No menu items!

Şevket Kazan

Okumalısınız!

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

“Refah-Yol Hükümeti’ni düşürmek için uygulanan çeşitli stratejiler vardı, bunlardan biri Refah Partisi’ni içeriden bölmekti. Erbakan Hoca varken bunu başarmaları mümkün değildi. Doğruyol Partisi’ni bölmeye başardılar. Biz Refah-Yol Hükümeti’ni kurduğumuz zaman milletvekili sayımız 158, Doğruyol Partisi’nin 134’tü. DYP sonraları 115’e düştü, eridi. En yakın arkadaşları ayrılmaya başladı. Yalım Erez, Yıldırım Aktuna, Işılay Saygın gibi isimler ayrılmaya başladı. Genel olarak milletvekillerinde bir sıkıntı baş gösteriyordu; kimi milletvekillerine para teklifleri, vaatleri yapıldı. Şimdi böyle bir durumdayken Hoca’ya dedim ki, ‘Hocam fevkalade sıkıntılı durumdalar ve biz de ortağımızın böyle yıkılışına ilgisiz kalamayız. Bakın, bir gensoru verilse bizi hükümet olarak düşürecekler; gelin, nöbeti Tansu Çiller’e devredelim, koalisyonun bu maddesini çalıştıralım, bu arada Muhsin Yazıcıoğlu’nu da aramıza alalım. O sayıyı kapatmamız lazım ve Muhsin Yazıcıoğlu’na da bir bakanlık verilebilir’ dedim. Hoca ‘tamam’ dedi ve bugünkü Başbakanlık binasında müzakerelere başladık. Yalnız, Hoca, Tansu Hanım’a dedi ki: ‘Bak git, söz al Demirel’den, sana devredeceğiz; ama hükümeti kurma görevini sana vermesi lazım’. Efendim gitti geldi; ‘Hocam tamam, ben görüştüm, yetkiyi verecek.’ İki-üç gün sonra Hoca bir daha uyardı: ‘Arkadaşımdır, ben Teknik Üniversite’den tanıyorum, vermeyebilir’. Gitti yine görüştü, geldi, ‘tamam Hocam, verecek’ dedi. Biz buna rağmen Tansu Çiller’in kuracağı hükümete güvenoyu vereceğine dair 289 milletvekilinden imza topladık. Biz 289 imza bulmuş getirmiştik. Demirel, Hoca’nın hükümeti Tansu Hanım’a devretmek için istifa ettiği günün akşamı, hükümeti kurma görevini Mesut Yılmaz’a verdi. O kalleşliği yaptı. Yine Demirel, 21 Mayıs’ta, benim hayatımda en sevdiğim savcı dediği Vural Savaş’a da Refah Partisi’nin kapatma davasını açtırmıştı. O kapatma davasında da Süleyman Demirel’in rolü var.”

“TÜSİAD her yıl Ankara’da yaptığı Aralık ayı toplantısını Türk-Yunan işadamları toplantısı kamuflajı altında Atina’da hem de Amerika Büyükelçiliği’nde yaptı. 11 Aralık 1996 tarihinde Atina Toplantısı yapıldı. Behiç Kılıç bir köşe yazısında bu toplantıdan bahseder. Bu toplantıya medya patronları, çeşitli partilerden de gerekli kişiler gidiyor, Güven Erkaya da gidiyor. Erkaya, sağlık durumundan dolayı Amerika’ya gidiyormuş gibi yapıp Atina’ya gidiyor. Güven Erkaya, 28 Şubat’ta gerçekleşen olayın daha önceki adımlarını yürüten stratejistidir. 28 Şubat’ın stratejisini o çizmiştir. Onun ölümünden sonra bazı köşe yazarları yazılarında ‘28 Şubatın mimarı odur’ demişlerdir. Demirel’in en beğendiği kişilerden biriymiş. 11 Aralık’ta yapılan o toplantıda Refah-Yol Hükümeti’nin hangi stratejilerle düşürülebileceğini tartışıyorlar. Aydın Doğan, zaten baş aktör olarak orada. Dinç Bilgin var. Çok enteresan bir şey daha söyleyeyim size: arşivleri karıştırdığınız zaman açıkça göreceksiniz, 10 veya 9 Aralık tarihinden 20 Aralık tarihine kadar Hürriyet, Sabah ve Milliyet gazetelerinde tam sayfa ilanlar vardır; aynı ilanlar. ‘Türkiye yarın başka bir Türkiye olacak’ ibaresi var. Milliyet ilan servisi tarafından hazırlanmış. Sabah’ta çıkıyor, Hürriyet’te çıkıyor, Milliyet‘te çıkıyor. Aynı ilan 10 gün boyunca tam sayfa devam ediyor.”

“Atina Toplantısı’ndan sonra, ‘1 Ocak’tan itibaren yoğun bir irtica yayını başlatacağız’ diye kararlaştırılmış. Mesela Hizbullah olayı… Millî Gazete’de çıkmıştır; Hizbullah, ‘Amerikan Hizbullahı’dır’ diye. Hizbullah’ı, Kürt’ü Kürt’e kırdırmak için kurduran Amerika’dır.”

Önceki İçerikRecai Kutan
Sonraki İçerikTansu Çiller

Daha Fazlası

SON EKLENENLER

Dinç Bilgin

“1995 yılından itibaren özellikle medyada kamu ihalelerine girişte büyük bir artış oldu. Türkiye’de enerji dağıtım şirketlerine bakın o tarihte; Bursa’yı Türkiye gazetesi, bilmem nereyi...

Fehmi Koru

“Birileri kendilerini ‘merkez’ olarak tanımlamışlar, o tanımlamaya uygun bir tabanı da oluşturmuşlar. Oradan hareketle kendilerinin gündemi belirleme hakkına sahip oldukları iddiasını bugüne...

Abdurrahman Dilipak

“Merkez medyada birçok yayın kuruluşu ‘topyekûn savaş’ diye manşetler atıyor, hedef gösteriyorlardı. Çoğu yayın organı güç ve iktidarın sesi olarak rolünü icra...

Mehmet Ali Birand

“Merkez medya, askerin Türkiye’nin sigortası olduğuna inanan; -kelimelerimi çok dikkatli seçiyorum-, parlamentonun ve siyasetçinin o kadar da güvenilecek bir unsur olmadığını düşünen...

Salim Uslu

“Yani şimdi düşünün ki, herkesin sadakat yarışına sokulduğu bir yerde bir işçi konfederasyonu bütünüyle brifinglerden dışlanıyorsa; işte DİSK’in, TÜRK-İŞ’in brifinglere davet edildiği...