından tedavi edilmeyişleri ile yaşandı. Yaralılar en yakındaki Özel Turgut Özal Hastanesine götürülüyor, fakat bu hastane Fetöcülere ait bir hastane olduğundan “Burada doktor yok. Gazi Hastanesine götürün” diyen doktorlar hiçbir yaralıya bakmıyorlar, hasta kabul etmiyorlardı (Bkz. Rüstem Resul Perçin – Şehit, Sümer Deniz – Şehit). Bu nedenle bazı yaralılar anında müdahale edilemediği için zaman kaybından dolayı şehit oluyorlardı. Böylelikle FETÖ’nün sivil ayağında da darbeci askerlerin sahip olduğu acımasızlık aynen sergileniyordu.

Turgut Özal Hastanesine FETÖ darbe teşebbüsüne karşı koyarken, Jandarma Genel Komutanlığının yüz metre kadar ilerisinde açılan ateşle Hakim Rıdvan Demir yaralanmış ve Turgut Özal hastanesine gitmişti. Hastanenin acil kısmında bütün ışıklar söndürülmüştü. Hastanedeki doktorlar Rıdvan Demir’e “Askere karşı çıkılır mı, sokağa inilir mi? Hiçbir teçhizatımız yok” diyerek müdahale etmişti. Bunun üzerine Rıdvan Demir kendi arkadaşı Zekeriya Köse’nin aracıyla Gazi Mustafa Kemal Hastanesine görülmüş, burada müdahale eden doktor, Turgut Özal Hastanesindeki doktorların tedavi etmediklerini öğrenince “Tetanos aşısı bile yapılmadı mı?” diyerek şaşkınlığını dile getirmişti. Hakim Rıdvan Demir’e Gazi Hastanesinde İlk müdahale yapıldıktan sonra Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedaviye başlanmıştı. Darbe teşebbüsü bastırıldıktan sonra hakim Rıdvan Demir Sağlık Bakanlığına, resmi şikayette bulundu ve hastane ile ilgili personel hakkında bakanlık soruşturma açtı.[385] Ardından hastaneye kayyum atandı ve kapatıldı.[386]

Hakim Rıdvan Demir “Anladığım kadarıyla Ankara ve İstanbul’da birçok insan o terörist grubun finanse ettiği hastanelere gittiğinde hiçbir şekilde tedavi edilmemiş ve yollanmış. Bunu basından takip ettim. Nitekim, benden sonra 5-6 kişi daha geldi. Hepimizi müdahale etmeden geri gönderdiler” diyerek sivil Fetöcülerin darbe teşebbüsü gecesi nasıl aktif oynadıklarına dikkat çekti.[387]

            Askeri Liseler ve Harp Okulları

Türkiye’de bürokrasinin siyasi gücünün amiral gemisi askeriyedir. Yakın tarihimizde pek çok kez yaşanan siyasete müdahaleler ile bu duruma tanık olundu. Muhafazakar bir sosyal tabana sahip olan Türkiye’de, 1960 darbesine kadar yaşananları analiz eden Gladio, “laik Kemalist anlayışa” sahip askeri yöntemlerden vazgeçilmesi gerektiğini düşüncesini benimsedi. Çünkü 1950’den sonra geçilen çok partili sistemde seçmenlerinin çoğunluğunun muhafazakar olduğu Türkiye’de “radikal laik elitler” yapısı ve anlayışının tabanda pek karşılığı yoktu. Gladio’nun sivil siyaset ve toplum üzerindeki vesayeti sürdürebilmesi için vatandaşların geneline hitap edecek, devşirilmiş muhafazakar elitlere ihtiyaç vardı. 1971 muhtırası sonrasında gözaltına alınan isimlerden biri de Fethullah Gülen’di. Sonrasında ise 1970’li yıllar ile birlikte onun etrafında 40 yıllık bir radikalleşme sürecine girecek örgütün ilk nüvesi ortaya çıktı. FETÖ’nün devlet içerisindeki örgütlenmesinde en fazla önem verilen birimler güvenlik bürokrasi olmuştur. Fethullahçılar 1970’li yılların sonlarından itibaren askerde, emniyette ve istihbarat teşkilatlarında örgütlenmeye başladılar. FETÖ içerisinde bu birimlerle özel olarak ilgilenilmesi için özel bir birim kurulmuş ve adına “Mahrem Hizmetler İmamları” denmiştir.[388]

1980 darbesi, Fethullaçıların askeri liselerde ve harp okullarında, polis kolejlerinde ve Polis Akademisinde örgütlenmesinin yolunu açtı. 15 Temmuz sanık ifadelerinden anlaşılacağı üzere 1980’li yıllardan itibaren bu okullara giriş sınavları kontrol edilmeye başlandı. “Mahrem Hizmetler İmamı”nın doğrudan kontrolü altında tedrisatından geçmiş olan subay ve polis amirleri FETÖ’nün en has militanları olmuşlardır. Bu İmam’ın tedrisatında radikalleşen 1980’li ve 1990’lı yıllarda mezun olan polis amirleri 17-25 Aralık’ı ve subaylar da 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirmeye çalıştılar. Cemaat 1980’lerdeki sıkıyönetim zamanlarından güçlenerek çıktı ve faaliyetlerine devam etti. 28 Şubat sürecinde ise diğer dini gruplar bastırıldı ve muhafazakâr kitlenin önüne sadece FETÖ yapısı tek alternatif olarak sunuldu. Örgütün yapısına ve eylemlerine bakıldığında Türkiye’nin 1970’lerin sonlarından itibaren FETÖ’nün manipülasyonu altında olduğu görülmektedir. Her askeri darbe döneminde de tüm devlet, özellikle de güvenlik, bürokrasisinde Fethullahçıların önü açılmış ve örgütlenmesine müsaade edilmiştir. Bu süreçte sahte ihbar mektuplarıyla birçok kişiyi sistemle karşı karşıya getirerek saf dışı bıraktılar. Aynı zamanda örgütle ilgisi olmayan herkes operasyonel güce sahip önemli birimlerden arındırılmaya başlandı.[389]

FETÖ, TSK içindeki gerçekleştirdiği kadrolaşmayı diğer devlet kurumlarından çok daha farklı bir taktikle sağladı. Sızmanın ilk seviyesini askeri liseler meydana getirmiştir. Başlangıçta tek tek her bir öğrenciyi sınavlara hazırlarken ÖSYM’de de örgütün güçlenmesiyle beraber taktik değiştirdi ve soruları çalarak öğrencilere dağıtmaya başladı. Böylece “hususi evler” olarak adlandırılan evlerde mahrem işlerden sorumlu örgüt mensupları ve öğrencilerden sorumlu “talebe imamları” vasıtasıyla önceden ele geçirilen sınav soruları öğrencilere servis edildi ve bu şekilde istenilen kişilerin bu liselere girmeleri sağlandı. Örgüt, askeri okullara sokmayı planladığı öğrencilerin kimliklerini adeta baştan formatlamakta ve FETÖ ile bağlantılarına yönelik hiçbir izin kalmamasına özen göstermekteydi. Buna ilişkin örgütün mahrem yapılanması arasında yapılan bir ByLock yazışmasında, alınması gereken tedbirler şu şekilde sıralanmaktadır:

• Başvurunun (Emm/İmm) ile beraber yapılması. (Emm[390]: Eyalet Mezun Mesulleri; İmm: İmam)

• Başvuru kılavuzunu önce biz, sonra adayın okuması.

• Başvuru öncesi, face, twit, instagram, sosyal medya temizliğinin yapılması ve kapatılması.

• Kuruma vereceği, telefon numarası ve e-mailin temiz olması.

• E-mail adresi temiz değilse, bundan sonra kullanacağı düzgün bir (isim soyisim içeren) (email adresi) alması, teli (telefon) temiz değilse yeni bir hat alması, bizimle buradan konuşmamalı ya da annesinin, babasının ya da kardeşlerinden birinin numarasını vermesi… Kurum telefonu ile bizimle irtibat kuracağı için telin aktif olması önemli…

• Anne, baba kardeş teli verilecekse bunların bizimle irtibatlı olmaması önemli…

• Adayın gazete ya da dergi aboneliği varsa iptal edilmeli.

• Adayın üzerine, kira kontratı, abonelik varsa iptal edilmeli.

• Adres bilgisine kesinlikle hizmet evi, ya da yurdunun adresi yazılmamalı.

• İkametgahı hizmet müessesesinde ise ailesinin yanına alınmalı.

• Başvurular internet kafelerden yapılmalı.

• Aynı internet kafeden birden fazla başvuru olmamalı. Aynı gün olmamak şartıyla aynı internet kafeden max iki başvuru yapalım.

• Başvuru sonrasında kurumun verdiği şifre unutulmamalı. Bu şifre ile başvuru tarihleri arasında güncelleme yapılabilmekte. Başvuru ile ilgili sorusu olan varsa veya unuttuğumuz bir şey varsa yazabilirsiniz.[391]

Kuleli Askeri Lisesinde 1985-1986 döneminde alınan öğrencilerden sonra o dönem iticai faaliyetletlere katıldıkları gerekçesiyle atılan öğrenciler oldu fakat okulun sınavına cemaat tarafından özel olarak hazırlandıktan sonra soruları ve cevapların kendilerine verilmesiyle sınavı kazanan öğrenciler atılmadılar. Hava Harp Okulu öğrencileri 1984-1985 yıllarında Çamlıca’ya gruplar halinde gider, cemaat sohbetlerine katılırdı. Havacıları çok önemsediğinden dersleri Fethullah Gülen bizzat verirdi. Hava Harp Okulu Öğrencileri cumartesi günü 25-30 kişilik gruplar halinde sivil kıyafetlerle cemaatin karargahına sohbete giderdi. Deniz Harp Okulu öğrencileri de pazar günleri giderdi. Deşifre olanlar okuldan atılırdı. Fethullah Gülen cemaati, 1980’li yılların ortalarından itibaren askeri okullara sızmaya başlamıştı.[392]

                  Harp Okullarından en çok öğrenci 2007-2013 yılı aralığında atıldı. Bu tarih aralığı FETÖ’nün TSK içerisine en fazla öğrenci yerleştirdiği dönem oldu. Harp okullarında 2007 yılına kadar atılan öğrenci sayısından 2007-2013 arası atılan öğrenci sayısı daha fazladır. 6 yıl içinde bütün Cumhuriyet tarihi boyunca harbiyeden atılan öğrenciden fazla öğrenci atılmasının sebebi sivil liselerden harp okullarına öğrenci alıp Gülen cemaatine kadro açmaktı. Askeri liselerden öğrenci alan harp okulları 2008 yılından itibaren sivil liselerden de öğrenci almaya başladı. Bu tarihten sonra askeri liselerden harbiyeye geçen öğrenci oranı düşerken, harp okuluna sivil okullardan alınan öğrenci sayısı hızla arttı.[393]

                  Askeri ve sivil okullardan gelen öğrencilerin intibak eğitimi İzmir Urla’daki Menteş askeri kampında yapılmaktaydı. FETÖ’cü rütbeli personel “şok mangası” adıyla bir grup kurdu. Bu mangaya kendilerinden olmayan, tehdit unsuru olarak gördükleri öğrencileri topladılar ve bu mangada öğrencilere çeşitli tahammül edilemez eziyetler yaptılar. Şok mangasına ayrılanlara yapılan işkenceler şu şekildeydi: Azarlama, ağır eğitim yaptırma, yemek vermeme, foseptikte yatıp kalkma, uykusuz bırakma, yorma, havasız mekanda tutma, diğer öğrencilerden ayrı tutup ayrımcılık yapma, hafta sonu veya sıla iznine göndermeme, dikenler içinde yatıp süründürme, kirli su içirme, bölükteki diğer kişilerin bu mangadakilerle konuşmasını yasaklama, her türlü hareketleri hakkında bilgi toplayıp öğrencilerden ispiyonlamasını isteme gibi işkence ve baskılardı. Bunların yanında sıvalarda cemaatte gelen okullardaki öğrencilere el altından sınav soruları veriliyor, cemaate mensup kişilerin sınav kağıtlarında düzeltmeler yapılarak yüksek not almaları sağlanıyordu. Örgütten olamayan öğrencilere ise düşük not veriliyor, puanları siliniyordu. Disiplin cezaları ile yıldırma, sindirme, sicillerin, bozma ve kurmaylığını engelleme olağan bir uygulamaydı. Gerçeğe aykırı sağlık raporları ile “askerliğe elverişli değildir” diyerek çürüğe sevk ediyorlardı. Aslında askeri lise öğrencileri daha liseye girerken çok sıkı sağlık kontrollerinden geçerlerdi.[394] Bu arada askeri liselere de cemaat mensubu öğrenciler alınıyordu. Harp okuluna giren askeri lise öğrencilerinde de cemaatçiler vardı.

Cemaatçiler, kollamak istedikleri kişiyi sonuna kadar kolluyorlardı. Darbecilerin içinde yer alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikasti yöneten Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ’in örgüt bağı 1984 yılında Kuleli Askeri Lisesinde kurulan komisyon tarafından tespit edildi. Komisyon, Sönmezateş’i “Bağını kes” telkiniyle affetti. FETÖ’cü kimliğini saklamayan Sönmezateş, örgüt tarafından 5 kez ordudan atılmaktan kurtarıldı. Sönmezateş’in cemaat ile irtibatı 1984’de tespit edildi. Kuleli Askeri Lisesindeki komisyonda, o dönem “Nurcular” olarak cemaatten uzaklaşması için uyarıldı fakat buna rağmen 1988’e kadar her yıl komisyon önüne çıkmasına rağmen tam 5 kez kurtarıldı. Sönmezateş ile birlikte 300 kişi daha aynı yöntemle ihraçtan kurtarıldı. Bunların yüzde 70’i ise Kuleli komisyonu kayıtlarına rağmen generalliğe terfi ettiler ve darbede etkin görev aldılar. Milli Savunma Bakanlığı bünyesindeki FETÖ ile mücadele birimi, 1980 ihtilali ile FETÖ arasındaki organik bağı tespit ederek, çalışmalarını, 1980 darbesinden sonraki dönemde FETÖ’nün TSK’ya sızma faaliyetlerine yoğunlaştırdı. 1980 sonrası tüm sınavlar mercek altına alındı. Doğu Aktulga ve Yaşar Büyükanıt’ın Kuleli’de komutanlık yaptığı 1984-1988 yıllarında Nur cemaatine yakın öğrencileri tespit eden komisyon, birçok kişiyi affetti. Affedilenler arasında Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş de vardı. 1984-1988 yılları arasında Kuleli Askeri Lisesi’nde Gökhan Şahin Sönmezateş gibi yaklaşık 300 kişi daha komisyon tarafından affedildi. FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle sorgulandıktan sonra “bu yapıyla bağlantını keseceksin” telkiniyle affedilen 300 kişinin yüzde 70’i, bozuk sicile rağmen general yapıldı. darbe teşebbüsünde aktif olarak yer alan bu isimler 15 Temmuz darbe teşebbüsünde etkin rol oynadılar ve darbe teşebbüsünün bastırılması sonrası olağanüstü hal kararnamesi ile ordudan uzaklaştırıldılar.[395]

            Darbe Teşebbüsü Karşısında Siyasi Partilerin Tutumu

                  15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün öncesinde ve parlamenter sistemin geçerli olduğu son seçim olan 1 Kasım 2015 genel seçimleri yapıldı. Seçimdeki partiler ve aldıkları oylar şu şekildeydi:[396]

Ak Parti:

Oy Oranı (%): 49.49

Oy Miktarı (adet): 23,673.541

Meclisteki Sandalye Sayısı: 317

CHP:

Oy Oranı (%): 25.31

Oy Miktarı (adet): 12,109,985

Meclisteki Sandalye Sayısı: 134

MHP:

Oy Oranı (%): 11.90

Oy Miktarı (adet): 5,691,737

Meclisteki Sandalye Sayısı: 40

HDP:

Oy Oranı (%): 10.76

Oy Miktarı: 5,145,688

Meclisteki Sandalye Sayısı: 59

                  Bu sonuçlara göre Mecliste hükümetin kurulabilmesi için gerekli 276 sandalye sayısını geçerek 317 sandalye alan Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) tek başına iktidar oldu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), muhalefet partileri olarak Meclise girdiler.

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsüne siyasi partilerin verdikleri ilk tepkiler, ertesi gün yaptıkları TBMM konuşmaları ve 7 Ağustos 2016 Yenikapı Mitingine -HDP Hariç- katılımları, Türkiye’ye ve dünyaya darbe karşıtı birliktelik görüntüsü veriyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbe teşebbüsü sırasında CNN ve NTV televizyonlarına Facetime ile verdiği direniş mesajı, bu birlikteliğin temel motivasyonu oldu. 16 Temmuz’daki Meclis konuşmalarında da tüm siyasiler darbeye karşı ortak tavır almışlardı. Mecliste ilk sözü Meclis Başkanı İsmail Kahraman aldı ve “İstiklal Marşımız bir manifestodur, bütün bir millet olarak tek vücut halindeyiz” dedi. Başbakan Yıldırım da konuşmasına parti başkanlarına darbeye karşı duran tavırlarından dolayı teşekkür ederek başladı ve “Bu işe kalkışanın rütbesi ne olursa olsun haindir” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yaşadığımız olay doğrudan bir darbe girişimidir. Cumhuriyetimize ve tarihsel birikimimize yapılan bir darbedir” ifadesini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleri, demokrasinin yanında oldukları ve orduya sızmış iş birlikçilerin bu darbe ile ortaya çıktığı şeklindeydi. HDP genel başkanı Selahattin Demirtaş şehir dışında olduğu gerekçesiyle Meclis toplantısına katılmadı. Onun yerine kürsüye çıkan İdris Baluken konuşmasında askeri darbelere her koşulda karşı olduklarını söyledi. 7 Ağustos Yenikapı Mitingi 16 Temmuz’daki birlikteliğin görüleceği ikinci önemli sahne olarak düzenlendi.[397]

                  Darbe teşebbüsünün başlangıcı, bitişi ve sonrasını kapsayan süreçte siyasi partiler tarafında aşamalı olarak dört farklı tavır görüldü. Birinci aşamadaki tavır, darbenin başlangıcında ve bastırılmasının hemen sonrasında olayların sıcaklığı devam ediyorken halka yönelik olarak “darbe karşıtı bir duruş sergileme, demokrasiye sahip çıkma” tavrıydı. Bu aşamada verilen mesajlar Mecliste grubu bulunan tüm partilerde ortaktı. Dört parti Mecliste ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Tüm siyasi parti gruplarının darbe girişimine ortak tavır ve dille karşı durmaları tarihe geçecektir. Bu tavır, milli irade ve milletimizi daha da güçlendirecektir. Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının en somut ispatı bu ortak bildiridir”[398]denildi. Başbakan Binali Yıldırım “Bugün bir milattır. Bu yeni bir sürecin başlangıcıdır. Bu ruhla biz terörü yeneriz, bu ruhla yaralarımızı da sararız” beyanatını verdi.[399]Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise Başbakan Binali Yıldırım’ı telefonla aradı ve “Kalkışma kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yanındayız” dedi.[400] Devlet Bahçeli “Türk Milletinin ortak geleceği hukuk ve demokrasidir. Hiçbir çete, paralel yapı, terör örgütü mihrak bu zemini çatlatamayacaktır”[401] açıklamasını yaptı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Cumhurbaşkanının CNN Türk’de yaptığı halka sesleniş konuşmasından 43 dk sonra saat 01.07’de Twitter’dan attığı mesajlarda “Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Aynı sıkıntıların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Cumhuriyete ve demokrasimize sahip çıkıyor, inancımızı eksiksiz bir şekilde koruyoruz.”[402] diyordu. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) açıklaması şu şekildeydi: “HDP, her koşulda ve ilkesel olarak her tür darbeye karşıdır. Demokratik siyasete sahip çıkmak dışında bir yol yoktur. Türkiye’nin acilen çoğulcu ve özgürlükçü bir demokrasiye, iç ve dış barışa evrensel demokratik değerlere sözleşmelere uyum ihtiyacı vardır. Türkiye’nin içinden geçtiği bu zorlu ve kritik dönemde, gerekçesi ne olursa olsun hiç kimse kendini halkın iradesi yerine koymamalıdır.”[403] Grup Başkan Vekili İdris Balüken “Barış, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti temelinde her türlü siyasi işbirliği yapacağımızı halkımıza ifade ediyoruz”[404] açıklamasını yaptı. 15 Temmuz darbe teşebbüsüne yönelik bu ilk tavrı AK Parti ve MHP sonuna kadar devam ettirdi. Bu iki partinin tavırlarında ilerleyen zaman içinde herhangi bir sapma görülmedi.

                  CHP ve HDP’de ise aşamalı olarak tavır değişiklikleri görüldü. Bu iki partinin siyasi tavırlarındaki değişimle görülen ikinci aşamanın nedeni, Recep Tayyip Erdoğan’ın darbecilerle savaşmasının ona ve Ak Parti’ye prim kazandıracağı, bunun sandıkta Ak Parti’nin ve Erdoğan’ın oylarında artış olarak yansıyacağı ve böylelikle Erdoğan’ın yıllar öncesinden gündeme getirdiği “Başkanlık Sistemi”ne[405] geçiş ile ilgili Anayasa değişikliğini gerçekleştirebileceği kaygıydı. Bu kaygılar Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarına da yansımaktaydı. “Bu darbe girişimini parlamenter demokratik sistemimizin önlediğini unutmamak gerekiyor Bu mirasa sahip çıkmak hepimizin görevidir”[406] ifadesiyle başlayan ve aylarca takip eden çeşitli beyanatlarla ülkenin parlamenter hükümet yönetim sisteminin muhafazasına çalışma yoluna gidildi.[407] Aynı durum HDP için de söz konusuydu.[408] MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “Türkiye’nin yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyacı vardır ve sorumluluk hepimizin sırtındadır. Bize göre, bilhassa 15 Temmuz’dan sonra bu ihtiyaç acil bir hal almıştır. Türkiye’de hiçbir şey, 14 Temmuz’daki gibi olmayacak, olamayacaktır”[409] diyerek 15 Temmuz’un sistem değişikliğini zorunlu hale getirdiğini mealen söylüyordu.

                  HDP ise parlamenter hükümet sisteminin değişip yerine başkanlık sisteminin gelmesine aynı CHP gibi başından beri karşıydı. 17 Mart 2015’te HDP’nin TBMM’deki grup toplantısında kürsüde 2 dakikalık konuşma yapan Selahattin Demirtaş, “Bugün grup toplantımızda konular hassas. Sayın Recep Tayyip Erdoğan! HDP var oldukça, HDP’liler bu topraklarda nefes aldığı müddetçe sen başkan olamayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız, seni başkan yaptırmayacağız” diyordu.[410] Gerek HDP’nin, gerekse CHP’nin 15 Temmuz darbe teşebbüsünden çok önce odaklandığı en önemli muhalefet konusu, Türkiye’nin Başkanlık Sistemine geçmemesiydi. Onlara göre ülke Parlamenter Hükümet Sisteminde devam etmeliydi.

Darbe teşebbüsü gecesi mülki idarecilerin, emniyetin, jandarmanın ve MİT’in koordineli biçimde darbecilere karşı koymalarında ve çekinmeden inisiyatif almalarında, hiç şüphesiz ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağ ve güvende olduğunun, darbecilere karşı mücadele edeceğinin öğrenilmesi büyük etki yapmıştı. Cumhurbaşkanının CNN Türk’e bağlanarak Facetime üzerinden yaptığı halkı sokaklara çağıran konuşması bir lider-halk bütünleşmesini ve darbecilere karşı konulmasını sağladı.

Devam eden gelişmelerde Başkanlık Sistemi yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için 16 Nisan 2017’de referandum yapılması kesinleşti. Ak Parti ve MHP’nin referandumda“evet” diyecek olmaları nedeniyle anayasa değişikliğinin meclisten ve referandumdan geçmesi ihtimalinin kuvvetli hale geldi. Bu durum, CHP ve HDP’nin sergilediği siyasi tavırda üçüncü aşamayı oluşturdu. O da 15 Temmuz’un darbe girişiminin hükümetin bir oyunu olduğuna dair beyanatlar vermekti. Referanduma yaklaşık on dört gün kala CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbesinin bir “kontrollü darbe” olduğunu beyanatını verdi.[411] Bundan üç gün sonra da HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar “…hükümet ve Cumhurbaşkanı kendilerinin darbeye ilişkin kurdukları hikayeye kayıtsız şartsız inanmamızı bekliyorlar. Neden kabul edelim?…”[412] diyerek Kılıçdaroğlu ile aynı paralelde görüş sergiledi.

CHP ve HDP’nin keskin muhalefetine rağmen anayasaya değişikliği Meclisten geçti ve 16 Nisan 2017’deki referandumla kabul edildi. Sonrasında yapılan 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde de Recep Tayyip Erdoğan %52.6 oy alarak Cumhurbaşkanı olurken Ak Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı toplamda yüzde %53.7 oy aldı. %42.6 oy alan Ak Parti ise mecliste birinci parti oldu.[413] 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra CHP’nin 15 Temmuz’a yönelik siyasi tavrında dördüncü aşama meydana geldi. Bu aşamada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, olağanüstü hal ilanı sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) askeriye ve emniyet dahil tüm devlet kurumlarındaki görevlerinden alınan FETÖ mensuplarının görevlerine tekrar iade edilmeleri gerektiğini, hatta iktidara geldiklerinde bunu yapacaklarını söyledi.[414] Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasında bu kişilerin affı için teröre bulaşmama şartı olacağını söylese de, FETÖ’nün sadece darbeci askerlerden oluşmadığı, devletin bütün kurumlarında örgütlendiği reaitesi vardı.

 Neticede 15 Temmuz darbe teşebbüsü için Ak Parti ve MHP ilk gösterdikleri tavırda sabit kalırlarken, HDP üç değişik tavır, CHP ise dört değişik tavır gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk tavrında darbe gecesi medyaya şu açıklamayı yapmıştı: “Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Aynı sıkıntıların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. Cumhuriyete ve demokrasimize sahip sahip çıkıyor; inancımızı eksiksiz bir şekilde koruyoruz. Herkes çok iyi bilmeli ki Cumhuriyet Halk Partisi, parlamenter demokrasinin vazgeçilmezi olan yurttaşlarımızın özgür iradesine bağlıdır”[415]

Henüz İYİ Parti’yi kurmamış olan Meral Akşener Twitter ve Facebook sayfasından “Demokrasi tek çaredir. Demokrasi dışı hiçbir eylem ve davranış kabul edilemez” mesajını paylaşmıştı.[416]

Bununla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 24 Temmuz 2016 pazar günü demokrasiye destek mitingi yapacağını ilan etmiş ve Ak Parti Grup Başkan Vekili Naci Bostancı da, tüm Türkiye’ye bu mitinge katılma çağrısında bulunmuştu. Naci Bostancı “Meydanlar herkesin, meydanlarda herkese yer var” diyen Bostancı, “Bu meydanlar milletin meydanlarıdır. Elbette hiçbir partinin değildir. Demokrasinin meydanlarıdır”[417] ifadeleriyle Ak Parti’yi CHP ile ortak bir hassasiyette buluşturmuşu. Cumhurbaşkanı ise 25 Temmuz Pazartesi günü saat 14.00 için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AK Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım’ı, hem darbe girişimi karşısındaki kararlı tutumları sebebiyle kendilerine teşekkür etmek, hem de son gelişmeleri değerlendirip, önerilerini almak üzere, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne davet etmiş, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetini kabul etmişlerdi.[418]

                  15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesinde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) ve başta Cumhurbaşkanı, Başbakan olmak üzere partinin siyasetçileri doğrudan hedefti. Bu nedenle darbe hareketliliğinin başlamasından kısa bir süre sonra Ak Parti’den kurumsal olarak ve teşkilatlar bazında hemen tepki gelmiş, Cumhurbaşkanının televizyonda yayınlanan halkı darbeye karşı sokaklara çağrısından sonra çağrı karşılık bulmuştu. Vatandaşlar Genelkurmay Başkanlığının çevresindeki İnönü Bulvarı ve Milli Müdafaa Caddesi ile Kızılay Meydanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, AK Parti Genel Merkezi ve Jandarma Genel Komutanlığı civarı başta olmak üzere meydan ve caddelerde toplanmaya başlamış, kışladan çıkan askerlere tepki gösteren vatandaşlar, onlarla mücadeleye girişmişti.[419]

                  Türkiye’nin geleneğinde, Milli meselelerde siyasal farklılıların ortadan kalkması ve hem TBMM’de hem de tüm toplumda bütünleşme sağlanması vardır. FETÖ, bunun farkında olduğu için ve bu bütünleşmenin önüne geçmek amacıyla Genelkurmayın internet sitesinde yayınlanan ve TRT’de okunan darbe bildirisi sadece Cumhurbaşkanı hedef aldı ve Türkiye’deki siyasi kuruluşların ve anayasal kurumların tamamına yönelik bir eleştiri yapılmadı.

                  12 Eylül 1980 darbesinden sonra Genelkurmay Başkanı ve Orgeneral Kenan Evren’in televizyon konuşmasında “…Uzun zamandan beri bu fevkalade üzücü olayları yakından takip eden Türk Silahlı Kuvvetleri hatırlayacağınız gibi; milletin kendisine verdiği yetkileri kullanamayan ve bu korkunç gidişi acz içinde seyreden anayasal kuruluşların tümünü Cumhurbaşkanımız aracılığıyla uyararak, alınması gereken tedbirlere de yer vermek suretiyle büyük Türk Milletine karşı yüklendiği sorumluluğu dile getirmiştir. Aradan geçen 8 aylık süre içerisinde yaptığımız sayısız uyarmalara rağmen hemen hemen bu tedbirlerin hiç birine yasama ve yürütme organları ile diğer anayasal kuruluşlardan yeterli bir cevap alınamamış ve bu konuda müspet faaliyetleri de izlenememiştir…”[420] diyerek Türkiye’deki anayasal kurumların bütününe yönelik eleştiri yapmakta ve “Cumhurbaşkanımız” ifadesini kullanılarak Cumhurbaşkanlığı makamına ve dönemin -süresini tamamlamış- Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e saygıyı muhafaza etmekteydi. Hatta 27 Mayıs 1960 darbesi doğrudan iktidardaki Demokrat Parti Hükümetini ve Başbakan Menderes’i hedef almasına rağmen radyoda okunan darbe bildirisinde “…Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır. Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz, hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile müsaade etmeyeceği gibi, edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir…”[421] denilerek şeklen de olsa sistemin tamamına yönelik bir eleştiri yapılmakta, “Kabineye mensup şahsiyetlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sığınmalarını rica ederiz. Şahsi emniyetleri kanunun teminatı altındadır…”[422] ifadeleriyle de kişilere ve makamlarına yönelik saygı ifadeleri kullanılmaktaydı. Yurtta Sulh Konseyinin 15 Temmuz darbe bildirisinde ise “…Gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olan cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri tarafından…”[423] ifadeleri kullanılarak doğrudan Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerine kin kusulmaktaydı. Bu kin, bildirinin devamında “…Vatana ihanet içerisinde bulunan tüm kişi ve kuruluşların en kısa zamanda ulusumuz adına hakkaniyet ve adaletle karar vermeye yetkili mahkemeler önünde hesap vermesi temin edilecektir…”[424] ifadeleri ile zirveye çıkmaktaydı. Hatta muhalefetteki bir siyasi partinin ve parti yöneticilerinin bölücü PKK terörü ile doğrudan irtibatları defalarca ortaya çıkmışken darbeciler bunu görmezden gelmiş, darbe bildirisinde “…Siyasi idarenin aldığı hatalı kararlarla mücadeleden geri durduğu terör tırmanarak birçok masum vatandaşımızın ve teröristle mücadele eden güvenlik görevlilerimizin hayatına mal olmuştur…”[425] ifadeleri kullanılarak terörün sorumlusu Cumhurbaşkanı ve hükümet olarak gösterilmişti.

Darbe bildirisindeki bu ifadeler, muhalefetteki partilere ve seçmenlerine arka planda, asıl hedeflerinin Cumhurbaşkanı ve hükümet olduğu, muhalefet partileri ile bir problemlerinin olmadığı mesajını vermekteydi. Burada darbeciler kendi kindar ruh hallerini tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uyarlamış, 14 yıldır iktidarı elinde tutan bir partiye ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı muhalefetteki partilerin tüm seçmenlerinin de kin güttüğü düşüncesine kapılmıştı. Böylelikle darbecilerin beklentileri, muhalefet partisi seçmeni olan kitlelerin kendi darbelerine sahip çıkmaları ya da en azından muhalif olmamaları, bu sayede toplumsal bütünleşmenin önüne geçilmesi şeklindeydi. Bununla birlikte, Türk toplumunun demokrasi tecrübesi çok fazlaydı ve eskiye dayanıyordu. Ayrıca muhalefet partisi seçmenlerini oluşturan insan kitlelerinin kindarlık bir problemi bulunmamakta, seçmenler önüne konulan sandıklara kavgasız bir biçimde gitmekteydi. Bu durum, Fetöcü cemaat mensuplarının toplum gerçeklerinden nasıl uzak kalıdıkları ve cemaatin içinde uydurma varsayımlarla yetiştirildiklerini, halka ne kadar yabancı olduklarını göstermek açısından önemlidir.

FETÖ’nün darbe bildirisi ifadelerinin içinde gizli bu niyete rağmen 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü gecesi, muhalefetteki partilerden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin seçmenlerinin yüzde 37.7’si, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin seçmenlerinin yüzde 65’i, halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin yüzde 58’i darbecilere engel olmak için sokaklara çıkmıştı.[426] Buradaki önemli bir nokta da sokağa çıkanların yüzde 71’inin hayatlarında daha önce hiç bir eyleme karışmamış olmalarıydı. Daha sonraki günlerde fikirleri sorulduğunda sokağa çıkanların yüzde 35’i vatan için, yüzde 21’i demokrasi için, yüzde 10’u Cumhurbaşkanını desteklemek için, yüzde 10’u ülke için, yüzde 8’i darbeye karşı olduğu için, yüzde 4’ü birlik ve beraberlik için, yüzde 3’ü millet için yüzde 3’ü de devlet için sokağa çıktıklarını söylediler.[427] CHP ve HDP seçmeninin düşüncesi ve tavrı, partilerinin tavırlarından farklılık gösterdi.

FETÖ’nün darbe teşebbüsüyle vatana ve demokrasiye yönelik halkta ortak kaygılar oluşması, Cumhurbaşkanının darbecilere karşı dik duruşu ve mücadelesinin halk nezdinde büyük bir takdirle karşılanması siyasette yeni gelişmelere yol açtı. Ak Parti ile MHP politikada ortak bir çizgiye geldi ve 21 Şubat 2018’de AK Parti ve MHP’nin ortak imzasını taşıyan “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Başkanlığına sunulmasıyla beraber bu iki partinin kurduğu “Cumhur İttifakı” doğdu. Türk siyasetinin 15 Temmuz tecrübesi, siyasi partilerin kimlik, ideoloji ve referans alınan değerlerinin çizdiği keskin sınırların ikinci plana atılarak, partilerin “ortak hedeflerde birlik” prensibiyle bir araya gelmelerini, ittifaklar kurmalarını sağladı.

Darbe Teşebbüsü Karşısında Yazılı Medyanın Rolü ve Tutumu

Darbe teşebbüsü gecesini takiben 16 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’deki gazetelerin manşetlerinin tamamı darbe karşıtı ifadelerle doluydu. Gazeteler darbe sırasında edindikleri haberleri olduğu gibi aktarırlarken, milli iradeye sahip çıkan bir duruş da sergilediler.

                  Darbe teşebbüsünün hemen sonrasında basılan gazetelerde, darbeyi yapanların askerin içindeki bir grup olduğu, bunların Fetöcüler olduğu ifadeleri hassasiyetle kullanıldı ve askeriyeyi rencide edecek ifadelere yer verilmedi. Milli iradeye vurgu yapıldı. Darbeyi halkın engellediği, toplumun el birliğiyle darbeyi püskürttüğü haberi hemen hemen bütün gazetelerde yer aldı. Gazetelerin çoğunda Erdoğan’ın halka seslenişinin ve dik duruşunun etkisi yer aldı.

Pek çok gazetenin başlığında “tarihe tanıklık” teması yer alırken az sayıda gazete de “nasihatçi” bir tema kullandı. Nasihatçi temayı kullananlar yayın hayatları boyunca Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümete muhalif yayın politikası sergileyen gazetelerdi. Bu gazetelerin başlıklarında darbeyi reddeden ifadeler kullanılsa da direnişin fitilini ateşleyen Başbakan Binali Yıldırım’ın ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarına yer verilmedi, hatta birinci sayfada resimleri bile yer almadı.

                  Bazı hükümete muhalif gazeteler, darbeyi reddeden bir başlık kullanırken darbe teşebbüsünün müsebbibi olarak hükümeti ima etti, “AKP’nin anayasayı yok sayması” ifadesi kullandı, Türkiye’de bu zamana kadar örneği görülmemiş “sivil darbe” ifadesini kullandı. Bu ifadeyi kullanmalarında Erdoğan’ın darbenin püskürtülmesinden sonra daha da güç kazanacağı endişesi vardı. Muhalif gazeteler içinde darbeye direnen halkın tankların içinden çıkarılan erleri kontrol etmeye çalışan halk için “vicdansızca hırpaladı” ifadesini kullanan da vardı; lakin tankın altında ezilerek şehit olan halkın fertlerinden bahsedilmedi.[428]

                  Darbe teşebbüsünün müsebbibi olarak seçimle gelen hükümeti göstererek vesayetçi bir duruş sergileyen çok az sayıda gazete dışında gazeteler darbenin sahibi olarak yurt içi ya da yurt dışı bir aktöre işaret edilmedi. Darbenin Fetöcülerin ya da diğer adıyla Paralelcilerin darbesi olduğu üzerinde duruldu. Sadece bir gazete “Amerikancı kalkışma” ifadesiyle orijin olarak doğrudan bir ülkeyi işaret etti. Diğer gazetelerde herhangi bir ülke işaret edilmedi. Sadece bir gazetede de darbe teşebbüsünün Paralelciler ile birlikte marjinal sol örgütler tarafından yapıldığı yazıldı.

Hükümete muhalif olan gazetelerden sadece birisi nasihatçı başlık yanında “Halk, AKP’nin baskıcı iktidarını gerekçe gösteren askerin ülke yönetimine el koyma girişimine destek vermedi” cümlesi ile darbecilere haklılık payı çıkardı. Camilerden okunan selaları ise “tekbirler eşliğinde yapılan provokatif çağrılar” olarak tanımladı, “Türk halkı” yerine “Türkiye halkları” ifadesini kullandı. Bu gazetede de Türkiye’de daha önce örneği görülmemiş “sivil darbe” iadesini kullanıldı. Siyaset içerikli farklı tavırlar gösteren gazeteler olsa da Türk gazetelerinin tamamı darbe teşebbüsü gecesi darbecilere karşı bir duruş sergiledi.

 Darbe Teşebbüsü Sonrasında Gazetelerin Başlık ve Spotları

Hürriyet Gazetesi[429] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Cuntadan kanlı kalkışma.

Başlık: Darbeye geçit yok.

Spot: Darbe girişiminin başlamasından kısa süre sonra, Türkiye’nin dört bir yanında sokaklara dökülen vatandaşlar tankların, askerlerin önüne geçti.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Darbeyi halkın önlediği vurgusu.

Sahiplik: Doğan Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[430] 356,486 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 11,06%

Posta Gazetesi[431] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Bir grup asker darbe yapmak istedi. Halk izin vermedi.

Başlık: Yaşasın demokrasi.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Demokrasi vurgusu.

Sahiplik: Doğan Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[432] 304,097 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 9,43%

Sabah Gazetesi[433] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: TSK’daki bir grup hainin girişimi halktan döndü.

Başlık: Fetö’cü darbeye milli irade tokadı.

Spot: Ordu içindeki küçük bir FETÖ cuntasının alçakça darbe girişimine Milli iradeden ağır tokat geldi. Tüm yurtta sokağa çıkan vatandaşlar güçlü bir şekilde demokrasiye sahip çıktı.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Ayrıntılar: Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Milli irade vurgusu. Darbeyi halkın engellediği vurgusu.

Sahiplik: Kalyon Grup

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[434] 338,590 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 10,50%

Takvim Gazetesi[435] (16 Temmuz 2016)

Başlık: Başkomutan Erdoğan, Fetö’nün alçak darbe girişimine meydan okudu: Bedelini çok ağır ödeyecekler.

Spot: Milletime çağrı yapıyorum; meydanlara çıkın. Türkiye bu tür ayaklanmalarla ucuza satılacak bir ülke değildir ve Pensilvanya’dan da yönetilecek bir ülke de değildir.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Cumhurbaşkanının ağzından darbecilere hesap sorulacağı vurgusu.

Sahiplik: Kalyon Grup

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[436] 112,693 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,50%

Sözcü Gazetesi[437] (17 Temmuz 2016)

Üst : Halkın zaferi.

Başlık: Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi… Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!

Spot: Seçilmiş hükümeti tankla, topla, savaş uçaklarıyla devirmeye kalkışan darbeci Fetö’cü çeteye en güzel cevabı Türk Halkı verdi. Sokağa çıktı. tankların önüne yattı. Halk, tarihi bir demokrasi destanı yazdı. (Gazete kapaktan “Demokrasiden Yanayız” başlıklı bir bildiri yazısı yazdı).

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbeyi halkın engellediği vurgusu.

Sahiplik: Estetik Yayın AŞ

İmtiyaz Sahibi: Burak Akbay

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[438] 345,471 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 10,72%

Korkusuz Gazetesi[439] (17 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Kabus gecesinin kara bilançosu

Spot: TSK içindeki paralel çetenin önceki akşamki kalkışması bastırıldı ama olan bu ülkenin masum insanlarına oldu.

Başlık: Bu kınalı kuzuları suça ortak ettiler. Halkın Mehmetçiğini bu hale düşürenler utansın.

Spot: TSK içindeki FETÖ’cüler diyerek darbe kalkışmasına vatani görevini yapan Mehmetçiği alet atti. Halk ise öfkesini bu evlatlarımızdan çıkardı, onları vicdansızca hırpaladı.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: “TSK içindeki FETÖ’cüler” diyerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Darbeci askerleri (erleri) halkın “vicdansızca hırpaladığı” ifadesi.

Sahiplik: Estetik Yayın AŞ

İmtiyaz Sahibi: Burak Akbay

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[440] 34,657 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,08%

Haberturk Gazetesi[441] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Halkın gücünün üstünde güç yoktur.

Spot: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün akşam yaşananların ardından gece yarısı Atatürk Havalimanı’na geldi. yaşananlarla ilgili şunları söyledi: “Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım. Ben de meydanda olacağım.”

Başlık: Demokrasiden taviz yok.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından halk iradesine vurgu yapılması. Başbakan Yıldırım’ın ağzından demokrasiye vurgu yapılması.

Sahiplik: Ciner Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[442] 256,904 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 7,97%

Türkiye Gazetesi[443] (16 Temmuz 2016)

Başlık: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Bedelini ağır ödeyecekler.

Spot: Millet tankın önüne geçti / Fetö terörüne lanet.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ağzından darbecilerden hesap sorulacağı vurgusu.

Sahiplik: İhlas Holding

İmtiyaz sahibi: Ahmet Mücahid Ören

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[444] 144,204 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 4,47%

Milliyet Gazetesi[445] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: TSK içinde br grup darbe girişiminde bulundu. Olağanüstü gece.

Başlık: Cumhurbaşkanı halkı meydanlara çağırdı. Darbeciler başarılı olamaz. (Gazete kapaktan “Demokrasiden Yanayız” başlıklı bir bildiri yazısı yazdı).

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı meydanlara çağırdığı vurgusu.

Sahiplik: Karacan Grubu (DK Gazetecilik)

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[446] 146,801 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 4,55%

Yeni Şafak Gazetesi[447] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Komutanlar duruma el koydu.

Başlık: Vatandaş FETÖ’cü işgalcileri durdurdu. Vatan hainleri.

Spot: Fetullahçı Terör Örgütü’ne bağlı bir grup asker darbe girişiminde bulundu. Tankları şehre çıkarıp ülkeyi iç savaşa sürüklemek istediler. Milyonlarca insan sokaklara dökülüp tankların üstüne çıktı ve ülkesine sahip çıktı.

Alt Başlık: Herkes sokaklara çıksın.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Halkın darbeyi önlediği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı meydanlara çağırdığı vurgusu.

Sahiplik: Albayrak Medya Grubu

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[448] 117,011 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,63%

Akşam Gazetesi[449] (17 Temmuz 2016)

Spot: FETÖ’cü çetenin darbe girişimini, siyasetçisi, polisi, vatansever askeri, medyası ve STK’larıyla omuz omuza püskürten Türk Milleti, yeni bir istiklal zaferine imza attı… Dünya bir kez daha ‘Çılgın Türkler’i konuşuyor.

Başlık: 15 Temmuz destanı.

Spot: 161 kişi demokrasi şehidi.

Alt Başlık: Tanktan paralel polis çıktı.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Toplumun el birliğiyle darbeyi geri püskürttüğü vurgusu.

Sahiplik: Sancak Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[450] 106,234 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,30%

Güneş Gazetesi[451] (17 Temmuz 2016)

Spot: Tarihin gördüğü en alçak terör saldırısına karşı tek vücut olup cuntacıları püskürten milyonlar, milli irade destanı yazdı. Tankları durduran vatandaşlar, polisler, Meclis’ine sahip çıkan partiler, halkıyla bütünleşen medya demokrasi zaferi yazdı.

Başlık: Milli irade destanı.

Spot: Türkiye zaferini kutladı.

Alt Başlık: Yeter ki duruşunuzu bozmayın.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Toplumun elbirliği ile darbeyi geri püskürttüğü.

Sahiplik: Sancak Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[452] 105,196 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,26%

Star Gazetesi[453] (16 Temmuz 2016)

Spot: Bedelini çok ağır ödeyecekler. / 78 Milyon meydanları doldurdu.

Üst Başlık: Demokrasiye millet sahip çıktı.

Spot: Türkiye demokrasisi kara bir gün yaşadı. Önümüzdeki Yüksek Askeri Şura’da tasfiye edilecek TSK içindeki Paralel Cunta, millete ait silahların namlusunu yine millete doğrulttu. Darbe girişimini sokağa çıkan milyonlar önledi.

Başlık: Asla boyun eğmeyiz.

Spot: Cumhurbaşkanı Erdoğan “İşgalci güçlere karşı ölümüne dik duracağız. Bedelini en ağır şekilde ödeyecekler” dedi.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Toplumun darbeyi geri püskürttüğü, darbecilerin hesap vereceği vurgusu.

Sahiplik: Sancak Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[454] 105,871 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,28%

Vatan Gazetesi[455] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Son ihanet.

Spot: Paralel yapının Silahlı Kuvvetler içindeki kalıntıları dün darbe girişiminde bulundu. Cumhurbaşkanı, seçilmiş siyasiler, halk, kararlı duruşu ile ihanet girişimini engelledi.

Başlık: Bedelini ödeyecekler.

Spot: Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hadlerini bildireceğiz. Bu ayaklanma girişimini yapanlar cezasını çekecek. / En uzun gece.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbecilerden “paralel yapının silahlı kuvvetler içindeki kalıntıları” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi. Cumhurbaşkanı siyasiler ve halkın darbeyi geri püskürttüğü. Darbecilerin hesap vereceği vurgusu.

Sahiplik: Demirören Holding

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[456] 104,477 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 3,24%

Cumhuriyet Gazetesi[457] (16 Temmuz 2016)

Başlık: Askeri ya da sivil her darbeye karşı… Çözüm demokrasi.

Spot: Ne askerin tankı tüfeği ne AKP’nin anayasayı yok sayması.

Alt Başlık: Türkiye kaosta.

Spot: Cepmodern direniş.

Sahiplik: Yenigün Haber Ajansı AŞ

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbe karşıtlığı üzerine nasihatçı bir ifade kullanılması. “Askeri ya da sivil her darbeye karşı…” diyerek, Türkiye’de örneği görülmemiş bir “sivil darbeye” atıf yapılması. “…AKP’nin anayasayı yok sayması…” ifadesiyle darbenin hükümetin anayasayı ihlalinden dolayı yapıldığı ima edilmesi.

İmtiyaz Sahibi: Cumhuriyet Vakfı adına Alev Coşkun.

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[458] 58,009 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,80%

Yeniçağ Gazetesi[459] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Erdoğan: Bedelini ödeyecekler.

Başlık: Darbe Girişimi

Spot: Türkiye dün akşam saatlerinde başkent Ankara ve İstanbul’da yaşanan olağanüstü gelişmelerle sarsıldı.

Alt Başlık: Başbakan Yıldırım: Bu kalkışma.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbenin haber olarak verilmesi, Toplumun direnişinden bahsetmemesi, toplumun direnişi ile ilgili resim koymaması. Erdoğan’ın darbecilerin bedel ödeyeceği beyanının yer alması.

Sahiplik: Yeniçağ Gazetecilik ve Matbaacılık AŞ

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[460] 52,750 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,64%

Aydınlık Gazetesi[461] (16 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Türk Ordusu ve Türk Milleti Amerikancı kalkışmayı bozguna uğrattı.

Başlık: Yazısız- Dalgalanan Türk Bayrağı resmi

Spot: Tayyip Erdoğan: Türkiye Cumhuriyeti Pensilvanya’dan yönetilemez / Binali Yıldırım: Bu kalkışma, terörle savaşan askerimize yöneliktir / Kemal Kılıçdaroğlu: Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkıyoruz / Devlet Bahçeli: Türkiye Cumhuriyeti’nin yanındayız / Doğu Perinçek: Fethullah Gülen ve PKK’yı kurtarmak istediler, ezildiler.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbe teşebbüsü için “Amerikancı kalkışma” ifadesi kullanılarak darbenin arkasında ABD’nin olduğunun ima edilmesi. Darbeyi Türk Ordusunun ve Türk Milletinin geri püskürttüğü vurgusu.

Sahiplik: İmece Basın ve Yayıncılık Ticaret Limited Şirketi

İmtiyaz Sahibi: Osman Erbil

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[462] 54,489 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,69%

Yeni Akit Gazetesi[463] (16 Temmuz 2016)

Başlık: Ankara’da hain kalkışma

Spot: Genelkurmay Başkanlığı’nda bir kısım askerin darbe teşebbüsüne girişmeleri ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı rehin alarak rehin alarak eyleme geçmelerini müteakip, yapılan müdahale ile kalkışma bastırıldı.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbenin sadece Ankara’daki kısmının başlığa taşınması. Genelkurmaydaki kalkışma olarak bahsedilmesi, bunun da paralelciler ve marjinal sol örgütler tarafından yapıldığı vurgusu. Akit TV’de darbecilerin darbe bildirisini okutmak için yazıişlerini aradığı fakat kabul etmedikleri haberi. TV’nin yayınının 00.45‘ten 00.46’ya kadar kesildiği, darbe bildirisinin Halk TV’de yayınlandığı haberi.

Sahiplik: Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Ltd. Şti.

Yayın Sahibi: Ramazan Fatih Uğurlu

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[464] 33,184 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,03%

Karar Gazetesi[465] (16 Temmuz 2016)

Spot: Eğer ortaksak o zatı teslim edin.

Başlık: Bir millet destan yazdı.

Spot: 78 Milyon ülkesine sahip çıktı. Milyonlar hain kalkışmaya geçit vermedi, kendi milletine silah çeviren alçaklar bertaraf edildi. Boğaziçi Köprüsü’nde başlayan 15 Temmuz darbe girişimi milletin vatan hainlerine darbesiyle Boğaziçi köprüsü’nde bitti.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Milletin darbeyi püsküttüğü vurgusu. Üç generalin (Akın öztürk, Adem Huduti, Erdal Öztürk) tutuklandığı haberi.

Sahiplik: Mehmet Aydın

İmtiyaz Sahibi: Karar Yayıncılık AŞ

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[466] 34,085 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,06%

Milli Gazete[467] (17 Temmuz 2016)

Başlık: Meydan Milletin

Spot: Türkiye, önceki gün bir askeri kalkışma ve darbe girişiminin dehşetini yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir grup asker emir-komuta zincirini çiğneyerek yönetime el konduğu açıklaması yaparken, TRT’de de bildiri okundu. Köprüler asker tarafından kapatılırken, tanklar da caddelerde yürütüldü. ilerleyen saatlerde sokaklara inen halk ise darbeci askerlere göz açtırmadı, resmen kalkışmayı önledi. Millet, meydanı boş bulan darbecilere, meydanın gerçek sahibi bu millet olduğunu darbecilere bir kez daha gösterdi.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Milletin darbeyi geri püsküttüğü vurgusu. Darbecilerden “bir grup asker” diye bahsedilerek TSK’yı rencide etmemeye dikkat edilmesi.

Sahiplik: Yeni neşriyat AŞ (Milli Gazete) adına Ömer Yüksel Özek

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[468] 30,626 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 0,95%

Evrensel Gazetesi[469] (17 Temmuz 2016)

Başlık: Tek seçenek demokrasi, tek çözüm mücadele.

Spot: Ne darbe ne tek adam. / Türkiye halkları askeri ya da sivil darbe istemiyor. Tek adam rejiminin panzehiri darbe değil, laik ve demokratik bir Türkiye için mücadeledir. Darbelere zemin hazırlayan politikalara son verilmelidir.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Darbeye karşı demokrasi vurgusu yaparken bunu “tek adam rejimi” olarak adlandırdığı hükümet için de söyleyerek darbecilerle hükümeti aynı kefeye koyması. Nasihatçı ifade kullanması. “Halk AKP’nin baskıcı iktidarını gerekçe gösteren askerin ülke yönetimine el koyma girişimine destek vermedi” ifadesi ile darbecilere haklılık payı çıkarması. Camilerden okunan selaları “tekbirler eşliğinde yapılan provokatif çağrılar” olarak tanımlaması. “Türk halkı” ifadesi yerine “Türkiye halkları” ifadesi kullanması.

Sahiplik: Bülten Basın Yayın Tic. Ltd. Şti. adına Kürşat Yılmaz

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı: “Bilgi edinilemedi.”

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: “Bilgi edinilemedi.”

Milat Gazetesi[470] (17 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Teröristler

Spot: vatana ihanetten yargılanacak olan darbe kalkışmasında bulunan çok sayıda yüksek rütbeli Fetö’cü hain gözaltına alındı.

Başlık: Bu zafer bizim.

Spot: Cuntacı hainlerin kalkışmasına direnen 78 milyon millet dik durdu, başkomutan Erdoğan dik durdu, siyasiler ve medya dik durdu. FETÖ’cü şerefsizler rezil bir şekilde teslim oldu, 8’i helikopterle Yunan’a sığındı.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Milletin darbeyi püsküttüğü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkomutanlığı ve dik durduğu vurgusu.

Sahiplik: MEKA Gazetecilik Basım Yayın Sam. ve Tic. Ltd. Şti. adına Ali Adakoğlu

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[471] 50,244 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 1,56%

Ortadoğu Gazetesi[472] (17 Temmuz 2016)

Spot: Kanlı darbe girişimi önlendi demokrasi kazandı.

Başlık: Geçmiş olsun Türkiyem.

Spot: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en zor ve karanlık dönemini yaşadı. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fethullah Gülen Terör Örgütü bir grup vahşi bir şekilde darbe teşebbüsünde bulundu. Türk Milletinin kararlı duruşu ve güvenlik güçlerinin müdahalesi ile bu hain teşebbüs önlendi. / İstanbul Boğaz Köprüsü’nü gece boyunca trafiğe kapatarak polisle çatışan darbeci askerler teslim oldu. vatandaşlar tankların üzerine çıkarak sevinç gösterisinde bulundu. Askerler sabaha karşı polise teslim oldu. Askeri araçta bir askerin cesedi bulundu.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Türk milleti ve güvenlik güçleri ile darbenin püskürtüldüğü vurgusu.

Sahiplik: İleri Gazetecilik ve Yayıncılık AŞ

İmtiyaz Sahibi: Belkıs Saraçoğlu

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı: “Bilgi edinilemedi.”

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: “Bilgi edinilemedi.”

Yeni Asya Gazetesi[473] (17 Temmuz 2016)

Üst Başlık: Van Mevlidine erteleme.

Başlık: Her türlü darbeye hayır. Demokrasiden dönüş yok.

Spot: Kanlı darbe girişimi lanetlenirken demokrasi dışı arayışlara artık destek yok.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Demokrasi vurgusu.

Sahiplik: Yeni Asya Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık San. ve Tic. AŞ

İmtiyaz Sahibi: Mehmet Kutlular

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı:[474] 11,402 adet.

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: 0,35%

Yeni Birlik Gazetesi[475]

Üst Başlık: Demokrasiye darbe girişimi. Kara bir leke.

Spot: Bölücü terör örgütü FETÖ/PDY mensupları, İstanbul ve Ankara’da darbe girişiminde bulundu.

Başlık: Erdoğan çağırdı millet meydanlara aktı.

Spot: Selalar demokrasi için.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: Milletin meydanlara dökülmesinde Erdoğan’ın çağrısının etkili olduğu vurgusu.

Sahiplik: Ufuk gazetecilik AŞ

İmtiyaz Sahibi: Avni Özgürel

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı: “Bilgi edinilemedi.”

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: “Bilgi edinilemedi.”

Diriliş Postası Gazetesi[476] (17 Temmuz 2016)

Spot: Pensilyanva’dan (Pensilvanya’dan) yönetilen teröristlerin Türkiye’yi işgale kalkışması millet tarafından püskürtülüyor.

Başlık: Hürriyet ve izzet nöbetindeyiz.

Spot: Şerefli Türk Ordusu’nun üniformasını giymiş Fethullahçı teröristlerin ateş edeceğini bile bile sokağa çıkan ve 161 şehir veren aziz milletimiz, hürriyet ve izzet nöbetiyle tarih yazdı. Gün vatanı müdafaa, geleceği muhafaza ve evlatlarımızı savunma günüdür. Bir şizofrenin emriyle kendi milletine ateş eden hainler milletin, polisin ve askerin onurlu mücadelesiyle yakalandı.

Spot: Şerefli kadınlar ve erkekler, milletin tanklardan, toplardan ve savaş uçaklarından daha güçlü oluğunu bütün dünyaya gösterdi. Onurun, izzetin ve hürriyetin temsilcisi halkın seçtiği başkomutan Recep Tayyip Erdoğan “Tamam!” diyene kadar hürriyet ve izzet için sokaklardan ayrılmıyoruz.

Dikkat Çeken Ayrıntılar: “Ordu üniforması giymiş Fethullahçılar” diyerek TSK’yı ayırma. Erdoğan’ın liderliğine vurgu.

Sahiplik: Akyıldız Gazetecilik Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.

İmtiyaz Sahibi: Mehmet Akosman

18-24 Temmuz 2016 ortalama satışı: “Bilgi edinilemedi.”

Türkiye’deki toplam gazete satışları içindeki payı: “Bilgi edinilemedi.”

Görsel Medyanın Rolü ve Tutumu, Sosyal Medya ve Haberleşme Platformlarının Etkisi

 2016 Türkiyesinin darbeciler açısından farkı bu kez karşılarında TRT’den başka onlarca kanal ve iletişim teknolojisi olmasıydı. Nitekim FETÖ darbecilerine önce dördüncü kuvvet olarak görülen medya direnç gösterdi. Ardından da iletişim teknolojilerini etkili bir şekilde kullanan sivil halkın karşısında darbeciler çaresiz kaldı. 15 Temmuz akşamı saat 21.30 civarında İstanbul Boğazı’ndaki her iki köprünün bir grup asker tarafından trafiğe kapatıldığı haberi ekranlara düştüğünde kimsenin aklına askeri darbe gelmedi. Ardından, Ankara’da Genelkurmay binasından silah sesleri duyulduğu, her iki şehirde de jetlerin alçak uçuş yaptığı haberleri geldi. Bu haberler herkesin dikkatini ekrana yöneltti, telefon trafiği hızlansa da kimse henüz ne olduğunu anlayamamıştı. İlerleyen saatlerde asker üniformalı ve silahlı kişiler sokaklarda, jetler de gökyüzünde daha fazla göründükçe bunun “askeri bir darbe girişimi” olabileceği ihtimali güçlendi. Bu arada sosyal medyada yükselen söylentilerle birlikte televizyon kanalları da neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Saat 23.02’yi[477] gösterdiğinde A Haber ve NTV’nin canlı yayınlarına bağlanan Başbakan Binali Yıldırım bunun “TSK içerisinde ama emir komuta zinciri olmaksızın yürütülen kanunsuz bir kalkışma” olduğunu ifade etti. Saat 00.00’da güvenlik kaynakları tarafından yapılan açıklamalarla bu darbe girişiminin ordu içerisinde yuvalanan FETÖ ya da diğer ifadeyle PDY (Paralel Devlet Yapılanması) mensuplarınca gerçekleştirildiği netlik kazandı.[478] Halkın bilgilenmesi, darbecilerin bildiriyi TRT’de okumalarından önce televizyonlar vasıtasıyla tamamlandı.

TRT’yi işgal eden FETÖ mensubu askerler, Saat 00.02’de[479] spiker Tijen Karaş’a darbe bildirisini okuttu. Bildirinin okunması 00.06’da[480] bitti. TRT’deki bildiri toplumda bir moral çöküntüsü ve tedirginlik etkisi yapsa da diğer özel kanallardaki çok yönlü bilgi akışı, siyasilerin ve darbe karşıtı komutanların bu kanallara bağlanması, halkı bilgilenmesini,cesaretinin gelmesini ve organize olmaya başlamasını sağladı. Şaşkın ve gergin bekleyişte gecenin gidişatını belirleyen gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yine medya aracılığıyla 00.24’te sesini duyurduğu an oldu. CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ın cep telefonuna Face Time uygulamasından bağlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, görüntülü konuşma vasıtasıyla, belli bir azınlıkçı ve ayrılıkçının gerçekleştirdiği darbe teşebbüsü karşısında tüm halkı, demokrasiye sahip çıkmak için meydanlara davet etti. Davet kısa sürede büyük yankı buldu. Zaten sokaklara çıkmaya başlamış olan halkın, -Cumhurbaşkanının güvende olduğu da öğrenilince- morali yerine geldi ve tüm Türkiye’de milyonlarca insan meydanlara koştu. Cumhurbaşkanının çağrısı, darbe teşebbüsünün sonunu getiren kritik gelişme oldu. Bu tarihi görüşmenin videosu neredeyse eş zamanlı şekilde sosyal medya ağları üzerinden topluma yayıldı.[481]

Darbenin bastırılması sürecinde Türkiye’de henüz aktifeştirilen yüksek hız ve kapasitede mobil internet sağlayan 4.5G bağlantısının da yapıcı etkisi oldu. Buna benzer “elektronik görüşme” platformları ve ülkede son yıllarda iletişim haberleşme teknolojileri sahasında yapılan yenilikler, darbe teşebbüsünün başarısızlığa uğratılması için gerekli olan kitlesel ve kolektif işbirliklerine zemin hazırladı. Başka bir deyişle köprü, havalimanı ve kritik kavşakları tanklarla kapatan; TBMM, Özel Harekat Daire Başkanlığı ve kablolu TV ve uydu operatörü TÜRKSAT gibi devletin en can alıcı noktalarını bombalayan ve Cumhurbaşkanına Marmaris’te kaldığı otelde suikast girişiminde bulunan FETÖ darbecileri, bu noktalarda aciz kaldı. Darbe teşebbüsü gecesi vatandaşlar medya tarafından sağlıklı bilgilendirildi. Teşebbüsün bir FETÖ darbesi olduğu çok kısa sürede anlaşıldı.[482]

1960 yılında gerçekleşen darbe sırasında sadece radyo vardı. 1980 darbesinde ise radyonun yanı sıra tek bir TV kanalı mevcuttu. 2016 yılına gelindiğinde ise Türkiye’de onlarca ulusal, yüzlerce yerel TV kanalı bulunmaktaydı. Darbe girişimine dair haberlerin yayılmasından itibaren Başbakan, bakanlar ve diğer yöneticiler özel TV kanallarına canlı telefon bağlantısı kurarak durumu anlattı ve halka konuyla ilgili mesajlar verdi. TRT’yi ele geçiren darbecilerin TRT 1 ve diğer TRT kanallarında korsan bildirisi yayınlanırken özel TV kanalları demokrasi ve milli irade yanlısı yayınlarını sürdürdüler. Darbe teşebbüsü gecesinin ilk saatlerinde CNN Türk’ün yayını darbeciler tarafından engellendi. Ancak polisin ve halkın direnci sayesinde CNN Türk yayını kısa süre sonra tekrar normal akışına geri döndü. CNN Türk’te yaşananlar tüm açıklığıyla ekranlara yansıdı. Yurt dışında da bu görüntüler ses getirdi. Sadece haber organları değil, önde gelen teknoloji haber siteleri de bu yayın kesme teşebbüsünü haberleştirdiler. Uydu yayın platformu Digiturk’ün yayınları da gece saatlerine kısa süreliğine kesintiye uğradı. Sosyal medyada darbecilerin Digiturk yayınlarını kestiğine dair haberler paylaşıldı. Türksat’ın merkezine de saldırı düzenlendiğine dair haberler de sosyal medyada yayılan haberler arasındaydı. Bazı transponderların üzerindeki kanalların yayınları kesildi. Ancak Türksat uyduları gece boyunca kesintisiz şekilde hizmet vermeyi sürdürdü. Darbe teşebbüsü sırasında Turkcell, Türk Telekom, Vodafone kesintisiz iletişim vermeyi sürdürdüler. Bu da halkın birbiriyle iletişim kurmasını, gelişmeleri bulundukları her ortamda mobil internet aracılığıyla takip etmesine olanak sağladı. Ayrıca yüksek hızlı mobil internet sayesinde akıllı telefonlar üzerinden de canlı yayınlar gerçekleştirildi. Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına atılmış SMS mesajları da cep telefonu sahiplerine ulaştırıldı. SMS mesajlarıyla vatandaşlar darbe girişimine karşı koymaya çağrıldı. Twitter, Facebook, YouTube, Instagram, Periscope gibi sosyal medya kanalları darbe girişiminin yaşandığı saatler boyunca herhangi bir erişim engellemesiyle karşılaşmadı. Bazı yurt dışı kaynakları sosyal medya kanallarının engellendiğine dair haberler paylaştı, ancak durum onların rapor ettiği gibi olmadı. Sosyal medya kanallarının açık olması sayesinde herkes yaşanan gelişmeleri tüm sıcaklığıyla takip etti, birbiriyle iletişim kurma şansı buldu. Facebook Live, Periscope gibi mobil cihazlar üzerinden anında canlı yayın yapma fırsatı veren araçlar aracılığıyla da binlerce canlı yayın gerçekleştirildi. 15 Temmuz 2016 gecesi Facebook Live üzerinde Türkiye’nin dört bir yanından birçok canlı yayın gerçekleştirildi.[483]

Darbe teşebbüsü gecesinde dört televizyon kanalı öne çıktı: Bunlar, darbe bildirisinin okunduğu TRT, Cumhurbaşkanının ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu’nun[484] canlı bağlandığı CNN Türk, Başbakan Binali Yıldırım’ın canlı bağlandığı A Haber ve NTV, öne çıkan TV kanalları oldu. Bunların dışında 24 TV ve başka kanallara da Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Yiğit Bulut, TRT Genel Müdürü Şenol Göka, bazı komutanlar, yargı mensupları, işadamları ve hatta vatandaşlar bağlandı.[485] Bu kanallara bağlanan siyasiler ve komutanlar, topluma, tüm askeriyedeki subay, subay ve erlere, şu mesajları iletti:

Darbe Teşebbüsü Gecesi Televizyonlara Yapılan ve Darbenin Seyrini Değiştiren Canlı Bağlantılar

NTV (23.02):

Başbakan Binali Yıldırım: Doğrusu bir kalkışma ihtimali üzerinde duruyoruz. Belli ki emir komuta zinciri olmadan asker içerisindeki bazı kişilerin kanunsuz bir eylemi söz konusu. Ancak vatandaşlarım ve milletim şunu bilsin ki, demokrasiye herhangi bir zarar getirecek hiçbir faaliyete izin verilmeyecek; bu bir! İkincisi; Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, vatandaşın, milletin seçtiği, milletin iradesini temsil eden hükümet, iş başındadır. Bunun iş başından gitmesi ancak milletin kararıyla olur; bu bilinmelidir. Bu kalkışmayı yapanlar, bu çılgınlığı yapanlar, bu kanunsuz eylemin içinde olanlar da, en ağır şekilde bedelini ödeyecektir; vatandaşımın bunu bilmesini istiyorum. Asla ve asla bu gibi kalkışmalara pabuç bırakmayacağız. vatandaşlarımız sakin olsunlar ama asla ve asla buna benzer bu ve buna benzer çılgınlıklara da müsaade etmeyeceğimizi bilsinler. Teşekkür ediyorum.

Spiker (hanım): Evet; Sayın Başbakan; efendim, asker içerisinde bir yapılanmanın bir teşebbüsünden söz ediyorsunuz anladığımız kadarıyla.

Binali Yıldırım: Evet. Ama bunun tabii boyutu ve…

Spiker: Bir darbe mi gerçekleştirilmeye çalışılıyor? Yani bunu mu anlıyoruz?

Binali Yıldırım: Şimdi bunun adına henüz bir darbe demek doğru olmaz. Bir kalkışma olduğu doğrudur. Belirli bölgelerde sorumsuzca devletin emanet ettiği silahları, araçları alıp vatandaşların üzerine giden, onları yere yatırıp etkisiz hale getirmeye çalışan bir takım gruplar var. Bu grupların kim olduğu, hangi amaçla hareket ettiklerini kısa sürede anlayacağız ve gereğini yapacağız. Milletimiz rahat olsun, asla ve asla yasadışı demokrasiyi kesintiye uğratacak faaliyetlere müsamaha göstermeyeceğiz.

Spiker: Hali hazırda bu gruplara yönelik bir çalışma, bir operasyon sürüyor mu?

Binali Yıldırım: Güvenlik güçlerimiz harekete geçmiştir; gereği yapılacaktır. Teşekkür ederim.[486]

Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşması, halka şu bilgileri veriyordu:

-Bu bir kalkışmadır, darbe demek doğru olmaz: Halka “bütün asker bu işin içinde değildir” mesajı verildi. Bu mesaj, halkın ümitsizliğe düşmesini engelledi ve cesaretini arttırdı.

-Kalkışmayı kimlerin gerçekleştirdiğini araştırıyoruz, çok kısa sürede tespit edeceğiz ve gereğini yapacağız: Halka, askeriyenin tamamına, alt kademelerdeki subay astsubay ve erlere, hükümetin işinin başında olduğu emniyet güçlerinin, yargının işinin başında olduğu ve meşru iradenin yanında oldukları, hükümet olarak kalkışmaya karşı koyacak ve gereğini yapacak güce sahip olunduğu mesajı verildi.

CNN TÜRK (00.24)

Hande Fırat: Buyurun Sayın Cumhurbaşkanım, dinliyoruz biz sizi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: İyi akşamlar.

Hande Fırat: İyi akşamlar efendim, buyurun.

Recep Tayyip Erdoğan: Tabii bugünkü bu gelişme gerçekten silahlı kuvvetlerimizin içerisindeki bir azınlığın ne yazık ki kalkışma hareketidir. Ve bu malum yapıya ait paralel yapılanmanın teşvik ettiği, üst akıl olarak onların kullandığı bir harekettir. Ülkemizin birliği, beraberliği, bütünlüğüne yönelik bu harekete karşı inanıyorum ki, milletçe vereceğimiz güzel bir cevapla bunlar gerekli olan cezayı alacaklardır. Yani şu anda bu milletin imkanlarıyla ortaya konmuş olan, tankı, topu vesaireyi, uçağını, helikopterini kullanarak milletin üzerine gelmenin bedelini bunlar çok ağır ödeyeceklerdir. Ve bu konuda gerek Cumhurbaşkanı olarak gerek başbakanımız hükümetimiz olarak bizler atılması gereken adımlar neyse dik durmak suretiyle bu adımı atacağız. Yani bunun bedelini asla bizler farklı bir şekilde yorumlayamayız ve meydanı da onlara bırakamayız şu anda yapmış oldukları işgali de çok kısa zamanda ortadan kaldıracağımıza inanıyorum, kararlı bir şekilde de bu işin üzerine gideceğimizi özellikle bildirmek istiyorum. Ve bu konuda bu kararlılığımızı kimsenin test etmeye de gücü yetmeyecektir.

Hande Fırat: Sayın Cumhurbaşkanım…

Recep Tayyip Erdoğan: Bu arada tabii, milletime de bir çağrı yapıyorum. O da şudur: Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım. Ve bunların o azınlık grubu tanklarıyla toplarıyla gelsinler, (cesaretleri varsa) ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar. Siyaset hayatımda, bundan sonra da zaten böyle bir şey tanımamız söz konusu değil.

Hande Fırat: Sayın Cumhurbaşkanım, yayındayız, Abdülkadir Selvi ile birlikte, yüksek müsaadelerinizle (Selvi’ye dönerek) istersen sen sor önce…

Abdülkadir Selvi: Evet; Sayın Cumhurbaşkanım, bugün demokrasiye sahip çıkma günü. Bu hareket emir-komuta zincirinde mi? Bu yönde bildiriler yayınlanıyor. Ülkenin cumhurbaşkanı olarak ne diyeceksiniz?

Recep Tayyip Erdoğan: Kesinlikle burada emir-komuta zinciri filan çalışmamaktadır. Şu anda emir-komuta zinciri filan tamamiyle askıya alınmıştır, çiğnenmiştir. Ve emir-komuta zinciri içerisinde olanlar, şu anda ne yazık ki, altın üste yönelik burada atılmış adımlar söz konusudur. Zaten bu ülkede cumhurun başı olarak, -ben cumhurbaşkanıyım ve başkomutanım aynı zamanda- başkomutan olarak benim haberimin olmadığı böyle bir adımı atanlara da yargı zaten hemen cevabını verdi. Gereği de neyse bunu zaten yapacağız, yapılacaktır. Bundan kimsenin endişesi olmasın.

Hande Fırat: Sayın Cumhurbaşkanım, Genelkurmay Başkanının rehin tutulduğu bazı komutanlarla birlikte bir iddia dolanıyor, bir haber dolanıyor; Anadolu Ajansı da (haberi) geçti. Bu konuda bilginiz var mı acaba?

Recep Tayyip Erdoğan: Bu tür haberleri ben de duydum. Ama şu anda ne denli sağlıklıdır, onu tabii tam bilemiyoruz. Biliyorsunuz, bu tür olayların olduğu zamanlarda hava iyice bulanık olur. Şu anda da böyle bir bulanık hava söz konusudur ve bu havayı bulanık hale getirenler bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Bunu da özellikle ifade etmek isterim.

Abdülkadir Selvi: Sayın Cumhurbaşkanım, halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyorsunuz, meydanlara çağırıyorsunuz. Bu çağrınızı biz de burdan tekrarlıyoruz. Bu darbe girişimi bastırılıp buna kalkışanlar adalet önünde hesap verebilecek mi?

Recep Tayyip Erdoğan: Kesinlikle bunun bedelini yargı önünde çok ağır ödeyeceklerdir. Ve bu, şu anda demokrasiye inananların işini de kolaylaştıracaktır. Ama onlara da (darbecilere de) bunun bedelini çok ağır ödettirecektir.

Hande Fırat: Sayın Cumhurbaşkanım; bir kaç cümle daha rica etsek; şunun için: Şimdi gerçekten, herkes çok tedirgin oldu. Hepimiz evlerimizde(yken) çocuklarımız(la) biz konuşurken “Ne demek darbe?” diye sorarak biz evlerden çıktık. Küçük çocuklardan bahsediyorum. Pek çok iddia var. Bazı yerlere ateş açıldığı yönünde, hatta sizin…

Recep Tayyip Erdoğan: Hande hanım, şimdi siz nasıl stüdyonuza geldiyseniz, Sayın Selvi nasıl stüdyosuna geldiyse, ben de şimdi milletime çağrı yapıyorum: Meydanlara gelin ve meydanlardan bunlara gereken cevabı hep beraber verelim.

Abdülkadir Selvi: Sayın Cumhurbaşkanım, sizden…

Recep Tayyip Erdoğan: Ben de başkomutan olarak meydana geliyorum.

Abdülkadir Selvi: Evet; Sayın Cumhurbaşkanım, sizden halkımızın bir talebi var. Şu anda bu yayınımız Türkiye’de tüm haber kanalları tarafından veriliyor. Lütfen biraz daha yayında kalıp halkımıza çağrınızı tekrarlar mısınız? İkincisi; darbeciler başarılı olacak mı, halk bunu soruyor, bu yönde kaygılar var.

Recep Tayyip Erdoğan: Ben kesinlikle bu darbecilerin başarılı olacağına inanmıyorum. Tarih boyunca darbeciler başarılı olamamıştır. Er veya geç onlar yok olmuşlardır. Bunu da böyle bilmeniz lazım.

Hande Fırat: Sayın Cumhurbaşkanım, siz de gelecek misiniz, Ankara’ya?

Recep Tayyip Erdoğan: Evet; tabii, tabii, tabii, tabii. Çok teşekkür ediyorum.

Hande Fırat: Biz de teşekkür ediyoruz.[487]

Başbakan Binali Yıldırım’ın TV bağlantısındaki konuşması telefona bağlanmadan önce cümleleri tasarlanmış, net ve çerçevesi çizili mesajlar verirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TV bağlantısındaki konuşma, tasarlanmış cümleler içerse de konuşmanın akışında Hande Fırat, Abdülkadir Selvi ve Recep Tayyip Erdoğan arasında spontane diyaloglar meydana gelmekteydi.

Konuşmalardan televizyon çalışanlarının bir kısmı evlerinde dinleniyorlarken, darbe teşebbüsünün başlamasıyla sokağa çıkıp stüdyolarına koştukları anlaşılmaktadır. Hande Fırat ve Abdülkadir Selvi, Cumhurbaşkanına son derece saygılı hitap şekilleri ve kurdukları cümlelerle sivil iradeye bağlılıklarını çok net ve cesurca gösterdiler çünkü bu sırada darbe hareketliliği hala devam ediyordu ve saat 03.30’da darbeci askerler CNN Türk stüdyosunun bulunduğu Doğan Media Center’ı basarak[488] CNN Türk kanalının yayınını kestiler.

Cumhurbaşkanının konuşması, Binali Yıldırım’ın konuşmasında olduğu gibi, bunun askeriye içindeki bir grubun kalkışması olduğu, hükümetin işbaşıda olduğu, emniyetin, yargının, mülki idarecilerin görevde olduğu mesajını verdiği gibi, Recep Tayyip Erdoğan’ın Binali Yıldırım’ın konuşmasından en önemli farkı, kalkışmayı yapanların Parelelciler yani Fetöcüler olduğunu doğrudan söylemesi ve halkı bu konuda bilgilendirmesiydi. Bu bilgilendirme şüphesiz ki, halkın içindeki muhafazakar kimlik taşımayan kişilerle, muhafazakar kimlik taşıyan fakat FETÖ’nün çarpık İslam anlayışına tepki gösteren kişileri ülkeye sahip çıkma adına meydanlarda buluşturan bir faktör oldu. Televizyon burada hem “Kalkışmayı kimler yapıyor?” gibi çok önemli bir sorunun cevabının toplum tarafından öğrenilmesini hem de toplumdaki farklı hayat tarzına ve görüşüne sahip olanların kenetlenmesini sağladı. Cumhurbaşkanı, CNN Türk’ten sonra 00.43’te NTV televizyonuna da Face Time üzerinden görüntülü bağlanarak bir konuşma yaptı.

Konuşmanın ilerleyen kısımlarında medya mensupları olarak Hande Fırat ve Abdülkadir Selvi konuşmayı yönlendirişleriyle Cumhurbaşkanına açık biçimde destek verdiler ve Selvi Cumhurbaşkanının halkı meydanlara çağırmasını tekrarlattı.

Cumhurbaşkanı bu tarihi konuşma ile halkı rahatlattı, hem onların cesaretlerini ve morallerini arttırarak meydanlara çağırdı, hem de meydanlara, caddelere çıkacak halka taktik verdi. Erdoğan evlerinden çıkan halka havaalanlarına gidip oraları kontrol altına almalarını istedi. Nitekim Cumhurbaşkanı kendisi de bu konuşmadan sonra halkın darbecilerin işgalinden kurtarıp kontrol altına aldığı Atatürk Havalimanına saat 03.15’te uçakla indi ve havaalanında önceden hazırlanmış masaya oturup medyaya konuşma yaptı.[489]

A Haber (00.52):

Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar: İyi akşamlar, ben Orgeneral Ümit Dündar; Birinci Ordu Komutanı. Şu anda sizin de bildiğiniz gibi sayın valimizle beraberiz. Bu meydana gelen hareket Türk Silahlı Kuvvetlerinin desteklemediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde küçük bir grubun meydana getirdiği bir hareket. Biz ordu komutanlığı olarak, sayın valimiz ve emniyet birlikleri ie birlikte gerekli tedbirleri alıyoruz, endişe edecek bir durum yok.

Spiker (hanım) : Sayın Dündar, şunu sormak istiyorum ben size: Genelkurmay Başkanının rehin alındığına dair haberler de paylaşıldı. Nedir efendim, bir doğruluğu var mıdır?

Ümit Dündar: O konuda hiçbir haberimiz yok. Bilgim yok. Bu olaylar meydana geldiği andan itibaren biz sayın valimiz ile bir araya gelip, İstanbul üzerinde yoğunlaştık. Buradaki problemi çözmek için çalışıyoruz. O konuyla ilgili herhangi bir bilgim yok.

Spiker (hanım): Sayın Dündar, komutanım, ne gibi önlemler alınıyor ve bu grup kimdir? Sizce İstanbul’daki ordu içerisinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde ağırlıkları nedir? Sayın vali grupçuklardan bahsetti. Ne ifade ediyor bu “grupçuklar” sizin için? Kaç kişiler?

Ümit Dündar: Birinci Ordu Komutanlığı içerisinde küçük bir grubu temsil ediyorlar. Endişe edilecek burada bir durum yok. Bunlara katılmayan şu anda emir-komuta zinciri içinde olan diğer birliklerle birlikte biz gerekli tedbirleri alıyoruz. Teşekkür ederim.[490]

Ümit Dündar’ın bağlandığı yayın sayesinde halk kalkışmanın ordu içindeki bir grup tarafından yapıldığını bir askerin ağzından teyit etmiş oldu. Bununla birlikte, mülki idarecilerin ve komutanların birlikte hareket etmeye başladığı, darbecilere karşı sivil yönetim-askeri yönetim bloğu oluştuğu anlaşıldı.

 NTV (01.47):[491]

 Tümgeneral Zekai Aksakallı 01.11’de TGRT’ye bağlandıktan sonra, 01.47’de de NTV televizyonuna canlı bağlandı.

 Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı: Bu eşkiyalar, ihanet şebekeleri, işte bir darbe girişiminde bulunmaya çalışıyor fakat bunda başarılı olamadılar, olamayacaklar. Biz görevimizin başındayız. Yüce milletimiz bizim arkamızda, bunun da üstesinden geleceğiz.

Spiker (bay): Evet; peki, bu nasıl bir cunta? Yani komuta onların içerisinde mi? Onu kastediyorum.

Zekai Aksakallı: Bu, içerdeki ihanet şebekeleri. Paralel ihanet şebekeleri efendim. Bunlar korkak, yüreksiz… (ses gidiyor)

Spiker (bay): Alo

Zekai Aksakallı: Efendim.

Spiker (bay): Anladım. Peki şu anda durum nedir efendim? Yani Silahlı Kuvvetler komuta kademesi ne kadar kontrole…

Zekai Aksakallı: Silahlı Kuvvetler komuta kademesi bunların hiçbirini tasvip etmez, etmeyecektir; bunu göreceksiniz. Kısa sürede duruma el koyacağız.

Spiker (bay): Evet; İstanbul’da ama özellikle Ankara’da neler oldu? İşte; Genelkurmayda silah sesleri duyuldu, Gölbaşı’nda duyuldu. Özellikle sizin bölgenizde, Özel Harekatın bulunduğu yerde…

Zekai Aksakallı: Efendim, şehidimiz var, yaralımız var az miktarda. Fakat duruma hakimiz. Yüce milletimiz merak etmesin efendim.

Spikerler (bay ve bayan birlikte): Evet; peki Genelkurmay Başkanı… Durumuyla ilgili…

Zekai Aksakallı: Efendim, ben şu anda çok yoğunum. Müsaade ederseniz, burada bitirmek istiyorum.

Spiker (bay): Peki efendim. Anladım.

Spiker (bayan): Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı.

Spiker (bay): Unvani ile önemli bir; Türk Silahlı Kuvvetlerinden bir generalle konuştuk. Özel Harekat (kuvvetler) komutanıyla…

Spiker (bayan): Evet; orada durumun ne olduğunu aslında özetlemiş oldu bize.

Spiker (bay): Bakalım, orada (komutanda) bir öfke var, çok sert konuşuyor. “Eşkiya” ve ihanet “şebekeleri” (diyor komutan) ve ilk defa bir Silahlı Kuvvetler mensubundan hem de general konumunda Paralel İhanet Şebekesi sözünü de işittik. Bu gerçekten çok enteresan.

Spiker (bayan): Bu arada, yaralı bazı askerler olduğu bilgisini de verdi. Bunun da altını buradan çizelim. Yaralı askerler olduğu bilgisini de almış olduk. Bunu da ifade etmek gerekiyor. Genelkurmay Başkanına ilişkin herhangi bir net bir bilgi alamıyoruz.

Spiker (bay): Kime sorsak net bir bilgi alamıyoruz.[492]

 NTV:

Jandarma Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin: Hayırlı akşamlar. Yüce milletime saygılarımı, hürmetlerimi arz ediyorum. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sayın Galip Mendi’nin emriyle iletiyorum efendim. Ben jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin. Jandarma Genel Komutanlığı emir ve komuta yapısı içerisinde kesinlikle bu yapılan hareket bizim emir ve komuta yapımız dışında yapılan bir harekettir. Kesinlikle tasvip etmiyoruz. Yüce milletimizin bunlara karşı gelmesini (istiyoruz). Biz şu anda zaten Jandarma Genel Komutanlığı olarak duruma hakimiz. Gereken tedbirler alınmaktadır. Birkaç saat içerisinde sonuçlanacaktır. Milletimiz rahat olsun. Biz, birliklerimizin başında, meşru kuvvetlerle bu devlete, millete karşı, milli iradeye karşı yapılmış hareketi şiddetle bastıracağız. Milletimiz rahat etsin. Merak etmesin. Duruma hakimiz. Arz ederim.

Spiker (bay): Sayın General, sizin gibi böyle coşkulu bu tür konuşan ya da böyle düşünen generaller, Türk Silahlı Kuvvetler mensuplarının hacmi konusunda bize ne söylersiniz efendim?

Arif Çetin: Efendim, Türk Silahlı Kuvvetleri generalinin hiçbirisi bu darbe girişimini desteklememektedir. Kesinlikle reddediyoruz. Bunlar milletin iradesine karşı bir takım güçler tarafından kukla olarak kullanılan güçlerdir. Bunlara gereken cevap verilecektir.

Spiker (bay): Komutanınız, Jandarma Genel Komutanın durumu konusunda herhangi bir bilginiz var mı?

Arif Çetin: Jandarma Genel Komutanımız karargahta değil, biz karargahtayız. Ben Jandarma Genel Komutanı Harekat Başkanı olarak birliklerimizin kendi komuta yapısı içerisinde gerekli her türlü tedbiri aldık. Bunların dışında hiçbir emir geçerli değildir, gayrımeşrudur. Millet iradesine karşıdır. Biz bu millet iradesine karşı olan tüm güçleri def etmeye,yok etmeye hazırız.

Spiker (bay): Bu arada Ankara’da herhangi bir karşı operasyon söz konusu mu?

Arif Çetin: Biz, Ankara’da Jandarma Genel Komutanlığı (olarak) duruma hakimiz. Problem yok.[493]

Televizyonlar darbe teşebbüsüyle gelen kaotik ortamda kafası karışık olan herkesi yaptığı yayınlarla, canlı bağlantılarla, televizyoncuların haberleri ve yorumlarıyla kademe kademe aydınlattı. Ne oluyor? Cumhurbaşkanı nerede ve durumu nasıl? Hükümet görevinin başında mı? Darbeyi yapanlar kimler ve ordunun içindeki payı nedir? Emir-komuta zincirinde, bütün ordunun dahil olduğu bir darbe mi? Bütün bu soruların cevapları verildi. Halkın özgüveni, cesareti daha da arttı ve halkın tepki göstereceği hedef somut ve belirli hale geldi. Dağınık, hedefi belli olmayan sokak savaşları benzeri kaotik bir halk hareketi olmadı. Medya, soğukkanlı ve sorumlu bir hareket daha yaptı ve rehin alınan komutanların durumu ile ilgili canlı komutanların bilgi vermemesi üzerine konuyu daha fazla deşmedi. Bu şekilde halkın moralini bozacak bir hata yapmadı.

Gece ilerledikçe siyasi irade, mülki idareciler, askeriye, halk, medya çalışanları kenetlendiler ve birbirlerini tamamlayan hareketler yaparak, darbecileri etkisiz hale getirdiler.

            Halkın Darbe Karşısında Tepkisi

 15 Temmuz darbe teşebbüsü akşamı saat 21.30 civarında İstanbul Boğazı’ndaki her iki köprünün bir grup asker tarafından trafiğe kapatılmasıyla ilk başta kimsenin akıllara askeri darbe ihtimali gelmese de, Ankara’daki Genelkurmay binasından silah sesleri duyulması, jetlerin alçak uçuş yapmasıyla herkes ekranlara yöneldi, hızlı bir telefon trafiği başladı. Halkın kafasında askeri darbe teşebbüsü olduğu kanaati yerleşti. Saat 23.02’de[494] Başbakan Binali Yıldırım A Haber ve NTV’nin canlı yayınlarına bağlanarak bunun “TSK içerisinde ama emir komuta zinciri olmaksızın yürütülen kanunsuz bir kalkışma” olduğunu halka duyurdu. Saat 00.00’da güvenlik kaynakları tarafından yapılan açıklamalarla da bu darbe girişiminin ordu içerisindeki Fetöcüler tarafından gerçekleştirildiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde bütün halk tarafından öğrenildi.[495] Polatlı 58. Topçu Er Eğitim Tugayı ve Topçu Füze Okulu, Mamak 28. Mekanize Piyade Tugayı, Beytepe Jandarma Eğitim ve Okullar Komutanlığı, Kara Havacılık Komutanlığı, Harp Okulları Komutanlığı, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki darbeciler de harekete geçti. Birçok tank, zırhlı personel taşıyıcı ve diğer araçlarla binlerce asker kışlaların dışına çıktı. Kuvvet Komutanlıklarındaki darbeciler de hareketlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan saat 00.24’te CNN Türk kanalına bağlandı. Görüntülü telefon aramasıyla bağlantıda Erdoğan “Bu gelişme gerçekten Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içindeki bir azınlığın, ne yazık ki kalkışma hareketidir ve bu malum yapıya ait paralel yapılanmanın teşvik ettiği üst akıl olarak onların kullandığı bir harekettir.” dedi. Milleti, darbecilere karşı durmak üzere meydanlara çağıran Erdoğan’ın bu çağrısı karşılık buldu. Vatandaşlar Genelkurmay Başkanlığının çevresindeki İnönü Bulvarı ve Milli Müdafaa Caddesi ile Kızılay Meydanı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, AK Parti Genel Merkezi ve Jandarma Genel Komutanlığı civarı başta olmak üzere meydan ve caddelerde toplanmaya başladı. Kışladan çıkan askerlere tepki gösteren vatandaşlar mücadeleye girişti.[496]

00.52’de A Haber’e 1.Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın[497] 01.11’de TGRT’ye 01.47’de[498] NTV’ye Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın, NTV’ye Jandarma Harekat Başkanı Tümgeneral Arif Çetin’in[499], 01.24’te[500] CNN’e Deniz Kuvvetler Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’nun canlı bağlantılar yaparak darbeyi reddetmeleri halkı daha da cesaretlendirdi.

Evlerinden dışarı çıkan halk, organize biçimde dışarı çıkanlar ve organize olmadan münferit olarak çıkanlar olmak üzere iki gruptu. Sonrasında münferit çıkanlardan da organize topluluklara katılan çok sayıda kişi oldu. Organize topluluklar sosyal medya ve Whatsapp gibi iletişim platformları üzerinden haberleşti.

15 Temmuz darbe girişimi gecesi sosyal medyaya erişiminin sağlanabildiği saatlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, kişisel ve Cumhurbaşkanlığı resmi Twitter ve Facebook hesaplarından da darbeye karşı direniş çağrılarını tekrarladı. Whatsapp üzerinden irtibat sağlayan vatandaşlar çağrılar üzerine, darbe teşebbüsüne direndi bu direniş sosyal medya mecraları tarafından da desteklendi ve büyüdü. Başbakanlık resmi Twitter hesabı da kararlı bir şekilde darbeye karşı direnişte kaldı. Başbakan Yıldırım tvitlerinde, darbe girişiminin ordunun emir komuta zinciri dışında gerçekleştirildiğini, ordu komutanlarının ifadesi ile paylaştı. Erişimin normale döndüğü sosyal medyada organizasyon bütünlüğünü #DarbeyeHayır etiketi ile sağlandı, operasyonlar, yetkililerden gelen açıklamalar ve tüm gelişmeler paylaşılmaya devam etti. Meydanlara çıkanlar, Facebook ve Periscope üzerinden canlı yayınlar ile ülke genelindeki durumu anlık olarak aktardı. Darbe karşıtları sosyal medya üzerinden 15 Temmuz’da #DarbeyeHayır derken, 16 Temmuz’da #MilletçeMeydanlardayız etiketi ile meydanlarda toplanmaya devam etti. Böylece darbeciler, ne sosyal medyada ne de silahlı mücadelede istediğini elde edemedi. Cumhurbaşkanının çağrısı, darbe teşebbüsünün sonunu getiren kritik gelişme oldu. Bu tarihi görüşmenin videosu neredeyse eş zamanlı şekilde sosyal medya ağları üzerinden topluma yayıldı. Bunun sonucunda binlerce insan meydanlara koştu.[501]

Organize olmayan topluluklar meydanlarda toplandı ve protesto sloganları atarak yürüdü. Yürüyüş sırasında karşılaştıkları darbecilerin zırhlı araçlarını durdurmaya çalışıp üzerine çıktı. Organize topluluklar ve onlara sonradan intikal eden münferit protestocular da darbecilerin ele geçirme çalıştıkları noktalarda ve hedeflerine araçları ile ilerledikleri yollarda onlara mukavamet ettiler. Bunları çoğunda darbecilerle çatışmalar yaşandı. Darbeciler sivil halkın üzerine ateş ettiler ve zırhlı araçları mukavemet edenlerin üzerine sürerek bazı vatandaşların bu araçların altında kalarak şehit olmalarına sebep oldular.

15 Temmuz gecesi darbe faaliyetini icra eden askerlerin kanaati direnen sivil halka ateş açıldığı takdirde toplulukların kaçıp dağılacağı idi. Kendi aralarında kurmuş oldukları “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubundaki yazışmalarda birbirlerine sürekli olarak halkın üzerine ateş açmalarını söylediler. Bu konuda darbecilerin hiçbirisi grupta buna itiraz eden bir mesaj atmadı.[502]

 21.14’te aldığı emirle Polatlı 58. Topçu Tugayı komutanı Tuğgeneral Murat Aygün derhal harekete geçti ve tüm birlikleri göreve çağırarak füze rampalarını taşıyan askeri araçlar Ankara yönüne doğru yola çıktı. Fakat yollara çıkan vatandaşlar ve emniyetin polisleri önlerini kesti ve beraber füze rampalarını taşıyan araçların lastiklerini keserek sevkiyatın önüne geçildi.[503] Aksi takdirde rampalar uygun yerlere konularak Ankara füze yağmuruna tutulacaktı.

            Darbecilerin Genelkurmay Başkanlığı Karargahında hakimiyet kurmaya çalışırken halk karşısına dikildi. Buradaki mukavemette 1’i polis, 1’i astsubay, 1’i koruma görevlisi olmak üzere 34 kişi şehit oldu (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri).

                  Darbecilerin yönetim merkezi olarak Akıncı Üssüydü. Bunu haber alan vatandaşlar üssü ve burada rehin tutulan komutanları kurtarmak için üssün nizamiyesine gittiler ve buradaki çatışmada 8 kişi şehit oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin darbecilerin ele geçirerek Cumhurbaşkanını işlevsiz bırakmak isteyen darbecilerin karşısına burada da halk dikildi ve yaşanan çatışmada toplam 33 kişi şehit oldu. Bunlardan 1 kişi külliyeyi korumak için tankın üzerine çıktığında vurularak şehit edildi, 1 kişi de külliyeye giderken yolda kalp krizi geçirdiği için şehit oldu (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri).

                  Gemilerin açıldığı Gölcük Deniz Ana Üssünün nizamiyesinin önünde de direniş için halk toplandı ve beraberinde polis ekipleri de geldi. Deniz üssündeki eylemler saat 21.34’te başlayıp, ertesi gün 08.40’a kadar devam etti.[504]

Darbeciler kendilerine müdahale edilmesini önlemek için İçişleri Bakanlığına bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı karargahını ele geçirmek istediler. Burada da darbecilerin karşısına halk dikildi ve verilen mücadelede 1’i polis olmak üzere 3 kişi şehit oldu. Aynı şekilde polisin de kendilerine müdahale etmesini engellemek için Emniyet Genel Müdürlüğünü ele geçirmeye çalışan darbecilerin karşısında yine halk vardı. Emniyet genel Müdürlüğünün darbecilerin eline geçmesini önlemek için verilen mücadelede 6’sı polis olmak üzere 12 kişi şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.) Darbeciler, darbenin başarıya ulaşması için nereyi ele geçirmek istiyorlarsa, orada halk karşılarına dikiliyordu.

Mamak 28. Mekanize Piyade Tugayı Ve 4. Kolordu Komutanlığından 16 adet tank şehir içindeki darbecilere destek vermek ve Ankara’ya doğudan girişleri kontrol altına almak için çıktığında burada da önlerini halk kesmeye çalıştı. Tankları durdurmak için verilen mücadelede 1 vatandaş şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

Halk, televizyon kanallarından olanı biteni görmekte ve mücadeleyi arttırarak sürdürmekteydi. Hatta Ülke TV – Kanal 7 ortak yayınında televizyoncu Turgay Güler, Cumhurbaşkanının CNN Türk’e ve NTV’ye bağlanıp halkı sokaklara çağırmasından sonra bu çağrıyı da kendi adına da yineleyip durmaktaydı.[505] Özel televizyonların darbe karşıtı yayınları nedeniyle darbeciler Türksat’a da opersayon yapıp TV kanallarının yayınlarını durdurmak istediler ve Türksat’a baskın yaptılar. Türksat’ta personel darbecileri oyalayıcı hareketler yaptılar ve yayınların kesilmemesini sağladılar. Türksat yerleşkesinde ise darbecilerin açtıkları ateş sonucu 2 personel şehit oldu. Kısa bir süre sonra Türksat’ın nizamiyesinin önünde de polis ile birlikte halk birikmeye başladı. (Bkz.Türksat Yayınlarını Kesme Teşebbüsü ve Yerleşkeye Saldırılar.)

F16’lar bombardıman yapan, zırhlı araçlar, helikopterler, makinalı tüfekler kullanan, çelik yelek giyen darbecilerle elinde hiç bir şey olmayan ve günlük kıyafetleri ile caddelere çıkmış halk arasında çılgın gibi bir mücadele yaşanmaktaydı. Halk kendi arasında organize olmuş, polise eşlik ederek darbecilerin ele geçirmek istediği her yerde önlerine dikilmiş, kışlaların nizamiyelelerinin önünde birikmiş, paletlerin altında kalma pahasına tankların önüne yatmış ve söz konusu hareket halindeki tankların üstlerine kalabalıklar halinde tırmanmıştı.

İstanbul, darbe teşebbüsü gecesinde en hareketli ikinci şehirdi. 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına Bağlı Topkule Kışlasından çıkıp şehir içindeki darbecilere destek olmaya gitmeye çalışan tankları 2’si asker 1’i polis olmak üzere 6 kişi şehit oldu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Caddesi Yerleşkesi’nin içerisine inmeye çalışan helikopterin alçalma esnasında kalabalığın üzerine ateş etmesi sonucu da 1 kişi şehit oldu. Topkule kışlasından çıkıp A Haber TV kanalını işgal için giden darbecilerin önü TEM Otoyolu Gaziosmanpaşa tır garajı mevkisine geldiklerinde polisler ve vatandaşlar tarafından önlerinin kesildi. Burada da 1 vatandaş şehit oldu. Bir vatandaş da darbecilerle mücadeleye giderken Kağıthane Köprüsü üzerindeyken kalp krizi geçirerek şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

Cumhurbaşkanı Marmaris’te Turban Grand Yazıcı Otelde tatil için kaldığı sırada darbe teşebbüsü gerçekleşmişti. Cumhurbaşkanı darbeciler gelmeden önce otelden ayrılmıştı. (Bkz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu). Marmaris’te CNN Türk muhabiri hande Fırat’a cep telefonundaki Face Time uygulaması ile bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı sokaklara davet etti. Havalimanlarına sahip çıkmalarını istedi.

O sırada Marmaris merkezinde de yaklaşık 250 kişilik grup ve çok sayıda araçtan oluşan bir konvoy, darbe teşebbüsüne tepki göstermek için toplandı. Marmaris kent merkezine harekete geçen grup, “Dik dur eğilme bu millet seninle Recep Tayyip Erdoğan” sloganları attı, tekbirler getirdi.[506]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te darbecilerin eline düşmekten kurtarılmıştı ve uçağı Atatürk Havalimanına inecekti. Erdoğan’ın çağrısı üzerine Atatürk Havalimanına giden halk, burayı işgal eden darbecilerle çatışarak havalimanını darbecilerden temizledi. Havalimanındaki çatışmalarda 6 vatandaş şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.) Böylelikle Dalaman’dan havalanan Erdoğan’ın uçağı Atatürk Havalimanına sorunsuz indi. (Bkz. Emir- Komuta Zincirinin Koparılması)

 Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü Anadolu yakasından kapatan darbecilere yine halk müdahale etti. Darbeciler, İstanbul’daki köprüleri, meydanları, nirengi noktalarına hakim olarak tüm şehrin araç ve insan trafiğini kontrol altına almak istemekteydi. Köprülere giden halk burada da darbecilere mukavemet etti ve Boğaziçi Köprüsünde ikisi polis, birisi güvenlik görevlisi olmak üzere 32 kişi, Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde de 6 kişi şehit oldu. Boğaziçi Köprüsüne destek için Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini gönderdiler. Darbeciler, askeri lise öğrencilerinin Boğaziçi Köprüsüne sorunsuz gidebilmesi ve yakındaki Çengel Polis Merkezinin öğrencilere müdahalesini önlemek için Çengelköy Polis Merkezine[507] de saldırı düzenleyip burayı ele geçirmek istediler. Karşılarına yine halk çıktı ve gösterdikleri mukavemet sırasında 1’i polis 8 kişi şehit oldu. Bir vatandaş da daha sonra demokrasi nöbetleri sırasında AKOM önündeyken DHKP-C terör örgütü militanlarının ateş açması sonucu şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

Darbeciler İstanbul’daki kontrol noktalarından biri olan Taksim Meydanını aynı zamanda psikolojik üstünlük sağlamayı da amaçlayarak kontrol altına almak istediler. Halk burada karşılaştıkları darbecileri protesto etti. Protestocular arasında yer alan bir Fas vatandaşı bu sırada şehit oldu. Darbecilerin hem bütün askerlere hem da halka seslenebilmesi için devlete ait TRT radyosuna ihtiyaçları vardı. Harbiye’deki TRT Radyo binasını de ele geçirmeye çalıştılar. Burada da karşılarına halk çıktı ve radyonun darbecilerin eline geçmemesi için gösterilen mukavemette 2 kişi şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

Şirketlerin hisselerine bloke koyarak iş dünyasını kendi hakimiyetleri altına almak için Borsa İstanbul’u ele geçirmeye çalışan darbecilere müdahale eden halk, Borsa İstanbul’un kurtarılmasını sağladı ve burada da 1’i polis, 2 kişi şehit oldu. CNN Türk’te Cumhurbaşkanının halka sesleniş konuşmasının yayınlanmasından sonra oraya da tim gönderen darbeciler bina önünde mukavemet eden halk ile çatıştı ve 1 kişi şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

Darbeciler kendilerine lojistik destek sağlamak ve kullanılacak sivil araçlar elde edebilmek için istanbul belediyesini ele geçirmeye çalıştılar. Belediyenin Vezneciler’deki binasını darbecilerin elinden kurtaran halk, burada da 14 şehit verdi. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

15 Temmuz 2016 itibariyle Türkiye’de Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom olmak üzere üç GSM operatörü kullanılmaktaydı. Türkiye’nin internet erişimi % 90’ın üzerinde -dolaylı ya da doğrudan- Türk Telekom’a bağlıydı. Tek noktadan interneti yani haberleşmeyi kesmek mümkündü.[508] İstanbul Acıbadem’deki Türk Telekom merkezini ele geçirmeye çalışan darbecilere halk mukavemet etti ve 6 kişi şehit oldu. (Bkz. 15 Temmuz Şehitleri.)

            Yalova Hava Meydan Komutanlığından İstanbul’daki darbecilere takviye askerler göndermek isteyen darbeciler, söz konusu intikali gerçekleştirirken Tuzla Orhanlı Gişelerinde İstanbul’a giden askerlerin önleri kesildi. Darbeciler uyarılara rağmen teslim olmadılar ve bölgede görev alan kolluk kuvvetleriyle çatışmaya girdiler.[509] Halkın da polisin yanında yer aldığı çatışmada 1’i polis 6 kişi şehit oldu. Yine darbeciler bir destek de İstanbul Vatan Caddesindeki Emniyet Müdürlüğünü işgale çalışan askerlere destek göndermek istiyorlardı. Gönderilecek desteğe Bayrampaşa Çevik Kuvvetin engel olmaya çalışacağı ve Vatan Caddesindeki Fetöcü askerlere müdahale edeceği kesindi. Bu nedenle Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünü ele geçirmeye çalıştılar. Halkın mukavemet göstermesi sonucu 2 kişi şehit oldu.

            FETÖ mensubu askerler, 15 Temmuz darbesi için yapacakları her hamleyi detaylı biçimde planlayıp hesap etmişler fakat halkın tepki göstereceğini hesaplamamışlardı. Halk, darbecilerin plan dahilinde adım attıkları her yerde karşılarına dikilmişti. Halkın tepkisi 15 Temmuz darbecilerinin bütün planlarını çökertti.

            Emniyet Teşkilatındaki Fetö Yapılanması

Emniyet teşkilatındaki FETÖ yapılanması temel olarak iki hedef üzerinde çalıştı. Birinci hedef, Emniyet İstihbarat ve KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi) üzerinden hedef kişileri dinlemek, takip etmek, hakkında bilgi belge toplamak, uydurma belgeler düzenlemekti. Buradan sağlanan delillerle Fetöcü Özel Yetkili Savcılar ve Özel Yetkili Mahkemeler FETÖ’ye karşı olabilecek sivil, devlet memuru, asker olmak üzere herkesi hapse atabilecek ve darbeye giden yolda emin adımlarla yürüyebileceklerdi. ikincisi de Güneydoğudaki PKK ile yapılan yoğun çatışmalarda ve sonraki Çözüm Sürecinde devletin gözünü boyamak, PKK’nın yaptığı yığınaklarla ve faaliyetleriyle ilgili bilgi vermemek ve PKK’nın Ortadoğu’da başka yapılanmalara gitmesinin önünü açmaktı.[510]

FETÖ ile PKK arasındaki ilk temas; 2009 yılında Erbil’de düzenlenen Abant Platformu aracılığıyla gerçekleşmişti. Görüşme PKK adına Sabri Ok[511], Mustafa Karasu, BDT adına Ahmet TÜRK, Aysel Tuğluk, Altan Tan, BDT adına Kuzey Irak Temsilcisi Cemal Çoşkun, FETÖ adına da Talip Büyük, Cemal Bulut ve Irak’ta görevli bir gazeteci katıldı Bir sonraki görüşme ise Belçika’nın Başkenti Brüksel’de yapıldı. 10-12 Ocak 2014 tarihlerinde; Murat Karayılan ile Fehman Hüseyin. Kuzey Irak imamları Talip Büyük, Cemal Bulut ve Doğan Ertuğrul’la Metina kampında görüştüler. Bu görüşmede MİT ve Emniyet tarafından bölücü örgüt içine yerleştirilen istihbarat elemanlarının listesi PKK yönetimine verildi ve bu elamanlar, bölücü örgüt tarafından infaz edildi(Star, 2015). Yine ocak ayında FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen, PKK yönetimi ile işbirliği kurmak üzere; Kandil’e bir mektup gönderdi. Ahmet Türk, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı olarak 2014 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip Pensilvanya’da Gülen’le görüştü. 28-31 Ekim 2014’de Kuzey Irak İmamı Talip Büyük ile örgütün Yöneticileri Cemal Bulut ve Doğan Ertuğrul, Metina’da Murat Karayılan ve Fehman Hüseyin’le yeniden buluştular. Örgüt, Kobani’nin imarı için PKK’ya 25 milyon dolar para yardımında bulundu. Yine bu görüşmede Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve MİT’e ait PKK’ya yönelik stratejiler Terör Örgütüne servis edildi.[512]

 Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ile Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak ve bazı Emniyet mensupları birlikte bir rapor hazırladı. Osman Ak, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığında 1990’lı yılların başında dinleme teknik altyapısının kuran kişiydi. FETÖ’nün 1999 yılındaki örgüt yapısını ve örgüt mensuplarını aşikar etti. Bu rapor hazırlandıktan sonra İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tarafından Cevdet Saral ve Osman Ak başta olmak üzere 11 Emniyet mensubu açığa alındı. Ardından aleyhte bir kampanya başlatıldı ve Telekulak skandalı adında bir skandal kamuoyuna duyuruldu.[513] Telekulak davasında iddianameyi hazırlayan dönemin savcısı Nuh Mete Yüksel emekli olduktan sonra yazdığı kitapta oyuna geldiğini belirterek Cevdet Saral ve Osman Ak’tan özür diledi.[514]

 18 Mart 1999’da tamamlanan rapordan sonra Ankara DGM Başsavcılığı, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında, anayasal düzeni değiştirmeye çalıştığı gerekçesiyle 19 Mart 1999 tarihinde soruşturma açtı ve bunun üzerine Fethullah Gülen apar topar ABD’ye gitti.[515] Gittiği tarih 21 Mart 1999’du. Devlet Güvenlik Mahkemesinin dava açmasından 2 gün sonra ABD’ye kaçan Fethullah Gülen’in gidiş gerekçesi sağlığının bozulması nedeniyle tedavi olmaktı. ABD’ye giderken bağlantılı olduğu kişilerin bazıları, CIA Türkiye eski şefi Graham Fuller, 1989-1991 ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ve CIA eski mensubu George Fidas’tır.[516] Fuller, Abramowitz ve Fidas, Fethullah Gülen’in ABD’den yeşilkart alabilmesi için mahkemeye referans mektubu yazan 21 Amerikalıdan üçüydü (referans mektubu yazanlar arasında 7 kişi de Türk’dü).[517] Gülen’in ABD’de kalırken oturma, seyahat etme ve çalışma izni sağlayan “Green Card” (Yeşil Kart) için yaptığı başvuru ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Servisi (USCIS) tarafından reddedilmiş ve Gülen, kararın düzeltilmesi için açtığı davayı kaybetmişti. Mahkemeye, Gülen’in “olağanüstü yetenekli eğitimci” statüsünde Yeşil Kart alabilmesi başvurulmuş fakat mahkeme öne sürülen bu argümanı yetersiz bulmuştu.[518] Dava edilen Göçmenlik Bürosunun bağlı olduğu İç Güvenlik Bakanlığı adına savunma yapan Pensilvanya Eyalet Bölge Savcılığı mahkemeye Gülen’in “Çok büyük ticari holdinglerle desteklenen geniş ve etkili, dini ve siyasi bir hareketin lideri” olduğu yönünde deliller sunmuş, ayrıca belgelerinde Gülen hareketinin “eğitimi, toplumu İslamlaştırmak için kullandığı” ve “CIA’nın da Gülen projelerine finansal ortak olduğu” yönünde araştırmacı görüşlerine de yer vermişti. Gülen’e verilen büyük destek ile dava kazanıldı ve Gülen, yeşilkartı aldı.[519] Fethullah Gülen’in ABD’de süresiz kalması garanti altına alınırken, Türkiye’de de Gülen Cemaati hakkında raporu hazırlayanlara Telekulak kumpası kuruluyordu. İddiaya göre Zamanın Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın ve daha pek çok kişinin telefonlarının dinlendiği yer alıyordu; fakat ortada ne bir ses kaseti ne de tape bulunmaktaydı. İddianın sanıkları konumunda olan Emniyetçiler yargının cemaatin kontrolünde olduğu endişesiyle raporu yazanlara karşı dava açamadılar.[520]

 Gülen’e açılan dava süreci devam ederken Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılıyor, Emniyet Genel Müdürlüğünde yazıya cevap vermesi gereken birim Terörle Mücadele Dairesi olması gerekirken onun yerine Güvenlik Dairesi cevap veriyor, yazdığı cevapta Fethullahçı örgüt için “Bu silahlı terör örgütü değildir, bu örgüt değildir” deniliyordu.[521]

Devlet Güvenlik Mahkemesinin davasına dayanak olan Cevdet Saral ve Osman Ak raporunun yazılmasından yaklaşık 7 ay önce dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Cevdet Saral’ı çağırmış ve bir konuda görüşünü almak istemişti. Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral görüşme bittikten sonra çıkarken Fethullah Gülen Cemaati hakkında bir çalışma yapmak istediğini Mesut Yılmaz’a ayaküstü söyledi ve bunun için müsaade istedi. Fakat Mesut Yılmaz “Böyle bir çalışmayı eğer Bülent Ecevit duyarsa Hükümeti bozar” diyerek Cevdet Saral’ın talebine sıcak bakmadı. Daha sonra Ecevit’in azınlık hükümeti döneminde yazılan rapor Cevdet Saral ve Osman Ak’ın cemaati, cemaatin finans kaynaklarını, kara para aklamasıyla ilgili konuları ortaya çıkarınca cemaate ait Zaman gazetesi de Saral ve Ak ile ilgili bir yazı geçti. Cemaatçiler müfettişlere rapor yazdırıp “Telekulak Skandalı”nı ortaya attı.[522]

                  Başbakanın, bakanların sürekli değişmesi, bu değişimleri takiben bürokratların değişmesi devletin kurumlarının da çalışmasını engelliyor ve istihbarat zaafiyeti oluşuyordu.

MİT, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı istihbarat toplarlar ve istihbarat toplanması, MİT, Genelkurmay, Emniyet ve Jandarma arasında münakaşalara sebep olurdu.[523] Genelkurmay MİT’ten istihbarat alamadığını iddia etmekteydi. 1992 senesinde diplomat Sönmez Köksal’ın MİT Müsteşarı olarak atanınca MİT’te sivilleşme adımı atıldı. ESki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ise MİT’in sivilleşmesini bir yanlış olarak nitelendirdi.[524] Mevcut manzarada kurumlar arasında uyumlu çalışma yoktu. Sürekli değişen koalisyon hükümetleri döneminde askerin üst komuta kademesi ile hükümetler diyalog zemini oluşturamıyor, güvensizlik ortamı doğuyor bu da hükümet ile genelkurmay üst yönetimi arasındaki ilişkileri geriyordu.

                 FETÖ, hükümetlerin zorlukla kurulduğu koalisyon dönemlerinde, siyasetin zeminin siyasetçiler için çok kayganlaştığı, hükümetlerin birbiri ardına gelip gittiği dönemlerde devletin Emniyet gibi çok kritik kurumlarını ele geçirme imkanı buldu. Hükümetin bozulması endişesi, cemaatin oy deposu olarak görülmesi gibi sebepler FETÖ’yü her türlü müdahaleden korudu. İstihbarat zaafiyeti, istihbari bilgi temin edecek kurumlar arasındaki uyumsuzluk ve çekişmeler gittikçe palazlanan FETÖ üzerinde istihbarat yapılmasını da mümkün kılmıyordu.

 90’lı yıllarda cemaatin edindiği güç ve dokunulmazlık hali cemaatin karşısında olan herkesin çekinmesine, korkmasına sebep oluyordu. Örneğin 1999’da rapor yazılırken Gülen’in kitaplarını inceleniyor, kitaplardaki ifadelerden birtakım değerlendirmelere giriliyordu. İncelemelerde Gülen’in kitaplarındaki dini terimler ve dini değerlendirmeler üzerinde yanlış bir yorum yapmamak için birçok din adamına düşünceler ve değerlendirmeler arz ediliyor, din adamları yorum yaparken isimlerinin geçmesinden son derece endişe ediyorlardı. Osman Ak, FETÖ’nün “ciddi bir istihbarat örgütünün beşinci kol faaliyeti çerçevesinde organize ettiği planlı bir istihbarat operasyonu olduğunu, bu istihbarat operasyonunun boyutlarını da operasyonu yöneten hasım ülkenin çizdiğini, o ülkenin, operasyonun aşamalarında, aşama aşama planlama yaptığını, konjonktürel gelişmelere göre operasyonda yönlendirmeler de yapabildiğini, ama operasyonun nihai hedefinin belli olduğunu…” söyleyerek, Emniyetteki kadrolaşmanın basit, yüzeysel sebeplerle açıklanabilecek bir durum olmadığını bunun nihai bir hedef için yapıldığını 8 Aralık 2016’da meclis araştırma Komisyonuna ifade ediyordu.[525]

                 FETÖ’nün darbeye giden yoldaki planlarının en önemli ayağı Emniyet İstihbarat ve KOM’u (Kaçakçılık ve Organize Şuçlarla Mücadele Şubesi) ele geçirmekti. Ülke genelinde istenilen bilgiyi toplamak, istenilen kişilerin faaliyetlerini izleyip öğrenebilmek için Emniyet İstihbarat Dairesini ve KOM’u ele geçirmek çok önemliydi. Bunu MİT (Milli istihbarat Teşkilatı) üzerinden de yapmak mümkündü ama o kurumun iç yapısı çok ileri düzeyde keyfi takiplere müsaade etmezdi. Ayrıca, MİT’e hakim olmak, bilgi toplamaya, bunları saptırarak kullanmaya yarayabilirdi ama daha ilerisini yapacak aksiyonel bir eylem gerçekleştirmek için MİT yeterli olmazdı. Hedefteki kişiler hakkında bilgi toplamak yanında ilerleyen zamanda mahkemeye çıkarılıp hapse atılacaksa, Emniyet KOM Dairesinde etkin olunması şarttı.

FETÖ sadece Emniyetin merkezini değil, operasyonların en çok yönetileceği başta İstanbul, Ankara olmak üzere bazı önemli illerdeki Emniyet İstihbarat ve KOM şubelerini de ele geçirdi. Böylece memur, asker ve özel kanunlarla korunan kişiler hakkında da adli işlem yapmak kolaylaşacaktı. Bunun için özel yetkili mahkemelerin savcıları ve hakimlerinin de Fetöcü olması gerekiyordu.

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığının sahip olduğu geniş teknik imkanlar ile herkes hakkında her türlü bilgi toplanabilir, kim kimlerle görüşüyor öğrenilebilir, eline telefon alan herkesin irtibatları ve ilişkilerini öğrenilebilirdi. Türkiye’nin her ilindeki istihbarat şubelerinin binlerce personeli vasıtasıyla ülkenin her yerinde izleme yapabilirdi. Onları ise sadece Emniyet Genel Müdürü ve İçişleri Bakanı denetleyebilir; müfettişler dahil kimse binalarına giremez ve işlerine karışamazdı.[526]

 KOM Daire Başkanlığı örgütlü suçlar ve organize gruplarla ilgili tahkikatların yapıldığı ve aynı zamanda adli dinlemenin ve izlemenin merkezidir. Özel yetkili savcılar ve mahkemeler, Eminet İstihbarat ve KOM’dan gelen delilleri kullanarak ilgili kişiler hakkında devlet memuru dahi olsalar doğrudan dava açabilir, gözaltı kararı verebilir, tutuklayabilir. Bu nedenle Emniyet İstihbarat ve KOM FETÖ’nün ele geçirmeye çalıştığı en önemli iki birim oldu. KOM Daire Başkanlığı, sonra İstihbarat Dairesi Başkanlığı, ardından da İstanbul ve Ankara İstihbarat Şubesi ve bunlarla paralel olarak özel yetkili mahkemelerin savcılıkları ve hakimlikleri Fetöcülerle doldurularak, FETÖ’ye engel teşkil edebilecek kişilerin tasfiyesi için düğmeye basıldı.[527]

Cemaatin hakimiyet kurduğu Emniyetteki herkes, her birimdeki temsilciler kanalı ile Emniyet İmamının denetiminde çalışmaktaydı. Amirler mezuniyet dönemlerine göre örgütlendirilmişti. Herkes gördüğü, bildiği her konuyu temsilcilere aktarmakta, onlar da silsile ile Emniyet İmamına ulaştırmaktaydı. Cemaatin emri olan her husus da Emniyet İmamının talimatı olarak teşkilatın en alt birimlerine kadar ulaştırılmaktaydı. Her kritik birimde cemaatin irtibatı ve sorumlusu yer almış, özellikle İstihbarat KOM ve diğer birimlerin bilgi işlem birimleri büyük oranda cemaat mensuplarıyla dolmuştu. Bu birimlerde başlangıçta cemaat dışından kişiler var ise de onlar da çeşitli yöntemlerle buralardan uzaklaştırılmıştı. Emniyete ait tüm arşiv ve bilgiler cemaatin arşivine taşınmış, mevcutlar da istendiği an cemaatin isteklerine uygun olarak kullanılmaktaydı. Emniyetin İstihbarat ve KOM birimlerinde teknik ve amir kadrosu büyük oranda ve fiilen -cemaatçi olmasa bile- cemaatin elemanı konumundaydı veya bilerek cemaatten gelen talimatlara uymaktaydı. Cemaat hakkında herhangi bir ihbar geldiğinde, daha araştırmaya başlanmadan cemaat mensupları vasıtasıyla haber alınıp tedbir alınmaktaydı. Yakın zamanda birkaç defa MİT ve Emniyete cemaatin faaliyetleri, hatta en üstteki imam Ömer (Kozanlı Ömer) kod adlı kişi hakkında bilgi gitmiş, MİT araştırmaya başladığı an haberdar olunmuş ve gerekli tedbirler alınmıştı.[528]

                  Emniyetin İmamı “Ömer” (Kozanlı Ömer) kod adlı Osman Hilmi Özdil’di. Milli İstihbarat Teşkilatı İmamı Murat Karabulut ile birlikte 2007 yılında ABD’ye girip çıkarlarken ABD Federal Araştırma Bürosu (FBI) tarafından sorgulandılar ve üst aramasına tabi tutuldular. Sorgulama esnasında Özdil’in üzerinden çıkan belgeler ve taşıdığı bilgisayardaki bilgiler de kopyalandı. Elde edilen bilgiler arasında bazı üst düzey emniyet yetkililerine ve eşlerine ait fişlemeler vardı. Bu bilgi ve belgeler ABD yetkilileri aracılığıyla Türkiye’ye gönderildi fakat EGM’de (Emniyet Genel Müdürlüğü) Fetöcüler tarafında imha edildi Ancak 2014 yılı Ocak ayı içinde FBI’dan EGM aracılığıyla Osman Hilmi Özdil’in 2007’de üzerinden çıkan bilgi ve belgelerin temini mümkün oldu. FBI tarafından gönderilen yazıda, Özdil’in üstünde, yazan kişi tarafından kısaltmalar ve harf değişikliği yapılıp sadece okuyanın anlayacağı hale getirilmiş notlar vardı. Fakat bazı kişiler hariç notlarda ne yazıldığı çözüldü. Notta bulunan isimler şu kişilerden oluşmaktaydı:

                  Doç.Dr. Ümit Sayın, Emekli orgeneral ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Şener Eruygur, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol, 22nci dönem Ak Parti Milletvekili ve Genç Parti genel Başkan Yardımcısı Emin Şirin, emekli orgeneral Kemal Yavuz, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Başkanı Taner Ünal, Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Osman Ak, Tümgeneral Erol Özkasnak, emekli Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, kamuoyunda baronların baronu olarak adlandırılan uyuşturucu kaçakçısı İlhan Orhan, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Ümit Özdağ, DP Eski Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş, Bahçeşehir Üniversitesi akademisyeni Erhan Çitlioğlu. Bu kişilerden bazıları 16 Haziran 2007 günü Ümraniye’de bir gecekonduda bulunmasıyla başlayan Ergenekon Davası sanıkları arasında yer alıp tutuklandılar. Özdil’in aranmasıyla 18 Nisan 2007’de bulunan notlardaki bu şahıslar hakkında henüz bir soruşturma süreci dahi başlamamıştı. Osman Özdil’in bu kişilerle hiçbir ilişkisi de yoktu. Aylar öncesinden, bu kişilerle hiçbir ilişkisi bulunmayan Osman Özdil’in Nisan ayında ele geçirilen notları arasında isimlerinin yer alması, sonradan Ergenekon Davası ile tutuklanmaları, Ergenekon Davasının çok önceden planlanıp kurgulandığını, Fetullah Gülen ve örgüt yöneticilerinin emri ile çok amaçlı planlanıp kurgulanan stratejik harekatın bir parçası olduğunu gösterir. Talimatlar yurt dışından Osman Hilmi Özdil gibi kuryelik yapan imamlar vasıtasıyla gelmekteydi. Notlarda yer alan ancak Ergenekon Davasında tutuklanmayan şahısların büyük bölümü ise Gülen grubuna karşı tutumlarıyla bilinen kişilerdir.[529]

Ergenekon davası 274 sanıklı bir dava oldu. 17 kişi müebbet hapis cezası, 65 kişi 47 yıla varan hapis cezaları aldı. 4 kişi hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Müebbet cezası alanlar arasında Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Danıştay saldırganı Alparslan Arslan, Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Emekli Orgeneral Nusret Taşdeler, Emekli Albay Dursun Çiçek, Emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Gazeteci Tuncay Özkan, Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol gibi isimler vardı. Hapis cezası alanlar da Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Emekli Orgeneral Kemal Yavuz, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Emekli Tuğamiral Alaattin Sevim, Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Emekli Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, Emekli Albay Arif Doğan, gazeteci Mustafa Balbay, yazar ve akademisyen Yalçın Küçük, eski Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin, eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, CHP Milletvekili ve eski Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, yazar Ergun Poyraz, Prof. Dr. Erol Manisalı gibi isimlerdi.[530] FETÖ – PKK ilişkisi Ergenekon davasında da kendisini gösterdi ve gizli tanıklardan birisinin tutuklu bulunan PKK yöneticisi Şemdin Sakık olduğu anlaşıldı.[531]

            Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu

                  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın suikasti ile ilgili kurulan ekibin başına 15 Temmuz darbe teşebbüsünün amacına ulaşması durumunda Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) başına getirilmesi planlanan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş getirildi. MAK SAT ve Hava Kuvvetleri birimlerinden oluşturulan özel ekibe her Türlü yetki verildi. Seçilen ekipteki tüm askerlerin FETÖ’ye sıkı biçimde bağlılığına emin olunduktan sonra gerekli hazırlıklar yapıldı.[532]

                  Sönmezateş, 20 Mayıs 2019’da Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden Genelkurmay Çatı Davasında sanık olarak çıktığı duruşmada, şunları söylüyordu:

“…TSK’nın DNA’sı mutasyona uğradı. Atatürkçü değerlerden, kimlikten inanılmaz şekilde uzaklaştı. NATO, ABD, AB’den uzaklaştı. Avrasyacı bir çizgiye geldi Rusya-İran hattına oturdu. Son kale yıkıldı, Batı değerlerini benimsemiş tüm subaylar tasfiye ediliyor…”

“…Baştan beri biz AKP politikalarına güvenmiyorduk…”[533]

                  Gökhan Şahin Sönmezateş mahkemedeki savunmasında, darbe teşebbüsünün ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikastin kodlarını da veriyordu. Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Avrasyacılık politikasını Türkiye’nin menfaatleri için ciddi bir seçenek ve işbirliği olarak görmesi, Türkiye’nin bölgesinde ve küresel ölçekte etkisini arttırarak söz sahibi olmaya başlaması, Atlantik ittifakı içinde ve Avrupa’da Türkiye’nin elini gittikçe güçlendirmeye başladı.

Suikast operasyonu istihbarat ve eylem olmak üzere iki ayaktan oluşuyordu. Cumhurbaşkanının yerini tam olarak öğrenmek ve nokta tespiti için istihbaratı Cumhurbaşkanı Başyaveri Ali Yazıcı yürüttü. Operasyon ayağını ise Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş yürüttü. Ali Yazıcı başkanlığındaki ekip, Cumhurbaşkanının yerini tam olarak tespit edip suikastçilere verecekti.

14 Temmuz 2016’da saat 10.00 sıralarında Çankaya Köşkünde bulunan Cumhurbaşkanlığı Başyaverlik biriminde Başyaver Albay Ali Yazıcı başkanlığında toplantı yapıldı. Toplantıya deniz yaver sıfatıyla Şafak Deliacı, Hava Yaver Binbaşı Erkan Kıvrak, Kara Yaver Mete Semercioğlu katıldı. Başyaver Albay Ali Yazıcı, bu toplantı sırasında yaverler arasında iş dağılımı yaptı. Bu iş dağılımı uyarınca Hava Yaver Binbaşı Erkan Kıvrak Antalya’ya, Deniz Yaver Yarbay Şafak Deliacı İstanbul’a gitmek üzere görevlendirildi. Başyaver Albay Ali Yazıcı, Kara Yaver Mete Semercioğlu’na ise Ankara’da kalmasını ve Ankara’daki işleri takip etmesini söyledi. Bu toplantıda, darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanının bulunduğu yer öğrenilerek, Cumhurbaşkanına suikast için oluşturulan ekibe bildirilmesi, ayrıca Başbakanın bulunduğu yerin öğrenilmesi konusunda karar alındı. Böylece Cumhurbaşkanı ve Başbakanın darbe teşebbüsünün başladığı anda bulunma ihtimallerinin olduğu tüm yerlere bizzat gitmek üzere her biri görev aldı.[534]

Mete Semercioğlu, 15 Temmuz’da eski Başyaver Albay Ali Yazıcı ile onun odasında tekrar görüştü. Bu görüşme sırasında Yazıcı, şüpheli Semercioğlu’na, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te hangi Grand Yazıcı otelde kaldığını sordu. Yazıcı, Semercioğlu yanındayken, o sırada Antalya’da bulunan Hava Yaver Binbaşı Erkan Kıvrak’ı cep telefonundan arayarak aynı soruyu ona da yöneltti. Eski Havacı Yaver Binbaşı Erkan Kıvrak, telefonda Başyaver Yazıcı’ya, Cumhurbaşkanının Turban Grand Yazıcı otelde kaldığı bilgisini verdi. Bu telefon görüşmesi sonrasında Yazıcı şüpheliye Başbakan Binali Yıldırım’ın Cumartesi günü saat 11.00’de İstanbul’daki tersanede yapılacak törene nereden gideceğini araştırıp bildirmesi görevini de verdi. Bunun üzerine şüpheli, Başbakanın yakın korumalarından Polis Memuru Sercan Karaca’yı cep telefonundan arayarak hafta sonu İstanbul Tuzla’da yapılacak askeri törene Başbakanın katılıp katılmayacağını sordu. Semercioğlu, Sercan Karaca’nın yıllık izinde olduğunu, bilgisinin olmadığını söylemesi üzerine telefonu kapatarak Başbakanlık Özel Kalemde çalışan Zafer Çubukçu’ya whatsapp üzerinden mesaj çekti. Mesajda “Hayırlı Cumalar. Yarın 11.00’de tersanedeki törene Tuzla’daki konuttan mı geçeceksiniz?” diye sordu. Zafer Çubukçu, “Öyle olur muhtemelen” şeklinde cevap verdi. Bu görüşmeler sonrasında şüpheli, Başyaver Albay Ali Yazıcı’ya, Başbakanın Tuzla’daki konutundan tersanedeki törene geçeceği bilgisini aktardı.[535]

Semercioğlu, 15 Temmuz gecesi saat 21.30-22.00 sıralarında Başyaverlikte görevli Astsubay Başçavuş Selami Darcan’ı arayarak yine aynı birimde görevli Astsubay Üstçavuş Atahan Tatar’la Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında bulunan Başyaverlik Binasına geçip orayı açması emrini verdi. Semercioğlu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü planlayan ve uygulayan Yurtta Sulh Konseyinin üyesi Başyaver Albay Ali Yazıcı tarafından darbe teşebbüsünün en önemli unsurlarından biri olan Cumhurbaşkanına suikast için onun yerini öğrenmekle ayrıca aynı amaçla Başbakanın bulunduğu yeri öğrenmekle görevlendirildi. Görevi kabul ederek, Cumhurbaşkanının ve Başbakanın bulundukları yere ilişkin telefon görüşmeleri yapan Semercioğlu, elde ettiği bilgileri suikast için oluşturulan ekibe ulaştırılması için Başyaver Albay Ali Yazıcı’ya aktardı.[536]

Suikast eyleminin operasyonel tüm ayrıntıları Hava Kuvvetlerinden sorumlu FETÖ İmamı Adil Öksüz’ün onayına sunuldu. Adil Öksüz de bu planlamayı ABD seyahatinde örgüt lideri Fethullah Gülen’e onaylattı.[537]

11 Temmuz’da ve 13 Temmuz’da Milsec adl askeriyenin kullandığı güvenli hattan Tuğgeneral Semih Terzi, Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’i aradı, darbeden bahsetti. Bu kalkışmanın geçmiştekilere benzer olacağını ancak çok hızlı gerçekleşeceğini, Cumhurbaşkanı ve kabine üyelerinin öncelikle alınıp mahkemeye sevk edileceklerini söyledi. Yargılama konuları çözüm sürecindeki hatalar, rüşvet iddiaları, IŞİD’in her yere elini kolunu sallayarak girmesi gibi iddialar olacaktı. Terzi, Sönmezateş’in görevinin o tarihte Cumhurbaşkanı her nerede bulunuyorsa oradan alıp Ankara’ya getirmekti. Sönmezateş, 15 Temmuz öğle saatlerinde İstanbul’dan İzmir Çiğli Ana Jet Üssüne geldi. Albay Ramazan Elmas’ın odasına girerek, özel bir görev olduğunu, İstanbul’dan helikopterle Özel Kuvvetler Personelinin geleceğini, buradan MAK (Muharebe Arama Kurtarma) ekibiyle bir yere gideceklerini söyledi ancak Cumhurbaşkanına ilişkin plandan bahsetmedi. Saat 22.00 civarında İstanbul’dan gelen Özel Kuvvetler Helikopterleri indi. Pilotlar hariç MAK ekipleriyle yaklaşım 30 kişilik bir grup oluşturuldu. Gelen sayı Sönmezateş’in beklentisinin yarısı kadar olsa da Özel Kuvvetler Komutanlığı Binbaşısı Şükrü Seymen[538] Cumhurbaşkanının yanında 3-4 kişilik bir koruma ekibi olduğunu, tatil modunda oluklarını, operasyonu Özel Kuvvetlerin gerçekleştireceğini, MAK ekibin ise geri emniyetini alacağını, dolayısıyla sayının yeterli olacağını söyledi. Hazırlık sırasında tüm personelin cep telefonları kapatıldı. Saat 22.30 civarında Sönmezateş’in emir subayı gelerek TSK’nın ülke bütününde yönetime el koyduğunun Genelkurmay internet sitesinden açıklandığını söyledi. Operasyona katılacak MAK ekibi ve Özel Kuvvetleri toplayan Sönmezateş “TSK’nın ülke bütününde yönetime el koyduğunu, bundan sonraki emirlerin Genelkurmay tarafından verileceğini” duyurdu. Ekibe Binbaşı Şükrü Seymen’in emri altında olduklarını söyledi. Sönmezateş helikopterden operasyonu yönetecek, aşağıda ise askeri Şükrü Seymen yönetecekti. Sönmezateş, Seymen ile telsizden irtibat kuracaktı.[539]

15 Temmuz günü suikastçiler Cumhurbaşkanının tam olarak yerinin tespitte güçlük yaşadılar. Suikaste gidecek SAT, MAT, Özel Kuvvet timlerinin Çiğli üssünde toplanıp hazırlık yaptığı saatlerde operasyonu yöneten Gökhan Şahin Sönmezateş, Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığında görevli İstihbarat Yüzbaşısı[540] Ali Pehlivan ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Müşterek Hedef Üretim Analiz Üretim Merkezi’nde hedef analiz subayı olarak çalışan[541] kurmay yarbay Veli Bilgin’i arayarak, Cumhurbaşkanının misafirhanesinin bulunduğu Okluk Koyunun koordinatlarını istedi. Aynı gün öğlen saatlerinde Akıncı Üssünden Cumhurbaşkanının kaldığı otelin resepsiyonu aranarak orada olup olmadığı soruldu, yine Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem[542] de Marmaris Bot Komutanlığı’nı arayıp Cumhurbaşkanının misafirhaneye gelip gelmediğini sordu. Cumhurbaşkanının nerede olduğu tam olarak tespit edilemeyince, Akıncı üssünden 2 uçak kaldırılarak Cumhurbaşkanının uçağı havadan arandı, ancak uçağa ulaşılamadı. Cumhurbaşkanının uçağını aramaya çıkan F16’lar Akıncı üssüne 01.37’de döndüler. Bu saat itibariyle suikast timi harekete geçmeye hazır bir şekilde yaklaşık 1 saati geçen bir süre Çiğli üssünde, Akıncı üssünden gelecek talimatı beklediler. Akıncı üssünden saat 02.00 civarında Özel Kuvvetçi Albay Osman Kılıç operasyonu sahada yönetecek Yarbay Şükrü Seymen’e gönderdiği mesajla operasyonun iptal edildiğini bildirdi fakat aynı kişi 15 dakika sonra operasyonun devam kararını iletti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanına suikaste katılacak timler helikopterle havalandılar. Helikopterler havalanmadan önceki saatlerde Gökhan Şahin Sönmezateş de üs komutanının odasından sabit telefondan birileri ile ve Akıncı üs komutanının odasında yine birileriyle yüz yüze sürekli görüşmekteydi. Sönmezateş mahkemedeki savunmasında kimlerle görüştüğünü ifade etmese de sanık ve tanık anlatımlarından odada bulunan kişilerin Çiğli üs komutanı olan ve olay gecesinde Akıncı üssünde bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Çiğli 2.Ana Jet Üs Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk, Akıncı üs komutanı Hakan Evrim ve Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı olup da olay tarihinde Akıncı üssünde bulunan Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık olduğu anlaşıldı.[543]

                  Sönmezateş mahkemedeki savunmasında her ne kadar “MAK personeline hedefin ne olduğunu söylemedik”, “Öldürmek gibi bir amacımız yoktu, Cumhurbaşkanını canlı olarak alıp Akıncı Üssüne nakledecektik” dese de[544] otelin helikopterlerce kurşun yağmuruna tutulması, otele baskın yapan askerlerden Zekeriya Kuzu’nun “Cehennemi yaşatacağız size, bunlar daha yeni başlıyor… millete yaptığınızın hesabını vereceksiniz, hani inlerimize girecektiniz … kafanızı kaldırdığınızda sizleri öldürürüz, nerede o?“ diye bağırması, kaldığı sanılan odanın kapısı açılmadan önce kurşun yağmuruna tutulması ve yine helikopterdeki personelden olup polisle çatışma sırasında yaralanan Haldun Gülmez’in hastanedeki üst araması sırasında üzerinden çıkan “H.E. Duaları” (Hoca Efendi Duaları) başlıklı kağıtta “Sultan veya zalimden korkunca, Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allah bütün mahlukatından üstündür, Allah benim korktuğum ve sakındığım şeylerden azizdir. Kulun Tayyip Erdoğan’ın şerrinden, ordularının, etbaının ve taraftarlarının şerrinden, cin ve insanların şerrinden, kendinden başka ilah olmayan ve semayı, yerin üzerine izni olmaksızın düşmekten alıkoyan Allah’a sığınırım…” yazması,[545] helikopterlerdeki personelin hedeflerinin ne olduğunu çok iyi bildikleri ve öldürmek için gittikleri çok net anlaşılmaktadır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terörist eylemlerin başladığı esnada Muğla Marmaris’teki bir otelde eşi, kızı, damadı, torunları, özel kalem müdürü, özel kalem müdürünün eşi ve çocukları, bazı danışmanları ile birlikte tatilini geçirmek için konaklamaktaydı. Darbe teşebbüsünü öğrenir öğrenmez bulundukları otelden ayrıldılar.[546] Erdoğan’ın otelden ayrılmasından kısa süre sonra helikopterle bölgeye gelen darbeci askerlerce otele 3 adet askeri helikopterle havadan yaylım ateşi açıldı. Otel üzerinde bir süre havada kalan helikopterlerle ellerinde uzun menzilli silahlar, cephaneler, miğferler, gece görüşleri, dürbünler olan 23 asker[547] geldi. Bölgeye sevk edilen polis ekipleriyle çatışan bu kişiler, polis memuru Nedip Cengiz Eker ve Cumhurbaşkanlığı koruma polisi Mehmet Çetin’i şehit etti. 10 kişinin yaralandığı olaylar sırasında bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerine de ateş açıldı.[548] Otele giren teröristler koruma polislerine “Hani lan inlerimize girecektiniz, biz sizin inlerinize girdik…” diye bağırarak, Cumhurbaşkanının nerede olduğunu sordular. Bir polis memuru Cumhurbaşkanının kaldığı yer olarak teröristleri 1922 nolu villaya götürdü. Teröristler bu villanın giriş kapısını ve içini otomatik silahlarla taradılar.[549]

                  Gelen 3 helikopterden bir tanesi sürekli havadaydı. Emniyetin elinde helikopterleri düşürecek ya da vuracak silahlar yoktu. Bununla birlikte, helikopterlerin havada kalma süreleri sınırlı olduğundan eğer yakıt aldırılmazsa etkisiz hale gelecekleri planlandı. Vali Amir Çiçek, yanında bulunan Muğla İl jandarma Alay Komutanı Albay Yavuz Özfidan’dan helikopterlerin hava hareketlerini izlemesini istedi. Albay Özfidan Daatça Hava Üssünü ve helikopterlerin rotasını öğrendi. Oradan Dalaman Meydan Komutanı Yardımcısı Yarbay Emin Keskin[550] aranarak helikopterlere çare bulunması helikopterlerin ya düşürülecekleri ya da etkisiz hale getirilecekleri söylendi. Bu sırada Dalaman’daki askeri Deniz Üssüne darbecilere ait bir helikopterin inip kalktığı bilgisi geldi. Sonrasında iki helikopterin daha ineceği ve yakıt alacakları bilgisi geldi. Vali, yanındaki alay komutanından Dalaman’daki komutanı aramasını ve yakıt vermemesini söylemesini istedi. Dalaman’daki telefona çıkan komutan, kendi komutanından emir aldığını yakıt vermesi gerektiğini söyledi. Komutanın telefonu alan valiyi de dinlememesi sonucu tekrar telefonu alan Albay Özfidan valinin emrinin kesin olduğunu, yakıt verdikleri takdirde Bodrum ve Milas Jandarmasının oraya girerek darbecilere yakıt veren herkesi vuracağını ve üssü ele geçireceğini söyledi. Bu tehdit üzerine yarbay, tankeri arızalı göstererek yakıt vermedi. Sürekli uçan 3. helikopter ise Milas tarafına, Ören tarafına yaklaştı.[551] Sürekli ateş eden helikopter otelin üzerinde alçaldığı esnada polislerden birisi helikopterdeki ağır makineli tüfeği kullanan SAT’çı Yüzbaşı Haldun Gülmez’i vurarak yaraladı.[552] SAT’çı Yüzbaşı vurulunca, helikopter yerdeki darbecileri almaktan vazgeçti ve gözden kayboldu.[553] Vurulan SAT’çı Yüzbaşı Haldun Gülmez’in hastanedeki üst aramasında üzerinden H.E. Duaları (Hoca Efendi duaları) yazan bir kağıt çıktı.[554] Sabah saatlerine kadar devam eden çatışmalar sonucunda darbeciler İçmeler mevkiindeki ormanlık alana kaçtı.[555]

Erdoğan’a Suikastin Gerekçesi Olan Avrasyacılığa Yönelişin Sebepleri

                  Avrasyacılık politikasının seçenek olarak belirmesi, Türkiye’nin merkezinde olduğu ya da etkilendiği bazı olayların ve realitelerin bir araya gelmesiyle gerçekleşti.

                  Rusya’da Putin’in İktidara Gelmesi: 9 Ağustos 1999’dan beri iktidarda olan Vladimir Putin döneminde Rusya hızlı bir dönüşüm geçirmeye başladı. Putin, “Yeni ve Güçlü Rusya” sloganıyla Yeni Avrasyacılık olarak adlandırılan politikayı uygulamaya başladı. Rusya’nın ekonomisi sanayiden ziyade enerji ve hammadde ihracatına dayanmaktaydı. Putin, Rusya’nın bu şekilde tek başına uzun süreli bir güç olamayacağını öngördüğünden, Avrupa Birliği tarzı ekonomik ve siyasi yapıyı Avrasya’da kurmak istemekteydi. AB ve ABD önceleri bu yapılanmanın bir hayal olduğunu düşünürken, zamanla yaşanan gelişmeler bunun bir hayalden ibaret olmadığını, Putin’in bu konuda kararlı olduğunu gösterdi. Çünkü görünürde ekonomik temele dayalı kurulan Avrasya Birliği hızla etkisini artırmaya başladı. Orta Asya ülkeleri yeni birliğe büyük ölçüde dahil oldular. Türkiye ile Rusya arasında tarihten gelen bazı sorunlar ve bölgesel konulardaki düşünce ve yaklaşım farklılıkları olsa da iki ülke arasındaki ilişkiler hızla arttı. Putin ve Erdoğan iki ülke arasındaki ilişkileri rekabetten çok işbirliği temelinde ilerlettiler ve ilişkileri derinlemesine çeşitlendirdiler. Ortaya Türkiye ile Rusya’nın bir stratejik ortaklığı çıkmış oldu.[556] Bu konuda özellikle iki liderin üzerinden yürüyen lider diplomasisi, Türkiye ve Rusya arasında doğabilecek pürüzleri hızla çözüyor iki ülkenin işbirliği gittikçe kuvvetleniyordu.

                  1991’de SSCB’nin dağılmasından sonra ABD’nin tek güç olarak kalması, Rusya’nın nüfuz bölgesindeki ülkelerin NATO üyesi olması, önemli ekonomik kaynakların ABD sermayedarlarının kontrolüne girmesi, Rusya’yı yok olma sürecine getirdi. Avrasyacılığın, tek kutuplu “yeni dünya düzeni”ne muhalif bir hareketti. ABD’nin egemenliğindeki tek kutuplu yeni dünya düzeni ve küreselleşme süreci karşısında, Avrasyaclık dünyayı çok kutuplu bir düzene doğru çekmekteydi.[557] Türkiye’nin Avrasyacılığa yönelmesi ABD’ye muhalefet gibi algılansa da esas itibariyle Erdoğan hiçbir zaman ABD’ye sırt çevirmedi. Lakin Erdoğan kendisinden önceki liderlerden çok farklı biçimde ABD ile ilişkilerde Türkiye’nin menfaatleri ya da güvenliğini tehdit eden konularda ABD’den taleplerinde ısrar etti. Bu menfaatlerini ya da güvenlik tehditlerini “Türkiye’nin NATO üyesi olması” gibi bahanelerle alttan alma ya da zamana yayarak kendisinden gelecek liderlere havale etme yoluna gitmedi.

                  ABD ile İlişkilerde Sürekli Hayal Kırıklığı Yaşanması: Türkiye’nin 1950’de Kore Savaşına katılması ve ardından 1952’de NATO’ya üye olmasıyla hız kazanan Türkiye ABD ilişkileri, sonraki dönemlerde, Türkiye açısından hep hayal kırıklıklarına sahne oldu. Kıbrıs meselesi yüzünden ABD Başkanı Johnson’un Türkiye’ye yazdığı mektup, 1974 Kıbrıs Harekatı sonrasında ABD’nin Şubat 1975’te Türkiye’ye koyduğu ambargo, 1971’de ABD’nin baskısıyla Türkiye’de haşhaş ekiminin yasaklanması, 1990’da ABD’nin Körfez Çıkarmasında Türkiye, Kerkük-Yumurtalık Boru Hattını kapatırken sonrasında ABD’den beklediği mali desteği alamaması, 4 Temmuz 2003’te Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi gibi pek çok tatsızlıklar yaşandı. Arap Baharı’nın Mısır’a ve Suriye’ye uzanmasından sonra bu ülkelerde Türkiye’ye muhalif unsurların desteklenmesi gibi güveni zedeleyici politikalar, hava savunma füzelerini satmayıp, Türkiye Rusya’da alınca, F-35 uçak projesinden Türkiye’nin çıkarılması da Türkiye’nin dış politikadaki yeni tercihlerinde ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Fethullah Gülen’in 1999’dan beri ABD’de muhafaza edilmesi, 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe teşebbüsünden sonra da Türkiye’ye iade edilmemesi de ilişkileri soğutan bir iradeydi.

Misyonerlerin Türkiye Faaliyetleri: ABD’li Protestan misyonerlerin Osmanlı Devleti’ne ilk olarak gelmesi, “American Board of Commisioners for Foreign Missions”(American Board) adlı misyoner örgütünün, 1819 yılındaki gelişiyle oldu. Bunun sonucunda, 1820’lerden itibaren Amerikalı misyonerler, akın akın Osmanlı topraklarına geldiler. İzmir’de de ilk merkezlerini açtılar. Gelişleriyle birlikte Ermenilere yönelik faaliyetlere giriştiler.[558] Amerikan misyonerlerinin Ermeniler üzerinde gerçekleştirdikleri faaliyetlerin finansmanında ise misyonerlerin Anadolu’daki Ermeniler için harcadığı paralar, ABD’nin bütçesinden çıkmazdı, halktan toplanırdı. Bunun için binlerce ABD kilisesinde, her pazar “İğrenç Türk” teması Amerikan halkının kafasına vaazlar ve ayinlerle sokulurdu. Türkler ne kadar kötülenebilirse ve Ermeniler ne kadar acındırılabilirse, toplanan para o ölçüde artardı. Türkleri kötüleme kampanyalarına ABD basını da katılırdı. ABD’de toplanan paraların bir bölümü gizlice Anadolu’da faaliyet gösteren Ermeni terör örgütleri olan Hınçak ve Taşnak komitecilerine kaydırlır, komiteciler bu paralarla yeni silahlar alır, ihtiyaçlarını giderirdi. Amerikan misyonerleri, Herald Gazetesinin de destekleriyle Anadolu’daki Ermenilere para yardımında bulunulması için Van’da, Erzurum’da, Erzincan’da, Harput’ta, Diyarbakır’da, Mardin’de, Gemerek’te, olmak üzere 7 komite kurdular ve buralardan para yardımı topladılar. Bunların yanında Amerikan misyonerleri yine kendi idarelerinde Antep, Bitlis, Sivas ve Urfa’da birer komite daha kurarak Ermeniler üzerindeki nüfuzlarının artacağını hesapladılar. Yine Sason’daki Ermeniler için de Newyork’ta iki yardım komitesi kuruldu.[559] FETÖ’nün halktan para toplama modeli de söz konusu misyonerlerinkine benzer.

 ABD Misyonerliğine yönelik belki en sert tepki Erdoğan döneminde 9 Aralık 2016’da İzmir Diriliş Kilisesi Rahibi ABD vatandaşı Andrew Craig Brunson’un milli güvenliği tehdit eden faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla tutuklanması oldu.[560]

Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi Sürekli Oyalaması: Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olarak 1958 yılında kurulan Avrupa Birliği’ne Türkiye, 31 Temmuz 1959’da ortaklık başvurusu yapılmasına ve 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliğine girilmesine[561] rağmen Türkiye’nin sürekli fasıllarla, müzakerelerle oyalanırken, Yunanistan’ın bile 1985’deki müracaatından 6 yıl sonra 1981’de, Bulgaristan ve Romanya’nın 1995’teki müracaatlarından 12 yıl sonra 2007’de birliğe alınmaları[562] Türkiye Cumhuriyeti tarafından haklı biçimde bir oylama olarak değerlendirildi.

Avrupa Birliği, üyeliğini tamamen reddetmeyen fakat kabul de etmeyen politikasıyla, Türkiye’nin başta Rusya olmak üzere farklı ülkelerle ve bloklarla ilişkilerinin gelişmesini istemediği açıktı.

“One Minute!” Olayı: Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Ocak 2009’da İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısında Gazze krizi yaşanması ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “One Minute!” (Bir dakika dur bakalım!) demesi[563] gerek İsrail’i Ortadoğudaki karakolu olarak gören ABD gerekse Avrupa tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan bir olaydı.

Gökhan Şahin Sönmezateşin mahkemede “…TSK’nın DNA’sı mutasyona uğradı. Atatürkçü değerlerden, kimlikten inanılmaz şekilde uzaklaştı…” diyerek Atatürkçü değerlere vurgu yapması hiç inandırıcı değildi. Çünkü içinde bulunduğu ve birlikte darbe teşebbüsüne giriştiği FETÖ örgütünün lideri Fethullah Gülen, Atatürk’e “Deccal” diyen bir kişiydi.[564]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm bu siyasi hamleleri ve siyasi duruşu ABD’yi ve Avrupa’yı pek memnun etmediği gibi, kendini ABD’nin ve Avrupa’nın menfaatlerine adayarak onlardan destek bekleyen FETÖ’nün de çıkarlarına aykırıydı. Bu sebepten FETÖ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öldürülmesine karar verdi.

Darbe Teşebbüsünün Bastırılmasında Vatansever Komutanların Etkisi

Çayyolu’ndaki villada yapılan darbe planlaması toplantılarının sonrasında darbeciler Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ve başka üst düzey komutanların da direnmeyeceklerini ve kendilerine katılacaklarını düşünüyorlardı. Bu görüşü neden ve hangi saiklerle benimsedikleri ve darbe planını neden istedikleri şekilde yürütemedikleri konularına mercek tutulduğunda geçmişte tecrübe edilmiş darbelere aykırı düşen bazı noktalar ortaya çıkar:

 15 Temmuz darbe teşebbüsü, metod itibariyle 27 Mayıs 1960 darbesine benzer. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün özelliği, 12 Eylül darbesindeki gibi en üstteki komuta kademesinden aşağıya doğru bir emir-komuta zinciri içinde değil, 27 Mayıs darbesi gibi üst komuta kademesinin altındaki bir grup subayın örgütlenerek darbe yapmaları şeklindedir. Darbelerde askeriyenin tutumu ile ilgili tecrübeler göstermişti ki, orduda darbe görüşü yer ettiğinde ve organizasyonlar ile eylemler ağırlık kazanmaya başladığında, karşıt görüşlü subaylar dahi darbecilere iştirak etmekteydi. Çünkü ordunun kendi içinde çatışmaya girmesi, ordunun parçalanmasına, ordunun parçalanması da ülkenin parçalanmasına hatta uluslararası güvenlik gerekçeleriyle ülkenin topraklarına başka devletlerin askerlerinin girmelerine sebep olurdu. Fakat 15 Temmuz gecesi rehin alınan Hulusi Akar’ın darbe bildirisini imzalamaması ve darbecilere direnmesi Çayyolu’ndaki toplantıya katılanların hesaplayamadıkları bir durum oldu. Televizyonda okunan darbe bildirisinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ismi yoktu. Bu durum darbeci subaylarda daha baştan bir özgüven kırılmasına neden olsa da planlarını uygulamaya devam ettiler.

Komutanların ve subayların önemli bir kısmının 15 Temmuz gecesi darbecilere iştirak etmemelerinde askeriye kültüründeki bölünmüşlük çok etkilidir. Türk askeriyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri Atatürkçülük kültürü ve prensipleri üzerinde yetişir. 1980’lerden itibaren askeriyeye girmeye başlayan Fethullahçı subayların Atatürkçü olmadıkları sır değildi. Atatürkçü olmadıkları gerçeği bir yana Fethullah Gülen’in muhtelif sohbet toplantılarında Atatürk hakkında sık sık “deccal” dediği bilgisine de sahiptiler.[565] Bu durum şüphesiz ki Atatürkçü subaylar için hazmedilebilir bir durum değildi. Bununla birlikte dünyada ABD jeopolitiğinin baskın oluşu, Türkiye’deki hükümetlerin -NATO üyesi olmamızın da getirdiği zorunluluklarla- sürekli anti-kömünist ABD jeopolitiği paralelinde hareket etmeleri, Fethullahçılığın geçmişinin Komünizmle Mücadele Derneğinden gelmesi, bazı subayların Green card almaları,[566] bazı başbakanların Fethullah Gülen ile yakınlıkları,[567] ordudaki Fetöcülerin sayısını arttırdı. Atatürkçü subayların gidişat karşısında yapabilecekleri bir şey yoktu. İç hesaplaşmalar çok sert olur, bu da orduyu bölerdi. Siyasi iradenin inisiyatifine ihtiyaç vardı. Fethullahçı subaylar yasal zeminde dokunulamaz durumdaydı. Siyasi irade ile askeriyenin üst yönetiminin el ele vererek Fethullahçı subaylara karşı tedbir alması, siyasetin politik ekseni nedeni ile imkansız hale gelmişti. Ayrıca PKK terörünün kanlı saldırıları, ABD’nin Kuzey Irak’a çıkartma yapması, Suriye’nin PKK elebaşını muhafaza etmesi sonucu bu ülke ile yaşanan gerginlik, Yunanistan ile sorunlar askeriyeyi fazlası ile meşgul ediyordu. 90’lı yılların siyasetinde sık değişen hükümetler ve başbakanlar, yaşanan ekonomik krizler, askeriyeye yuvalanan FETÖ’yü tamamen kontrolsüz bıraktı.

28 Şubat sürecine giden dönemlerde hızla yükselen askeriye merkezli radikal laikçi icraatler, muhafazakarlara yönelik baskılar, neredeyse bütün cemaatlere operasyon yapılmasına rağmen Fethullahçılara dokunulmaması, Türkiye’deki muhafazakar kesimin “huzurlu bir ortam” gerekçesiyle, bu cemaate yönelmesine sebep oldu. FETÖ “Ilımlı İslam” projesine uygun bir yapıydı. ABD’nin ılımlı, barışçı özelliklere sahip, Hıristiyanlık ve Yahudilikle uyum içinde bir din ve Müslüman yetişmesi için destek verdiği projenin adı “Ilımlı İslam” idi. Aşırı ve totaliter olmayan, hoşgörülü, insan haklarına saygılı, yer yer modern, dini siyasallaştırmaya hayli mesafeli bir bakış açısını öne çıkarmayı ve bunu benimsemiş sivil ya da siyasi yapıları desteklemeyi hedeflemekteydi. “Ilımlı İslam” tasarımının ana metni sayılan, RAND Corporation adlı düşünce kuruluşu tarafından 2003 yılında yayımlanan Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies adlı raporda, dört ana İslami akım (köktenciler, gelenekçiler, modernistler, laikler) tespit edilmekte ve projenin hedefine ulaşması için ABD’nin bu akımlara dönük nasıl bir politika izlemesi gerektiği hususunda bir yol haritası çizilmekteydi[568]. Ilımlı İslam görünümlü olan FETÖ’nün, Batılılara karşı “uyumlu, ılımlı ve barışçıl” iken Türkiye’deki Müslümanlara karşı son derece kan dökücü ve vahşi bir tavır alması, örgütün iç yüzünü gösteren bir ironidir.

1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın 00.50 ile 01.00 arasında çeşitli televizyon kanallarına bağlanarak darbeyi desteklemediğini açıklaması ve bunun üzerine pek çok komutanın Orgeneral Dündar’ı arayarak onunla temas kurmaları[569] tereddüt içindeki diğer komutanların darbecilere tahammül ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı. Esir alınamayan tek kuvvet komutanı olan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’nun emir astsubayına, CNN Türk muhabirinin saat 01.26’da cep telefonundan ulaşması ve telefonu alan Oramiral Bostanoğlu’nun “Komuta kademesi olarak bu darbe girişiminin karşısındayız. Türk Silahlı Kuvvetleri darbecilere karşı operasyona başladı” demesi[570], darbe gecesi denize açılan savaş gemilerinin personelinde de çözülmelere ve darbecilere karşı direnişlere sebep oldu. Darbecilerin beklediği olmamış, çok önemli komutanlar darbeye iştirak etmemişti. Darbe teşebbüsünün FETÖ’cü subaylar tarafından yapıldığı, FETÖ liderinin ABD tarafından Pensilvanya’da koruma altına alındığı ve desteklendiği, teşebbüsün arkasında ABD desteği ihtimali olduğuna dair kanaatler Türk kamuoyunda yüksekti.[571] Darbeci subayların beklentisi, kendilerine Amerikan askeri imajı verip, hareketlilik başlar başlamaz tüm subayların ABD’nin isminden ve gücünden çekinerek kendi saflarına katılmalarıydı. Bu beklenti gerçekleşmedi. Ordunun bölünmemesi hassasiyeti yüzünden kısa bir tereddüte düşen diğer subaylar da bu tereddütten sıyrılarak bu cesur komutanlarla beraber hareket etmeye başladılar. Böylece ordu bölünmedi ve FETÖ’cü subaylar da bir anda azınlıkta ve tek başlarına kaldılar. Nitekim ABD de 15 Temmuz’daki darbeyi desteklediğini hiçbir zaman kabul etmediği gibi bu konu ne zaman zikredilse resmi makamlar üzerinden tepki gösterdi.[572]

Devlet yönetimini tamamen tasfiye etmek için Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı ve MİT Müsteşarı, Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı timler tarafından derdest edilecekti. Fakat Özel Kuvvetler Komutanlığını ekibiyle teslim almaya giden Tuğgeneral Semih Terzi’nin yine onun ekibinde görevli biri (Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir) tarafından öldürüleceği darbeciler tarafından tahmin edilemedi. Aslında Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın göreve başladığı 3 Ağustos 2013 tarihinden itibaren kendi emrinde generallerin cemaat ile ilişkisini fark etmesi ve Özel Kuvvetler’den dışarıya görevlendirmeler yapması[573], Özel Kuvvetler karargahının içerden anında ele geçirilmesini önledi. Karargahı ele geçirmek isteyen Tuğgeneral Semih Terzi’nin darbe teşebbüsü gecesi Slopi’den gelmesi gerekti.[574] Aradan geçen zamanda Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı tedbirlere başlamış ve gece komutanlıkta nöbetçi olan Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş ile sekiz kez telefon görüşmesi yaparak Semih Terzi’nin öldürülmesi talimatını vermişti.[575] Semih Terzi komutanlığa geldiğinde Ömer Halisdemir onu öldürmek için hazır bekliyordu.

Türkiye çok partili hayata geçtikten sonra 1960 darbesinden itibaren 1980 darbesine kadar ki yirmi yıllık sürede -Cemal Gürsel hükümeti hariç- başbakanların değiştiği 13 farklı hükümet iş başına geldi. 1980 darbesi sonrası 2002 yılına kadar ki 22 yıllık sürede de yine başbakanların değiştiği 9 farklı hükümet geldi. Askeriyenin siyasetle temas mercii olan üst komuta kademesi, sürekli değişen başbakanlar yüzünden, siyasilerle sonuç alıcı ilişkiler kuramadı. Gelip geçen hükümetler, sürekli değişen başbakanlar, bakanlar siyasetçi-asker istişare mekanizmasını sağlıklı çalıştırmıyor, ülke için bir milli güvenlik ve beka politikası belirlenmesini engelliyordu. Böylesi kaotik siyasi ortamlarda askerin “durumdan vazife çıkarması” bir gelenek haline gelmişti.[576] Sürekli yapılan müdahaleler, siyasete ayar vermeler, aslında askeriye içinde de dengeleri bozuyor, bazı komutanların münferit agresif tavırlarına, halkın siyasi iradesini hiçe sayan tutumlarına şahit olunuyordu.[577] 2002 yılından 2016 yılına kadar on dört yıl kesintisiz devam eden iktidar, üst komuta kademesi ile siyasetin uyum içinde çalışmasını, fikir ayrılıklarının istişareler ile çözülmesini ve her iki tarafın da benimsediği ortak milli güvenlik ve beka politikalarının benimsenmesini sağladı. Türkiye bu politikalar üzerinde ilerlerken, bir grup Fetöcü subayın Türkiye’yi rayından çıkarmasına üst komuta kademesi razı olmadı.

15 Temmuz öncesinde, Fetöcü subaylar, gelişmekte olan Türkiye-Rusya ilişkilerini ABD’nin menfaatleri doğrultusunda baltalama amacını güdüyorlardı ve bu doğrultuda en sert adım 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında Rus savaş uçağının Türkiye hava sahasındaki F-16’dan açılan ateşle düşürülmesi oldu.[578] Uçağı Fetöcü subayların düşürdüğüne dair deliller vardı ve uçak vurulduğu dönemde İstihbarat Başkanlığında vekaleten Fetöcü general Gökhan Şahin Sönmezateş bulunuyordu. Sönmezateş, Çayyolu’ndaki villada yapılan toplantılara katılan generallerden birisidir ve Yurtta Sulh Konseyi Üyesidir. Yine Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi Komutanı Fetöcü General Kemal Mutlum, Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı ise Fetöcü General Recep Ünal’dı.[579] Olayın sonrasında Rusya ile bir kriz yaşandı ve uçağın düşürülmesinden 7 ay sonra Cumhurbaşkanının Rusya’ya yazdığı mektup ile kriz son buldu.[580] Darbeci subayların Rusya ile ilerleyen ilişkileri sona erdirmek için ellerinden geleni yapacaklarından şüphe duyulmuyordu. 15 Temmuz darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın krizi çözen mektubundan 19 gün sonradır. Rus resmi makamları darbe teşebbüsünün başlamasından itibaren Türk Hükümetine destek mesajları verdi ve darbe karşıtı tutumda batılı ülkelere göre çok daha somut bir tutum gösterdi.

Darbe Teşebbüsünün Bastırılmasında Dışarıdan Edinilen İstihbaratın Etkisi

 Fetöcü subayların, Erdoğan’ın geliştirdiği Türkiye-Rusya ilişkilerini ABD’nin menfaatleri doğrultusunda baltalamak için 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında Rus savaş uçağı düşürüldü. Uçak, Türkiye hava sahasındaki F-16’dan açılan ateşle düşürüldü.[581] Kaderin bir cilvesi olarak, Fetöcülerin bu operasyonu Türkiye-Rusya ilişkilerini baltalamak amacı taşırken aslında ilerleyen zamanda Fetöcülerin kendi kendilerini baltalamasına sebep olacaktı. Rus uçağının düşürülmesiyle Rusya ile iplerin kopma noktasına gelmesi ve Rusya’nın Türkiye’ye ambargosundan sonra Devlet Başkanı Putin, Suriye’nin Lazkiye kentindeki askeri üsse S-400 füze sistemleri ve büyük dinleme cihazları yerleştirilmesini emretti. Artık Rus istihbaratı Türkiye’deki en küçük görüşmeyi bile bu cihazlar sayesinde dinliyordu. “Büyük Kulak” olarak bilinen dinleme istasyonu, İncirlik üssü ve ve savaş uçağını düşüren tüm pilotların konuşmalarını dinlemeye başladı. Rus istihbaratı, pilotları ve İncirlik Üssünü dinlerken darbe planlarının tüm detaylarını öğrendi ve Putin’e iletti. Bunun üzerine Putin, danışmanı Alexander Dugin’i Türk hükümetini darbe konusunda haberdar etmek için gizlice Ankara’ya gönderdi ve Dugin hükümete uzun bir darbeciler listesi verdi.[582]

Darbe Teşebbüsünün Bastırılmasında Halkın Etkisi

Darbecilerin hesaplayamadığı bir başka nokta da, halkın direnişiydi. 15 Temmuz’a kadar yaşanan darbe tecrübelerinde halkın sokağa çıkıp askere direndiği görülmemişti. Darbe gecesi milyonlarca kişinin sokaklara dökülebileceğini darbecilerin akıllarından geçmedi. Teşebbüs başladığı andan itibaren halkta tepkiler ve hareketlilikler başladı. Halkın sosyal medya üzerinde direniş çağrıları yapması ve ortak hareket etmeye başlamaları, Cumhurbaşkanlığının ve Başbakanlığın sosyal medya hesaplarından halk ile temas kurmaları[583] Cumhurbaşkanının halkı sokağa çağırması, direnişi ülkenin geneline hızla yaydı. Tüm bu gelişmeler Çayyolu’ndaki villada en ince ayrıntılarıyla planan darbenin uygulamaya konulduktan sonra hızla çökmesine zemin hazırlayan sebepler oldu.

Darbe Teşebbüsünün Bastırılmasında Cumhurbaşkanının Etkisi

Recep Tayyip Erdoğan İslami değerlere sahip çıkan bir kimliğe sahip olmakla birlikte, İslam’ı Anglo Sakson küreselciliğine hizmet eder hale sokmaya çalışan Fethullahçıların sözde İslamcılık anlayışından gelmiyordu. Erdoğan’ın İslami değerlerinin pratikteki karşılığı, ülkesine, milletine, devletine sahip çıkan ve ülkesine hizmet etmeyi vazife bilen bir çizgiden geliyordu. Milli Görüş ekolünün kurucusu Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın geçmişte Fethullahçıları kollayıp, dindar kesime taarruz eden subaylarla çatışması, dışarıdan bakıldığında Erbakan-Asker çatışması gibi görünse de, ülkesine ve devletine sadık milliyetçi subaylar Türkiye’de kimin hangi niyete sahip olduğunu çok iyi biliyorlardı. Necmettin Erbakan ve ekolü gerçek Atatürkçü ve milliyetçi askerler tarafından hiçbir zaman Fethullahçılarla aynı kefeye konulmadı. Nitekim Erbakan’ın vefatında Türk Silahlı Kuvvetleri bir çelenk gönderdi[584] ve Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan mesajında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner Erbakan için “… Değerli bilim ve siyaset adamı olarak ülkemize yaptığı büyük hizmetleri daima hatırlanacaktır…” ifadesini kullandı.[585]

Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın ekolünden gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mart 2003’te başlayan başbakanlığından itibaren, ordudaki gerçek Atatürkçü ve milliyetçi subaylarla bir güven problemi aslında hiçbir zaman yaşanmadı. 15 Temmuz 2016’da Fetöcülerin darbeye teşebbüs etmesinin doğurduğu kaotik ortamda Erdoğan’ın direnmesi ve karşı hamle yapması, ordunun Fetöcülerden temizlenmesini isteyen Atatürkçü ve milliyetçi komutanlara ve subaylara da bir yerde bekledikleri büyük fırsatı verdi. Bu komutan ve subayların iradelerinin ülke yönetiminin en tepesindeki siyasi irade ile el ele vermesi, Fetöcü darbecileri bir anda açığa düşürdü. Fetöcüler kendi elleriyle hazırladıkları kaotik ortam sayesinde Atatürkçü subaylara da orduyu temizleyecek fırsatı kendi elleriyle vermiş oldular. Buna rağmen Türk askeriyesi ve komutanlar, hem darbe teşebbüsü gecesi hem de sonrasında hukuk çizgisi dışına çıkmadılar. Cumhurbaşkanı ile Atatürkçü subayların ortak noktası olan milliyetçi damarı ihmal etmek, liderlerini muhafaza eden ABD’nin kendilerine de sonuna kadar sahip çıkacağı zannına kapılmak, Fetöcü subayların sonu oldu. Metod itibariyle aynı olsa da 15 Temmuz’u 27 Mayıs’tan ayıran keskin çizgi, 27 Mayıs’ta askeriye yeknesak bir kültüre sahipken, 15 Temmuz’da ise askeriyenin kültürünün de facto olarak Atatürkçülük ve Atatürk düşmanlığı olmak üzere ikiye bölünmesiydi. Lakin darbe teşebbüsü gecesi Fetöcü teröristlere ABD sahip çıkmadı. Darbe teşebbüsü gecesinin ertesi günü 16 Temmuz’da ABD Başkanı Obama, Türkiye’deki gelişmeleri görüşmek üzere Ulusal Güvenlik ekibini topladı. Toplantının ardından, Beyaz Saraydan da doğrudan Türk hükümetine bu kez kuvvetli ifadelerle destek belirten bir açıklama geldi. 19.31’de yapılan açıklamada ABD Başkanı Obama, “ülkesinin Türkiye’deki demokratik yollarla seçilmiş, sivil hükümete ‘sarsılmaz desteğini’” vurguladı. Obama, kanunların üstünlüğünün gerekliliğine vurgu yaparak, Türkiye ile teröre karşı ortak çabalar da dahil olmak üzere pek çok konuda işbirliğine devam etmeleri gerektiğini belirtti.[586]

Geçmişteki tüm darbelerde ülkeyi yönetiminin en tepesindeki siyasetçiler, darbeci askerlere karşı hemen teslimiyet göstermişlerdi. Darbeci subaylara kafa tutmak gibi bir tecrübe Türk siyasetinde yaşanmamıştı.

Darbe gecesi en kritik il, doğal olarak Ankara’ydı. Darbe teşebbüsü yapıldığının anlaşılmasından itibaren valilik, emniyet bürokratları, belediyeler için Cumhurbaşkanı ve Başbakanın o anda nerede olduğu bilgisi inisiyatif alabilmeleri açısından çok önemliydi. Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar’ın 22.09’da Cumhurbaşkanının Koruma Müdürü Muhsin Köse ile görüşmesi sonrası Cumhurbaşkanının darbecilerin elinde olmadığının ve darbecilere direnç göstereceğinin anlaşılması, Ankara Valisinin daha sonra 22.54’te Cumhurbaşkanlığı Koruma Başkanı Ramazan Bal ile ve 23.30’da da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ile görüşmesi (Fahri Kasırga görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden çıkarken Muhafız Alayındaki binbaşı tarafından esir alındı ve Akıncı Üssüne götürüldü), Cumhurbaşkanının tavrının direniş olacağının net biçimde anlaşılmasını sağladı. Ankara Valisinin 23.01’de İstihbarat Şube Müdürüyle, 23.18’de Çankaya İlçe Emniyet Müdürüyle görüşmesiyle koordine olundu ve 23.14’te Belediye Başkanı Melih Gökçek ile görüşmesinde, iş makinaları ve kamyonlarla yolların kapatılmasına karar verildi.[587] Bu arada Başbakan Binali Yıldırım da 23.02’de NTV ve sonrasında Haberturk kanalına telefonla bağlanıp “demokrasiye zarar getirecek hiçbir faaliyete izin verilmeyeceğini” açıklamış, istanbul Valisi Vasip Şahin ve Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar ile de temas kurmuştu.[588]

 Darbe gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önceki darbelerde şahit olunan “direnmeyen siyasetçi” davranışının tam tersini yaparak darbecilere karşı direnerek karşı hamle yapması, saat 00.24’te CNN Türk Doğan TV Ankara Temsilcisi ve Gazeteci Hande Fırat’a telefonla bağlanarak Facetime üzerinden görüntülü konuşması ve “Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, havalimanlarına davet ediyorum”[589] diyerek halkı bir yandan direnişe davet ederken bir yandan da nasıl yapacaklarına dair taktik vermesi beklenmeyen bir durumdu. Siyaset adına bir önyargı bozuldu ve darbeciler beklenmeyen bir karşı hamle gördüler. Cumhurbaşkanının konuşması ve halkın sokağa dökülmesi, ordunun bölünmesi hassasiyeti yüzünden tereddüt içindeki komutanlar ve subayları da darbecilere karşı tavır alma noktasında cesaretlendirdi. Çünkü komutanların ihtiyacı olan siyasi irade, onlara elini uzatmıştı. Bu noktadan sonra siyasi irade ve askeri iradenin omuz omuza vermesi, darbe teşebbüsünü bir gecede çökertti. Bununla birlikte mülki idarecilere de Cumhurbaşkanının tavrından dolayı özgüven gelmiş ve darbecilere karşı koordinasyonlara çoktan başlamışlardı.

            Fetöcülerin Motivasyon Kaynakları: Ego ve Haşhaşi Özelliği

Fetöcülere darbe yapma cesareti veren motivasyon, örgütçülerin psikolojisi, egosu ve Haşhaşi karakterinden beslenir. cemaatin başlangıcından 15 Temmuz 2016 gecesine kadar olan hikayesine bakıldığında bu üç özellik çarpıcı biçimde ortaya çıkar. Liderlerine keramet addetmenin, ona kayıtsız şartsız bağlığın, ezoterizm merakının edindirdiği ego, darbecilere teşebbüsün çok kısa sürede başarılı olacağı inancını vermişti. 11 ve 13 Temmuz’da Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş askeriyenin Milsec hattından arayan Tuğgeneral Semih Terzi’nin, darbenin önceki darbeler gibi olacağını fakat çok hızlı gerçekleşeceğini söylemesi bu inanç sebebiyledir (Bkz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu) .

Bununla beraber cemaatin kurulduğu ve hızla büyüdüğü dönemlerde Türk vatandaşlarından ve yabancılardan olmak üzere çok fazla sayıda üst düzey görevlerde bulunan, önemli pozisyonların sahibi “elit” şahsiyetlerle de kuvvetli ilişkileri vardı. Cemaat bazı devletlerin kapılarını açtığı bir itibara da kavuşmuştu. Tüm bunların cemaat mensuplarına aşırı bir ego verdiği, kendilerinden başka herkesi, örgütlerinden başka da her kurumu küçümseyici bir ruh hali aşıladığı 15 Temmuz darbe teşebbüsünde görüldü. Hatta bu küçümseyici bakış, masum insanların kanını dökmeye kadar vardı. Darbe teşebbüsünün motivasyonu, örgüt mensuplarında görülen egonun, kendilerinden başka her şeye küçümseyici bakışın, vasıfsızlığın getirdiği “cahil cesareti” olarak sıralanabilir.

            Fetöcü Egosunun Kaynağı Olan Elit İlişkiler ve Aldığı Destekler

Sözde İslamcılık amacı güden cemaatin, kuruluşunda ve gelişme sürecinde, İslamcı profile çok uzak olan kişilerle sıkı diyalogları olduğu görülmektedir. Bu kişiler de Fethullahçı cemaate başında ve gelişmesinde çok ciddi destekler vermekteydiler. Cemaat mensubu olmayan, hatta eğitimleri, nitelikleri, pozisyonları itibariyle Fethullah Gülen’in çok üstünde olan kişilerin cemaate çok büyük destekler vermeleri dikkat çekici bir durumdur. Kripto şahsiyetler diyebileceğimiz bu kişiler, cemaatin ABD nezdinde önünü açmakta devamında da cemaatin küresel faaliyetleri hız kazanmaktaydı. Müslüman veya gayrimüslim, çok önemli destekler veren bu kişilerle ilişkilerin, cemaate çok büyük bir motivasyon sağladığı, inkar edilemez. Örneğin cemaatin kuruluşundan itibaren Kasım Gülek ve eşi ile ilişkilerde, Zaman Gazetesine ABD’den makineler aldırmaktan[590], FETÖ’nün Beylikdüzündeki üniversitesine 70 dönümlük devasa arazi bağışlamaya[591] kadar bir yoldaşlık söz konusuydu. Kasım Gülek’in “İslamcı” olmaması ya da -her ne kadar cenaze namazını Gülen’in kıldırmasını[592] vasiyet etse de- Fethullah Gülen’e hayran olamayacak kadar “Beyaz Türk” olması bir tarafa, kendisi 1980’lerden itibaren Güney Koreli Rahip Sung Myung Moon ve CIA tarafından 1951’de kurulan Moon Tarikatına bağlı “Professors World Peace Academy” (PWPA)’nın Türkiye sorumlusuydu.[593] Yine uzaktan yakından İslamcılıkla ilgisi olmayan, Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde “FETÖ/PYD üyeliği” ile ABD’ye siyasi ve askeri casusluk yaptığı için 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın Türkiye İmamı Mustafa Özcan ile ilişkilerinin eskiye dayanması [594], Türk vatandaşı Yahudi işadamları Üzeyir Garih, İshak Alaton ve Jak Kamhi ile cemaatin ilişkileri, Alaton ve Garih’in Fethullah Gülen’in Papa ile diyaloğunu sağlaması, Garih’in 90’lı yıllarda yurtdışı okulları için hatırı sayılır bir meblağda yardımda bulunması[595], yine Alaton’un cemaatin işadamları derneği TUSKON’a da üye olması[596], cemaati ve mensuplarını oldukça motive eden durumlardı. 1999’da da Alaton , Gülen için ABD’den oturma izni alıyordu.[597] Yine Türk vatandaşı Yahudi işadamı Jak Kamhi Fethullah Gülen hakkında övgü dolu sözler söylüyor, 1998 yılında yayınlanan Zaman gazetesindeki haberde Kamhi, Fethullah Gülen’in “hoşgörü ve uzlaşma” adına gayretlerini takdir ediyor, Zaman Gazetesine “Gülen tarihe mal olacak” diye beyanat veriyordu.[598]

Baş döndürücü ve ileri samimiyette üst düzey ilişkiler sadece bununla sınırlı değildi.. Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Abraham Foxman, Morton Abramowitz, Papa II. Jean Paul gibi isimlerle görüşmeler, Nuriye Akman[599],Ertuğrul Özkök gibi popüler gazetecilere röportaj verme[600] Fatih Çekirge ve Yavuz Gökmen gibi popüler gazetecilerin Gülen’in yakın olmaları[601] cemaatin liderini ve mensuplarını oldukça havaya sokuyordu.

Fethullah Gülen ABD’den Yeşil Kart talep ediyor bir anda 28 kişi ABD mahkemesine referans mektubu yazıyordu. Mektup yazan kişiler şunlardı:[602]

1)George Fidas: Yunan asıllı, emekli CIA Analiz ve Prodüksüyon Direktörü, CIA’nın Balkan politikaları uzmanı ve Washington Universitesi Uluslarası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi, Joint Military Intelligence Council görevlisi.

2)Graham Fuller: Eski CIA ajanı ve yine eski “National Intelligence Council” Başkan Yardımcısı. “RAND Corporation”da danışman.

3)Alexander Karloutsos: Merkezi New York’ta bulunan Amerika Yunan-Ortodoks Başpiskoposluğu rahibi.

4)Morton Abramowitz: ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi, The Century Foundation” da görevlisi.

5)Ermin Başer: Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başdanışmanı. Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Konseyi yürütme kurulu üyesi.

6)John Obert Voll: Georgetown Üniversitesi İslam Tarihi profesörü.

7)Ralph Lazarus 8)Richard Lazarus: Dartmouth College Antropoloji bölümü profesörleri.

9)Yıldırım Akbulut: Eski Türkiye başbakanı.

10)Mehmet Sağlam: Eski Milli Eğitim Bakanı.

11)Bernadette Andrea: San Antonio’daki Teksas Üniversitesi İngilizce, Klasikler ve Felsefe Profesörü.

12)Paul Parker: Elmhurst College Teoloji ve Din Bölümü profesörü

13)Floyt M. Schoenhals: Amerika Evangelical Lutheran Kilisesi Arkansas-Oklahama Bölge Sorumlusu, Başpapaz.

14)Murat Saraylı: TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı. (TÜGİAD dün Hürriyet Gazetesine, “Murat Saraylı’nın görüşleri yönetim kurulumuzu bağlamaz” açıklaması gönderdi.)

15)Thomas Michel: Roman Katolik Kilisesi İsa Peygamber Dinlerarası Diyalog Sekreterliği Papazı.

16)Donald Senior: Catholic Theological Union Başkanı, Vatikan’ın atadığı papaz.

17)James Kenneth Echols: Chicago Lutheran School of Theology Başkanı

18)Jill Caroll: Profesör. Rice Üniversitesi Boniuk Merkezi Dini Hoşgörüde İlerleme çalışması idarecisi.

19)Lynn E. Mitchell: Houston Üniversitesi Dini çalışmalar Direktörü.

20)Sheryl L. Santos: Texas Tech Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı.

21)David B. Capes: Houston Baptist Üniversitesi Hıristiyanlık ve Felsefe Profesörü

22)Terry Mathis: Universty of California, Riverside kampüsü papazı

23)Loye Ashton; Taugaloo College dini araştırmalar programı direktörü papazı, Reverend)

24)Lawrence T. Geraty: La Sierra Üniversitesi

25)Ali Yurtsever: Rumi Forum Başkanı

26)Kemal Öksüz: Niagara Vakfı yöneticisi.

27)John L. Esposito: Profesör. Georgetown Üniversitesi kurucu direktörlerinden.

28)Mustafa Akyol: Yazar. (Gazeteci ve köşe yazarı Taha Akyol’un oğlu).

Fetöcü Egosunun Sonucu: Öngörülerine ve Zekalarına Aşırı Güvenme

Fetöcü egosu bütün mensupların ortak özelliğiydi. Kendi öngörülerine ve zekalarına aşırı güvenme de bunun tezahürüydü. Örneğin, sadece Hava Kuvvetlerinin katılımının bile darbenin gerçekleşmesini çok rahat bir biçimde sağlayacağına emindiler.[603]

                  Toplantılarındaki konuşmalarından 15 Temmuz darbe gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakan Binali Yıldırım’ı, İçişleri Bakanı Efkan Ala’yı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, ve pek çok kişiyi çok rahat ele geçireceklerini düşündükleri anlaşılıyordu. Adil Öksüz, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın FETÖ’yü büyük bir tehdit olarak gördüğünü anlayamamış, onun ve diğer kuvvet komutanlarını darbeye kolaylıkla ikna edileceğini düşünmüştü.[604] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbecilere direneceği ve sokağa çağıracağını akıllarına getirmediler.

Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in mahkemedeki savunması egonusun seviyesini iyice gösteriyordu. Sönmezateş, konuşmalarında Hükümetin, Dışişlerinin sahasına giriyor, askeriyenin en üstteki komutanlarının hükümet ile istişare yapabileceğini idrak edemiyor, uluslararası ilişkilerden ve jeopolitik dengelerden anlamadığını savunmasında söylediği “TSK, NATO, ABD, AB’den uzaklaştı. Avrasyacı bir çizgiye geldi. Rusya-İran hattına oturdu. Son kale yıkıldı..” gibi sıradan yorumlar yapıyor, detaylarına vakıf olmadığı Çözüm Süreci, Uludere olayı, Merasim Sokak saldırısı, PYD/Kobani ilişkileri, IŞİD gibi konulara giriyordu. Eski Genelkurmay Başkanını, eksi Başbakanı da eleştiriyor, Rus uçağının düşürülmesi bizzat FETÖ kumpasıyken[605], mahkemede eleştiri konusu yapıyor, suçu Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’a atarak bir kuvvet komutanı için “öngörüsüzdür, salakça bir karar almıştır. Salaklığına katlanamıyorum…” diyebiliyordu.[606] Esasında mahkemede sarfedilen bütün bu bilgi noksanlığı ve ego içeren ifadeler, askeri okullara soruların verilmesinin sonucunda okulu normal şartlarda kazanamayacak kişilerle doldurmanın ve problemli bir kişilikken ve 1984 – 1988 arası sürekli okuldan atılma noktasına gelmişken, Sönmezateş’in 5 kez kayırılmasının[607] ortaya çıkardığı bir sonuçtu.

Egonun Sebep Olduğu Körlükler:

Fetöcülerin egolarından kaynaklanan en büyük körlük, şuydu ki; halk FETÖ ile tüm gerçeklerin farkındaydı ve yasalara saygılı bir biçimde tüm gelişmeleri takip ederek bu konuda siyasi iradeyi destekliyordu. Fetöcülerin son çare olarak siyasi iradeye darbe yapmaya kalkmaları, halkın da caddelerde darbecilerin önüne dikilerek doğrudan müdahalesine sebep oldu.

Fetöcü egosu kendilerinden olmayan askerlerin içindeki vatanseverlik damarını görmeye engeldi. Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın bir emriyle Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’nin öldürülmesi Fetöcü egosunun fark edebileceği bir ahlak değildi. Yine, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar derdest edildikten sonra Levent Türkkan’ın elinde tabanca ile kendisine “Komutanım sakin olun, vururum, sıkarım” demesine karşılık Akar’ın, Levent Türkkan’ın üzerine yürüyüp “Sık ulan” diye bağırması[608], gece saat 03.00 civarında bir televizyon kanalına telefon ile bağlanan 5. Kolordu Komutanı Korgeneral Alpaslan Erdoğan’ın Trakya birliklerinin darbecilere destek için İstanbul’a gelmesini Kırklareli valisi, Lüleburgaz kaymakamı, emniyet müdürü, başsavcı ve ilçe jandarma komutanı ile koordineli olarak engelleme çabaları[609], 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’ın darbenin ilk saatlerinde, A Haber televizyon kanalına bağlanarak 00:52’de gerçekleştirdiği canlı bağlantıda darbeyi desteklemeyip bastırılacağını ifade etmesi,[610] Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın arabasını çeviren ve kendisini alıkoymak isteyenlere tekme savurup kaçması ve telefonla darbeyi bastırmaya yönelik operasyonlara girmesi[611] darbecilerin elinden kaçan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’nun kendini darbecilere kaptırmayıp 01.17’de Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile [612] 01.24’te CNN Türk irtibat kurması gibi olaylar[613] Fetöcü egosunun tahmin edemeyeceği iradelerdi.

Fetöcüler, darbeye kalkıştıkları andan itibaren bütün kamu ve özel bütün kurumlarının yöneticilerinin ve çalışanlarının kendilerine tahammül edeceklerini düşündü. Askerlerin bastığı TRT’de editörler ve personel darbecileri oyalama taktikleri çalışanlardan birisi ise telefonunu ve şarj aletini darbecilerden gizleyerek Whatsapp grubundan yaşadıklarını gizlice yazıyordu.[614] Hande Fırat, darbecilerin CNN Türk’ü basıp kendisini kurşunlama ihtimaline rağmen 00.24’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkı sokağa davetini cep telefonundan yayınlıyordu.[615] Türksat’a saldırıdan önce ise tedbirler çoktan alınmış, Türksat’a giren askerleri [616] nöbetçi Teknik Destek Uzmanı tarafından oyalanmış,[617] iki kişi ölümü göze almış ve şehit olmuştu.[618] Şüphesiz ki Fetöcü egosu darbe planları yapılırken insanların ülkelerine ve kurumlarına sahip çıkan tepkiler gösterebileceğini ihmal etti.

15 Temmuz gecesi darbecilere gönderilen Sıkıyönetim Direktiflerinde 3. maddede “16 Temmuz 2016 saat 06.00’da itibaren tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir”, 8.maddede “…mevcut yürütme erki görevden el çektirilmiştir … Meclis fesh edilmiştir…”, 11. maddede “Tüm valiler görevden alınmıştır…” ifadeleri vardı. Sokağa çıkma yasağına vatandaşların uymayacağını, Cumhurbaşkanının, hükümetin, milletvekillerinin direneceğini, valilerin bu emri dinlemeyip polislerle birlikte darbecileri püskürtmek için çalışacaklarını düşünememeleri egolarının sebep olduğu körlük nedeniyledir.

Fetöcü egosunun sebep olduğu en büyük körlüklerden biri de ABD’yi değerlendirmelerinde ortaya çıkar. Fetöcüler, bir darbe teşebbüsü yaptıkları takdirde ABD hükümetinin kendilerini kayıtsız şartsız destekleyeceğini, sonuna kadar arkalarında duracağı düşüncesine kapılmışlardı. Fetöcü subayların ABD hakkındaki bu kanaati edinmeleri, geçmişte bulundukları NATO görevlerinden kaynaklanmaktaydı.

Darbecilerden (Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a darbe bildirisini imzalatmaya çalışan) Kurmay Albay Mehmet Partigöç ve (Hulusi Akar’ın yaveri) Yarbay Levent Türkkan 2006-2007 yıllarında, Tuğgeneral Kerim Acar 2007-2008 yıllarında, Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit ve Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Bahadır Köse 2008-2009 yıllarında, Kosova’da görevli olarak çalışmışlardı. 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katılmak üzere izin alarak Türkiye’ye gelen Kurmay Albay Muhammet Tanju Poshor da Kosova’da görevliyken izin alıp Türkiye’ye gelmişti.[619]

1. Ordu, Üçüncü Ordu ve Ege Ordu komutanları 15 Temmuz’da darbeye karşı dururken, darbecilere yardım etmekten 15 yıl hapis cezası alan[620] 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti de aslen Kosovalıydı. Huduti’nin çocukluğu, Prizren yakınlarındaki Reçan Köyü’nde geçti.[621]

Bu komutanların hepsi 15 Temmuz darbe teşebbüsü yargılamalarında ceza almış kişilerdir ve buradan Kosova’dayken FETÖ ile içli dışlı oldukları anlaşılmaktadır.

Kosova’da NATO birliği vardı ve bu komutanların NATO dairesinde çalışmış olmaları, darbe teşebbüslerine ABD’nin şartsız destek vereceği kanısını benimsetmişti. Bu konuda öyle emindiler ki Tuğgeneral Mehmet Partigöç 15 Temmuz gecesi Tuğamiral Sinan Sürer’e Whatsapp’tan “Washington ataşesi Tuğgeneral Yavuz Çelik’i ara, onun muhakkak haberi olsun ki Amerikalılara bildirsin…” mesajı atmıştı.[622] darbecilerin bu öngörüleri tutmadı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, darbe teşebbüsünden sonra Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında 15 Temmuz darbe girişiminin “Türkiye’nin 11 Eylül’ü” olduğu tespitinde bulunacaktı. Buna karşılık Türk halkının demokrasiyi ve seçilmiş iradeyi korumak için gösterdiği direniş ise tüm dünyada takdir toplayacaktı. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama da, darbe girişimi için şu sözleri sarf etti: “Demokratik yollarla seçilmiş hükûmete karşı haince eyleme girişen ordu mensupları vardı. Ancak cesaret verici olan şey, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı olanların bile içinde bulunduğu ve bunun kabul edilemez olduğunu söyleyen Türk halkıydı.”[623]

 Fetöcülerin Haşhaşi Özellikleri

                   Tarihteki Haşhaşilerin en önemli özelliği gizli cemiyet halinde teşkilatlanmaları, liderlerine karşı mutlak surette itaat göstermek ve emredilen her şeyi yerine getirmek zorunluluğu idi. Düşmandan kurtulmak için onu öldürme geleneği de bu grubun bir özelliğiydi.[624] Haşhaşi karakter özelliklerini aynıyla gösteren FETÖ’de darbe gecesi Fethullah Gülen’e bağlılığın ve emredileni yapma zarureti duymanın somut örnekleri çokça görüldü. Marmaris’teki Cumhurbaşkanına suikast teşebbüsünde polisle çatışma sırasında yaralanan Haldun Gülmez’in hastanedeki üst araması sırasında üzerinden çıkan “H.E. Duaları” (Hoca Efendi Duaları) başlıklı kağıtta Fethullah Gülen’e ait H.E. Duaları (Hocaefendi duaları) yazılı kağıtta “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şerrinden koruyucu dua” bulunması[625] devletten maaş alan bir askerin, halkın iradesiyle gelmiş, devleti yöneten ve Başkomutan sıfatındaki Cumhurbaşkanının sözde şerrine karşı bağlı olduğu örgütün liderinin duasını taşıması Haşhaşi karakter özelliğiydi.

                  TRT ve Türksat baskınlarında halkın sokağa dökülmesinden ve darbeye karşı direnişin başlamasından saatler sonra bile hem TRT’ye hem de Türksat’a askere yardımcı olmak için sivil teknik ekipler geldi (Bkz. 15 Temmuz Gecesi TRT ve Türksat’ta Yaşananlar).

 Darbecilerin haberleştiği “Yurtta Sulh Biziz” isimli Whatsapp grubunda Yüzbaşı Mehmet Karabekir 23.30’da “Yol(da) beni durdurdular”, “silahla ateş ettim s..e (s..e) açıldılar”, “devam ediyorum”, “Mehmet devam”, “Optimum(alışveriş merkezinin) ordayım”, “taviz tereddüt yoktur”, “sakın tereddüt etmeyin, çakın” 02.43’te “sahada biri olarak ateş kalabalığa ateş bekliyorum. Tekrar tekrar”, “10-15 kişi pert insiyatif kaybetme yok” 04.02’de “ezin, yakın taviz yok”, “etrafı sarmaya çalışıyorlar çatışmaya devaaamm”, “moral bozmak yok kanımızın son damlasına kadar devam”, 05.05’te “”acıma yok” mesajları attı.[626] Yüzbaşı Mehmet Karabekir o sırada bölgedeki Türk Telekom binasını ele geçirmeye gidiyordu. Yolda kendisiyle konuşup engellemeye çalışan muhtar Mete Sertbaş’ı yakın mesafeden ateş ederek vurdu ve Sertbaş’a yardım edilmesini de engelleyerek ölümüne neden oldu.[627] Aynı Karabekir gibi, Kurmay Albay Muzaffer Düzenli, Kurmay Albay Uzay Şahin de kalabalıklara ateş edilmesi emrini verdi. Yarbay Murat Yanık gruba saat 02.37’de “Ankaradan gelen talimat: Ateş edilecek” yazdı. Akıncı Üssündeki darbeci subaylar ve sivil imamlar, masum kalabalıklara ateş edilmesi emrini vermişti. [628]

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Polis Özel Harekat, Türksat, Fetöcüler tarafından uçaklarla bombalandılar.[629] Türksat baskınında hem vurdukları Türksat çalışanlarına yardım edilmesi engellenerek ölümlerine sebep olundu hem de polisle çatışmada yaralanan darbeci kaçış esnasında bizzat kendi arkadaşları tarafından kurşun sıkarak öldürüldü.[630] Darbeci askerlerden biri baskın sırasında “Aralarından bir tanesini vuralım, korksunlar” demişti.[631] Cumhurbaşkanının kaldığı otele yapılan baskında polis memuru ve koruma görevlisi şehit edildi.[632] İstanbul Boğazı’ndaki kapatılan köprülere akın eden halka ateş edildi. Darbe gecesi toplam 250 kişi katledildi.

Darbe teşebbüsünde hava harekatını sevk ve idare eden Kurmay Yarbay Mehmet Şahin de çıkarıldığı mahkemede 15 Temmuz günü MİT’e giderek darbeyi ihbar eden binbaşı O.K. için “O.K. TSK’ya ettiği yemine ihanet etmiş bir askerdir.” diyerek kalabalıklara ateş ettiren darbeciler gibi haşhaşi karakterin özelliğini sergiledi.[633]

FETÖ, aynı Haşhaşiler gibi ezoterik bir örgüttür (Bkz. Ezoterizm merakı). Aksiyon dergisi kapaklarındaki ezoterik mesajlardan, Fethullah Gülen’in 19 Mart 2016’da haki renkli cübbe giyerek darbe mesajı vermesine kadar üstü kapalı gizemli mesajlar, cemaatindeki kişilere rüya metaforu üzerinden maneviyat yükleme ve onları vazifelere yönlendirme, motivasyondaki en önemli unsurlardan biriydi. Öyle ki, Fethullah Gülen’e cemaatindekilerin isnat ettiği kerametleri Hz.Peygamberin hayatında bile görmek mümkün değildi.[634]

FETÖ Ezoterizmi

                  Dini cemaat yapılanması ile başlayıp zaman içinde askeriyede, emniyette ve bütün bürokraside örgütlenen FETÖ’nün organizasyonel özelliklerinin yanında ezoterik bir yönü de vardı. Ezoterizm, örgüte mistik bir boyut kazandırma, örgüt mensuplarının örgüte olan bağlılığını rasyonel zeminden alıp, irrasyonel değerlendirmelerin yer aldığı, kurgusal, çarpık mistik zemine oturtma açısından önemli bir metoddu.

                  Örgütün böyle bir ezoterizme ihtiyacı da vardı. Çünkü devleti ele geçirmek, bunun için her türlü cinayeti işlemeye hazır olmak, bunu kendi vicdanlarında meşru bir zemine oturtmak için ezoterizm kullanılıyordu. Masum vatandaşların hunharca katledilmesi, sığındıkları ezoterizm sayesinde kendi vicdanlarında meşru hale geliyordu.

                  Ezoterizmden alınan moral motivasyon, Fetöcüleri yüksek seviyede bir ego sahibi yapmış, ideallerine ulaşacaklarına dair mutlak inanç onlara daha sonra birey bazında da “Haşhaşilik” olarak tanımlanan özellikler kazandırmıştı.

                  Ezoterizmin kullanılmasındaki bir başka amaç da örgüte uluslararası karanlık odakların desteğini sağlamaktı. Bunun için FETÖ ezoterizminin içine yoğun biçimde Hristiyanlık unsurları eklendi ve FETÖ’nün görüntüdeki İslami faaliyetlerinin, aslında Hristiyanların menfaatine olduğu teması işlendi. Fertöcüler, Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne geleceği fikrinin propagandasını yaparak, Hristiyanlık ile aynı ortak ülküyü paylaşan Müslümanlar formuna büründü. Yahudilik de bu halkanın içine sokularak “Dinler arası diyalog” ilkesi oluşturuldu. Böylelikle parasal gücü ve gizli ajandaları olan küresel bazı yapılanmalar FETÖ’ye tam destek verir hale geldi.

                  FETÖ kendi motivasyonunu ezoterizm ile sağlarken, tabanda da her türlü liyakatin ve uzun kariyer yollarının iptal edildiği organizasyonel yapısını kurdu. Örgüt mensubu olmak, kamuda çalışanlar için istedikleri konuma, makama bir an önce gelmelerini sağlıyordu. Örgüte girip örgüt ideallerine hizmet etmek, bütün toplumu baypas ederek kısa zamanda aş, iş ve evlilik kazandırıyordu. Şüphesiz ki bunlar örgüte hizmet eden bireyler açısından çok büyük bir motivasyon unsurudur. Aynı durum, kamu dışındaki alanlarda da geçerlidir.

                  FETÖ mensupları için kariyer yollarının çok kısaltılması bulunmaz imkandı. Örneğin mahkemedeki beyanlarında görüşlerinin ve jeopolitik analiz kapasitesinin çok sığ olduğu anlaşılan bir şahıs, FETÖ’nün yapısı içinde kısa sürede tuğgeneral olmuştu ve 15 Temmuz darbesi başarıya ulaşsaydı normal koşullarda hayalini bile kuramayacağı MİT müsteşarlığı makamına oturacaktı. Bu ihtiras o kişiyi, halkın iradesi ile gelmiş, devletin Cumhurbaşkanına suikast yapacak organizasyon kurmaya kadar götürecekti (Bkz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu).

                  FETÖ türü yapılanmalar, içine referansla girilebilen yapılanmalardır. Örgüt mensubu olabilmek için örgüt içinden referans gerekir ve bu sistem kendini besleyen vaziyette büyür. Böylelikle 15 Temmuz’un başarılı olması halinde devleti yönetecek makamlar için insan kaynağı, başında Fetullah Gülen’in bulunduğu bir organizasyon tarafından sağlanacak, bu kadrolar da Türkiye ile ilgili planları bulunan küresel odakların belirlediği rotanın dışına çıkmayacaktı.

Ezoterik içerikler FETÖ’nün sahibi olduğu Aksiyon dergisi kapaklarında (Bkz. Darbeyi Haber Veren Aksiyon Dergisi Kapağı, Aksiyon Dergisi Kapağındaki 7 Kartal Gözü), Siyonizm idealine yönelik faaliyetlerinde (Bkz. Siyonizm ve PKK Terör Örgütü İşbirliği, Premilenyal Dispensasyonalizm İdealine Hizmet ), darbenin yapılacağı tarihin belirlenmesinde (Bkz.15 Temmuz’un Kudüs’ün Hristiyanlar Tarafından Alındığı Tarih Olması), reklamlarda verilen mesajlarda (Bkz. Gazete ve Dergi Reklamlarıyla Verilen Darbe Mesajları), Fetullah Gülen’in konuşma yaparken giydiği cüppenin renginde ve hatta darbe için oluşturulan konseyin üye sayısında bile gizliydi (Bkz. Otuzsekiz Üye ve Haki Renkli Cübbe). Hatta Cumhurbaşkanına suikast timinde görev yapan bir astsubayın üzerinden Fetullah Gülen’in “Tayyip Erdoğan’ın şerrinden korunma” için yazdığı dua çıkması (Bkz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suikast Operasyonu), ezoterizmin ve mistizmin ne kadar etkin biçimde kullanıldığını göstermekteydi.

 Motivasyonu sağlayacak, ezoterik ve organizasyonel her şey örgüt tarafından tesis edilmişti. FETÖ, Türk Toplumunun sahip olduğu İslam’ı ve manevi değerleri yok sayıp kendisine ütopik bir dünya oluşturdu. Bu ütopik dünya, İslam’ı Siyonizm’e hizmet eder hale getirme ve devleti ele geçirme ekseninde ilerlemekteydi. 15 Temmuz gecesi Fetöcülerin yaklaşık 50 yılda kurulan ütopik dünyası, Türk Toplumunun sahip olduğu gerçek İslam inancına ve bu inançtan beslenen şehitlik imanına çarptı ve bir gecede yıkıldı.

Darbeyi Haber Veren Aksiyon Dergisi Kapağı

14-20 Haziran 1997 tarihli Aksiyon dergisinde “Yurtta Sulh” cümlesi kapak yapıldı. Kapakta, askeri kamuflaj giydirilen büyük bir kartal kafalı adam, Türkiye haritası üzerine gözlerini ve gagasını dikmiş olarak resmedildi. Kartalın sağ tarafında da Türkiye’ye bakan yedi adet kartal gözü vardı. Kartal, Amerika Birleşik Devletlerini simgeliyordu. Derginin kapağı FETÖ’nün darbe teşebbüsünden 19 yıl önce hazırlandı. FETÖ burada ezoterik (gizemli) dil kullandı.[635]

Kapağın ortasında “Askerin içe dönmesi dış düşmanların iştahını kabartıyor” yazıyordu. Bu kapağın içeriği darbe planlarının başlangıcının 1997’lere kadar uzandığını gösterir. Kadrolaşmanın 1990 yılında Semih Terzi’nin -başkasının hakkını yiyerek- Özel Kuvvetlere alınması örneğinden yola çıkarak 1990’a kadar gittiği dikkate alındığında (Bkz. Darbe Teşebbüsünde Özel Kuvvetlerin Rolü) ve darbe planlamasının başlangıcının 1997’ye kadar dayandığını ispatlayan bir dergi kapağı ile birlikte ele alındığında, Türkiye’nin üzerindeki oyunların uzun bir zaman diliminde kurgulandığı anlaşılmaktadır. Darbe teşebbüsü başarılı olsaydı, Türkiye’nin hezimete uğrayacağı bir savaşa sokulması ve bunun sonucunda ülkeden Güneydoğunun koparılması ihtimali çok yüksekti. Derginin kapağında “askerin içe dönmesine” yönelik eleştiri o dönemdeki irtica ile mücadele adı altında dindar kesime yapılan taciz ve müdahalelere bir eleştiri gibi görünse de 15 Temmuz 2016’dan itibaren retrospektif bir bakışla ele alındığında ülkenin savaşa sokulması planlarının 1990’lardan beri yürürlükte olduğu anlaşılır.

                  “Yurtta Sulh” kapaklı derginin 19 yıl önce yayınlanmasındaki 19 rakamının ezoterizmi ilk akla geldiği gibi Kur’an orijinli değildir. 19 gizemi Hristiyanlıkta da vardır. 10 ve 9’un birleşimi olan 19 sayısı, genellikle Tanrı’nın İncil’deki hükmü ile ilgili kusursuz sistemini ifade eder. 19 sayısının İsrail ile ilgili bir anlamı da vardır; Hz.Süleyman’ın vefatından sonra Kraliyet Birliği İsrail ve Yahuda olarak ikiye bölündü. İsrail ya da kuzeyli on kabilenin ilk kralı, Yeroboam’dı (MÖ 930 – 909). Yahuda kabilesinin ilk kralı ise Rehoboam’dı (MÖ 930-913). Yeroboam dönemi de dahil olmak üzere İsrail, -Tanrı onların Asurlular tarafından fethedilmesine izin vermeden önce- 19 kral tarafından yönetiliyordu. İsrailliler, baki olan Tanrı’ya karşı işledikleri birçok günahtan dolayı Tanrı’nın bir gazabı olarak Asurlular fethedildiler ve tutsak edilerek ülkeden çıkarıldılar.[636] Burada 19 yıl -her bir yılın bir kralı temsiliyle- geriye doğru dönüşü, çıkarıldıkları topraklara kavuşmayı ve kraliyet birliğini tekrar sağlamayı simgelemektedir. Kraliyet birliği; yani farklı kabile başkanlarının bir araya gelmesi ve birlik kurması, Yahudi toplumunun birliğini de sağlayacaktı.

            Aksiyon Dergisi Kapağındaki 7 Kartal Gözü

                  14-20 Haziran 1997 tarihli Aksiyon dergisinde “Yurtta Sulh” temasının işlendiği kapakta Türkiye’ye bakan 7 adet kartal gözü resmedilmişti. Kartal gözleri daha keskin bir ezoterik mesaj içerir. Kartal, “ABD”dir; yani ABD’nin gözetleyen, takip eden gözüdür. 7 gözün mesaj içeriğini İncil’deki Zekeriya kitabının 3. bölümünde bulmak mümkündür. On ayetlik bölümde şu ifadeler geçer[637]:

3

Dördüncü Görüm: Başkahin Yeşu

1-RAB, meleğinin önünde duran Başkâhin Yeşu’yu ve onu suçlamak için sağında duran Şeytanı bana gösterdi.

2-RAB’bin meleği Şeytana, “RAB seni azarlasın, ey Şeytan!” dedi, “Yeruşalim’i (Yeruşalim: Kudüs) seçen RAB seni azarlasın! Bu adam ateşten çıkarılan yarı yanmış odun parçası değil mi?”

3-Yeşu meleğin önünde çok kirli giysiler içinde duruyordu.

4-Melek önündeki meleklere, “Üzerinden kirli giysileri çıkarın” dedi. Sonra Yeşu’ya, “Bak, suçunu kaldırdım. Sana bayramlık giysiler giydireceğim” dedi.

5-Ben de Yeşu’nun başına temiz bir sarık sarmalarını söyledim. Başına temiz bir sarık sarıp onu giydirdiler. RAB’bin meleği de onun yanında duruyordu.

6-Sonra RAB’bin meleği Yeşu’yu uyardı

7-Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Eğer yollarımda yürür, verdiğim görevleri yerine getirirsen, tapınağımı sen yönetecek, avlularımı sen koruyacaksın. Sana burada duranların arasına katılıp huzuruma çıkma ayrıcalığını vereceğim.

8- “ ‘Ey Başkahin Yeşu, sen ve önünde oturan kahin arkadaşların, dinleyin! Çünkü onlar gelecek olayların ön belirtisidir. Dal (Dal:Mesih’in adlarından biri) adındaki kulumu ortaya çıkarıyorum.

9-Yeşu’nun önüne koyduğum taşa bakın! O tek taşın yedi gözü var; onun üzerine bir yazıt oyacağım’ diyor Her Şeye Egemen RAB, ‘Bir günde bu ülkenin günahını kaldıracağım.

10- O gün her biriniz komşusunu asmasının, incir ağacının altında oturmaya çağıracak.’ Böyle diyor Her Şeye Egemen RAB.”

                  “Bir günde bu ülkenin günahını kaldıracağım” ifadesi FETÖ’nün ezoterizmi kapsamında çok çarpıcı bir ifadedir. Burada İncil ifadesinin ezoterik olarak darbe imasında kullanıldığı bellidir. ‘Eğer yollarımda yürür, verdiğim görevleri yerine getirirsen, tapınağımı sen yönetecek, avlularımı sen koruyacaksın. Sana burada duranların arasına katılıp huzuruma çıkma ayrıcalığını vereceğim. “ ifadesi de FETÖ’cülerin sözde “hizmet”e devam etmeleri halinde bir gün ülkeyi onların yöneteceğine dair kendi kendilerine çıkardıkları hissedir.

Siyonizm ve PKK Terör Örgütü İşbirliği Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın “İmralı Notları” isimli kitabının 41. sayfasında yer alan, Selahattin Demirtaş ve diğerlerinin, “Cemaat bizimle görüşmek istiyor” ifadesi, Öcalan’ın ise “Zaten görüşüyoruz. Ne demek Fetullah Gülen Hoca Efendi’yi en iyi ben anlarım. Biz onlarla stratejik ortaklık için Güneydoğu konusunda anlaşma yaptık” diye cevap vermesi, iki terör örgütü olan FETÖ ve PKK’nın Siyonist Hristiyanların planları doğrultusundaki işbirliğini açığa çıkarır. Cizre operasyonu örneği, bu işbirliğinin sonucunda yaşanmıştı. FETÖ’cü generaller, Emniyetin Cizre’deki operasyonuna destek veriyormuş gibi göründü. 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti ve Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan, operasyonlara 12 tank ve 1500 asker göndereceğini söyledi fakat göndermeyip Emniyet güçlerini teröristlere karşı yalnız bıraktı. Bekledikleri destek gelmeyince özel harekat polisleri yalnız bırakıldıkları ateş çemberinin içinde ölümüne mücadele ettiler ve 78 günde 25 güvenlik görevlisinin PKK tarafından şehit edildi.[638] Bu gibi olaylar, Aksiyon dergisinin ordu üzerinden gizli


[1] “Yurtta Sulh Konseyi’nin Ne Zaman Kurulduğu Belli Oldu” Hürriyet Gazetesi, 24 Ekim 2016, erişim 5 Ocak, 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/yurtta-sulh-konseyinin-ne-zaman-kuruldugu-belli-oldu-40257354

[2] “FETÖ İhanete Böyle Hazırlandı: Yurtta Sulh Konseyi” Anadolu Ajansı, 14 Nisan 2019

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-ihanete-boyle-hazirlandi-yurtta-sulh-konseyi-/1451801

[3]Haluk Alkan, “15 Temmuz’u Anlamak: Parametreler ve Sonuçlar” Bilig Dergisi, Güz 2016, Sayı:79, s.254, (erişim:05.01.2022)

[4] Hüseyin Aydın, “15 Temmuz Darbe Girişimi Başarılı Olsaydı” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2020, Yıl: 5, Sayı: 48

(erişim: 05.01.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-4-yilinda-15-temmuz/15-temmuz-darbe-girisimi-basarili-olsaydi

[5] Fahri Çakı, “Türkiye’de 15 Temmuz’un Toplumsal Etkileri ve Ona Yol Açan Faktörler Üzerine Düşünceler” Akademik İncelemeler Dergisi, Nisan 2018, Cilt: 13, Sayı: 1 (erişim 06.01.2022)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/464777

[6] Hüseyin Aydın, “15 Temmuz Darbe Girişimi Başarılı Olsaydı” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2020, Yıl: 5, Sayı: 48

(erişim: 05.01.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-4-yilinda-15-temmuz/15-temmuz-darbe-girisimi-basarili-olsaydi

[7] Hüseyin Aydın, “15 Temmuz Darbe Girişimi Başarılı Olsaydı” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2020, Yıl: 5, Sayı: 48

(erişim: 05.01.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-4-yilinda-15-temmuz/15-temmuz-darbe-girisimi-basarili-olsaydi

[8] “FETÖ İhanete Böyle Hazırlandı: Yurtta Sulh Konseyi” Anadolu Ajansı, 14 Nisan 2019

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-ihanete-boyle-hazirlandi-yurtta-sulh-konseyi-/1451801

[9] c

https://kriterdergi.com/dosya-4-yilinda-15-temmuz/15-temmuz-darbe-girisimi-basarili-olsaydi

[10] Hüseyin Aydın, “15 Temmuz Darbe Girişimi Başarılı Olsaydı” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2020, Yıl: 5, Sayı: 48

(erişim: 05.01.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-4-yilinda-15-temmuz/15-temmuz-darbe-girisimi-basarili-olsaydi

[11] “İlhan Talu kendini böyle savundu… ‘Partigöç’ün ismini görünce FETÖ olduğunu anladım’”, Hürriyet Gazetesi,26 Mayıs 2017, erişim 19 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ilhan-talu-kendini-boyle-savundu-partigocun-ismini-gorunce-feto-oldugunu-anladim-40470314

[12] “Darbecilerin 413 kişilik atama listesi ele geçirildi!” İnternethaber, erişim 19 Ocak 2022

https://www.internethaber.com/darbecilerin-413-kisilik-atama-listesi-ele-gecirildi-foto-galerisi-1700123.htm

[13] “Eski Tümgeneral Mehmet Dişli: Hulusi Akar beni yanlış anlamış olabilir” NTV Haber Sitesi, 30 Mayıs 2017, erişim 19 Ocak 2022

https://www.ntv.com.tr/turkiye/hulusi-akar-beni-yanlis-anlamis-olabilir,aLLJZz5Zd021mfptsZgd7A

[14] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/08/20150807-7.htm

[15] “9 FETÖ’cünün ‘plan semineri’” Haberturk Gazetesi, 30 Ağustos 2010, erişim 20 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1289514-9-fetocunun-plan-semineri

[16] “Eski Albay Doğan Öztürk’ün savunmasını görüntüler çürüttü” Gazetevatan, 31 Mayıs 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/eski-albay-dogan-ozturkun-savunmasini-goruntuler-curuttu-1072143

[17] “Komutanlar hakkında yazanlar ortalığı karıştıracak” Oda TV Haber Sitesi, 22 Mart 2018, erişim 19 Ocak 2022

https://odatv4.com/guncel/komutanlar-hakkinda-yazanlar-ortaligi-karistiracak-22031837-135440

[18] “Sivillere ateş eden konsey üyesine 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/sivillere-ates-eden-konsey-uyesine-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510712

[19] “Darbe bildirisinde imzası olan albaya 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbe-bildirisinde-imzasi-olan-albaya-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510951

[20] “Komutanlar hakkında yazanlar ortalığı karıştıracak” Oda TV Haber Sitesi, 22 Mart 2018, erişim 19 Ocak 2022

https://odatv4.com/guncel/komutanlar-hakkinda-yazanlar-ortaligi-karistiracak-22031837-135440
https://odatv4.com/guncel/komutanlar-hakkinda-yazanlar-ortaligi-karistiracak-22031837-135440

[21] “Darbeci danışman savunma yerine karalama yaptı” 23 Nisan 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-danisman-savunma-yerine-karalama-yapti/1460374

[22] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[23] Murat Köylü, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Darbelerin Siyasi Tarihi, Ankara: Kripto Basım Yayım, (Kasım 2016), s.317

[24] “Nuh Mete Yüksel’e nasıl kaset kumpası kuruldu?”, İnternethaber, 16 Mayıs 2015, erişim 30 Ocak 2022

https://www.internethaber.com/nuh-mete-yuksele-nasil-kaset-kumpasi-kuruldu-788104h.htm

[25] “Özel Kalem’in telefon trafiği” Aydınlık Gazetesi, 24 Mart 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://aydinlik.com.tr/ozel-kalem-in-telefon-trafigi

[26] “2 hain 7 kez görüştü” Yeni Şafak Gazetesi, 8 Mart 2017, erişim 19 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/2-hain-7-kez-gorustu-2624855

[27] “FETÖ’nün suikast timi Özel Kuvvetler, MAK ve SAT’tan seçilmiş” Anadolu Ajansı, 1 Ağustos 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/fetonun-suikast-timi-ozel-kuvvetler-mak-ve-sattan-secilmis/696235

[28] “Sıkıyönetim mesajlarında ismi olan Osman Kardal: Darbeyi FETÖ yapmıştır” NTV Haber Sitesi, 7 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://www.ntv.com.tr/turkiye/darbeyi-feto-yapmistir,IQXUrp1cG02Lf4vfltUO5w

[29] “Darbeci Generali vurdu” Hürriyet Gazetesi, 18 Temmuz 2016, erişim 20 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/darbeci-generali-vurdu-40151653

[30] “Darbe sanığı eski albay Avıalan, rahatsızlanması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti” Anadolu Ajansı, 16 Ekim 2020, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbe-sanigi-eski-albay-avialan-rahatsizlanmasi-sonucu-kaldirildigi-hastanede-hayatini-kaybetti/2008563

[31] “TRT’yi işgal için asker gönderen komutan konuştu” Haber 7, 1 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://www.haber7.com/guncel/haber/2345254-trtyi-isgal-icin-asker-gonderen-komutan-konustu

[32] “Eski Başyaver Ali Yazıcı’ya verilen cezanın gerekçeli kararı açıklandı” CNN Türk Haber Sitesi, 22 Ekim 2020, erişim 20 Ocak 2022

https://www.cnnturk.com/turkiye/eski-basyaver-ali-yaziciya-verilen-cezanin-gerekceli-karari-aciklandi

[33] “Cuntayı Akıncı’dan yöneten darbeci general Akın Öztürk’e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cuntayi-akincidan-yoneten-darbeci-general-akin-ozturke-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510701

[34] “Akın Öztürk o koltuğa nasıl oturdu?” Oda TV Haber Sitesi, 17 Temmuz 2016, erişim 21 Ocak 2022

https://odatv4.com/guncel/akin-ozturk-o-koltuga-nasil-oturdu-1707161200-97503

[35] “Cuntayı Akıncı’dan yöneten darbeci general Akın Öztürk’e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cuntayi-akincidan-yoneten-darbeci-general-akin-ozturke-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510701

[36] “Darbe girişiminin perde arkası” Habertürk Gazetesi, 16 Temmuz 2016, erişim 21 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1267580-darbe-girisiminin-perde-arkasi

[37] “Cuntayı Akıncı’dan yöneten darbeci general Akın Öztürk’e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cuntayi-akincidan-yoneten-darbeci-general-akin-ozturke-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510701

[38] “İfadeler&İtiraflar” Yeni Şafak, erişim 19 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/15temmuz/kubilay-selcuk-itiraflar

[39] “F-16’larla Ankara’yı bombalatan general Evrim’e 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/f-16larla-ankarayi-bombalatan-general-evrime-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510756

[40] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.90

[41] “Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal’ın savcılık ifadesi” Anadolu Ajansı, 27 Temmuz 2016, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/hava-kuvvetleri-komutani-unalin-savcilik-ifadesi-/616910

[42] “İddianamedeki Akın Öztürk detayı” Hürriyet Gazetesi, 31 Mart 2017, 21 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/iddanamedeki-akin-ozturk-detayi-40413094

[43] “’Toplanan kalabalıklar ateşle dağıtılacak’” Al Jazeera, 1 Nisan 2017, erişim 21 Ocak 2022

http://www.aljazeera.com.tr/haber/toplanan-kalabaliklar-atesle-dagitilacak

[44] “Akın Öztürk’le ilgili bomba bir ayrıntı daha ortaya çıktı” Vatan Gazetesi, 8 Ağustos 2017, erişim 21 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/akin-ozturkle-ilgili-bomba-bir-ayrinti-daha-ortaya-cikti-1091508

[45] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/08/20150807-7.htm

[46] Mehmet Kılıçlar, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.51

[47] “Darbe için ilk talimat Polatlı’daki tugaya gitmiş” Gazetevatan, 29 Eylül 2021, erişim 19 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/darbe-icin-ilk-talimat-polatli-daki-tugaya-gitmis-988771

[48] “Askerliği öğrenseydim burada olmazdım” Oda Tv Haber Sitesi, 6 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://odatv4.com/siyaset/askerligi-ogrenseydim-burada-olmazdim-0606171200-117254

[49] “Kara Kuvvetleri Karargahını işgal eden eski tuğgeneral de inkar etti”Sabah Gazetesi, 6 Nisan 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/04/06/kara-kuvvetleri-karargahini-isgal-eden-eski-tuggeneral-de-inkar-etti

[50] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[51] “Tuğgeneral Özkan Aydoğdu darbe planını itiraf etti” TRT Haber İnternet Sitesi, 20 Temmuz 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/tuggeneral-ozkan-aydogdu-darbe-planini-itiraf-etti-261997.html

[52] “Ünsal Coşkun: Kara havacılık okulundan aradılar ve komutan sensin dediler” Milliyet Gazetesi, 30 Temmuz 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/unsal-coskun-kara-havacilik-okulundan-aradilar-ve-komutan-sensin-dediler-2286844

[53] “Elebaşının kitabını yanından ayırmayan albaya 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/elebasinin-kitabini-yanindan-ayirmayan-albaya-141-kez-agirlastirilmis-muebbet-/1510905

[54] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[55] “Darbe sanığı albay Whatsapp yazışmalarını reddetti” CNN Türk İnternet Haber Sitesi, 14 Ağustos 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://www.cnnturk.com/turkiye/darbe-sanigi-albay-whatsapp-yazismalarini-reddetti

[56] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.233-277

[57] “Genelkurmay “çatı” davasında karar (2)” Haberler.Com Sitesi, 20 Haziran 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.haberler.com/genelkurmay-cati-davasinda-karar-2-12163666-haberi/

[58] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[59] “Sivilleri vuran eski yarbay da inkarı seçti” Anadolu Ajansı, 5 Nisan 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/sivilleri-vuran-eski-yarbay-da-inkari-secti/1443021

[60] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[61] “FETÖ sanığı eski yarbay darbeyi ihbar eden binbaşıyı ‘ihanetle’ suçladı”, Anadolu Ajansı, 9 Haziran 2017, erişim 6 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-sanigi-eski-yarbay-darbeyi-ihbar-eden-binbasiyi-ihanetle-sucladi-/838360

[62] “Helikopterlere polis araçlarını vurduran darbecinin inkar taktiği” 27 Ocak 2019, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/feto-ve-inkar-stratejisi/helikopterlere-polis-araclarini-vurduran-darbecinin-inkar-taktigi-/1376014

[63] “Darbeciler saldırı için binlerce mermi depolamış” Anadolu Ajansı, 13 Mayıs 2017, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeciler-saldiri-icin-binlerce-mermi-depolamis/817450

[64] “FETÖ ihanete böyle hazırlandı: Silahlar darbe teşebbüsünden önce birlikten çıkarıldı” Sabah Gazetesi, 26 Nisan 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/04/26/feto-ihanete-boyle-hazirlandi-silahlar-darbe-girisiminden-once-birlikten-cikarildi

[65] “FETÖ’den Yunan’a ‘tweet’li istihbarat” Aydınlık, 25 Mayıs 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://aydinlik.com.tr/feto-den-yunan-a-tweet-li-istihbarat-turkiye-mayis-2019

[66] “Semih Terzi kimdir?” NTV Haber Sitesi, 21 Şubat 2017, erişi 19 Ocak 2017

https://www.ntv.com.tr/turkiye/semih-terzi-kimdir,TwL-C8EuMEWOyWJCvvB3Vw

[67] “Komutanları derdest eden ÖKK tim komutanına 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/komutanlari-derdest-eden-okk-tim-komutanina-141-kez-agirlastirilmis-muebbet-/1510897

[68] “Ankara’ya komando birliklerini gönderen darbeci Gürcan’a 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/ankaraya-komando-birliklerini-gonderen-darbeci-gurcana-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510692

[69] “Jandarmada darbe görevlendirmelerini yapan albaya 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/jandarmada-darbe-gorevlendirmelerini-yapan-albaya-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510888

[70]

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/konseyin-karanlik-yarbayi/1526707

[71] Arman Sert, Cenk Korhan Demir, Engin Avcı,”Strateji, Örgütlenme ve Motivasyonuyla, Kendine Özgü Bir Terörist Örgüt: FETÖ” Güvenlik Bilimleri Dergisi, UGK Özel Sayısı, DOI:10.28956/gbd.695868, (Şubat 2020), s.14-17 (erişim 15.01.2022)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/986322

[72] Abdülkadir Özkan, Modern Zamanların Hasan Sabbah’ı Fethullah Gülen, İstanbul: Kopernik Kitap, 2017, s.21-22

[73] Abdülkadir Özkan, Modern Zamanların Hasan Sabbah’ı Fethullah Gülen, İstanbul: Kopernik Kitap, 2017, s.21-22

[74] Ahmet Tunç, Ali Atılgan, “Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) Kamu Kurumlarına Sirayeti ve Bürokratik Vesayet Darbesi” KSÜSBD 15 Temmuz Türkiye ve Demokrasisi, s.87-90. (erişim 09.01.2022)

[75] Yasemin Abayhan, “Bir ‘Cemaat’ Terör Örgütüne Nasıl Dönüştü? Gülen Cemaati’nin Eski Grup Üyelerinin Anlatımına Dayalı Değerlendirilmesi” Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü, s.7. (erişim 15.01.2022)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/7903

[76] “FETÖ’nün örgütlenme şeması hazırlandı” Sputnik Türkiye, Eylül 2016, erişim 15 Ocak 2022

https://tr.sputniknews.com/20160914/feto-orgutlenme-sema-1024831269.html

[77] “Gülen’in Örgüt Üzerindeki Gölgesi Mustafa Özcan” Anadolu Ajansı, 8 Kasım 2020, erişim 15 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/gulenin-orgut-uzerindeki-golgesi-mustafa-ozcan-/2036051

[78] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.287

[79] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.287

[80] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.287-288

[81] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.288-289

[82] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.290

[83] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.290-291

[84] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.290-291

[85] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.290-291

[86] “FETÖ’nün örgütlenme şeması hazırlandı” Sputnik Türkiye, Eylül 2016, erişim 15 Ocak 2022

https://tr.sputniknews.com/20160914/feto-orgutlenme-sema-1024831269.html

[87] T.C. YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ, E. 2019/1582, K. 2019/6838, T. 06.11.2019, erişim 22 Ocak 2022, http://kazanci.com.tr/gunluk

[88] “FETÖ dershanesinin ‘ser rehber’i yakalandı” Milliyet Gazetesi, 13 Eylül 2021, erişim 22 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/feto-dershanesinin-ser-rehberi-yakalandi-6596762

[89] “Eski hakim FETÖ ablası çıktı! Her şeyi anlattı” Hürriyet Gazetesi, 4 Mayıs 2019, erişim 22 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/eski-hakim-feto-ablasi-cikti-her-seyi-anlatti-41203170

[90] Serrehberler, belletmenler, öğrenciler ve örgüt mensupları (şakirt ve şakirdeler) Ankara Emniyet Müdürlüğünün ‘1999’ yılında yapmış olduğu bir çalışmada esnasında tespit edilmiştir.

Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.133

[91] “FETÖ itirafları: Ümit ünitesi, beşlik şakirt, patates hat, Kemalist kamufle…” Time Turk İnternet Haber Sitesi, 14 Temmuz 2021, erişim 22 Ocak 2022

https://www.timeturk.com/gundem/feto-itiraflari-umit-unitesi-beslik-sakirt-patates-hat-kemalist-kamufle/haber-1693395

[92] “FETÖ, ‘şakirtleri’ sınav sorularıyla ödüllendirmiş” Anadolu Ajansı, 26 Ocak 2017, erişim 22 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/feto-kendini-kanitlayan-sakirtleri-sinav-sorulariyla-odullendirmis-/735281

[93] Ahmet Tunç, Ali Atılgan, “Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) Kamu Kurumlarına Sirayeti ve Bürokratik Vesayet Darbesi” KSÜSBD 15 Temmuz Türkiye ve Demokrasisi, s.87-90. (erişim 09.01.2022)

[94] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.294-295

[95] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.296-297

[96] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.296-297

[97] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.296-297

[98] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.297-298

[99] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.297-298

[100] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.298-300

[101] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.298-300

[102] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.298-300

[103] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.298-300

[104] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.300-301

[105] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.300-301

[106] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[107] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[108] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[109] Encyclopedia Britannica, “Why Are U.S. Elections Held on Tuesdays?” maddesi.

https://www.britannica.com/story/why-are-us-elections-held-on-tuesdays

[110] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[111] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[112] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[113] T.C. ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI ANAYASAL DÜZENE KARŞI İŞLENEN SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSU, İDDİANAME, Soruşturma no: 2016/103583, s.301-303

[114] “Emniyetten ‘FETÖ/PDY Sözlüğü” Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2020, erişim 15 Ocak 2022 https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/emniyetten-feto-pdy-sozlugu/1693004

[115] Hüseyin Gülerce, FETÖ Gizli Krallığın Sonu, İstanbul: Motto Yayınları, 2017, s.336

[116] Ayşe Kulin, Adı Aylin, İstanbul: Everest Yayınları, 2005, s.355-356

[117]“ Fethullah Gülen’in hayranı olduğu CHP’linin bilinmeyen sırları”, Oda Tv Haber Sitesi, 17 Nisan 2018, erişim 14 Ocak 2022

https://odatv4.com/guncel/fethullah-gulenin-hayrani-oldugu-chplinin-bilinmeyen-sirlari-17041830-137018

[118] “Gülek’in eşinden Gülen’e dev bağış” Sabah Gazetesi, 1 Nisan 2015, erişim 14 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/04/01/gulekin-esinden-gulene-dev-bagis

[119] “23 yıl hapis cezası alan eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın FETÖ’nün kritik ismi ile fotoğrafı çıktı” Hürriyet Gazetesi, 23 Kasım 2021, erişim 15 Ocak 2022       

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/23-yil-hapis-cezasi-alan-eski-istihbaratci-enver-altaylinin-fetonun-kritik-ismi-ile-fotografi-cikti-41945485

[120] “Emniyetten ‘FETÖ/PDY Sözlüğü” Anadolu Ajansı, 5 Ocak 2020, erişim 15 Ocak 2022 https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/emniyetten-feto-pdy-sozlugu/1693004

[121] Murat Köylü, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Darbelerin Siyasi Tarihi, Ankara: Kripto Basım Yayım, (Kasım 2016), s.278-279

[122] Hüseyin Öztürk “Fetö Üzerine Bir Analiz” KSÜSBD, 15 Temmuz ve Türkiye Demokrasisi, 506662, (erişim 22.01.2022) s.179

[123] “ FETÖ’nün ‘Haşhaşi’ benzerliği iddianamede” Anadolu Ajansı, 24 Kasım 2016, erişim 16 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/fetonun-hashasi-benzerligi-iddianamede/692261

[124] Hüseyin Öztürk “Fetö Üzerine Bir Analiz”, KSÜSBD 15 Temmuz ve Türkiye Demokrasisi, erişim 30 Ocak 2022

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/506662

[125] “Fetö İhanete Böyle Hazırlandı Ankara’daki Darbeye Hazırlık Toplantıları” Anadolu Ajansı, 18 Ocak 2019, s.184, erişim 10 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-ihanete-boyle-hazirlandi-ankaradaki-darbeye-hazirlik-toplantilari/1456615

[126] “FETÖ’nün imamlarının maaşları dudak uçuklattı” 27 Eylül 2016, erişim 28 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/fetonin-imamlarinin-maaslari-dudak-ucuklatti-40232799

[127] Abdülkadir Özkan, Modern Zamanların Hasan Sabbah’ı Fethullah Gülen, İstanbul: Kopernik Kitap, 2017, s.23

[128] “İlk Gülen röportajını yapan Nuriye Akman: Röportajı Sabah için yaptım” Cumhuriyet Gazetesi, 8 Aralık 2017, erişim 12 Ocak 2017 https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ilk-gulen-roportajini-yapan-nuriye-akman-roportaji-sabah-icin-yaptim-882065

[129] “28 Şubat buluşması” A Haber İnternet Sitesi, 3 Mayıs 2015, erişim 12 Ocak 2022

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2015/05/03/28-subat-bulusmasi-1430620130

[130] “Yakıştıramadım” Haberturk Gazetesi, 17 Mart 2014, erişim 12 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/polemik/haber/930324-yakistiramadim

[131] “Gülen ilk kez böyle beddua etti!”, Milliyet, 21 Aralık 2013

https://www.milliyet.com.tr/gundem/gulen-ilk-kez-boyle-beddua-etti-1810674

[132] Cem Duran Uzun, Mert Hüseyin Akgün, Hasan Yücel, İddianamelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi VE FETÖ, İstanbul: SETA Yayınları 87, 2017, s.37

[133] “Her şey bu villada başladı… Şimdi kimse kiralamıyor” Hürriyet gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 12 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/her-sey-bu-villada-basladi-simdi-kimse-kiralamiyor-40400613

[134] “Örgütün mahrem imamı itiraf etti! FETÖ’cü hain Kemal Batmaz’ın kod adı ‘Sedat’mış!.” A Haber İnternet Sitesi, 19 Şubat 2020, erişim 12 Ocak 2022

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2020/02/19/orgutun-mahrem-imami-itiraf-etti-fetocu-hain-kemal-batmazin-kod-adi-sedatmis

[135] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.34-35

[136] Ali Kuzu, Beka Meselesi (Hedef: Türkiye’nin İşgali), İstanbul: Bilge Devlet Yayınları, 2019, s.139

[137] Cem Duran Uzun, Mert Hüseyin Akgün, Hasan Yücel, İddianamelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi VE FETÖ, İstanbul: SETA Yayınları 87, 2017, s.40-41

[138] “FETÖ İhanete Böyle Hazırlandı: Ankara’daki Darbeye Hazırlık Toplantıları” Anadolu Ajansı, 18 Nisan 2019, erişim 10 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-ihanete-boyle-hazirlandi-ankaradaki-darbeye-hazirlik-toplantilari/1456615

[139] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.56-60

[140] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.56-60

[141] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[142] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[143] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[144] “15 Temmuz çatı davasının gerekçeli kararı: 1 Kasım seçiminden sonra planlandı, isim isim kaçırma planları yapıldı”, T24 Haber Sitesi, 27 Eylül 2019, erişim 8 Şubat 2022

https://t24.com.tr/haber/15-temmuz-cati-davasinin-gerekceli-karari-1-kasim-seciminden-sonra-planlandi-isim-isim-kacirma-planlari-yapildi,841355

[145] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[146] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[147] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[148] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[149] “Korgeneral Metin Gürak, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını anlattı”, Hürriyet Gazetesi, 29 Temmuz 2016, erişim 8 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/korgeneral-metin-gurak-15-temmuz-gecesi-yasadiklarini-anlatti-40175231

[150] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[151] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[152] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[153] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[154] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[155] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[156] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022) https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[157] “15 Temmuz darbe girişiminin 5. yıldönümü”, NTV Haber Sitesi, 15 Temmuz 2021, erişim 8 Şubat 2022https://www.ntv.com.tr/turkiye/15-temmuz-darbe-girisiminin-5-yildonumu,ZfoA8SLNTUmyyW4xk7QtrQ

[158] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.249

[159] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[160] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[161] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022

https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[162] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022

https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[163] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[164] “Darbeci generalin odasından ‘Türkiye’yi bölme planı’ çıktı”, Anadolu Ajansı, 18 Ocak 2019, erişim 7 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-generalin-odasindan-turkiyeyi-bolme-plani-cikti/1368189

[165] “Mısır’da Hür Subaylar Hareketi’nin mirasından geriye ne kaldı?”, Independent Türkçe, 26 Temmuz 2019, erişim 9 Şubat 2022

https://www.indyturk.com/node/55046/

[166] “Kısaca Ortadoğu’nun Dönüm Noktası 6 Gün Savaşları”, Stratejik Ortak, 20 Mayıs 2020, erişim 9 Şubat 2022

[167] “Yıllar önceki kapak kafa karıştırdı” Oda Tv Haber Sitesi, 1 Ağustos 2017, erişim 22 Ocak 2022

https://odatv4.com/medya/yillar-onceki-kapak-kafa-karistirdi-0108171200-120572

[168] “Fetullah Gülen, Atatürk için ‘Deccal’ demiş”, CNN Türk İnternet Sitesi, 11 Aralık 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.cnnturk.com/turkiye/fetullah-gulen-ataturk-icin-deccal-demis

[169] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.56-60

[170] “MİT’in Görev ve Sorumlulukları” erişim 9 Şubat 2022

https://www.mit.gov.tr/2937.html

[171] “Cemaatin imamından bir gün önce dikkat çeken mesaj: Yatakta basıp, şafakta asacaklar.”, Oda TV Haber Sitesi, 16 Temmuz 2016, erişim 9 Şubat 2022

https://odatv4.com/guncel/yatakta-basip-safakta-asacaklar-1607161200-97387

[172] Hüseyin Aydın, “Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İhbar ve Darbenin Erkene Alınması” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2021, Yıl: 6, Sayı: 59 (erişim: 08.02.2022)

https://kriterdergi.com/dosya-5-yilinda-15-temmuz/tarihin-seyrini-degistiren-bir-ihbar-ve-darbenin-erkene-alinmasi

[173] “İşte MİT’in Meclis’e sunduğu 15 Temmuz raporu”, T24 Haber Sitesi, 26 Mayıs 2017, erişim 8 Şubat 2022

https://t24.com.tr/haber/iste-mitin-meclise-sundugu-15-temmuz-raporu,405975

[174] TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimi, Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, TBMM, Ankara: Türkiye Hukuk Platformu, (Aralık 2017), s.364, 365

[175] Kenan Gürbüz, Darbenin Ateşinin Yakıldığı Yer Marmaris, İzmir: KG Medya, Eylül 2016, s.103

[176] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.342,343

[177] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.343

[178] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.344

[179] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.81,82

[180] “15 Temmuz’da Genelkurmay Karargahı’nda neler yaşandı?”, TRT Haber İnternet Sitesi, 9 Temmuz 2019, erişim 10 Şubat 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzda-genelkurmay-karargahinda-neler-yasandi-422329.html

[181] “Sıkıyönetim mesajlarında ismi olan Osman Kardal: Darbeyi FETÖ yapmıştır” NTV Haber Sitesi, 7 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

[182] “Jandarma Harekat Daire Başkanlığının Görevleri”, T.C. İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Başkanlığı, erişim 11 Şubat 2022

https://www.jandarma.gov.tr/asayis/cari-harekat-daire-baskanliginin-gorevleri#

[183] “Sıkıyönetim mesajlarında ismi olan Osman Kardal: Darbeyi FETÖ yapmıştır” NTV Haber Sitesi, 7 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

[184] “TSK’da şifre dönemi”, Sabah Gazetesi, 16 Şubat 2010, erişim 11 Şubat 2020

https://www.sabah.com.tr/gundem/2010/02/16/tskda_sifre_donemi

[185] “Darbeci Generali vurdu” Hürriyet Gazetesi, 18 Temmuz 2016, erişim 20 Ocak https://www.hurriyet.com.tr/gundem/darbeci-generali-vurdu-40151653

[186] “Darbeci albay ‘Sırada Tayyip var’ demiş”, Anadolu Ajansı, 14 Haziran 2017, erişim 11 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-albay-sirada-tayyip-var-demis/841455

[187] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.344

[188] “O anları anlattı: Onun hain bakışlarını asla unutamıyorum”, Hürriyet Gazetesi, 19 Şubat 2018, erişim 1 Şubat 2022

[189] “Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal darbe gecesini anlattı: Çılgınlar gibi ateş ederek içeriye girdiler”, Gazete Duvar, 21 Şubat 2018, erişim 11 Şubat 2022

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/21/eski-hava-kuvvetleri-komutani-unal-darbe-gecesini-anlatti-cilginlar-gibi-ates-ederek-iceriye-girdiler

[190] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022 https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[191] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022 https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[192] “Gemilere kritik mesaj” Milliyet Gazetesi, 21 Temmuz 2016, erişim 8 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/gemilere-kritik-mesaj-2281294

[193] 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Milletin Zaferi, TCCB, Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları, (2018), s.10

[194] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.93

[195] “Türkiye’nin Özel Kuvvetleri: Özel Kuvvetler Komutanlığı” Trmilitarynews İnternet Sitesi, 22 Mart 2020, erişim 16 Ocak 2022

[196] “Bordo Bereliler” WordPress, erişim 16.01.2022

[197] “MİT ve Bordo Bereliler’den Erbil’de Müthiş Operasyon” İnternet Haber, 3 Mayıs 2017, erişim 16 Ocak 2022

https://www.internethaber.com/mit-ve-bordo-berelilerden-erbilde-muthis-operasyon-1774165h.htm

[198] “MİT’ten ‘Operasyonel’ Transfer!” Haberturk, 30 Eylül 2012, erişim 16 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/780974-mitten-operasyonel-transfer

[199] “Hedefte Neden Özel Kuvvetler Komutanlığı Var?” Oda TV, 28 Aralık 2009, erişim: 16 Ocak 2022

https://odatv4.com/analiz/hedefte-neden-ozel-kuvvetler-komutanligi-var-2812091200-8014

[200] Ayşe Küçük “ 2003 Süleymaniye Çuval Krizi” Türk Dış Politikası Kriz İncelemeleri, 10 Ekim 2013, erişim 17 Ocak 2022

https://tdpkrizleri.org/index.php/2003-sueleymaniye-cuval-krizi

[201] “Çırılçıplak bıraktığımız albaya 1 yıl sonra ödül” Hürriyet Gazetesi, 4 Ocak 2006, erişim 17 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/cirilciplak-biraktigimiz-albaya-1-yil-sonra-odul-3736363

[202]“MİTin Fişleme Operasyonu Mecliste” Bianet, 2 Haziran 2005, erişim 17 Ocak 2022

https://m.bianet.org/kurdi/insan-haklari/61912-mitin-fisleme-operasyonu-mecliste

[203]“ Türk Telekom’un Özelleştirme Süreci”Privatization-Özelleştirme, 17 Aralık 2022, erişim: 17 Ocak 2022

http://privatization-ozellestirme.blogspot.com/2015/12/turk-telekomun-ozellestirme-sureci_17.html

[204] “Özel Kuvvetler’de Yeni Yolsuzluk” Haber7, 8 kasım 2005, erişim 17 Ocak 2022

https://www.haber7.com/guncel/haber/120463-ozel-kuvvetlerde-yeni-yolsuzluk

[205] “Özel Kuvvetler’de Yolsuzluğa Rekor Ceza” Milliyet Gazetesi 22 Haziran 2007, erişim 17 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/ozel-kuvvetlerde-yolsuzluga-rekor-ceza-260087

[206] “Fişlenenler Dava Açsın” Bianet, 7 Ağustos 2008, erişim 17 Ocak 2022

https://m.bianet.org/bianet/siyaset/108864-fislenenler-dava-acsin

[207] “Özel Kuvvetler’in İstanbul Fişlemesi Meclis Gündeminde” Bianet, 7 Ağustos 2008, erişim 17 Ocak 2022

https://m.bianet.org/bianet/siyaset/108860-ozel-kuvvetler-in-istanbul-fislemesi-meclis-gundeminde

[208] “Özel Kuvvetler 27 Saat Boyunca Arandı” Bianet, 29 Aralık 2009, erişim: 17 Ocak 2022

https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/119136-ozel-kuvvetler-27-saat-boyunca-arandi

[209] cc

[210] “Fetö’nün Tetikçileri İşi Pişkinliğe Vurdu” Takvim Gazetesi, 27 Temmuz 2016, erişim 17 Ocak 2022

https://www.takvim.com.tr/galeri/turkiye/fetonun-tetikcileri-piskinlige-vurdu/21
https://www.takvim.com.tr/galeri/turkiye/fetonun-tetikcileri-piskinlige-vurdu/8

[211] “‘Özel Kuvvetlerde Arama ’Yargı İsterse Kontrgerillanın Kirli Çamaşırlarını Ortaya Çıkarabilir’”

https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/119146-yargi-isterse-kontrgerillanin-kirli-camasirlarini-ortaya-cikarabilir

[212] “Kaşif Kozinoğlu öldü!” sabah Gazetesi, 13 Kasım 2011, erişim 17 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2011/11/13/kasif-kozinoglu-oldu-86331486703

[213] “MİT’çi Kaşif Kozinoğlu tutuklandı” NTV İnternet Sitesi, 10 Mart 2011, erişim 17 Ocak 2022

https://www.ntv.com.tr/turkiye/mitci-kasif-kozinoglu-tutuklandi,rhACwuHKmkCOCeB7WN2Neg

[214] “Kaşif Kozanoğlu, FETÖ’cü Semih Terzi için ‘ordudan atılmalı’ diye rapor hazırlamıştı, sümen altı ettiler!” T24, 14 Aralık 2017, erişim 17 Ocak 2022

https://t24.com.tr/haber/kasif-kozanoglu-fetocu-semih-terzi-icin-ordudan-atilmali-diye-rapor-hazirlamisti-sumen-alti-ettiler,512203

[215] “ Özel Kuvvetler’deki 77 askerden “1 dolar” çıktı” Anadolu Ajansı, 29 Ağustos 2016, erişim 17 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/ozel-kuvvetlerdeki-77-askerden-1-dolar-cikti/637277

[216] “Bin 389 askeri personel TSK’dan ihraç edildi” Anadolu Ajansı, 31 Temmuz 2016, erişim 17 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/bin-389-askeri-personel-tskdan-ihrac-edildi/618789

[217] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 Kez Görüştüm, Terzi’yi Öldürmesini İstedim’” Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 17 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[218] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 Kez Görüştüm, Terzi’yi Öldürmesini İstedim’” Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 17 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[219] “Semih Terzi’ye bağlı Şırnak’taki Özel Kuvvetlerin yargılanmasına başlandı” Cumhuriyet Gazetesi, 30 Ekim 2017, erişim 18 Ocak 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/semih-terziye-bagli-sirnaktaki-ozel-kuvvetlerin-yargilanmasina-baslandi-855919

[220] “Semih Terzi’nin son mesajları dava dosyasında” Anadolu Ajansı, 17 Haziran 2018, erişim 18 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/semih-terzinin-son-mesajlari-dava-dosyasinda/1176858

[221] “ Semih Terzi’nin eşi Nazire Terzi, kesinleşmiş hapis cezasına istinaden tutuklandı” Haberler.Com İnternet Sitesi, 27 Aralık 2021, erişi 19 Ocak 2022

https://www.haberler.com/semih-terzi-nin-esi-nazire-terzi-kesinlesmis-hapis-14627870-haberi/

[222] Kenan Gürbüz, Darbenin Ateşinin Yakıldığı Yer Marmaris, İzmir: KG Medya, Eylül 2016, s.48

[223] “‘Fetö’nün suikast timi’ yakalandı” Anadolu Ajansı, 1 Ağustos 2016, erişim 17 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/fetonun-suikast-timi-yakalandi/619517

[224] “FETÖ’nün suikast timi Özel Kuvvetler, MAK ve SAT’tan seçilmiş” Anadolu Ajansı, 1 Ağustos 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/fetonun-suikast-timi-ozel-kuvvetler-mak-ve-sattan-secilmis/696235

[225] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 Kez Görüştüm, Terzi’yi Öldürmesini İstedim’” Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 17 Ocak 2022

[226] “Neşet sevdalısı Çukurkuyulu Ömer’in hikâyesi” Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2019, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-neset-sevdalisi-cukurkuyulu-omerin-hikayesi-40520586/6

[227] “Neşet sevdalısı Çukurkuyulu Ömer’in hikâyesi” Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2019, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-neset-sevdalisi-cukurkuyulu-omerin-hikayesi-40520586/6

[228] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 Kez Görüştüm, Terzi’yi Öldürmesini İstedim’” Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 17 Ocak 2022

[229] “Dakika dakika neler yaşandı?”, Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2018, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/dakika-dakika-neler-yasandi-40896877

[230] “Neşet sevdalısı Çukurkuyulu Ömer’in hikâyesi” Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2019, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-neset-sevdalisi-cukurkuyulu-omerin-hikayesi-40520586/6

[231] Kenan Gürbüz, Pandora’nın kutusu açıldı. Asrın Suikast Girişimi Davası, İstanbul: Çınaraltı Yayın, 2018, s.97-98

[232] “15 Temmuz 2016 Darbe TRT Spikeri” Alperen Göktüğ, Youtube, erişim 14 Şubat 2022

[233] “Aksakallı Paşa’dan Ömer Halisdemir’in ailesine ziyaret”, Takvim Gazetesi, 18 Ağustos 2016, erişim 12 Ocak 2022

https://www.takvim.com.tr/guncel/2016/08/18/aksakalli-pasadan-omer-halisdemirin-ailesine-ziyaret

[234] “Ömer Halisdemir vurduğu hainle 5 yıl görev yapmış” Yeni Şafak Gazetesi, 27 Eylül 2016, erişim 12 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/omer-halisdemir-vurdugu-hainle-5-yil-gorev-yapmis-2537865

[235]“ Ömer Halisdemir’in Vücudundan 30 Kurşun Çıktı”, Haberler.Com, 15 Ağustos 2016, erişim 12 Ocak 2022

https://www.haberler.com/omer-halisdemir-in-vucudundan-30-kursun-cikti-8699089-haberi/

[236]“15 Temmuzun Durdurulması ve Kontrollü Darbe İddiaları“ SETA İnternet Sitesi, 25 Temmuz 2020, erişim 12 Ocak 2022

[237] “Ömer Halisdemir vurduğu hainle 5 yıl görev yapmış” Yeni Şafak Gazetesi, 27 Eylül 2016, erişim 12 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/omer-halisdemir-vurdugu-hainle-5-yil-gorev-yapmis-2537865

[238] “Savaşan Şahinler: Milli Savaş Uçağının İlk Adımı”TRT Haber, 11 Mart, 2021, erişim 6 Ocak 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/savasan-sahinler-milli-savas-ucaginin-ilk-adimi-563557.html

[239] “İddianamedeki F16 Pilotları Hakkındaki Korkunç Şüphe” Hürriyet, 23 Mart, 2017, erişim 6 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/iddianamedeki-f-16-pilotlari-hakkinda-korkunc-suphe-40404539

[240] “Balyoz’da Kumpas soruşturmasında 5 eski polis hakkında gözaltı kararı” Cumhuriyet Gazetesi, 8 Şubat 2018, erişim 07 Ocak 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/balyozda-kumpas-sorusturmasinda-5-eski-polis-hakkinda-gozalti-karari-922175

[241] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.70

[242] “İşte Balyoz Davası’nın bilançosu” Hürriyet Gazetesi, 6 Nisan 2015, erişim 07 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/iste-balyoz-davasinin-bilancosu-28645767

[243] “Pilotlar Tek Tek İstifa Ediyor” Airport Haber, 2 Şubat 2013, erişim 7 Ocak 2022

https://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/pilotlar-tek-tek-istifa-ediyor.html

[244] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.158

[245] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.159

[246]“Pilot ‘oksijen parası’ da ödeyecek” Haberturk Gazetesi, 12 Mart 2016, erişim 7 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1208551-pilot-oksijen-parasi-da-odeyecek

[247] “Darbeci Pilotlar 15 Temmuz’da F16’larla Böyle Bombaladı” 3 Eylül 2016, erişim 7 Ocak 2022 https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-pilotlar-15-temmuzda-f-16larla-boyle-bombaladi/640304#

[248] “İddianamedeki F16 Pilotları Hakkındaki Korkunç Şüphe” Hürriyet, 23 Mart, 2017, erişim 6 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/iddianamedeki-f-16-pilotlari-hakkinda-korkunc-suphe-40404539

[249] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.34

[250] Sedat Gülener, S.Hüseyin Öztürk, “İtiraflarda FETÖ’nün Devlete Sızması (Askeriye, Mülkiye, Adliye)” SETA Yayınları 118. Rapor, I.Baskı: 2018, s.31 (erişim 07.01.2022)

 Fahri Çakı, “Türkiye’de 15 Temmuz’un Toplumsal Etkileri ve Ona Yol Açan Faktörler Üzerine Düşünceler” Akademik İncelemeler Dergisi, Nisan 2018, Cilt: 13, Sayı: 1 (erişim 06.01.2022)

[251] Murat Köylü, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Darbelerin Siyasi Tarihi”, Ankara: Kripto Basım Yayım, (Kasım 1986), s.312

[252] “Özel Dosya: 1980’lerden bugüne hedef TSK: Cemaat yurtlarında askeri okul sınavlarının yanıtlarını ezberlettiler, Kuran’a el bastırarak soruları verdiler” T24, 30 Temmuz 2021, erişim 8 Ocak 2022

https://t24.com.tr/haber/1980-lerden-bugune-hedef-tsk-cemaat-yurtlarind-a-askeri-okul-sinavlarinin-yanitlarini-ezberlettiler-kuran-a-el-bastirarak-sorulari-verdiler,968843

[253] “Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki Eylemlere İlişkin Darbe İddianamesi (3)” Haberler.com, 13 Ocak 2017, erişim 8 Ocak 2022

https://www.haberler.com/deniz-kuvvetleri-komutanligindaki-eylemlere-9160566-haberi/

[254] “Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki Eylemlere İlişkin Darbe İddianamesi (3)” Haberler.com, 13 Ocak 2017, erişim 8 Ocak 2022

https://www.haberler.com/deniz-kuvvetleri-komutanligindaki-eylemlere-9160566-haberi/

[255]“Donanma Komutanlığı’ndaki Darbe Girişimi Davası” Milliyet, 28 Eylül 2017, erişim 8 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/ankara/donanma-komutanligindaki-darbe-girisimi-davasi-12305965

[256] “Kararlılığın ve kahramanlığın ilk adımı Eşme’den atıldı“ Kartepe Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 8 Ocak 2022

https://www.kartepegazetesi.com.tr/haber/5008138/kararliligin-ve-kahramanligin-ilk-adimi-esmeden-atildi

[257] “Eski tuğamiral Kızılelma’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” Anadolu Ajansı, 21 Haziran 2019, erişim 8 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/eski-tugamiral-kizilelmaya-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi/1511828

[258] “Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki Eylemlere İlişkin Darbe İddianamesi (3)” Haberler.com, 13 Ocak 2017, erişim 8 Ocak 2022

https://www.haberler.com/deniz-kuvvetleri-komutanligindaki-eylemlere-9160566-haberi/

[259] “O savaş gemisi Erdoğan için hazır bekledi” Hürriyet Gazetesi, 26 Mart 2018, erişim 8 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-savas-gemisi-erdogan-icin-hazir-bekledi-40784306

[260] “Topun Yönü İstanbul’a Dönseydi Atışı Engelleyecektik” Milliyet Gaztesi, 19 Nisan 2018, erişim 8 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/ankara/topun-yonu-istanbula-donseydi-atisi-engelleyecektik-12741660

[261] “O savaş gemisi Erdoğan için hazır bekledi” Hürriyet Gazetesi, 26 Mart 2018, erişim 8 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-savas-gemisi-erdogan-icin-hazir-bekledi-40784306

[262] “Gemilere kritik mesaj” Milliyet Gazetesi, 21 Temmuz 2016, erişim 8 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/gemilere-kritik-mesaj-2281294

[263] “Genelkurmay Başkanı Akar darbe girişimi gecesini anlattı”, 25 Temmuz 2016, erişim 8 Ocak 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36887090

[264] “Genelkurmay Başkanı Akar darbe girişimi gecesini anlattı”, 25 Temmuz 2016, erişim 8 Ocak 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36887090

[265] “Genelkurmay Başkanı Akar darbe girişimi gecesini anlattı”, 25 Temmuz 2016, erişim 8 Ocak 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36887090

[266] “FETÖ’cüler MİT Müsteşarı’nı 3 helikopterle almayı planlamış”, Anadolu Ajansı, 12 Mayıs 2017, erişim 1 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/fetoculer-mit-mustesarini-3-helikopterle-almayi-planlamis/817090

[267] “15 Temmuz’da MİT’e gelen ihbar tarihin seyrini değiştirdi”, TRT Haber İnternet Sitesi, 13 Temmuz 2021, erişim 1 Şubat 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/15-temmuzda-mite-gelen-ihbar-tarihin-seyrini-degistirdi-595545.html

[268] “O anları anlattı: Onun hain bakışlarını asla unutamıyorum”, Hürriyet Gazetesi, 19 Şubat 2018, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-anlari-anlatti-onun-hain-bakislarini-asla-unutamiyorum-40746647

[269] “O anları anlattı: Onun hain bakışlarını asla unutamıyorum”, Hürriyet Gazetesi, 19 Şubat 2018, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-anlari-anlatti-onun-hain-bakislarini-asla-unutamiyorum-40746647

[270]“ Korgeneral Mehmet Şanver istifa etti”, CNN Türk Haber Sitesi, 2 Ağustos 2016, erişim 2 Şubat 2022

https://www.cnnturk.com/video/turkiye/korgeneral-mehmet-sanver-istifa-etti

[271] “Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal darbe gecesini anlattı: Çılgınlar gibi ateş ederek içeriye girdiler”, Gazete Duvar, 21 Şubat 2018, erişim 11 Şubat 2022

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/21/eski-hava-kuvvetleri-komutani-unal-darbe-gecesini-anlatti-cilginlar-gibi-ates-ederek-iceriye-girdiler

[272] “Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal darbe gecesini anlattı: Çılgınlar gibi ateş ederek içeriye girdiler”, Gazete Duvar, 21 Şubat 2018, erişim 11 Şubat 2022

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/21/eski-hava-kuvvetleri-komutani-unal-darbe-gecesini-anlatti-cilginlar-gibi-ates-ederek-iceriye-girdiler

[273] “Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal darbe gecesini anlattı: Çılgınlar gibi ateş ederek içeriye girdiler”, Gazete Duvar, 21 Şubat 2018, erişim 11 Şubat 2022

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/21/eski-hava-kuvvetleri-komutani-unal-darbe-gecesini-anlatti-cilginlar-gibi-ates-ederek-iceriye-girdiler

[274] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.257

[275] “Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ünal darbe gecesini anlattı: Çılgınlar gibi ateş ederek içeriye girdiler”, Gazeteduvar, 21 Şubat 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/02/21/eski-hava-kuvvetleri-komutani-unal-darbe-gecesini-anlatti-cilginlar-gibi-ates-ederek-iceriye-girdiler

[276] “Deniz Kuvvetleri Komutanı’nı kaçırmaya çalışan albay”, Anadolu Ajansı, 14 Temmuz 2019, erişim 1 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/deniz-kuvvetleri-komutanini-kacirmaya-calisan-albay/1531135

[277] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

[278] “Deniz Kuvvetleri Komutanı’nı kaçırmaya çalışan albay”, Anadolu Ajansı, 14 Temmuz 2019, erişim 1 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/deniz-kuvvetleri-komutanini-kacirmaya-calisan-albay/1531135

[279] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[280] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[281] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[282] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[283] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[284] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[285] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[286] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[287] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[288] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[289] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[290] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[291] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[292] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[293] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[294] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[295] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[296] “Darbeci askerlerin kaçırdığı eski Jandarma Komutanı konuştu”, 24 Eylül 2018, erişim 2 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-askerlerin-kacirdigi-eski-jandarma-komutani-konustu/1263163#

[297] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[298] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[299] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[300] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[301] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[302] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[303] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[304] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[305] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[306] “Son dakika: Zekai Aksakallı 15 Temmuz gecesi yaşananları anlattı”, Haberturk, 13 Temmuz 2018, erişim 3 Şubat 2022

https://www.haberturk.com/son-dakika-zekai-aksakalli-15-temmuz-gecesi-yasananlari-anlatti-2057569

[307] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[308] “Aksakallı açıkladı! FETÖ’cülerden Ömer Halisdemir’e çirkin iftira”, 13 Temmuz 2018, erişim 20 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/efsane-komutan-acikladi-fetoculerden-omer-halisdemire-cirkin-iftira-40896021

[309] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[310] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[311] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[312] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[313] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[314] “Semih Terzi 15 Temmuz günü telefonda neler söyledi”, Oda Tv Haber Sitesi, 21 mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://odatv4.com/guncel/semih-terzi-15-temmuz-gunu-telefonda-neler-soyledi-2103171200-112095

[315] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[316] “Dakika dakika neler yaşandı?”, Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2018, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/dakika-dakika-neler-yasandi-40896877

[317] “Neşet sevdalısı Çukurkuyulu Ömer’in hikâyesi” Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2019, erişim 18 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/galeri-neset-sevdalisi-cukurkuyulu-omerin-hikayesi-40520586/6

[318] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[319] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 kez görüştüm, Terzi’yi öldürmesini istedim’”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/zekai-aksakalli-omer-halisdemirle-8-kez-gorustum-terziyi-oldurmesini-istedim-40401291

[320] “Dakika dakika neler yaşandı?”, Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2018, erişim 3 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/dakika-dakika-neler-yasandi-40896877

[321] “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçak F-16’ları atlattı”, Anadolu Ajansı, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cumhurbaskani-erdogani-tasiyan-ucak-f-16lari-atlatti/609839

[322] “Darbecilere takviye asker gönderen general Cemalettin Doğan’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası”, Anadolu Ajansı, 10 Aralık 2019, erişim 3 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbecilere-takviye-asker-gonderen-general-cemalettin-dogana-agirlastirilmis-muebbet-hapis-cezasi/1669068

[323] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.291

[324] “Son dakika: Zekai Aksakallı 15 Temmuz gecesi yaşananları anlattı”, Haberturk, 13 Temmuz 2018, erişim 3 Şubat 2022

https://www.haberturk.com/son-dakika-zekai-aksakalli-15-temmuz-gecesi-yasananlari-anlatti-2057569

[325] “Darbenin bilinmeyenleri gerekçeli kararda! İşte Etimesgut Zırhlı Birliklerde yaşananlar”, Sabah Gazetesi, 25 Mayıs 2020, erişim 27 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/05/25/darbenin-bilinmeyenleri-gerekceli-kararda-iste-etimesgut-zirhli-birliklerde-yasananlar

[326] “Darbe için ilk talimat Polatlı’daki tugaya gitmiş” Gazetevatan, 29 Eylül 2021, erişim 19 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/darbe-icin-ilk-talimat-polatli-daki-tugaya-gitmis-988771

[327] “Darbeciler Ankara’da füze kullanacaktı!”, İnternet Haber, 21 Temmuz 2016, erişim 27 Ocak 2022

https://www.internethaber.com/darbeciler-ankarada-fuze-kullanacakti-1700531h.htm

[328] “Askerliği öğrenseydim burada olmazdım” Oda Tv Haber Sitesi, 6 Haziran 2017, erişim 20 Ocak 2022

https://odatv4.com/siyaset/askerligi-ogrenseydim-burada-olmazdim-0606171200-117254

[329] Mehmet Kılıçlar, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.51

[330] “Darbenin bilinmeyenleri gerekçeli kararda” Anadolu Ajansı. 25 Mayıs 2020, erişim 27 Ocak 2021

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbenin-bilinmeyenleri-gerekceli-kararda/1852844

[331] “Kara Kuvvetleri Karargahını işgal eden eski tuğgeneral de inkar etti”Sabah Gazetesi, 6 Nisan 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/04/06/kara-kuvvetleri-karargahini-isgal-eden-eski-tuggeneral-de-inkar-etti

[332] “Firari FETÖ’cüler için 664 milyon lira ödül”, 14 Temmuz 2021, erişim 19 Ocak 2022

https://www.haberler.com/firari-feto-culer-icin-664-milyon-lira-odul-14266442-haberi/

[333] “Elebaşının kitabını yanından ayırmayan albaya 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/elebasinin-kitabini-yanindan-ayirmayan-albaya-141-kez-agirlastirilmis-muebbet-/1510905

[334] “Genelkurmay “çatı” davasında karar (2)” Haberler.Com Sitesi, 20 Haziran 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.haberler.com/genelkurmay-cati-davasinda-karar-2-12163666-haberi/

[335] “Ankara’da terör estiren darbeci general” Anadolu Ajansı, 1 Temmuz 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/fetonun-firarileri/ankarada-teror-estiren-darbeci-general/1520078

[336] “Ünsal Coşkun: Kara havacılık okulundan aradılar ve komutan sensin dediler” Milliyet Gazetesi, 30 Temmuz 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/unsal-coskun-kara-havacilik-okulundan-aradilar-ve-komutan-sensin-dediler-2286844

[337] “Ölüm yağdıran helikopterlerin komutanı Ünsal Coşkun”, Sabah Gazetesi, 23 Kasım 2019, erişim 19 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/11/23/olum-yagdiran-helikopterlerin-komutani-unsal-coskun

[338] “Helikopterlere polis araçlarını vurduran darbecinin inkar taktiği” 27 Ocak 2019, erişim 21 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/feto-ve-inkar-stratejisi/helikopterlere-polis-araclarini-vurduran-darbecinin-inkar-taktigi-/1376014

[339] “FETÖ’cü eski Yarbay Karacan’a ikinci tutuklama”, Anadolu Ajansı, 25 Ağustos 2017, Erişim 1 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/fetocu-eski-yarbay-karacana-ikinci-tutuklama/894068

[340] “15 Temmuz darbe girişiminin şok ses kaydı”, İnternethaber, 18 Temmuz 2018, erişim 1 Şubat 2022

https://www.internethaber.com/15-temmuz-darbe-girisiminin-sok-ses-kaydi-1889418h.htm

[341] “’Kırmızı tişörtlü’ bakın kim çıktı”, Gazetevatan, 7 Mart 2017, erişim 1 Şubat 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/kirmizi-tisortlu-bakin-kim-cikti-1045571

[342] “Kanlı gecenin 10 darbecisi”, Hürriyet Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 31 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kanli-gecenin-10-darbecisi-41564845

[343]“ FETÖ darbe girişiminin aktörleri”, Dünya Gazetesi, 12 Temmuz 2018, erişim 31 Ocak 2021

https://www.dunya.com/gundem/feto-darbe-girisiminin-aktorleri-haberi-422194

[344] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.233-277

[345] “Tuğgeneral Özkan Aydoğdu darbe planını itiraf etti” TRTHaber İnternet Sitesi, 20 Temmuz 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/tuggeneral-ozkan-aydogdu-darbe-planini-itiraf-etti-261997.html

[346] “O Gece 5. Kolordu Çok Önemliydi”, Devrim Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 31 Ocak 2022

https://www.devrimgazetesi.com.tr/o-gece-5-kolordu-cok-onemliydi/

[347] “Tuğgeneral Özkan Aydoğdu darbe planını itiraf etti” TRTHaber İnternet Sitesi, 20 Temmuz 2016, erişim 19 Ocak 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/tuggeneral-ozkan-aydogdu-darbe-planini-itiraf-etti-261997.html

[348] “1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın Darbe Gecesi Yaptığı Açıklama” 15 Temmuz Dosyası İnternet Sitesi, 5 Kasım 2016, erişim 31 Ocak 2022

[349] “66’ncı Mekanize Piyade Tugay (Barış Gücü) Komutanlığı Tarihçesi”, Türkiye’de Romanya’da Hayat Haber Sitesi, 30 Ocak 2016, erişim 31 Ocak 2022

https://www.hayat.ro/haber/66nci-meknize-piyade-tugay-baris-gucu-komutanligi-tarihcesi-370.html

[350] “Askeri birlikler şehir dışına taşınıyor“, Anadolu Ajansı, 22 Ağustos 2016, erişim 31 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/askeri-birlikler-sehir-disina-tasiniyor/633094

[351] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.343

[352] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.138-145

[353] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.138-145

[354] “Yunanistan’a kaçan darbeci askerlerin yeni görüntüleri ortaya çıktı”, TRT Haber İnternet Sitesi, 15 Mart 2018, erişim 21 Şubat 2022

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/yunanistana-kacan-darbeci-askerlerin-yeni-goruntuleri-ortaya-cikti-355356.html

[355] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.294

[356] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.138-145

[357] Faruk Köse, 15 Temmuz Destanı-Tankın Değil, Halkın Zaferi, İstanbul: Mevsimler Kitap, (2017), s.303

[358] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.274, 276

[359] “O Gece 5. Kolordu Çok Önemliydi”, Devrim Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 31 Ocak 2022

https://www.devrimgazetesi.com.tr/o-gece-5-kolordu-cok-onemliydi/

[360] “Yalova Hava Meydanı Komutanlığı’nda darbe girişimi iddianamesi tamamlandı”, Hürriyet Gazetesi, 5 Mayıs 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/istanbul/yalova-hava-meydani-komutanliginda-darbe-giris-40448155

[361] “Darbe için belediyeden otobüs istemiş” Yeni Şafak Gazetesi, 6 Mayıs 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/darbe-icin-belediyeden-otobus-istemis-2653646

[362] “Darbecileri helikopterle taşıyan eski Pilot Üsteğmen Kerime Yıldırım’a ağırlaştırılmış müebbet”, Youtube, Anadolu Ajansı, erişim 31 Ocak 2022

[363] “Tuzla’nın Demokrasi Şehitleri ve Gazileri, Çatışmaların Yaşandığı Orhanlı Gişeleri’nde Anıldı”, Tuzla Belediyesi Resmi İnternet Sitesi, 14 Temmuz 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.tuzla.bel.tr/icerik/11/5298/tuzlanin-demokrasi-sehitleri-ve-gazileri-catismalarin-yasandigi-orhanli-giselerinde-anildi.aspx

[364] “Darbe için belediyeden otobüs istemiş” Yeni Şafak Gazetesi, 6 Mayıs 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/darbe-icin-belediyeden-otobus-istemis-2653646

[365] Mehmet Kılıçlar, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.51

[366] “15 Temmuz 2016 Darbe TRT Spikeri” Alperen Göktüğ, Youtube, erişim 14 Şubat 2022

[367] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 84-87

[368] “15 Temmuz 2016 Darbe TRT Spikeri” Alperen Göktüğ, Youtube, erişim 14 Şubat 2022

[369] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.93

[370] “Demokrasiye vurulan ‘ilk darbe’”, Milliyet Gazetesi, 27 Mayıs 2019, erişim 12 Şubat 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/demokrasiye-vurulan-ilk-darbe-2880508

[371] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.79

[372] “Atatürk’e büyük hakaret! FETÖ elebaşı Gülen’den “Deccal öldü, Mehdi doğdu” yalanı”, Güneş Gazetesi, 23 Mayıs 2017, erişim 12 Şubat 2022

https://www.gunes.com/gundem/ataturke-buyuk-hakaret-feto-elebasi-gulenden-deccal-oldu-mehdi-dogdu-yalani-790834

[373] “Atatürk’ü Hitler’le bir tuttu”, Hürriyet Gazetesi, 20 Haziran 1999, erişim 12 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/ataturku-hitlerle-bir-tuttu-39086736

[374] “Darbenin kilit ismi, hain girişim için Kahramanmaraş’tan İstanbul’a geldi”, Anadolu Ajansı, 5 Temmuz 2019, erişim 26 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbenin-kilit-ismi-hain-girisim-icin-kahramanmarastan-istanbula-geldi/1523836

[375] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.261, 264

[376] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[377] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[378] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[379] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[380] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[381] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2 Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[382] “İşte o kahraman”, Yeni Şafak Gazetesi, 12 Ağustos 2016, erişim 27 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/iste-o-kahraman-2509786

[383] “Darbeci Pilotlar 15 Temmuz’da F16’larla Böyle Bombaladı” 3 Eylül 2016, erişim 7 Ocak 2022 https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/darbeci-pilotlar-15-temmuzda-f-16larla-boyle-bombaladi/640304#

[384] “TÜRKSAT’ı bombalayan askeri helikopter düşürüldü”, TRT Haber İnternet Sitesi, 16 Temmuz 2016, erişim 27 Ocak 2022

https://www.trthaber.com/haber/gundem/turksati-bombalayan-askeri-helikopter-dusuruldu-261243.html

[385] “Turgut Özal Hastanesi’ne soruşturma”, Gazete Vatan, 29 Eylül 2021, erişim 6 Nisan 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/turgut-ozal-hastanesine-sorusturma-969675

[386] “Turgut Özal Üniversitesi Hastanesi kapatıldı”, SGK Rehberi, 23 Temmuz 2016, erişim 6 Nisan 2022

https://www.sgkrehberi.com/haber/89606/turgut-ozal-universitesi-hastanesi-kapatildi.html

[387] “Turgut Özal Hastanesi’ne soruşturma”, Gazete Vatan, 29 Eylül 2021, erişim 6 Nisan 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/turgut-ozal-hastanesine-sorusturma-969675

[388] “Yeni Nesil Terör: FETÖ’nün Analizi”, Fetö Çalıştay Raporu, Ankara: Polis Akademisi Yayınları 31, (2017), s.22, erişim 25 Ocak 2022

[389] “Yeni Nesil Terör: FETÖ’nün Analizi”, Fetö Çalıştay Raporu, Ankara: Polis Akademisi Yayınları 31, (2017), s.22, erişim 25 Ocak 2022

[390] “İşte FETÖ’nün eğitim yapılanması” Vatan Gazetesi, 4 Eylül 2018, erişim 25 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/iste-feto-nun-egitim-yapilanmasi-1196636

[391] Serdar Gülener, Hüseyin Öztürk, “İtiraflarda Fetö’nün Devlete Sızması (Askeriye, Mülkiye,Adliye)”, Ankara: SETA Yayınları 118, (2018), s.27-28. erişim 25 Ocak 2022

[392] Murat Köylü, 27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Darbelerin Siyasi Tarihi, Ankara: Kripto Basım Yayım, (Kasım 2016), s.314

[393] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.159

[394] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.159-161

[395] “Suikastçıyı 5 kez kurtardılar” Yeni Şafak Gazetesi, 11 Haziran 2008, erişim 19 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/suikastciyi-5-kezkurtardilar-3357277

[396] “Seçim Kasım 2015”, Sabah Gazetesi, erişim 3 Mart 2022

https://www.sabah.com.tr/secim/1-kasim-2015-genel-secimleri/?utm_campaign=secim_2015_kasim&utm_source=refresh_anasayfa&utm_medium=refresh_anasayfa

[397] Nigar Tuğsuz, “Siyasi Partilerin Darbeye Karşı Tavrı: 1 Yıl Önce, 1 Yıl Sonra” Kriter Dergi, Temmuz-Ağustos 2017, Yıl: 2, Sayı:15

(erişim: 05.01.2022)

https://kriterdergi.com/siyaset/siyasi-partilerin-darbeye-karsi-tavri-1-yil-once-1-yil-sonra

[398] “Meclis ‘buradayız’ dedi” Cumhuriyet Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[399] “Meclis ‘buradayız’ dedi” Cumhuriyet Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[400] “Kılıçdaroğlu: Darbelerden çok çektik” Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 2016, erişim 2 Mart 2023

https://egazete.cumhuriyet.com.tr/oku/192/2016-07-16/0

[401] “Meclis ‘buradayız’ dedi” Cumhuriyet Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[402] “Muhalefetten darbe girişimine tepki”, Deutsche Welle, 15 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.dw.com/tr/muhalefetten-darbe-giri%C5%9Fimine-tepki/a-19403866

[403] “HDP: Her türlü darbeye karşıyız”, Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 2016, erişim 2 Mart 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/hdp-her-turlu-darbeye-karsiyiz-568060

[404] “Meclis ‘buradayız’ dedi” Cumhuriyet Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[405] “Erdoğan’dan önemli açıklamalar”, Hürriyet Gazetesi, 18 Nisan 2010, erişim 3 Mart 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogandan-onemli-aciklamalar-14455685

[406] “Meclis ‘buradayız’ dedi” Cumhuriyet Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[407] “Kılıçdaroğlu: Başkanlık sistemi 15 Temmuz şehitlerine ihanettir”, Haberturk gazetesi, 25 Ekim 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1314879-kilicdaroglu-baskanlik-sistemi-15-temmuz-sehitlerine-ihanettir

[408] “HDP’den çok sert OHAL açıklaması: ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ fiilen işletilecek”, Cumhuriyet Gazetesi, 21 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2023

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/hdpden-cok-sert-ohal-aciklamasi-turk-tipi-baskanlik-sistemi-fiilen-isletilecek-571626

[409] “Bahçeli’den başkanlık sistemi çıkışı”, NTV Haber Sitesi, 11 Ekim 2016, erişim 3 Mart 2023

https://www.ntv.com.tr/turkiye/bahceliden-baskanlik-sistemi-cikisi,c1WeUw7SfUaRhJHd_4gJAQ

[410] “Selahattin Demirtaş: HDP oldukça Erdoğan Başkan olamayacak” Haberturk Gazetesi, 17 Mart 2015, erişim 6 Mart 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1054685-selahattin-demirtas-hdp-oldukca-erdogan-baskan-olamayacak

[411] “Kılıçdaroğlu: 15 Temmuz kontrollü darbe girişimidir”, BBC News Türkçe, 3 Nisan 2017, erişim 3 Mart 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-39478777

[412] Bir ‘kontrollü darbe girişimi’ açıklaması da HDP’den: Komutanlarla iktidar arasında pazarlık…”, Sol İnternet Sitesi, 6 Nisan 2017, erişim 3 Mart 2023

https://haber.sol.org.tr/toplum/bir-kontrollu-darbe-girisimi-aciklamasi-da-hdpden-komutanlarla-iktidar-arasinda-pazarlik

[413] “24 Haziran 2018 Seçim Sonuçları” Sabah Gazetesi, erişim 3 Mart 2022

https://www.sabah.com.tr/secim/24-haziran-2018-secim-sonuclari

[414] “Kemal Kılıçdaroğlu: KHK ile görevden alınan herkesi görevine iade edeceğim”, Sözcü Gazetesi 26 Ağustos 2021, erişim 3 Mart 2023

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/kemal-kilicdaroglu-khk-ile-gorevden-alinan-herkesi-gorevine-iade-edecegim-6614704/

[415] “Kılıçdaroğlu: Darbelerden çok çektik” Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 2016, erişim 2 Mart 2023

https://egazete.cumhuriyet.com.tr/oku/192/2016-07-16/0

[416] “Akşener: Tek çare demokrasi”, Yeniçağ Gazetesi, 17 Temmuz 2016, erişim 3 Mart 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/yenicag-gazetesi-manseti

[417] “AKP’den CHP mitingi çağrısı: Herkes katılsın” Cumhuriyet Gazetesi, 21 Temmuz 2016, erişim 2 Mart 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/akpden-chp-mitingi-cagrisi-herkes-katilsin-571939

[418] “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP, MHP ve AK Parti’ye davet“, Anadolu Ajansı, 24 Temmuz 2016, 3 Mart 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/cumhurbaskani-erdogandan-chp-mhp-ve-ak-partiye-davet/614690

[419] “Türkiye’nin en karanlık ve kanlı gecesinde yaşananlar” 13 Temmuz 2019, erişim 2 Mart 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/turkiyenin-en-karanlik-ve-kanli-gecesinde-yasananlar/1530628

[420] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.82

[421] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.79

[422] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.79

[423] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.92

[424] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.92

[425] Serhat Aslaner, “27 Mayıs’tan 15 Temmuz’a Metinlerle Türkiye Darbe Tarihçesi”, Mecmua, BSV Bülten, Sayı 91 (Mayıs-Ağustos 2016), s.92

[426] “10 Soruda darbe Girişimi ve Fetullahçı Terör Örgütü” Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları (Kasım 2016), s.33

[427] “10 Soruda darbe Girişimi ve Fetullahçı Terör Örgütü” Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları (Kasım 2016), s.33

[428] “Darbeci Askerlerin Tankı İnsanları Eziyor (+18)” İzlesene, erişim 15 Şubat 2022

https://www.izlesene.com/video/darbeci-askerlerin-tanki-insanlari-eziyor-18/9415446

[429] “Gazeteoku Hürriyet” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/hurriyet-gazetesi-manseti

[430] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[431] “Gazeteoku Posta” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/posta-gazetesi-manseti

[432] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[433] “Gazeteoku Sabah” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/sabah-gazetesi-manseti

[434] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[435] “Gazeteoku Takvim” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/takvim-gazetesi-manseti

[436] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[437] “Gazeteler.org Sözcü”, erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/sozcu-gazetesi/2016-temmuz-17/

[438] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[439] “Gazeteler.org Korkusuz”, erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/korkusuz-gazetesi/2016-temmuz-17/

[440] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[441] “Haberturk” erişim 14 Şubat 2022

https://www.haberturk.com/galeri/gundem/475989-gazete-haberturk-un-15-temmuz-gecesi-ve-sonrasi-1-sayfalari

[442] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[443] “Gazeteler.org Türkiye” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/turkiye-gazetesi/2016-temmuz-16/

[444] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[445] “Gazeteoku Milliyet” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/milliyet-gazetesi-manseti

[446] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[447] “Gazeteler.org Yeni Şafak” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/yenisafak-gazetesi/2016-temmuz-16/

[448] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[449] “Gazeteler.org Akşam” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/aksam-gazetesi/2016-temmuz-17/

[450] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[451] “Gazeteler.org Güneş” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/gunes-gazetesi/2016-temmuz-17/

[452] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[453] “Gazeteler.org Star” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/star-gazetesi/2016-temmuz-16/

[454] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[455] “Darbe girişimi gazete manşetlerine nasıl yansıdı?” Hürriyet, 24 Ekim 2019, erişim 14 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/yasasin-demokrasi/darbe-girisimi-gazete-mansetlerine-nasil-yansidi-40162984

[456] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[457] “Gazeteoku Cumhuriyet” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-16/cumhuriyet-gazetesi-manseti

[458] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[459] “Gazeteler.org Yeniçağ” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/yeni-cag-gazetesi/2016-temmuz-16/

[460] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[461] “Gazeteler.org Aydınlık” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/aydinlik-gazetesi/2016-temmuz-16/

[462] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[463] “Gazeteler.org Yeni Akit” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/vakit-gazetesi/2016-temmuz-16/

[464] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[465] “Gazeteler.org Karar” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/karar-gazetesi/2016-temmuz-17/

[466] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[467] “Gazeteler.org Milli Gazete” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/milligazete-gazetesi/2016-temmuz-17/

[468] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[469] “Gazeteler.org Evrensel” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/evrensel-gazetesi/2016-temmuz-17/

[470] “Gazeteler.org Milat” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/milat-gazetesi/2016-temmuz-17/

[471] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[472] “Gazeteler.org Ortadoğu” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/ortadogu-gazetesi/2016-temmuz-17/

[473] “Gazeteler.org Yeni Asya” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/yeniasya-gazetesi/2016-temmuz-17/

[474] “Gazete tirajları” erişim 15 Şubat 2022

http://gazetetirajlari.com/HaftalikTirajlar.aspx

[475] “Gazeteler.org Yeni Birlik” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteler.org/yeni-birlik-gazetesi/2016-temmuz-16/

[476] “Gazeteoku Diriliş Postası” erişim 14 Şubat 2022

https://www.gazeteoku.com/gazeteler/2016-07-17/dirilis-postasi-gazetesi-manseti

[477] “15 Temmuz Akşamı Başbakan Binali Yıldırım’ın Canlı Yayında Darbe Açıklaması” Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[478] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[479] “15 Temmuz 2016 Darbe TRT Spikeri” Alperen Göktüğ, Youtube, erişim 14 Şubat 2022

[480] “15 Temmuz 2016 Darbe TRT Spikeri” Alperen Göktüğ, Youtube, erişim 14 Şubat 2022

[481] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[482] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[483] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[484] “Darbenin Arkasında ABD var: % 79, OHAL Hayatımı Değiştirmedi: % 75” Haberturk, 29 Kasım 2016, erişim 13 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1329969-darbenin-arkasinda-abd-var–79-ohal-hayatimi-degistirmedi–75

[485] “ 24 TV’de 15 Temmuz 2016 (Tek Parça)” 24 TV, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[486] “15 Temmuz Akşamı Başbakan Binali Yıldırım’ın Canlı Yayında Darbe Açıklaması” Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[487] “Başkomutan’dan halkına çağrı!”, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[488] “15 Temmuz’da ne oldu ve neler yaşandı? Dakika dakika 15 Temmuz darbe girişiminde yaşananlar…”, Sözcü Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 17 Şubat 2022

https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/15-temmuzda-ne-oldu-ve-neler-yasandi-dakika-dakika-15-temmuz-darbe-girisiminde-yasananlar-5933335/

[489] “Darbe girişimi gecesi Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’ndaki ilk görüntüleri”, Cumhuriyet Gazetesi, 24 Temmuz 2016, erişim 17 Şubat 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/video/darbe-girisimi-gecesi-erdoganin-ataturk-havalimanindaki-ilk-goruntuleri-573383

[490] “1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın Darbe Gecesi Yaptığı Açıklama”, 15 Temmuz Dosyası, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[491] “Zekai Aksakallı, 15 Temmuz’u anlattı”, NTV Haber Sitesi, 20 Mart 2017, erişim 7 Şubat 2022

https://www.ntv.com.tr/turkiye/zekai-aksakalli-15-temmuzu-anlatti,1Ujspi8d70i74jxMlomTxg

[492] “Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’nın 15 Temmuz Gecesi NTV’ye Bağlandığı Dakikalar”, 15 Temmuz Dosyası, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[493] “Tümgeneral Arif Çetin’in 15 Temmuz Gecesi Canlı Yayın Bağlantısı”, 15 Temmuz Dosyası, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[494] “15 Temmuz Akşamı Başbakan Binali Yıldırım’ın Canlı Yayında Darbe Açıklaması” Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[495] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[496] “15 Temmuz darbe girişiminde neler oldu? 15 Temmuz’un 5. yıl dönümüne günler kaldı! Ömer Halisdemir….” A Haber İnternet Sitesi, 17 Temmuz 2021, erişim 27 Şubat 2022

https://www.ahaber.com.tr/ozel-haberler/2021/07/11/15-temmuz-darbe-girisiminde-neler-oldu-15-temmuzun-5-yil-donumune-gunler-kaldi-omer-halisdemir?paging=5

[497] “1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın Darbe Gecesi Yaptığı Açıklama”, 15 Temmuz Dosyası, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[498] “Zekai Aksakallı, 15 Temmuz’u anlattı”, NTV Haber Sitesi, 20 Mart 2017, erişim 7 Şubat 2022

https://www.ntv.com.tr/turkiye/zekai-aksakalli-15-temmuzu-anlatti,1Ujspi8d70i74jxMlomTxg

[499] “Tümgeneral Arif Çetin’in 15 Temmuz Gecesi Canlı Yayın Bağlantısı”, 15 Temmuz Dosyası, Youtube, erişim 17 Şubat 2022

[500] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 27 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[501] Feride Ay “Önce ekrankar başkaldırdı” İSMMMO Yaşam, s.14-19

[502] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.246, 253, 254, 259, 260, 261, 262, 265, 266,267, 272, 276, 277, 284.

[503] “Darbe için ilk talimat Polatlı’daki tugaya gitmiş” Gazetevatan, 29 Eylül 2021, erişim 19 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/darbe-icin-ilk-talimat-polatli-daki-tugaya-gitmis-988771

[504] “Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki Eylemlere İlişkin Darbe İddianamesi (3)” Haberler.com, 13 Ocak 2017, erişim 8 Ocak 2022

https://www.haberler.com/deniz-kuvvetleri-komutanligindaki-eylemlere-9160566-haberi/

[505] “Ülke TV – Kanal 7 Ortak Canlı Yayın-1”, Ülke TV, Youtube, erişim 27 Şubat 2022

[506] “Darbe girişimi gecesi Türkiye’nin çeşitli illerinde neler oldu?” BBC News, 16 Temmuz 2016, erişim 27 Şubat 2022   

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36813808

[507] Milletin Davası, 15 Temmuz Davaları-1,Uluslararası darbe İle Mücadele ve 15 Temmuz Sempozyumu, Yayına Hazırlayan: Av. Ahmet Akcan, Editör: Yasin Şamlı, İstanbul: Türkiye Hukuk Platformu, Uluslararası Hukukçular, (15 Temmuz 2018), Birliği s.81,82

[508] Füsun Sarp Nebil “Telekom’da ‘tekel’in, darbe girişimi ve güvenlik konusunda yarattığı riskler”, T24 İnternet Haber Sitesi, 24 Temmuz 2016, erişim 28 Şubat 2022

https://t24.com.tr/yazarlar/fusun-sarp-nebil/telekomda-tekeli-surdurmenin-darbe-girisimi-ve-turkiyenin-guvenligi-konusunda-yarattigi-riskler,15099

[509]15 Temmuz‘da Orhanlı Gişeleri‘ndeki olaylara ilişkin dava“, Sabah Gazetesi, 4 Nisan 2018, erişim 20 Şubat 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/04/04/15-temmuzda-orhanli-giselerindeki-olaylara-iliskin-dava

[510] “Adana’nın yeni Emniyet Müdürü, FETÖ’cülere 2001’de ‘haşhaşi’ deyince kızağa alınmıştı”, Vatan Gazetesi, 29 Eylül 2021, erişim 25 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/adananin-yeni-emniyet-muduru-fetoculere-2001de-hashasi-deyince-kizaga-alinmisti-999746

[511] “‘Sabri Ok Rojava’dan sınırdışı edildi’ iddiası”, Rudaw Haber Sitesi, 5 Temmuz 2020, erişim 30 Ocak 2021

https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/050720203

[512] Hüseyin Öztürk “Fetö Üzerine Bir Analiz” KSÜSBD, 15 Temmuz ve Türkiye Demokrasisi, 506662, (erişim 22.01.2022) s.185

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/506662

[513] “İstihbarat birimi kahveye dönmüş”, Sabah Gazetesi, 11 Haziran 1999, erişim 25 Ocak 2022

http://arsiv.sabah.com.tr/1999/06/11/p01.html

[514] “Adana’nın yeni Emniyet Müdürü, FETÖ’cülere 2001’de ‘haşhaşi’ deyince kızağa alınmıştı”, Vatan Gazetesi, 29 Eylül 2021, erişim 25 Ocak 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/adananin-yeni-emniyet-muduru-fetoculere-2001de-hashasi-deyince-kizaga-alinmisti-999746

[515] “Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı”, Milliyet Gazetesi, 19 Mart 2020, erişim 25 mart 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/sorusturma-acildigi-gun-abdye-kacti-6168866

[516] Füsun Çoban Döşkaya, ‘Amerikan Board (ABCFM) ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)”, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, ss 1431-1475, ORCİD: 0000-0001-8121-4139, (2020), s.1449

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1260973

Köksal Seyhan, “Yunus Emre’nin Bir Şiirinde Şehir Alegorisi”, Türklük Bilgisi Araştırmaları Journal of Turkish Studies, 24/2 (2000), s.240.

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1260973

[517] “Yeşil kart kefillerinin tam listesi”, Hürriyet Gazetesi, 26 Haziran 2008, erişim 25 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/yesil-kart-kefillerinin-tam-listesi-9276671

[518] “ABD, Fethullah Gülen’e Yeşil Kart vermedi”, Hürriyet Gazetesi, 25 Haziran 2008, erişim 25 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/abd-fethullah-gulene-yesil-kart-vermedi-9265629

[519] “ABD Gülen’e yeşil kart verdi”, Cumhuriyet Gazetesi, 15 Ekim 2008, erişim 25 Ocak 2022

https://docs.google.com/document/d/12Q_cUgtyvlMT8PO0Gzgef9r26ft_AbK6uN2t-KhCvGs/edit#

[520] “Adana İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın 15 Temmuz Gecesi Yaşananlara Ve Fetullahçı Terör Örgütüne İlişkin Bilgi Vermesi”, (10 / 276, 277, 278, 279) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, Dönemi: 26 Yasama Yılı: 2, 8 Aralık 2016, erişim: 25 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=14310

[521] “Adana İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın 15 Temmuz Gecesi Yaşananlara Ve Fetullahçı Terör Örgütüne İlişkin Bilgi Vermesi”, (10 / 276, 277, 278, 279) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, Dönemi: 26 Yasama Yılı: 2, 8 Aralık 2016, erişim: 25 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=14310

[522] “Adana İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın 15 Temmuz Gecesi Yaşananlara Ve Fetullahçı Terör Örgütüne İlişkin Bilgi Vermesi”, (10 / 276, 277, 278, 279) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, Dönemi: 26 Yasama Yılı: 2, 8 Aralık 2016, erişim: 25 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=14310

[523] “Adana İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın 15 Temmuz Gecesi Yaşananlara Ve Fetullahçı Terör Örgütüne İlişkin Bilgi Vermesi”, (10 / 276, 277, 278, 279) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, Dönemi: 26 Yasama Yılı: 2, 8 Aralık 2016, erişim: 25 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=14310

[524] “İlker Başbuğ: MİT’ten cemaat konusunda tek bir rapor gelmedi”, Cumhuriyet Gazetesi, 3 Kasım 2016, erişim 25 Ocak 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ilker-basbug-mitten-cemaat-konusunda-tek-bir-rapor-gelmedi-625505

[525] “Adana İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın 15 Temmuz Gecesi Yaşananlara Ve Fetullahçı Terör Örgütüne İlişkin Bilgi Vermesi”, (10 / 276, 277, 278, 279) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu, Dönemi: 26 Yasama Yılı: 2, 8 Aralık 2016, erişim: 25 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.mv_goruntule?pTutanakId=14310

[526] Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat, İstanbul: Angora Yayınları, 2010, s.433-434

[527] Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat, İstanbul: Angora Yayınları, 2010, s.433-434

[528] Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat, İstanbul: Angora Yayınları, 2010, s.543

[529] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.86

[530] “Ergenekon davası ceza listesi” BBC News Türkçe İnternet Sitesi, 5 Ağustos 2013, erişim 25 Ocak 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/08/130805_ergenekon_karar_liste

[531] “Şemdin Sakık gizli tanık çıktı”, Anadolu Ajansı, 6 Kasım 2012, erişim 25 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/semdin-sakik-gizli-tanik-cikti/312241

[532] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.44

[533] “15 Temmuz’un FETÖ’cü komutanı: O olayda Hulusi Akar’ın bir suçu yok”, Oda Tv Haber Sitesi, 20 Mayıs 2019, erişim: 3 Şubat 2022

https://odatv4.com/guncel/yurtta-sulh-konseyinin-basinin-kim-oldugunu-biliyor-20051955-161590

[534] “Darbe gecesi Başbakan Yıldırım’ın yerini öğrenme görevi verildi”, Anadolu Ajansı, 8 Mayıs 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/darbe-gecesi-basbakan-yildirimin-yerini-ogrenme-gorevi-verildi-/814033

[535] “Darbe gecesi Başbakan Yıldırım’ın yerini öğrenme görevi verildi”, Anadolu Ajansı, 8 Mayıs 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/darbe-gecesi-basbakan-yildirimin-yerini-ogrenme-gorevi-verildi-/814033

[536] “Darbe gecesi Başbakan Yıldırım’ın yerini öğrenme görevi verildi”, Anadolu Ajansı, 8 Mayıs 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/darbe-gecesi-basbakan-yildirimin-yerini-ogrenme-gorevi-verildi-/814033

[537] “Cumhurbaşkanı’na suikast girişiminin detayları gün yüzüne çıktı…”, Sözcü Gazetesi, 23 Temmuz 2021, erişim 5 Şubat 2022

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/cumhurbaskanina-suikast-girisiminin-detaylari-gun-yuzune-cikti-6552413/

[538] “Suikast timinin başındaki Şükrü Seymen 4 kez müebbetle cezalandırıldı”, Anadolu Ajansı, 19 Kasım 2019, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/darbe-girisiminin-failleri-cezasiz-kalmadi/suikast-timinin-basindaki-sukru-seymen-4-kez-muebbetle-cezalandirildi/1649459

[539] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.98

[540] “FETÖ’cü yüzbaşıdan itiraf: Bunların mezun olmaması lazım”, 3 Nisan 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/akinci-ussu-iddianamesi/fetocu-yuzbasidan-itiraf-bunlarin-mezun-olmamasi-lazim/786578

[541] “Erdoğan’ın kaldığı yerin bildiren FETÖ’cü parmak izini inkar etti”, Anadolu Ajansı, 26 Nisan 2018, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/erdoganin-kaldigi-yerin-bilgisini-veren-fetocu-parmak-izini-inkar-etti/1128992

[542] “Eski Sahil Güvenlik Komutanı Üstem’e müebbet hapis cezası”, Anadolu Ajansı, 27 Ekim 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/eski-sahil-guvenlik-komutani-ustem-muebbet-hapisle-cezalandirildi/949217

[543] “Cumhurbaşkanı’na suikast girişiminin detayları gün yüzüne çıktı…”, Sözcü Gazetesi, 23 Temmuz 2021, erişim 5 Şubat 2022

https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/cumhurbaskanina-suikast-girisiminin-detaylari-gun-yuzune-cikti-6552413/

[544] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.98

[545] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.93

[546] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.93-94

[547] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.345

[548] “Eski başyaver Yazıcı’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis”, Milliyet Gazetesi, 18 Temmuz 2020, erişim 5 Şubat 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/eski-basyaver-yaziciya-agirlastirilmis-muebbet-hapis-6262082

[549] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.93-94

[550] “Dalaman’daki eski komutan yardımcısı FETÖ’den tutuklandı”, T24 Haber Sitesi, 15 Mart 2018, erişim 5 Şubat 2022

https://t24.com.tr/haber/dalamandaki-eski-komutan-yardimcisi-fetoden-tutuklandi,581859

[551] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.345

[552]“Marmaris’te polisle çatışan darbe sanığı: Beni vuran polisten şikayetçiyim”, Cumhuriyet Gazetesi, 25 Ağustos 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/marmariste-polisle-catisan-darbe-sanigi-beni-vuran-polisten-sikayetciyim-811141

[553] Amir Çiçek, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.345

[554]“Marmaris’te polisle çatışan darbe sanığı: Beni vuran polisten şikayetçiyim”, Cumhuriyet Gazetesi, 25 Ağustos 2017, erişim 5 Şubat 2022

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/marmariste-polisle-catisan-darbe-sanigi-beni-vuran-polisten-sikayetciyim-811141

[555] “Eski başyaver Yazıcı’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis”, Milliyet Gazetesi, 18 Temmuz 2020, erişim 5 Şubat 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/eski-basyaver-yaziciya-agirlastirilmis-muebbet-hapis-6262082

[556] Prof.Dr.Salih Yılmaz, “Yeni Avrasyacılık ve Rusya”, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırmaları Dergisi, (2015), sayı 34, s.118,119

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/452480

[557] Doç. Dr. Recep Cengiz, “Avrasyacılık Tartışmaları: Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi Örneği” Türk Dünyası Araştırmaları, cilt 116 sayı 229, (Temmuz-Ağustos 2017), s.72,73

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1539585

[558] Nejla Günay, “Amerikan Misyonerlerine Anadolu Halkının Tepkisi ve Bunun Osmanlı-Amerikan İlişkilerine Etkileri” Akademik Bakış, Cilt 1, Sayı 2, (yaz 2008), s.109,110

[559] Cemal Sezer, “Amerikan Misyonerlerinin Ermeni Meselesine Etkileri (1890-1914)”, Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 3, Sayı 1-2, (Haziran-Aralık 2010), s.65

[560] “Adım adım Brunson krizi: Nereden çıktı, nasıl çözüldü?”, Euronews haber sitesi, 12 Ekim 2018, erişim 4 Şubat 2022 “https://tr.euronews.com/2018/10/12/adim-adim-brunson-krizi-abd-turkiye-iliskilerinde-yaptirimlar-noktasina-nasil-gelindi-

[561] “Türkiye-AB İlişkilerinin Tarihçesi”, son güncelleme 12 Şubat 2020

https://www.ab.gov.tr/turkiye-ab-iliskilerinin-tarihcesi_111.html

[562] “Avrupa Birliğine Üye Ülkeler”, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası, erişim 4 Şubat 2022

[563] “Davos’taki Gazze krizi dış basında”, CNN Türk Haber Sitesi, 30 Ocak 2009, erişim 4 Şubat 2022

https://www.cnnturk.com/2009/dunya/01/30/davostaki.gazze.krizi.dis.basinda/511254.0/index.html

[564] “Fetullah Gülen, Atatürk için ‘Deccal’ demiş”, CNN Türk İnternet Sitesi, 11 Aralık 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.cnnturk.com/turkiye/fetullah-gulen-ataturk-icin-deccal-demis

[565] “Fetullah Gülen, Atatürk için ‘Deccal’ demiş”, CNN Türk İnternet Sitesi, 11 Aralık 2017, erişim 31 Ocak 2022

https://www.cnnturk.com/turkiye/fetullah-gulen-ataturk-icin-deccal-demis

[566] “Kim bu Green Card’lı TSK subayları”, Takvim Gazetesi, 2 Eylül 2016, erişim 31 Ocak 2022

https://www.takvim.com.tr/guncel/2016/09/02/kim-bu-green-cardli-tsk-subaylari

[567] “Fetullah Gülen kimdir” Yeni Şafak İnternet Sitesi, 15 Temmuz Darbe Girişimi dosyası, erişim 31 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/15temmuz/fetullah-gulen-kimdir-olay-detay

[568] Mehmet Ali Büyükkara, “Ilımlı İslam Tartışmaları Zemininde Günümüz Türkiyesi’nde Laikliğin Anlam ve Sınırları “, Usül, (2008), s.173,174

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/153782

[569] Sedat Ergin, “Orgeneral Ümit Dündar’ın Tanıklığı” Hürriyet Gazetesi, 1 Mart 2018, erişim 13 Ocak 2022

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/orgeneral-umit-dundarin-tanikligi-40757076

[570] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 127

[571] “Darbenin Arkasında ABD var: % 79, OHAL Hayatımı Değiştirmedi: % 75” Haberturk, 29 Kasım 2016, erişim 13 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1329969-darbenin-arkasinda-abd-var–79-ohal-hayatimi-degistirmedi–75

[572] “ABD Dışişleri İnkar Etti: 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Rolümüz Yok” Aydınlık Gazetesi, 5 Şubat 2021, erişim 13 Ocak 2022

https://www.aydinlik.com.tr/haber/abd-disisleri-inkar-etti-15-temmuz-darbe-girisiminde-rolumuz-yok-231805

[573] İlker Başbuğ, 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, (Eylül 2016), s.53,54

[574] “Vatan haini komutanın mesajları ortaya çıktı”, Hürriyet Gazetesi, 17 Haziran 2018, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/vatan-haini-komutanin-mesajlari-ortaya-cikti-40869613

[575] “Zekai Aksakallı: ‘Ömer Halisdemir’le 8 Kez Görüştüm, Terzi’yi Öldürmesini İstedim’” Hürriyet Gazetesi, 20 Mart 2017, erişim 17 Ocak 2022

[576] Fikret Bila, “Durumdan Vazife Çıkarmak”, Milliyet Gazetesi, 12 Haziran 1997, erişim 13 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/fikret-bila/durumdan-vazife-cikarmak-5381415?sessionid=2

[577] “Erbakan’a hakaret edince Cemaat 3 kez randevu istedi” Star Gazetesi, 3 Mart 2014, erişim 13 Ocak 2022

https://www.star.com.tr/politika/erbakana-hakaret-edince-cemaat-3-kez-randevu-istedi-haber-850794/

[578] “Suriye sınırında bir savaş uçağı düşürüldü” BBC İnternet Haber Sitesi, 24 Kasım 2015, erişim 13.01.2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151124_suriye_ucak

[579] “Rus uçağı düşürülmeden önceki gizli yazışmalar ortaya çıktı” Oda TV İnternet Haber Sitesi, 5 Ocak 2020, erişim 13 Ocak 2021

https://odatv4.com/guncel/rus-ucagi-dusurulmeden-onceki-gizli-yazismalar-ortaya-cikti-05012030-175870

[580] “Kremlin: Erdoğan özür diledi” BBC İnternet Haber Sitesi, 27 Haziran 2016, erişim 13 Ocak 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/06/160624_erdogan_rusya

[581] “Suriye sınırında bir savaş uçağı düşürüldü” BBC İnternet Haber Sitesi, 24 Kasım 2015, erişim 13.01.2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151124_suriye_ucak

[582] Ali Kuzu, Beka Meselesi (Hedef: Türkiye’nin İşgali), İstanbul: Bilge Devlet Yayınları, 2019, s.215-217

[583] “Sosyal Medya Nasıl Darbeye Direnişin Aracı Oldu?” Al Jazeera Turk, 19 Temmuz 2016, erişim 13 Ocak 2022

http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/sosyal-medya-nasil-darbeye-direnisin-araci-oldu

[584] “Genelkurmay çelenkle uğurladı”, Yeni Çağ Gazetesi, 1 Mart 2011, erişim 31 Ocak 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mobi/-46794h.htm

[585] “Başsağlığı mesajları”, Anadolu Ajansı, 27 Şubat 2011, erişim 31 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/arsiv/bassagligi-mesajlari/419933

[586] “ABD’nin üç saat beklettiği darbe açıklaması”, Yeni Şafak Gazetesi, 8 Ağustos 2016, erişim 31 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/dunya/abdnin-uc-saat-beklettigi-darbe-aciklamasi-2507390

[587] Mehmet Kılıçlar, “İlk 12 Saat” 15 Temmuz’da Mülki İdare, der., Doç. Dr. Selim Çapar, Recep Demir, Mehmet Koca, Müge Uyar, Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2018, s.50

[588] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 37-39

[589] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 101

[590] Ayşe Kulin, Adı Aylin, İstanbul: Everest Yayınları, 2005, s.355-356

[591] “Gülek’in eşinden Gülen’e dev bağış” Sabah Gazetesi, 1 Nisan 2015, erişim 14 Ocak 2022

https://www.sabah.com.tr/gundem/2015/04/01/gulekin-esinden-gulene-dev-bagis

[592] Abdülkadir Özkan, Modern Zamanların Hasan Sabbah’ı Fethullah Gülen, İstanbul: Kopernik Kitap, 2017, s.23

[593]“ Fethullah Gülen’in hayranı olduğu CHP’linin bilinmeyen sırları”, Oda Tv Haber Sitesi, 17 Nisan 2018, erişim 14 Ocak 2022

https://odatv4.com/guncel/fethullah-gulenin-hayrani-oldugu-chplinin-bilinmeyen-sirlari-17041830-137018

[594] “23 yıl hapis cezası alan eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın FETÖ’nün kritik ismi ile fotoğrafı çıktı” Hürriyet Gazetesi, 23 Kasım 2021, erişim 15 Ocak 2022       

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/23-yil-hapis-cezasi-alan-eski-istihbaratci-enver-altaylinin-fetonun-kritik-ismi-ile-fotografi-cikti-41945485

[595] “İshak Alaton ve FETÖ”, Aydınlık, 15 Eylül 2016, erişim 30 Ocak 2022

https://www.aydinlik.com.tr/ishak-alaton-ve-feto

[596] “İshak Alaton’dan çarpıcı açıklama”, Yeni Şafak, 6 Nisan 2011, erişim 30 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/ishak-alatondan-carpici-aciklama-312368

[597] “Gezi davası istinaf başvurusunda çarpıcı tespitler! Kavala, Soros, Alaton…”, Vatan Gazetesi, 11 Nisan 2020, erişim 5 Şubat 2022

https://www.gazetevatan.com/gundem/gezi-davasi-istinaf-basvurusunda-carpici-tespitler-kavala-soros-alaton-1310941

[598] “Ölen Yahudi işadamının FETÖ’ye güzellemeleri ortaya çıktı”, 8 Ekim 2020, erişim 30 Ocak 2022

https://www.yeniakit.com.tr/haber/oglu-ciller-ve-erbakana-karsi-hareket-etmisti-olen-yahudi-is-adaminin-fetoye-guzellemeleri-ortaya-cikti-1407740.html

[599] “İlk Gülen röportajını yapan Nuriye Akman: Röportajı Sabah için yaptım” Cumhuriyet Gazetesi, 8 Aralık 2017, erişim 12 Ocak 2017 https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ilk-gulen-roportajini-yapan-nuriye-akman-roportaji-sabah-icin-yaptim-882065

[600] “28 Şubat buluşması” A Haber İnternet Sitesi, 3 Mayıs 2015, erişim 12 Ocak 2022

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2015/05/03/28-subat-bulusmasi-1430620130

[601] “Yakıştıramadım” Haberturk Gazetesi, 17 Mart 2014, erişim 12 Ocak 2022

https://www.haberturk.com/polemik/haber/930324-yakistiramadim

[602] “Yeşil kart kefillerinin tam listesi”, 26 Haziran 2008, erişim 5 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/yesil-kart-kefillerinin-tam-listesi-9276671

[603] Helin Şahin, Kripto 15 Temmuz Darbe Gecesi, İstanbul: Profil Kitap, 2017, s.34

[604] Cem Duran Uzun, Mert Hüseyin Akgün, Hasan Yücel, İddianamelerde 15 Temmuz Darbe Girişimi VE FETÖ, İstanbul: SETA Yayınları 87, 2017, s.40-41

[605] “Rus uçağının düşürülmesi ByLock’ta: ‘Vuran eleman çok sağlam”, Hürriyet Gazetesi, 4 Ocak 2020, erişim 6 Şubat 2020

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/rus-ucaginin-dusurulmesi-bylockta-vuran-eleman-cok-saglam-41412037

[606] “15 Temmuz’un FETÖ’cü komutanı: O olayda Hulusi Akar’ın bir suçu yok”, Oda Tv Haber Sitesi, 20 Mayıs 2019, erişim: 3 Şubat 2022

https://odatv4.com/guncel/yurtta-sulh-konseyinin-basinin-kim-oldugunu-biliyor-20051955-161590

[607] “Suikastçıyı 5 kez kurtardılar” Yeni Şafak Gazetesi, 11 Haziran 2008, erişim 19 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/suikastciyi-5-kezkurtardilar-3357277

[608] “Genelkurmay Başkanı Akar darbe girişimi gecesini anlattı”, BBC İnternet Sitesi, 25 Temmuz 2016, erişim 2 Şubat 2022

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-36887090

[609] “O Gece 5. Kolordu Çok Önemliydi”, Devrim Gazetesi, 15 Temmuz 2020, erişim 31 Ocak 2022

https://www.devrimgazetesi.com.tr/o-gece-5-kolordu-cok-onemliydi/

[610] “1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar’ın Darbe Gecesi Yaptığı Açıklama” 15 Temmuz Dosyası İnternet Sitesi, 5 Kasım 2016, erişim 31 Ocak 2022

[611] “O gece Özel Kuvvetler’de neler yaşandı?”, Yeniçağ gazetesi, 3 Ağustos 2016, erişim 3 Şubat 2022

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-143286h.htm

[612] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[613] “Bülent Bostanoğlu darbe gecesi 9 saat dolaşmış, 140 telefon görüşmesi yapmış”, Hürriyet Gazetesi, 15 Ağustos 2016, erişim 1 Şubat 2022

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/bulent-bostanoglu-darbe-gecesi-9-saat-dolasmis-140-telefon-gorusmesi-yapmis-40195070

[614] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 84-87

[615] Hande Fırat, 24 Saat, 15 Temmuz’un Kamera Arkası, İstanbul: Doğan Egmont Yayıncılık, Kasım 2016, s. 101

[616] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[617] “İşte o kahraman”, Yeni Şafak Gazetesi, 12 Ağustos 2016, erişim 27 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/iste-o-kahraman-2509786

[618] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[619] Ayhan Demir, “Fetö Yuvası Kosova”, Yeni Akit Gaztesi, 14 Aralık 2016, erişim 6 Şubat 2022

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ayhan-demir/feto-yuvasi-kosova-17537.html

[620] “Eski 2. Ordu Komutanı Huduti’ye 15 yıl hapis cezası”, 4 Mayıs 2018, erişim 6 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/eski-2-ordu-komutani-hudutiye-15-yil-hapis-cezasi/1135067

[621] Ayhan Demir, “Fetö Yuvası Kosova”, Yeni Akit Gaztesi, 14 Aralık 2016, erişim 6 Şubat 2022

https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ayhan-demir/feto-yuvasi-kosova-17537.html

[622] “Sivillere ateş eden konsey üyesine 141 kez ağırlaştırılmış müebbet” Anadolu Ajansı, 20 Haziran 2019, erişim 20 Ocak 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/sivillere-ates-eden-konsey-uyesine-141-kez-agirlastirilmis-muebbet/1510712

[623] “10 Soruda darbe Girişimi ve Fetullahçı Terör Örgütü” Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları (Kasım 2016), s.5

[624] İslam Ansiklopedisi, Mustafa Öz, Türkiye Diyanet Vakfı, 1997, “Haşişiyye” maddesi

[625] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.93

[626] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.253

[627] “Darbecinin cenazesine ailesi sahip çıkmadı”, Haberturk Gazetesi, 21 Temmuz 2016, erişim 6 Şubat 2022

https://www.haberturk.com/gundem/haber/1269561-darbecinin-cenazesine-ailesi-sahip-cikmadi

[628] Muhammmed Gömük, der., 15 Temmuz Yurtta Sulh İddianamesi, Ankara: Ertem Basım, 2018, s.276

[629] “15 Temmuz’da Ankara’yı bombalayan darbeci pilotların ortak stratejisi inkar”, Anadolu Ajansı, 18 Ekim 2020, erişim 5 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/15-temmuzda-ankarayi-bombalayan-darbeci-pilotlarin-ortak-stratejisi-inkar/2010511#

[630] “Türksat Genel Müdürü Cenk Şen’in 15 Temmuz Gecesi Türksat’ta Yaşananlara İlişkin Bilgi Vermesi”, TBMM FETÖ Komisyonu Tutanağı, 2 Aralık 2016, erişim: 26 Ocak 2022

https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1807

[631] “İşte o kahraman”, Yeni Şafak Gazetesi, 12 Ağustos 2016, erişim 27 Ocak 2022

https://www.yenisafak.com/gundem/iste-o-kahraman-2509786

[632] “Eski başyaver Yazıcı’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis”, Milliyet Gazetesi, 18 Temmuz 2020, erişim 5 Şubat 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/eski-basyaver-yaziciya-agirlastirilmis-muebbet-hapis-6262082

[633] “FETÖ sanığı eski yarbay darbeyi ihbar eden binbaşıyı ‘ihanetle’ suçladı”, Anadolu Ajansı, 9 Haziran 2017, erişim 6 Şubat 2022

https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/feto-sanigi-eski-yarbay-darbeyi-ihbar-eden-binbasiyi-ihanetle-sucladi-/838360

[634] Hüseyin Arslan, “Rüya Metaforu Üzerinden Din İstismarı: FETÖ örneği”, Liberal Düşünce Dergisi. yıl 22, sayı 87, (yaz 2017), s.37, erişim 7 Şubat 2022

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/790388

[635] “Yıllar önceki kapak kafa karıştırdı” Oda Tv Haber Sitesi, 1 Ağustos 2017, erişim 22 Ocak 2022

https://odatv4.com/medya/yillar-onceki-kapak-kafa-karistirdi-0108171200-120572

[636] “Meaning of Numbers in the Bible The Number 19”, erişim 23 Ocak 2022

https://www.biblestudy.org/bibleref/meaning-of-numbers-in-bible/19.html

[637] Kutsal Kitap “Zekeriya 3, Dördüncü Bölüm”, erişim 23 Ocak 2022

https://kutsalkitap.info.tr/?q=zek%203

[638]+ “Cizre’de büyük ihanet“ Milliyet Gazetesi 11 Eylül 2016, erişim 22 Ocak 2022

https://www.milliyet.com.tr/gundem/cizrede-buyuk-ihanet-2309693

mesajları ve Öcalan’ın İmralı Notlarındaki ifadeleri birlikte ele alındığında, FETÖ’nün dış güçlerin maşası olarak Güneydoğuyu Türkiye’den koparma çalışmaları içinde olduğu açığa çıkar. 15 Temmuz FETÖ’cü darbe teşebbüsünün bastırılması sonrasında bu kirli işbirliğine nokta konuldu ve İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, İkinci Ordu Kurmay Başkanı Garnizon Komutanı Tümgeneral Avni Angun, Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık, İkinci Ordu Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili olmak üzere yedi asker ve Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Osman Gürcan tutuklandılar.[1] İkinci Ordu, Türkiye’yi Suriye İran ve Irak’tan gelebilecek tehditlere karşı kurulmuş bir ordudur. Darbe teşebbüsü sırasında 1. Ordu ve 3. Ordu komutanları tarafından darbeye karşı tavır sergilenirken, 2. Ordu komutanı tavır almadı. Hatta Semih Terzi, Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmeye giderken Silopi’den bir timi beraberinde götürdü. (Bkz. Darbe Teşebbüsünde Özel Kuvvetlerin Rolü) Tuğgeneral Ali Osman Gürcan ise örgütten aldığı talimat üzerine 320 tam teçhizatlı komandoyu Şırnak’tan Ankara’ya götürmek üzere 37 askeri araçtan oluşan konvoyu hazırlatarak Zırhlı Personel Taşıyıcı araçlarla saat 00.10 sularında Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanına doğru askerleri yola çıkardı (Bkz. Darbe Teşebbüsündeki Jandarma Genel Komutanlığı Subayları). Bu iradelerin 2. Ordu komutanının bilgisi dahilinde yapılması, darbe teşebbüsü bastırılmasaydı Güneydoğu topraklarının ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu gösterir.

15 Temmuz’un Kudüs’ün Hristiyanlar Tarafından Alındığı Tarih Olması

                  Aksiyon dergisi 2003 yılı Aralık ayında kapağına Hz.İsa’nın resmini koyarak “İnsanlık Onu Bekliyor Hz. İsa” başlığı attı Türkiye’deki ilahiyatçıların tepkisine sebep olurdu.[2] Bu kapak da 13 yıl sonraki darbe için bir başka ezoterik mesajdı. Bu ezoterik mesaj, anlam ve içeriğini 15 Temmuz tarihinden alır. FETÖ’nün darbe teşebbüsüne giriştiği 15 Temmuz tarihi Hristiyanların Kudüs’ü aldığı tarihle çakışır. Esas itibariyle Hristiyanların Kudüs’ aldığı tarih 15 Temmuz’un şafak vaktiydi. Darbe teşebbüsü 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece saat 03.00’te yapılacaktı. Darbelerin araya cumartesi pazarı sokmak için cuma günü yapılması geleneği vardı. 15 Temmuz’un farklılığı piyasaların kapandığı saatten sonra yapılması ihtiyacındandır.

 Fatımiler Birinci Haçlı Seferi sırasında 1096’dan itibaren Türklerin zayıfladığını görüp, Kudüs’ü kuşatarak geri aldılar, fakat bu durum uzun sürmedi ve Haçlılar 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ü işgal edip Fatımilerden aldılar. İşgal sırasında da şehirde pek çok Müslümanı öldürüp şehri Müslüman cesetleriyle doldurdular ve sonrasında da bu cesetleri yaktılar.[3] Bu yüzden 15 Temmuz tarihi Hristiyanlar için kutlu bir gündür. Mısır’da hüküm süren İsmaili karakterli Fatımiler arasındaki taht kavgaları ve bazı Fatımi halifelerinin tutumları parçalanmalara sebep oldu. Fatımi halifesi Mustansır’ın ölümü ile iki oğlu Nizar ve Müstali arasında anlaşmazlık çıktı. Bu anlaşmazlık sebebiyle taraftarlar da iki birbirine düşman oldular. Nizar’ı tutanlar memleketi terk etmek zorunda kaldılar. Irak ve çevresinde bilhassa Hasan Sabbah’ın faaliyetiyle ihtilalci bir teşkilat olarak ortaya çıktılar. 1124 yılından ölümüne kadar Alamut Kalesi merkez olmak üzere çeşitli cinayetlere adı karışan Hasan Sabbah’ın mezhebine Talimiye, Fidaviye, Haşişiye ve Nizâriye de denilir. Selçuklu İmparatorluğu hudutları içinde bunlarla çok uzun mücadelelerde bulunulmakla beraber başa çıkılamamıştı. hasan Sabbah’ın fedai teşkilâtı, kendisine karşı koyan birçok devlet adamı, kadı ve bilgini öldürerek yıllarca dehşet saçtı. Bu faaliyetleri on üçüncü asırdaki büyük Moğol istilasına kadar devam etti. Mısır’daki kol sonradan Yemen’e intikal etti ve faaliyetlerine orada devam etti. Her iki kolda da “Gizli İmamlar” ve “imamın gaybubeti” önemli rol oynar.[4] FETÖ yapılanmasında da gizli (mahrem) imamlar çok sadık bir pozisyondadırlar ve aynı Haşhaşiler’de olduğu gibi örgütlerine bağnazca sadıktırlar. (Bkz. 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünde Sivil İmamların Rolü)

                  FETÖ’nün Mesiyanik (Hz.İsa’nın dünyaya tekrar geleceğine inanan) öğretiye sahip olması, örgütlenme ve metodda Cizvitlere birebir aynı olması (Bkz. Darbe Teşebbüsünde Sivil İmamların Rolü), tarihteki Fatımilerin ve Haşhaşilerin oynadıkları rolü oynamaları ve Kudüs’ün Hristiyanlarca alındığı gün olan 15 Temmuz’la kesişen bir tarihte darbe teşebbüsü yapmaları arka planı açısından şu ipuçlarını verir:

FETÖ projesinin üst aklının Siyonist Hristiyan cemaat ya da cemaatler olması ve FETÖ’nün onlar tarafından hayata geçirilen bir örgüt olması ihtimali çok yüksektir. Siyonizmin hedefi Büyük İsrail’dir ve Büyük İsrail ütopyasının sınırları Türkiye’nin Güneydoğu illerini de içine alır. Fethullah Gülen’in İsrail sevgisi ve İsrail’e olan bağlılığı ise sır değildir. Bunun en somut örneğini 31 Mayıs 2010’da İsrail askerlerinin Mavi Marmara gemisini Doğu Akdeniz’de basıp 10 aktivisti öldürmesi sonrası, “İsrail’den izin alınması gerektiği” yönündeki beyanıyla göstermişti.[5] Kuvvetle muhtemel ki, aynen Fatımilerin Kudüs’ü Türklerden aldıktan sonra Hristiyan Haçlı Ordusunun da Fatımilerin elinden alması gibi, bir darbe ile ülkeye FETÖ hakim olacak, hemen sonrasında bir savaşa girilecek ve Güneydoğu Türkiye’den koparılıp, siyonistlere devredilecekti. Bu açıdan, darbenin 1 numaralı sanığı Akın Öztürk’ün, Aksiyon dergisinin 1997’de “Yurtta Sulh” başlığını kapak yaptığı dönemin çemberinde 1996-1998 arasında İsrail Tel-Aviv’deki Türk konsolosluğunda askeri ataşe olarak görev yapması çok dikkat çekicidir. (Bkz. Darbe Planlamasında Hava Kuvvetleri Subayları.)

Premilenyal Dispensasyonalizm İdealine Hizmet

Hristiyan Siyonistlerini diğer Protestanlardan ayıran temel özelliklerin başında Hz.İsa’nın Kudüs’te dünyaya yeniden gelişiyle başlayacak bin yıllık dönem öncesine olan inanç gelir. Buna premilenyal dispensasyonalizm (premilennial dispensationalism) denir. Hristiyan Siyonistler, İsa’nın geri döndükten sonra yeryüzüne hakim olacağı bin yıllık bir dönemin başlayacağını, bu dönemden önce felaketlerin olacağı bir dönemin yaşanacağına iman eder.[6] farklı dinlerdeki Mesiyanik anlayışa sahip cemaatler de esas itibariyle Hıristiyan Siyonistlerin bu inancına hizmet eder.

Hıristiyanlıkta temel olan, Hıristiyanlığın kutsal metinlerinin Hıristiyan gözüyle okunmasıdır. Oysa Hıristiyan Siyonistler merkeze Yahudileri yerleştirir. İşte Hıristiyan Siyonistlerinin temel aldıkları ikinci doktrin, Yahudilerin Tanrı tarafından seçilmiş bir millet olduğu inancıdır. Yahudiler, Tanrı’nın yeryüzüyle bağlantılı olarak yeryüzü amaçlarıyla ilintilidir. Diğeri ise cennetle ilgili hedefleri içerir ve Hıristiyanlıkla ilgilidir. Yahudilerin İsrail toprağı olarak tanımlanan alana hakimiyeti, Kudüs’ün Yahudilerin başkenti olduğu inancı ve Yahudilerin yıkılan tapınağının yeniden Kudüs’te inşa edileceğine dair inanç da Hıristiyan Siyonistlerin temel inanç esaslarındandır.